7 Eki 2013

PEKMEZLİ, HAVUÇLU İNCİRLİ KEK

Merhabalar,

Bu akşam kek pişirme akşamımızdı. Yeni bir tat deneyelim dedik, pekmezli havuçlu incirli kek yaptık. Oldukça besleyici oldu. Tek bir dilimi bile doyuruyor insanı. Gelelim tarife;

Malzemeler:
2 adet rendelenmiş havuç
6 adet ince kıyılıp, una bulanmış incir
1/2 bardak toz şeker
1 su bardağı üzüm pekmez
1/2 su bardağı sıvıyağ
1 çay kaşığı tarçın
3,5 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya

Yapılışı:

Yumurta ve şekeri iyice krema kıvamına gelene kadar çırpın. Sıvı yağ ve pekmezi ekleyerek çırpmaya devam edin. Tarçın, un, kabartma tozu ve vanilyayı ekleyin.

En son havuç ve inciri de ekleyerek karıştırın
Yağlanıp unlanmış kek kalıbı dökerek, önceden ısıtılmış 180 derece fırında yaklaşık yarım saat pişirin.



Afiyet olsun,

Şafak

YAŞAMA YAKIN

Yatıp uyumak istiyorum mesela. Hiç kalkmadan saatlerce. Güneş içeri girmesin. Perdeleri sımsıkı kapatmalıyım.

Zamanı değil oysa ki!

Nerden aklıma geldi ki o gece?

Araba bir sağa bir sola gidiyor. Damarlarımda biraz alkol. Arabayı kullanan kör kütük sarhoş. Bana mı kaldı arkadaşıma eşlik etmek, ben yanında olunca eve varması kesin mi ki? Ben gerçekten safım.

İçimde bir şarkı. Hiç susmuyor Allah kahretsin.



Ve hızla kayıyoruz, birileri bağırıyor. Tek aptal ben değilmişim demek ki! Başkaları da var arabada.

Gözlerim kapanıyor.

Aklıma önce annem geliyor. Niye bu işlerde hep önce anne hatırlanır ki? Belki de sürekli bizi uyardığı için. Belki de annemize hep sonradan hak verdiğimiz için.

Sonra kız kardeşim gözlerimin önünde....

Ve şarkı hala susmuyor.

Araba hızla sürükleniyor...

Ölüme hiç bu kadar yakın değilim. Dua etmeliyim..

Ama...

Aklımda bir tek "İsimsiz". Sahi neden isimsiz adını vermiştim ona. Hiç olmadığı için mi? Yoksa kimse bilmesin diye mi?

Şarkı hala sürüyor içimde..

Gözlerim tamamen kapanıyor.

Gözlerimi açıyorum, bir hastanenin röntgen odasındayım. Şoktayım..

Ve diyorlar ki "sürekli o şarkıyı sayıklıyordun"

Ve sonra günler geçiyor. İsimsiz beni ziyarete geliyor. O gün Onu ilk gördüğüm anı hatırlıyorum. Sanki dün gibi.

Hastanede herkesle kavga ediyorum. Hemşireler, doktorlar, fizik tedavici illallah diyor.

İçimde ki sakin kız ölmüş galiba. Zaten  o günden sonra, bir daha hiç görmedim kendisini.

Ölüme hiç bu kadar yakın olmamışım. O an anlıyorum.

Yaşama da hiç bu kadar yakın değilim o an.

Değişiyor her şey, gözlerimi kapattığım anki karanlık aydınlığa bırakıyor kendini. 

Ya ölseydim....

Bu bir işaret diyorum ve gerçekten yaşamaya karar veriyorum

Ta ki bir sonraki ölüme kadar.....

Şafak
20.10.2003

YİRMİ ÜÇ YIL SONRA KALDIĞI YERDEN

Merhaba,

Bugün benim için gerçekten çok güzel ve çok özel bir gündü. Lise arkadaşlarımın bazıları ile tam yirmi üç yıl sonra yeniden bir araya geldik. Her şey bir arkadaşımızın resminin altına "Bir gün buluşsak ne güzel olur" diye yazılması ile başladı. Herkes bu cümleyi bekliyormuş ki, bir anda iş ciddiye döndü ve gerek facebook aracılığı ile gerekse facebook kullanmayan diğer arkadaşları haberdar ederek buluşma organizasyonuna dahil oldu.

Buluşmayı planlayanlardan biri olarak evdeki iki çocuğunda hastalığı iyileşmeyince gidip gitmemek konusunda bir ikileme düşmedim değil, ama benim canım kocacığım her zaman olduğu gibi beni yalnız bırakmadı ve gitmem konusunda destek oldu. İşte ben bu adamı bu yüzden çok seviyorum, aşkım hep canlı kalıyor. Her zaman yanımda, hep destek, tam destek :)

Cesaretim olmadığı anlarda bile bir yolunu buluyor kendim olmamı sağlıyor.

Haberleşebildiğimiz kişilerin büyük çoğunluğu gelmişti. Ve herkes sanki dün ayrılmış gibiydi. Anlatıldı, gülündü, zaman zaman ciddi konuşmalar yapıldı. Fiziksel olarak bir miktar değişilse de ruhsal olarak herkes nerdeyse aynıydı.

Bir çoğunun, birbirimizi tanıdığımız zaman ki yaşımız kadar olan çocuğu vardı. En küçük çocuklara sahip tek kişi bendim. 

Hepsini tanıdığım için çok mutluyum. İyi ki tanışmışız, iyi ki bunca yıl sonra görüşmüşüz.

İşte bu günden bazı kareler...
Aklına sağlık Ecevit, hepimize bundan bir tane istiyoruz.














