4 Ağu 2017

Su Çiçeği Hastalığı ve Tedavisi



Merhaba,

Bugün sizlere Haziran ayında Ege ile Temmuz ayında da Efe Deniz ile yaşadığımız Su Çiçeği hastalığı sonrası bilgi ve deneyimlerimi anlatmak istiyorum.

Çok fotograf çektirmek istemedikleri için ne yazık ki böyle 3 foto paylaşabiliyorum sizinle. Bu fotolarda görünüşü ile ilgili sorularınıza  pek cevap veremez gibi düşünüyorum.

Önce Ege hastalandı. Aslında okullarda su çiçeği salgını olduğunu  birkaç hafta önce duymuştuk ama yakalanmamıştık. Ya da biz öyle sanıyorduk. Sitede de çocuklardan bir kaçı su çiçeğiydi. Aslında bir yandan da yakalanmalarını çok istediğimi itiraf etmeliyim. Çünkü bu tarz hastalıklar küçük yaşda daha kolay atlatılıyor. Ege'de normal şartlarda olan belirtiler olmadı. Ne ateş, ne halsizlik ne de bir başka birşey. Başlıca belirtiler bunlar zaten. Öncesinde anlama şansınız yok. 


Su Çiçeği Belirtileri


Gezmeye gittiğimiz bir pazar günü eve geldiğinde anne kaşınıyorum dedi. Hava da sıcak olduğu için terden kaynaklandığını düşünerek soyunup  duş almasını istedim. tişörtü çıkardığında kaşınıyor dediği yerde bir baloncuk gördüm. Sinek yada böcek ısırığı olabileceğini düşünürek daha yakından baktığımda içinde hafif bir baloncuk fark ettim. Aklıma hemen su çiçeği geldi tabi. Bu nedenle duştan vazgeçtik ve izlemeye başladık. Çok hızlı bir şekilde bir kaç saat içinde vücudundaki kabarıklıklar çoğalmaya başladı. Önce pembelik olarak başlıyor sonrasında da bir gün içinde su baloncuğu oluyor ve ertesi günde sönmeye başlıyor.

Su Çiçeği



Su Çiçeği Tedavisi


Kabarıklara Ovadril losyon sürdüm. Bu doğru bir davranışmış çünkü ertesi gün doktora götürdüğümüzde o da aynı losyonu sürmesini önerdi. Çiçek hastalığında  bilmediğiniz bir losyon sürmekten kaçınmalısınız çünkü bazıları su çiçeği hastalığında zararlı oluyormuş. Hatta bazılarının klavuzunda özellikle belirtiyorlar. Bizim için biraz kolay geçti çünkü ben her yeni çıkmaya başlayan kabarcığa losyon sürdüm. Bu kaşınmasını önlediği için zorlanmadık. 

Hastalık en çok 1-4 gün arası artarak devam ediyor ve 7 günün sonunda da genellikle sona eriyor. Viral bir enfeksiyon olduğundan antibiyotik vb. her hangi bir ilaç işe yaramıyor. Sadece ateş için hafif bir ateş düşürücü verebileceğimizi söyledi dokorumuz ama bizim hiç ihtiyacımız olmadı. Eskiler hep dermiş, baştan başlayıp, ayaktan çıkarak son bulur. Cidden de doğru bir tespit.  Gögüs ve sırt bölgesinde, başında daha çok oluyor. Cinsel bölgelerinde, ağzında olan çocuklarda var. Kimi çocuklar hafif kimi çocuklarda ağır atlatıyorlar. 

Su çiçeği kaç gün sonra yıkanır?


İyileşmeye başladığında kabarıklıklar bu şekilde sönmeye ve kararmaya başlıyor. Bu döneme kadar çocuğu yada kabarıklıkları yıkamaktan kaçınmanız gerekiyor. Çünkü su çiçeğine su değdiğinde kabarcıklarda çukurlaşma oluyor ve iz kalıyor. Banyo konusunu doktorumuza sorduğumda, özellikle baş bölgesini kesinlikle ve kesinlikle yıkamamızı tembihledi. 




Su çiçeği bulaşıcı mı?




