29 Eki 2016

29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız Kutlu olsun...




29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun. 



Bize bu bayramı hediye eden başta, Atamız Başkumandan Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, silah arkadaşlarina, vatanın bütünlüğü için canıyla, malıyla savaşan halkımıza minnet ve şükranla.... 



video




Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır..




Ne mutlu Türk'üm diyene....


25 Eki 2016

Agapi - Kitap Yorumu

Sarah Jio - Agapi


Merhaba,

Ölümsüz aşk var mı sizce? Bence var. Gözlerin göremediği, sadece gönül gözü ile hissedebilirsiniz o aşkları...


Bir bakışta yakalayabilirsiniz bazen, bazen de bir kavgada çıkan kıvılcımlarda hissedebilirsiniz.. 

Kişiler ayrılsa bile, hatta ölüm onları ayırsa da, hiç ölmeyen aşklar var. Biliyorum...


Ölümsüzlüğe aşk ile ulaşanlar....  o şanslı kişiler...


Peki herkes bu şansa sahip mi dersiniz? Değil ne yazık ki. Egolarını aşklarının önüne koyan, kendinden vazgeçemediği için aşktan vazgeçen insanlar var bu dünyada... Onlar bu şansa asla sahip olamıyor, ölümsüz aşkla hiç tanışamıyorlar...


Ben bunları neden yazdım şimdi size acaba :) Dün gece yeni bir kitap bitirdim. O yüzden... Bana aşkı düşündüren ve aşkın hem kolay hem de zor bulabileceğini, onu elde tutmanın ise aslında çok zor olduğunu hissettiren, Sarah Jio 'ya ait Agapi isimli kitaptan bahsediyorum.


Kitap 1983 yılında Paris 'de Kont Luc Dumond'un  eşine çiçek almak için çiçekçiye gelmesi ile başlıyor. Ve bu gidiş gelişler sırasında çiçekçi Elodie aralarında bir aşk başlıyor..



Aşk hep vardır....


Bu giriş bölümünden sonra, hikayemiz annesinin çok sevdiği kocası tarafından terk edilmesinden sonra aşka inanmamayı seçen, gözlerindeki bir rahatsızlıkla yıllardır uğraşan Jane ile başlıyor. 

Jane 29. yaş gününde bir gerçekle karşılaşıyor. Gizemli bir kadından gelen bir mektup üzerine yanına en yakın arkadaşı ve çalışanı Lo'yu da alarak görüşmeye gidiyor. Gittiklerinde kadın ona bir hikaye anlatıyor. Kitabın ilk sayfalarında okuduğumuz Elodie 'nin hikayesini. Sonrasında birbirine delice aşık olan Kont ve Elodie'yi kıskanan Kontesin ona zarar vermek için bir büyücü ile anlaştığını, büyücünün ise ona zarar vermek yerine lanetlediğinden bahsetmiş.


Bu lanete göre, Elodie kendi aşkı yaşayabilmek için, aşkın farklı 6 tanımını yapacakmış ve sonrasında bu yeteneği kendisi gibi yeşil gözlü bir başka kıza verecekmiş. Yoksa kendi aşkına sonsuza kadar veda etmesi gerekliymiş.... 

Bu hikayeye göre Jane'in de diğerleri gibi, 30 yaşına gelmeden önce, aşkın 6 farklı tarifini yapması gerekiyor. Eğer bunu gerçekleştiremezse hayatı boyunca gerçek aşkı bulamayacak... Hoş o zaten aşka pek inanmıyor. En azından kendisinin aşık olabileceğine.....

Ayrıca o gün kadından, gözlerindeki rahatsızlığın aslında bir hastalık olmadığını, sadece aralarında gerçek aşk olan insanlarla bir araya geldiğinde hissettiği duygunun yoğunluğundan kaynaklandığını öğreniyor. 

Kadına inanıp inanmamak arasında gidip gelirken, arkadaşlarının yaşadığı ilişkileri de gözlemliyor. Birbirine çok aşık zannettiği insanların aslında öyle olmadığını, aralarında bir şey olmasına ihtimal bile görmediği insanlar arasında ki büyük aşkı fark ediyor. 


Bu arada çocukluktan beri doktoru olan kişi, eğer ameliyat olmazsa hayatı boyunca göremeyeceğini ya da felç geçireceğini söylüyor. Bu noktadan sonra kendi kehanetini gerçekleştirmek için herşeyi göze almaya karar veriyor. Ve kitabı yazarken arkadaşlarının yaşadıklarından yola çıkarak aşkı tanımlamaya başlıyor. Ve siz kitapta o aşk türlerinin hikayelerini okuyorsunuz.


