22 May 2013

EGE NİHAYET BİSİKLETE BİNDİ

Merhaba,

Ege dün bisikleti ile biraz bahçede gezdi. Arkadaşı İbrahim Polat bisikletine binmek istiyor diye aşağıya indirmiyordu. Dün ancak ikna edebildim ama yine de bisikletini paylaşmak istemiyor. "Bisikletimi bir daha aşağıya indirmeyelim, İbrahim bisiklet alınca indiririz dedi :) "



Bisikleti kısa süre sonra yukarı çıkardık.  Yeni aldığı topunu indirdik bu sefer. Hayda birde top için kavgaya tutuştular. Bu çocuklar ne zaman paylaşmayı öğreniyor acaba? Büyüseler de rahat etsek diyorum, büyüyünce dertleri de büyüyor diyorlar. Bilmem ki hangisi daha sinir bozucu olur

Sevgilerimle,
Şafak

EGE'NİN ANAOKULU SERGİSİ

Herkese merhaba,

Hafta sonu Ege'nin anaokulundaki sergisine gittik. Herkes birbirinden güzel şeyler yapmış.









Kuzumun yaptığı resimleri gördüğümde sanki Picassonun yaptıklarını  seyrediyor gibi gururlandım :)







 Hele baba-çocuk performansında yaptıkları şahaserdiler.






HER İNSAN YALNIZ ÖLÜR AMA YALNIZLIK BİR SEÇİM OLMAMALI


Merhaba,

Yaklaşık bir hafta önce, oturduğum sitede bir kadının evinde ölüsünü buldular. Kendisi avukatmış. Bulduklarında dört gün falan geçmiş. Kadın elektrik sobasını yatağının yanına yakmış ve bu nedenle ölüsü erkenden çürümüş. Komşusu kokuyu fark etmiş ve yönetime haber vermiş. Polis kapıyı kırarak açmış.

Bazıları bir oğlu olduğunu söylüyor, bazıları hiç çocuğu olmadığını, eşinden yıllar önce boşandığını ve bir kız kardeşi olduğunu söylüyor. Ama sonuç itibarı ile kadının kimsesi yokmuş. Anlatıldığına göre kimseyle görüşmezmiş. Bir anlamda yalnızlık kendi tercihiymiş.

Sonra bugün buna benzer bir haberi annemden de duydum. Köyde de birinin başına aynısı gelmiş onu da dört gün sonra bulmuşlar.



Peki böyle mi olmalıydı? Bence hayır.


Eskiden komşuluklar vardı. Herkes birbirini arar sorardı. Akrabalar vardı. Her bayram en yaşlılar ziyaret edilirdi. Zaten yaşlılar öyle yalnız yaşamazdı. Oğlunun yanında yaşardı. Sonra bir şeyler hızla değişti. Genci, yaşlısı herkes yalnızlaştı.

Ölümler arttı ve daha çok duymaya başladık çürümüş cesetleri. O yüzden karar verdim. Eğer ömrüm olursa, yaşlanınca gidip huzur evine yerleşeceğim. Yalnız ölürüm ama sabahına bulurlar beni.

Sıkıcı bu konular. İnsanın içi burkuluyor. Dua edelim. Allah hayırlı ölüm versin.

Sevgiyle kalın
Şafak

21 May 2013

İÇKİ Mİ YOKSA PARA MI?

Hani derler ya içki bütün kötülüklerin anasıdır. Yok kardeşim yok, adam gibi içersen sadece keyif verir. Bence bütün kötülüklerin anası PARA. Evet yanlış duymadınız, PARA.

Az olur, kahır edersiniz. Hamurunuzda bozukluk varsa azlığı hırsız eder.  Çok olur azdırır. Nereye harcayacağınızı şaşırırsınız, gün gelir o sizi harcar. Ya da kimseyle paylaşamayacak kadar çok seversiniz onu, sonra yapayalnız ölürsünüz. Paranızı geride kalanlar yer, birde size küfreder.

Bu söylediklerimi herkes bilir. Bilirde yine de herkes onu delice ister. Yeri gelir kalp kırarsınız onun için, gün gelir siz kırılırsınız farkında olmazsınız.

Haram vardır birde helal. Haram başkasının hakkı olanın sizde olmasıdır. Yasaktır size, ama bir şekilde size gelmiştir ve sizde ondan vazgeçemezsiniz. Paranın yüzü sıcaktır. Çeşitli bahanelerle kendinizi kandırırsınız. O sizde kalır. Kalır da eğer şanslıysanız bu dünyada bir şekilde çıkar sizi terk eder. Yoksa yandınız. İnananlar için diğer dünya denilen yerde bedeli ağırdır.

Tabi insanoğlu bazen helal ile haramı karıştırır. Buna da Allah karar verir.