Son çiçek sönene kadar hastalık bulaşıcılığını koruyor bu nedenle okula göndermemekte ve diğer çocuklarla çok iletişime girmemesini sağlamakta fayda var. Evde başka çocuklarda olunca bulaşmaması kaçınılmaz oluyor. Bizde de öyle oldu. Ege tamamen iyileştikten yaklaşık bir hafta sonra Efe Deniz'de hastalandı. O Ege'den daha hafif atlattı maşallah. Sadece bir kaç yerinde çıktı ve doktor bile emin olmakta zorlandı ve iyice muayene ettikten sonra  su çiçeği olduğunu ama çok hafif geçeceğini söyledi. 

Aşılara karşı olan bir çok kişi olduğunu biliyorum, benimde aşı dönemlerinde aklıma takılan bir konuydu ama aşılar sayesinde daha hafif atlattıklarını düşünüyorum.

Dilerim çocuklar mutlaka geçirmeleri gereken bulaşıcı hastalıkları küçük yaşta ve çok hafif atlatırlar. Umarım işinize yarayan bir yazı olmuştur. Bir başka yazıda görüşmek üzere

Sevgiler
Şafak

31 Tem 2017

Canan İle Summer Party Blogger Buluşması



Merhaba,

Cumartesi günü sevgili Canan Zerkinli'nin düzenlemiş olduğu #cananilesummerparty blogger buluşması için Ankara'daydım. Oldukça keyifli geçen sıcacık bir buluşma oldu. 

Buluşma Ankara Ümitköy'de bulunan çok tatlı bir mekan olsan Cafe Bi'Kavonoz'da gerçekleşti. 




“İçinde Mutluluk Var” sloganıyla yola çıkan Cafe Bi’Kavanoz 3 katlı bir yapı. Oldukça hoş bir bahçesi var. İkinci katta ki salon bize ayrılmıştı. İşletmecisi Mert bey çok kibar ve çok ilgili biri. Kafedeki bir çok yiyecek kendileri tarafından hazırlanıyor. Öyle ki özel pastalar dahi yapabiliyorlar. 




Bu güzel mekanda kendim için resim çekmeden duramadım :)





Mekanın adresi : Mutlukent Mah. Mutluköy Sitesi 1950.sok No: 8  Ankara (Ümitköy Galleria arkasında yer alıyor.)
        
Mekanın süslemeleri Düş Organizasyon tarafından yapılmıştı. Işıklı panosu tam da yazı yansıtıyordu. Ayrıca bizler için şirin kurabiyeler ve süsler hazırlamışlardı. Emeklerine sağlık. 



Sevgili Dimes mekanda ikram edilmek üzere %100 sıkma elma ve portakal suyu çeşitleri ile bizlerleydi.



Etkinliğe şahsen katılan firmalarımızda vardı. Bunlardan biri Doğadan Çay firmasıydı. Keyifle içtiğim elmalı yeşilçayları ve bazı arkadaşlarım tarafından zayıflatıcı etkisi olan Beyaz çay hediyeleri ile bizlerleydiler. 


Sevgili Revox At Kuyruğu Şampuan yeni çıkardığı ürünü olan Boyalı Saçlar için özel üretilmiş şampuanını ilk bizlere tanıttı. Ürün hakkında ki detaylı bilgiye videomdan ulaşabilirsiniz. Kanalıma abone olursanız çok sevinirim :)




Bir diğer marka ise Bargello Parfüm'dü. Yeni ürettikleri kolonyaları ve parfüm çeşitleri ile gönlümüze taht kurdu. Benim şansıma çikolatalı kolonyası düştü. Parfümü ise eşim için, öneri üzerine üzerine istemiştim. İyi bir seçim olduğunu söyleyebilirim.


Bir diğer firmamız, BEE'O arı ürünleri'ydi. Bilgilendirici bir sunum yaptılar. İstanbul Teknik Üniversitesi Arı Teknokent firmasıymış ve  Türkiye’nin ilk ve tek yerli inovasyon ödüllü propolis üreticisiymişler. 



Karakter Dükkanı çocuklarımız için onların seveceği birbirinden güzel sevilen karakterlerin oyuncakları ve ürünlerinden göndermişti. 



Katılan tüm blogger arkadaşlarımın da benim kadar keyif aldıklarını düşünüyorum. 