Kitapta aşk 6 türde tanımlanmış. 


  • EROS: Hem fiziksel hem duygusal aşk. Aşkın bu türü tutkuyla doludur.
  • LUDUS: Bir oyun gibi oynanan aşk. Aşkın bu türünün en önemli parçası eğlencedir. Çiftler, bir araya gelmekten, karşısındakini etkileyip cezbetmekten hoşlanır. Ancak uzun süreli bağlılık sözü yoktur.
  • STORGE: Arkadaşlıktan doğan ve desteğe dayanan aşk. Güven dolu ve bağlılık gerektiren bir aşktır.
  • MANIA: Saplantılı aşktır. Duygusal iniş çıkışlar, kıskançlıklar hâkimdir.
  • PRAGMA: Kalbin değil aklın kontrol ettiği aşktır. Çiftler seveceği kişiyi mantığıyla seçer, kendisiyle benzer ilgi alanları, ortak değerleri olan birini arar.
  • AGAPI: Özverili, fedakâr, koşulsuz, bencil olmayan aşktır. Kişi kendini sevdiğine adar, karşılığında hiçbir şey beklemeden verir. Onu 'o' olduğu için sever.

Evet gerçekten aşkın çeşit çeşit türleri var. Aşık olmak insanlara bahşedilen oldukça büyülü bir duygu. Birden fazla defa aşık olabiliyor insan. Ve bu aşkı her seferinde farklı duygularla yaşıyor bence. Tamamen karşılaştığın insan, mekan, zaman....

Sarah Jio ünlü bir yazar olmasına karşın bu benim okuduğum ilk kitabıydı. Bu nedenle önce kitapla ilgili başka okuyucu yorumlarına baktım. Kimileri Agapi 'yi yere göğe sığdıramazken kimisi de hiç beğenmemişti.

Peki sen kitap hakkında ne düşündün derseniz? Ben kitabı akıcı buldum. Karmaşık değildi. Bazı anlar şaşırtmadı mı? Evet şaşırttı. Bazı anlarda da beklediğim şekilde gelişti olaylar. 
 Ben kitap okurken bana hissettirdikleri ile ilgileniyorum. Yazardan beklentiler içine girmiyorum. Çünkü biliyorum ki o da kitabı yazarken nasıl hissediyorsa öyle yazıyor. Sevdim kitabı :)




Gelelim Kitap ve Detaylara




Yazar :                                   Sarah Jio

Yayınevi  :                             Pena Yayınları

Basım Yılı :                           2015

Sayfa sayısı :                        276

Kitabın Özgün Adı :             The Look of Love


Bir de Sarah Jio sevenlere güzel bir haber vereyim. Sarah Jio'nun yeni kitabı "Kelebek Adası" ciltli ön baskısı satışı Tüm Dünya'da İlk defa Türkiye'de sloganıyla Pena Yayınlarında başlamış. Kitabın sınırlı sayıdaki baskısını aldığınızda, elinize geçmesi için 12 Kasım'a kadar  kadar bekleyeceksiniz.  Detaylar İçin Tık Tık 

Bende merakla bekliyorum. Bakalım yeni kitabı nasıl? 

Bir de şunu merak ediyorum. Sizin aşk tanımınız nasıl? 

Bir başka yazıda görüşmek üzere, hiç aşksız kalmayın emi mi? 

Sevgiler

Fuarların Başlamasıyla, Turizmciler nefes alıyor..



Yılın son çeyreğinde, fuarların başlamasıyla, fuarların yapıldığı bölgelerdeki turizmciler bir parçada olsa nefes alacak.  Ekim ve Kasım aylarında, fuarlarla birlikte dolulukların artacağını kaydeden Kaya Ramada Plaza Hotel İstanbul Genel Müdürü Murat Arslan, “Yılın ilk 9 ayında durağan bir dönem geçirdik. Bölgemizde ilk 9 ayın doluluk ortalaması %40 - %45 civarında oldu. Ekim ve Kasım ayındaki fuarlar, doluluklarda özlenen günleri yaşatacak” dedi.

Kaya Ramada Plaza Hotel İstanbul Genel Müdürü Murat Arslan

Konaklayanların %70’e yakınının yerli misafir olduğunu belirten Murat Arslan, fuar için Avrupa, Uzakdoğu, Ortadoğu gibi dünyanın dört bir yanından gelen konukları misafir etmekte olduklarını söyledi. 2017 yılının, 2016 yılına göre daha iyi bir yıl olacağını umut ettiklerini ifade eden Murat Arslan, şunları söyledi: “İstanbul olarak, bu yıl ciddi sıkıntılar yaşadık ve tüm sıkıntıların üstesinden en iyi şekilde gelmeye çalışıyoruz. 2017 yılı, kesinlikle turizmde daha iyi bir yıl olacaktır. Özellikle Büyükçekmece - Esenyurt bölgesindeki otellerin doluluklarında, fuarların etkisi büyüktür. 2017 fuar sayılarının artmasını ve biran önce fuar tarihlerinin netleşmesini umut ediyoruz” diye konuştu.