Bana bu satırları düşündüren şey ne oldu biliyor musunuz? Daha önce yaklaşık 10 yılımı verdiğim bankanın ikinci emeklilik denilen sandığı kapanma aşamasına geldi. Eski adıyla Dışbank Güvenlik Sandığı vakfı, son adıyla Fortis Güvenlik Sandığı vakfı kapatılıyor. Vakfın kuruluş amacını yerine getirebilmesi için konulan can alıcı bir madde değiştirilerek çalışan ve emeklilerin hakları BES denilen bireysel emeklilik sistemine aktarılıyor. Banka birleşmesi nedeniyle, işten çıkartılanlar, istifa edenler yani kısaca "Ayrılanlar" bu parada bizimde hakkımız var diyerek olayı mahkemeye taşımaya hazırlanırken, halen çalışanlar "mutlaka var ama ne yapalım banka sizin hakkınızı vermek istemiyor yoksa biz vermek istiyorduk" diyerek vicdanını rahatlatıyor. Tabi bu arada ayrılanların hakkı olmadığını düşünenlerde yok değil. Birde hala çalışıp, gerçekten bu karara üzülen ve böyle olmamalıydı diyenlerde var. Ve bir bakıyorsunuz herkes birbirine düşmüş, hakaretler havada uçuşuyor.

Tüm bunlar olup biterken insanlar çirkinleşiyor. Gerçek yüzü ortaya çıkıyor herkesin. Kim ne kadar eder öğreniyorsunuz.

Bana sorarsanız (sormazlar ya neyse :) ) kapatılacaksa, emekliler yani hakkını kazanmış olanların hakkı verilmeli kalanların ise yani bu zamana kadar tüm çalışmış olanların ödedikleri tutar ve süre göz önüne alınarak emeklilerden sonra kalan para bölüştürülmeliydi. Ama yine para kazandı.

Değerinizi hayat belirlemesin vicdanınız belirlesin. Allah her şeyin hayırlısını versin. Paranında, insanında, ölümünde..

Sevgiyle kalın,
Şafak



18 May 2013

ÇALIŞAN ANNELERİN EN ZORLANDIĞI KONU; ÇOCUĞUM KİME EMANET

Bugün eski maillerimi  temizlerken çalıştığım dönemde kendime not olarak yolladığım bir maili buldum. Nerden yazdığımı bilmiyorum ama çocuğuna bakıcı arayan ve iyi bakıcıyı nasıl bulacağını düşünenler için aydınlatıcı olacağına eminim.


Çocuğunuza bir dadı bulmak zorundasınız. En iyi şekilde bakılması için pek çok dadı adayıyla görüştünüz, arkadaşlarınızdan tavsiyeler aldınız. Peki ama hangi dadının sizin için en iyisi olduğunu nasıl bileceksiniz?

İşte size bulduğunuz kişinin uygun olup olmadığını gösterecek bazı ipuçları;


Dadı adaylarında en çok dikkat etmeniz gereken nokta, seçeceğiniz kişinin tecrübeli ve çocuk gelişimi konusunda eğitim almış olması. Bir dadı adayına karar verdiyseniz, sizin de evde olduğunuz 2-3 gün onu deneyin.

Dadının işini gerektiği gibi yapıp yapmadığını anlayabilmek için bazen biraz dedektiflik yapmanız gerekebilir. Yanlış giden bir şeylerden şüphelenen bazı anne-babalar evlerine kamera sistemi kurduruyor. Bu sayede işyerinde dadıyı takip edebiliyorlar. Ama bu kadar aşırıya kaçmadan da dadının işini ne kadar özenli yaptığını anlayabilmeniz mümkün.

İyi Dadı;


• Çocuğunuz dadısını görünce neşeleniyorsa,
Çocuklar cana yakın, sabırlı ve ilgili olan dadılarının gelmesini dört gözle beklerler.

• Çocuğunuz dadısının söylediği, yaptığı harika şeyleri anlatıp duruyorsa,
Dadınız her şeyi en iyi şekilde yapabiliyor olabilir, ama çocuklarınızla vakit geçirmekten zevk alıyor olması da önemli.

• Çocuğunuzun en iyi şekilde bakılması için yaratıcı çözümler getiriyor ve size yardımcı oluyorsa,
Örneğin; çocuğunuzun boyaları bittiyse evdeki malzemeleri kullanarak çocuğunuza alternatif boyalar yaratıyor veya çocuğunuz uyumuyorsa! sizden yardım veya tavsiye istiyorsa bakıcınız işini ciddiye alıyor demektir.

• İşe vaktinde geliyorsa,
Bunun dışında o gün acil bir durumdan dolayı çocuğunuza bakamayacaksa size anında haber veriyor ve hatta yerine başka birini öneriyorsa, size ve aranızdaki iş anlaşmasına saygı duyuyordur.

• Sizinle sürekli iletişimde bulunuyorsa,
İşini ciddiye alan bir dadı o gün yaptıklarını sizinle paylaşacak zamanı yaratır, hiç olmadı size not yazar. Çocuğunuzun bütün gün ne yaptığını bilmek isteyeceğinizin farkındadır ve yaşadığı küçük, büyük bütün sorunları size anlatır.