Diğer sponsor firmalarımızı bir sonraki yazımda sizlerle paylaşacağım. O güne kadar kendinize çok iyi bakın :)

Sevgiler

Şafak



28 Tem 2017

Okula Başlama Yaşı ve Anaokulu'na Kayıt Maceramız Başlıyor



Merhaba,

Anaokulu çocuklar için hayatlarının bir dönüm noktası diye düşünüyorum.  Daha önce Ege anaokuluna gittiğinde, o dönemki bizim ve okulların yaşadığı zorlukları anaokulu yazımda anlatmıştım.

Bu sene de Efe Deniz Anaokuluna başlayacak. Efe Deniz arkadaş canlısı bir çocuk ve geçen yıldan beri okula gitmeyi çok istiyor. Bu sene devlet anaokulu için biraz erken diye düşünüyordum ama kayıt için yaşını dolduracağını fark ettiğimde kaydettirmeye karar verdim. 

2 gün önce Resmi gazetede yer alan bilgiye göre 2017-2019 öğretim yılında hayata geçirilmek üzere, Anaokulları şu an zorunlu eğitime dahil oldular. E-okul sistemine bu bilgilerin dahil edileceği yazıda belirtiliyordu ancak henüz bir şey yok. Sanırım bu eğitim yılında çalışmalar ancak tamamlanacak.  Ayrıca bu uygulamanın sağlıklı bir şekilde yürütülebileceğine çok inanmıyorum. Bunun nedeni de bana göre anaokullarının yetersiz olması.

Mesela bizim ilkokulda 10 tane birinci sınıf var. Bu durumda en az 10 tane de anasınıfı gerekecek. Peki bu çocukları nasıl konumlandıracaklar. Ege'nin ilkokuluna yapılan ek bina, son dakika imamhatip ortaokula dönüştü. Peki şimdi yakınlarda başka da bir ilkokul olmadığına göre anaokulu çocuklarını nereye yerleştirecekler. İlk Okula bağlı anaokulumuz elimizden alınan, imam hatip ortaokuluna dönüşen binaya geçen yıl 4 sınıf olarak taşınmıştı.  Okulun bünyesine dahil edilen ve ayrı bir girişi olmadığından ve büyük abilerle aynı okulda okuması belki de fiziksel olarak sıkıntılara neden olacağından ayrı girişi olmayan bir anaokuluna göndermek istemiyorum da. 

Ayrıca bir siteden aldığım resmi yazıda da sanki karışıklıklar var gibi. Bu yazıyı okuyan yetkili birileri varsa yorumlarını merak ediyorum.


Bizim durumumuza dönecek olursam;

Şimdilik yine yakın bir başka ortaokulun bünyesinde bulunan ancak girişi ve bahçesi ayrı olan bir başka anaokuluna kaydettirmeyi düşünüyorum. Ege'yi götür sonra Efe'yi götür sonra Ege 'yi al eve getir sonra Efe'yi tekrar okuldan al, benim için oldukça zor olacak diye düşünüyorum. İnşallah bu seneyi kolaylıkla atlatabiliriz. Sonrasında bir sene daha anaokuluna gönderneyi ve ilkokul kaydını 7 yaşında yapmayı planlıyorum. Çünkü bir çok kişinin aksine ilkokul yaşının 7 olması gerektiğini düşünüyorum. Bunun için de sanırım sağlık raporu almam gerekecek. Benim gibi merak edenler için MEB'in yayınladığı bilgiyi buraya ekliyorum.


Okul öncesi ve ilköğretim kurumları yönetmeliğine göre;


Okul öncesi eğitim kurumlarında okula kayıt:

a) Anaokulu ve uygulama sınıflarına, kayıtların yapıldığı yılın eylül ayı sonu itibarıyla 36 ayını tamamlayan ve 66 ayını doldurmayan çocukların kaydı yapılır.
b) Ana sınıflarına, kayıtların yapıldığı yılın eylül ayı sonu itibarıyla 48 ayını dolduran ve 66 ayını doldurmayan çocuklar kaydedilir. Ancak bir grup oluşturabilecek kadar çocuk bulunmayan okullarda 36-47 ay arası çocuklar da ana sınıfına kaydedilebilir.

c) 67, 68 ve 69 aylık olup da velisinin yazılı talebi veya sağlık raporu doğrultusunda ilkokula kaydı bir yıl ertelenen çocuklar okul öncesi eğitim kurumlarına öncelikle kaydedilir.