Sanayi bölgelerine ziyaretler yapıyor

Turizmde yaşanan daralma karşısında moralleri bozmadan, daha fazla sahada olduklarını anlatan Murat Arslan, Beylikdüzü, Haramidere, Esenyurt ve İkitelli başta olmak üzere, bölgedeki Organize Sanayi Bölgelerindeki fabrikaları ziyaret ettiklerini söyledi. Özellikle doluluklarda ciddi düşüşlerin yaşandığı Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında sanayi bölgelerinden gelen konukları ağırladıklarını kaydeden Murat Arslan, aynı zamanda Büyükçekmece başta olmak üzere, bölgede müsabakası olan spor kulüplerini misafir ettiklerini belirtti.

Türkiye genelinde 15 binden fazla kayıt dışı ev bulunuyor

Esenyurt’ta son yıllarda yeni otellerin açılmakta olduğunu da anlatan Murat Arslan, bölgenin turizmde bir cazibe merkezi olmadığını ve fuar tarihleri dışında hedeflenen dolulukların yakalanmasının zor olduğunu söyledi.

Esenyurt bölgesinin en büyük sorununun, çoğunluğu bu bölgede bulunan kayıt dışı evlerin günü birlik kiralanması olduğunu vurgulayan Murat Arslan, şunları kaydetti:

“Türkiye genelinde, 15 binden fazla kayıt dışı ev bulunuyor. Bu evler, kaçak olarak günü birlik kiraya veriliyor. Bu sayının da, ne yazık ki 10 bine yakını Esenyurt ve civarında bulunuyor. Nitekim gelişen bu pazardan haksız ve eşit olmayan koşullar ile pay almak isteyenlerin sayısı, son yıllarda hızlı bir artış gösterdi. Herhangi bir denetimin ve kontrolün olmaması sonucunda da, yaşanmakta olan üzücü olayları basından öğrenmiş oluyoruz. Bu konuda, Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB)’un önemli girişimleri oldu. Yetkililerden, kayıt dışı olarak günü birlik kiraya verilen bu evlerin de, acil olarak kontrol altına alınmasını istiyoruz” dedi.

Kaya Ramada Plaza Hotel İstanbul’dan, “Çocuk Kulübü”

Beylikdüzü’ndeki Kaya Ramada Plaza Hotel, yaklaşık 1 yıldır, Okyanus Koleji ile Çocuk Kulübü projesini yürütüyor. Çocuk Kulübü hakkında bilgi veren Genel Müdür Murat Arslan, şunları söyledi: “Otelde konaklayan ve özellikle haftasonları düğün için otelimizi ziyaret eden misafirlerimizin çocuklarına yönelik, ücretsiz sunulan bir hizmetimizdir. Çocuklar burada, tecrübeli hocamızla birlikte (zaman zaman eğlence için palyaçolar da dahil edilmektedir) hem eğleniyor, hem de öğreniyorlar. Çizgi film izliyorlar, boyama aktivitelerine katılıyorlar, oyun alanında oynuyorlar. Şehir otellerinde, bu tür hizmet veren çok az sayıda otel vardır” şeklinde konuştu.



24 Eki 2016

Kenton’dan Pasta Süsleme Malzemeleri Serisi!

Kenton’dan Pasta Süsleme Malzemeleri Serisi!


Türk damak tadı garantisi vadeden, yılların tatlı işinde uzman markası Kenton’un ürün gamı yepyeni ve benzersiz ürünlerle genişliyor… Tüketicinin geleneksel lezzetlere olan ilgisini Trileçe, Kadayıflı Muhallebi gibi yeni ürünleriyle cevaplayan Kenton, şimdi de Pasta Süsleme Malzemeleri serisiyle sizin ve sevdiklerinizin mutlu günlerini daha da özel ve unutulmaz yapmak için yola çıkıyor.

Pasta keki, çikolata, şeker hamuru... İnsanın aklını başından alan ve girdiği her mutfağı güzelleştiren malzemeler. Sevdiklerinizle beraber ya da onlar için ev yapımı tatlılar hazırlamak ise ayrı bir keyif.  Kenton da Tatlı Şefi alt markasıyla pazara sunduğu yeni ürünleri ile bu keyfi taçlandırmayı hedefliyor.