• Miniğiniz yeni şarkılar ve kelimeler öğrenmeye ve bunları size de göstermeye can atıyorsa,
İyi dadılar çocukların ne kadar meraklı olduklarını bilirler. Onların bütün sorularını cevaplandırmaya, yaratıcı yönlerini ortaya çıkarmaya ve yeni beceriler geliştirmelerine yardımcı olurlar. Yaptıklarından zevk alan çocuğunuz üstün yeteneklerini size göstermek için sabırsızlanacaktır.

• Çocuğunuzun kendisi gibi odası da temizse,
İyi bir dadı miniğinizin temiz ve sağlıklı olması için elinden geleni yapacaktır.

• Onun güvenliğine dikkat ediyorsa,
İyi bir bakıcı evde ve dışarıda çocuğunuzun küçük kazalar geçirmemesine dikkat eder. Yolda karşıdan karşıya geçerken elini tutar, kendisi olmadan mutfağa girmesine izin vermez ve arabaya bindiklerinde onun emniyet kemerini takar.


Kötü Dadı;

• Dadısını görmekten mutlu olmuyorsa,
Dadılar, anne ve babaların yerini elbette alamaz, ancak çocuğunuzun dadısını sevmesi ve ona güvenmesi şart. Çocuğunuz ve dadısı birbirlerinden hoşlanmıyor olabilecekleri gibi dadı çocuğunuza gerekli olan sıcaklığı ve huzuru vermiyor da olabilir.

• Dadınız gününün nasıl geçtiğini anlatmaya istekli değilse,
Çocuğunuzun ve dadısının o gün neler yaptığını bilmeniz sizin en doğal hakkınız. Siz eve döndüğünüzde o gün neler yaptıklarını öğrenmek için can atarsınız. Dadınız bunları anlatmıyorsa, ya sizinle bir iletişim sorunu vardır ya da sizden saklamak istediği bir şeyler.

• Ufaklığınız sürekli olarak küçük kazalar geçiriyorsa,
Dadı çocuğunuza zarar gelmemesi için sürekli olarak ona göz kulak olmak zorunda. Bu durumda uyurken veya oyun oynarken dadısı onunla ilgilenmiyor olabilir.

• Yetiştirme tarzınızı eleştiriyorsa,
Siz ve dadınız bir takım olduğunuz için dadınızın yapıcı eleştirilerine kulak vermelisiniz. Ama yemek, uyku ve güvenlik gibi temel konularda anlaşamıyorsanız, yeni bir dadı aramaya başlamalısınız.

• Hep geç geliyorsa,
Güvenemeyeceğiniz bir dadı sizi en olmadık anda terk edebilir. Sürekli geç kalan bir dadı diğer konularda da güvenilir olmayacağı için, işine sadık ve sorumluluk sahibi bir dadı bulmanızda büyük fayda var.

• Çocuğunuza pis ve dağınık bir şekilde bakıyorsa,
Dadınız en temel konulara bile özen göstermiyorsa, çocuğunuzun diğer ihtiyaçlarını da özenle yerine getirmiyordur.

• Anlattıkları birbirini tutmuyorsa,
Hırsızlık yapan, size yalan söyleyen veya sizi kandırmaya çalışan bir dadıya kesinlikle hoşgörü göstermeyin. Bu tarz kişilerin işine hemen son verin



Allah iyi bakıcılarla karşılaştırsın tüm çalışan anneleri.

Sevgiyle kalın
Şafak

16 May 2013

ANNE SÜTÜ FAYDALI TAMAMDA, TEKRAR NASIL GERİ GELECEK?

Merhaba,

Son onbeş gündür Efe Deniz beni emmek istemiyor. Zaten çok az olan sütüm iyice gitti. Bu da bütün sinirlerimi alt üst ediyor. Konu ile ilgili okumadığım makale, denemediğim şey kalmadı. Hepsini not ettim iki sayfadan fazla. Birileri işe yararsa sizinle de paylaşırım.

Makine ile sağıyorum ama sadece bir damla geliyor. Makinanın bebeğin emmesi kadar faydalı olmadığını söyleyenler doğru söylüyor sanırım. Uzun uzun sağıyorum. Olmuyor olmuyor.

Efe Deniz 20 günlükken hastalanıp yoğun bakımda yatmasaydı, belki süt üretimim bu kadar sekteye uğramayacaktı. Sonrasında ben ısrarla emzirseydim, aman aç kalmasın diye mamaya başlamasaydım, bugün bir çok anne gibi emzirebilecektim.

Bu süt olayı fena halde Ege'yi de emziremememin nedenlerini hatırlatıyor bana. O üç aylıkken eşimin ailesi ile bir tartışma yaşamış ve sütüm tamamen kesilmişti. Bu günlerde o günler aklıma geliyor sık sık. Hiç tadım tuzum kalmıyor, fena halde sinirleniyorum.

Siz siz olun bebeğiniz dünyaya geldiğinde kimseyi takmayın, yalnızca kendinizi düşünün

Sevgilerimle
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...