İlkokula kayıt:

a) İlkokulların birinci sınıfına, kayıtların yapıldığı yılın eylül ayı sonu itibarıyla 66 ayını dolduran çocukların kaydı yapılır. Gelişim yönünden ilkokula hazır olduğu anlaşılan 60-66 ay arası çocuklardan, velisinin yazılı isteği bulunanlar da ilkokul birinci sınıfa kaydedilir.

b) Okul müdürlükleri, yaşça kayıt hakkını elde eden çocuklardan 66, 67 ve 68 aylık olanları velisinin vereceği dilekçe; 69, 70 ve 71 aylık olanları ise ilkokula başlamaya hazır olmadıklarını belgeleyen sağlık raporu ile okul öncesi eğitime yönlendirebilir veya kayıtlarını bir yıl erteleyebilir.

hazırladı.

Çocuklarının kaç aylıkken okula başlayacağı ile ilgili tereddüt yaşayan velilerin oldukça işine yarayacak olan 2017-2018 Eğitim Öğretim Yılı 1.Sınıf Okula Başlama Yaşı Tablosu  şöyle ;


2017- 2018 yılı okula başlama tablosu
Siz bu konuda neler düşünüyorsunuz? Anaokulu zorunlu olmalı mı? 2 yıl üst üste anaokula göndermek yanlış mı? Ya okula kayıt yaşı için ne yapmalı? Görüşlerinizi bekliyorum

Sevgiler

Şafak

22 Tem 2017

"Sonsuzluğun Sonuna Dek" Kitap Yorumu




Merhaba,

Geçtiğimiz hafta ilk defa bir kitap turuna katıldım ve çok keyif aldım. Kitap turu nasıl bir şey derseniz, birkaç kitapsever yada kitap bloggeri bir araya geliyor ve seçtikleri bir kitabı birlikte okumaya başlıyorlar. Sonra hepsi sosyal medya hesaplarında kitap hakkında ki yorumunu paylaşıyor. Instagramda @otakukutuphanesi , @hayalperestinzamanyolculugu , @elmaskocan ve @safagindunyasi  olarak bulabileceğiniz 4 blogger olarak Dex Kitaptan yayımlanmış “Sonsuzluğun Sonuna Dek” kitabını birlikte okuyarak yorumladık. 

Kitap Jennifer L. Armentrout tarafından 2016 yılında yazılmış ve özgün adı “The Problem with Frower “ Karton kapak olan kitap 490 sayfa.




Sonsuzluğun Sonuna Dek kitabında koruyucu aileler tarafından büyütülen Mallory ile Rider ‘in hikayesi anlatılıyor. Birlikte aynı koruyucu ailede büyümeye çalışan Mollary ve Rider ne yazık ki o aile de çok kötü zamanlar geçirmiş. Küçük bir kız olan Mollary’i korumak için ondan birkaç yaş büyük Rider bir çok kere dayak yemek zorunda kalmış.

“Küçük bir kızken sürekli dolabımda saklanırdım. Tozla kaplı ve karanlıktı, naftalin kokardı. Ama orası beni dışarıdaki canavarlardan koruyan bir mabeddi. Büyüdüğümde ve saklanmam gerektiğinde hep gardıroplarının tüm o canavarları hapsettiği, benim de rahat rahat,  güven içinde yatağımda yattığım bir evde yaşadığımı hayal ederdim. Örnek alıp hayranlık duyabileceğim bir anne baba ile yaşadığım bir evi , ileride hayatımı nasıl daha iyi yönde değiştirebildiklerinden bahsedebileceğim bir konuşmanuın konusu olabilecek bir anne babayı. Ama saklandığım  canavarlar bana nezaketin ve sevginin karşılıksız verilmesi gerektiğini öğreterek beni şu anda olduğum kişi haline getirdiler. “

Gençlerin yolları kötü bir olay ile ayrılmış. Bir yangında kolları yanan–ki yanma nedeni çok acıklı - Mollary’i yattığı hastane de doktor olan Carl ve Rosa evlat edinmiş. Birkaç yıl birbirini görmeyen bu iki gencin hayatı bir tesadüf sonucu lisede yine kesişmiş ve asıl hikayede bu şekilde başlıyor.
Kitapta sadece bu iki gencin hikayesi yoktu. Hayatlarında olan başka kişilerin de hikayeleri vardı ve aslında herkesin hayatının zaman zaman zor zamanlardan, büyük acılardan geçtiğini okuyabiliyordunuz.
Kitap aslında bir çok duyguyu bir arada içinde bulunduruyordu. Arkadaşlık, kader ortaklığı, anne babası olmayan çocukların yaşadığı zorluklar, bulunduğun ortamın yaşamını nasıl etkilediği ve aşk.
Rider ve Mollary’in aşkı…