Ve kapıda veda anımız. Tabi ki bir sonraki buluşmamıza kadar....


Hepinizi seviyorummmm

Şafak

4 Eki 2013

RÜYAMDA BİLE YALANCISIN


Bu sabaha karşı bir rüya gördüm. Beni yıllar öncesine götürdü. Ve sonra aniden bu güne geri getirdi.
 Tekrar anladım ki, sen her zaman yalancısın. Her zaman sadece kendini düşünürsün.
Oysa ben, sevdiğine inanmıştım.
 Şarkıda dediği gibi:
"Bırakıp kaçmak sana yakışır ancak"


Şafak

3 Eki 2013

BALLI -BADEMLİ KAYISILI KEK

Yeni bir tarifle karşınızdayız. Bu akşam üstü bizim mutfakta Ballı-bademli kayısılı kek pişti. Arkadaşlara ve evdekilere denetildi. Geçer not aldım :) Sizinle de paylaşmak istedim.

 
Malzemeler:

Yarım su bardağı kabuklu tatlı badem
12 adet kuru kayısı
3 adet yumurta
125 gr. oda sıcaklığında tereyağı
1/2 su bardağı süt
Bir tutam tuz
3/4 su bardağı bal
2,5 su bardağı un
1 paket kabartma tozu

Yapılışı:

Bademleri ayıklayıp bıçak yadımı ile ince kıyın. Kayısıları küp küp doğrayıp, pişerken dibe çökmemesi için unlayın. Yumurtaların sarısını ve beyazını ayırın. Tereyağını karıştırma kabına alıp, yumurta sarıları ile krema kıvamına gelene kadar mikserde çırpın. Üzerine süt ve balı ekleyip, tekrar çırpın. Un ve kabartma tozunu da yavaş yavaş ekleyerek karışıma yedirin. Kayısı ve bademleri ekleyin.

Ayrı yerde beklettiğiniz yumurta beyazlarını bir tutam tuz ile önce düşük sonra yüksek devirde kar gibi olana kadar çırpın. Çırpılmış yumurta beyazlarını unlu karışa ekleyip bir tahta kaşık ile dikkatlice aşağıdan yukarı karıştırın.


Yağlanmış ve unlanmış kalıbınıza döküp önceden ısıtılmış 180 derece fırında yaklaşık 30 dakika pişirin.

Dilerseniz servis yaparken üzerine pudra şekeri serpebilirsiniz.

Afiyet olsun,
Şafak

2 Eki 2013

DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU (DEHB)


 
Pazartesi günü İzkoçluk, İnternet anneleri, Sınır tanımayan ebeveynler topluluğu ve İst  Coachin işbirliği ile düzenlenen Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite seminerine katıldım. Çocuklar evde olduğu için online katılım hakkından faydalandım.  Semineri Jodi Sleeper Triplett anlattı. İngilizceden Türkçeye çeviri vardı.  Çocuklarla çok zor oldu ama aldığım bazı notları sizinle paylaşmak istiyorum.
 
 
* Türkiye’de yaklaşık 600.000 kişide görüldüğü söylenmektedir. Bebeklikten başlayıp yaşam boyu sürebilen DEHB’de dikkat toplayamama, aşırı hareketlilik ve kontrol bozukluğu temel sorunlar olarak görülmektedir.

* Dehb yani dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu yaygın gelişim bozukluğu içinde normale en yakın olan farklılık olarak adlandırıyorlar. Hastalık demeyi pek tercih etmiyorlar. Nörobiyolojik bir bozukluk.

* Yetişkinler hayattaki şeyleri önem sırasını biliyorlar ve buna göre önceliklerini saptıyorlar. Çocuklarda bu durum farklı. Onlar önceliklerini saptamakta zorluk çekebilirler.

* Herkesin öğrenme şekli farklı. Çocuklarda daha da farklı oluyor. Burada öğretmene iş düşüyor. Öğretmenin öğrenme şekli farklı çocukları anlayıp buna göre, onların anlayacağı şekilde eğitim vermesi gerekirmiş.
         Örneğin matematik de sorun yaşayan bir hastası olduğundan bahsetti eğitimi veren kişi.    Neden  kaynaklandığını merak ediyordum, öğrenmemesine neyin sebep olduğunu bulmak lazımdı. Çocuğu konuşturdum. Sonunda öğretmenin ders anlatım sırasında ışıkları kapadığını, bu durumunda çocukların uykusunu getirdiğini bu nedenle de başarısız olduklarını anladığını söyledi.

* Türkiye'de DEHB ile ilgili araştırma yok.

*Hiperaktif çocuklar spora yönlendirilmeli çünkü spor nörokimyasalları etkiliyormuş.

* DEHB'lerde ilaç kullanmanın sakıncası yok. Doktorlar 2 hafta hasta üzerinde çalışır ve doktor gerekli görürse ilaç yazar. İlaçlar doktor onayı ile kullanılır. Bu farklılığa sahip gençler ve çocuklarda eğer doktor ilaç vermişse ilerleyen yıllarda onların alkol ve uyuşturucu kullanma olasılığı azalıyormuş.

* Çocuğa neden ilaç kullandığını mutlaka anlatmalıymışız. İlaç içmenin onun için faydalı olduğuna inanmak çok önemliymiş.

* Okul sonrası DEHB ile yaşamayı öğrendiği için birey hayatı daha kolay yaşamaya başlıyor. Ancak DEHB'lilerdeki en büyük sıkıntılardan biri çok fazla eş ve çok sık iş değiştirmek olarak kendini gösterebilirmiş.


Çocuklarla alabildiğim notlar bu kadar.

Sevgiyle kalın

Şafak

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...