“Sonsuzluğun Sonuna Dek” arkadaşlığa ve aşka inancını kaybetmeyenler için yazılmış. Tavsiye edilir efendim :)


17 Tem 2017

Biricitle Yaza Merhaba Buluşması



Merhaba,

Geçtiğimiz Cumartesi günü, sevgili arkadaşım Yasemin'in düzenlediği "Biricitle Yaza Merhaba" blogger buluşmasındaydım. Crowne Plaza İstanbul-Florya 'da gerçekleşen event çok keyifliydi. Etkinlik öncesi İstanbul Akvaryum'u hep beraber gezdik ve yeniden hayran kaldık :) Daha önce yazmış olduğum İstanbul Akvaryum ile ilgili detaylı yazımı buradan okuyabilirsiniz. Hele Kutupta gelen Penguenler yok mu onlara ayrı bir bayılıyorum. 







Crowne Plaza Florya otel, konumu itibarı ile çok güzel bir otel. Daha önce bruncha da gittiğimiz otelde yiyecekler oldukça lezzetli. Özel günler için mutlaka değerlendirilmeli diye düşünüyorum. Florya'nın ilk ve tek 5 yıldızlı oteli olması ile de çok revaçta. 4 ayrı blokta 306 misafir odası bununan otelin neredeyse tamamına yakın odası deniz manzaralı.

Bizleri Salamina Restaurant bölümünde misafir ettiler. Hazırladıkları masa ve yiyecekler çok lezzetliydi.



Sponsorlarımızdan Minval yayınları sahibi Nesibe hanım ve HuncaLife yetkilisi Dilek hanım şahsen katılmıştı etkinliğimize. 


Minval Yayınları Nesibe Mumcu







Huncalife Dilek Erdoğan bizimleydi ve dolu dolu bir paketle katılmışlardı. İçinde yok yoktu :)


Gelelim diğer sponsor firmalarımızın hediyelerine




Gurme212 birbirinden lezzetli sosları ile bizimleydi.


Doğadan Çay, yeşilçay ve yasemin karışımı bitki çayı ile bizimleydi.


Yayla yeni bulgur çeşitleri ile bizimleydi. Vegan beslenme için oldukça uygunlar.


Sevgili Essence kozmetiğin kendi paletini kendin yap ürünlerini çok merak ediyordım. 


Dermokil yeni duş jeli ile bizlerleydi.



Dimes artık Ada Gazozu ile bizlerle. Bizden tam not aldı :)


Kirlenmek güzeldir diyen Omo vazgeçilmez markalarımdan.


Vissmate yüzey temizleyici ilk defa denediğim ürünlerden oldu. Kokusu oldukça kalıcı.


Amerikaların çok severek yediği Donut artık ülkemizde :) Krispy Kreme ilk denediğim bir tat.


Uber Kozmetik yeni tanışacağım bir marka. Krem kolonyasına bayıldım. Nasıl şirin bir ambalaj bu.


HighGenic ürünleri ile daha önce tanışmış ancak kullanmamıştım. Silikonlu temizleyicisi ve derz temizleyicisini çok beğendim.



Maia Kozmetik soyulabilir siyah maske ile bizimleydi.


Bargello Parfüm daha önceden de sevdiğim parfüm ve vucut spreyi ile bizimleydi. İkisi de çiçek kokulu ve tam yazlık


Bioblas yeni ürünü Organik yağ ve Isırganlı şampuanı ile bizimleydi.


Dr. Oetker sevdiğimiz tatları ile bizi mutlu etti.  Özellikle kekburgerini çok severek yapıyorum.



Schwarzkopf mucize yağları ile bizlerleydi.



Sevgili Karakter Dükkanı bizi bu etkinlikte de yalnız bırakmadı. 


Trendbende hepimize birbirinden güzel kıyafetler göndermişti.


Sponsor firma isimlerine tıklayarak, hesaplarına ulaşabilirsiniz. Bu güzel etkinlik için sevgili Yasemin'e ve katılan arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum.


Bir başka yazıda görüşmek üzere
Sevgiler
Şafak



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...