Tatlı Şefi serisinde yer alan hazır toz karışımlar, rengarenk şeker hamuru çeşitleri, yazı ve süsleme glazürleri, dekor pasta süsleri, hazır şekilli dekor şekerler, hazır pasta kaplamaları, yenilebilir mumluklar, dekor çikolatalar,  gıda renklendiricileri, pastacılık kuruyemiş ve meyveleri, altın ve gümüş dekorlar ile pastacılık için gerekli olan tüm malzemeleri bünyesine katmış bulunuyor. Evimizin küçük prensleri, küçük prensesleri ve tüm sevdiklerimiz için ayrı temalı ürünler düşünülen bu ürün grubunda Prens Serisi, Prenses Serisi ve Aşk Serisi olmak üzere üç ana seri bulunuyor.


Kenton Pasta Süsleme Malzemeleri ile evyapımı pasta, kurabiye, cupcake gibi lezzetleri pratik bir şekilde hazırlarken evinizi saracak nefis kokuların keyfini çıkarabilir, sonrasında da bu eşsiz lezzetleri sevdiklerinizle gönül rahatlığıyla paylaşabilirsiniz.


*basın bültenidir

22 Eki 2016

Hazır Baklavalık Yufka'dan Baklava Yapımı

Baklava

Merhaba,

Geçtiğimiz hafta, Bim'de satılan Unlum marka baklavalık yufka aldım yaptım. Daha önce hiç denememiştim. Yapımı oldukça kolay ama tabi evde yapılan baklavaların yerini tutması biraz zor. Üzerindeki tarife göre yaptım ama çok şekerli oldu. Hani tadından yenmez derler ya öyle ama cidden şekerinden yenmez kadar tatlıydı :)

Unlum Hazır Baklavalık Yufka


Tabi demokrasilerde çare tükenmez ve ben ona da çare buldum onu da yazının sonunda yazacağım. 

Malzeme bir büyük tepsi için yeterli oluyor. Yufkayı saymama gafletine düştüm. Göz kararı paylaştırdım. Siz sayarak yapın :) Şimdi dilerseniz nasıl yaptığımıza geçelim.

Hazır Baklavalık Yufka Tarifi

Malzemeler

1 paket hazır yufka
500 gr. baklavalık margarin ( ben bunu tereyağ ve margarin karıştırarak yaptım)
İçine koymak için ceviz, fındık ve ya fıstık
4 bardak şeker
5 bardak su
Yarım limon


Önce şerbet yapımı ile başlıyoruz. Şerbeti İçin 


5 bardak şeker ve 5 bardak suyu eritin. ( Benim size tavsiyem çok tatlı olduğundan 4 bardak şeker ile 6 bardak su kullanmanız). Şerbet kıvamına gelince yarım limonu tam olarak içine atın ve bir taşım kaynayınca kapatıp soğumaya bırakın.

Baklavanın yapımına başlayabilirsiniz. Erittiğiniz yağın bir kısmı ile tepsiyi yağlayın. Üç yufkayı üst üste tepsiye yağın. En üsttekine yağ sürün. Ben bu aşamada iki yufka üstüste koyarak yağlamayı tercih ettim. Çünkü bir çok tarifte her katı yağlayanlarda vardı. 


Yufkaların yarısını bu şekilde yağtıktan sonra, araya istediğiniz malzemeyi koyun. Diğer yufkaları da aynı yöntemle serin. Son kalan yufkaların her katına yağ sürün. Tepsiden taşan yufkaları kesin çıkarın ve tepsideki yufkaları baklava boyutunda istediğiniz şekilde kesin. 

Hazır Yufkadan Baklava
Tavada kalan erimiş yağı, tepsinin her yanına yayılacak şekilde kenarlardan başlayarak gezdirin ve önceden ıstılmış 180 derece fırında yaklaşık 40-45 dk. pişirin Pişirirken mutlaka kontrol edin her fırın farklılık gösterebilir. 


Fırından çıkıp soğumuş baklavaya ılık şerbeti dökün. Dökme işlemini yine kenarlardan başlayarak yapın. Dinlenmiş ve şerbetini çekmiş baklavayı dilediğiniz gibi servis yapabilirsiniz.

Hazır Yufkadan Baklava Yapımı


Yazının başında da dediğim gibi ben üzerindeki tarife göre şeker ve su koyduğumdan çok tatlı olmuştu. Ne yaparım diye düşünürken bunu Sütlü Nuriye tatlısına mı çevirsek diye düşündüm. Hatta evde bizim baklava sütlü Şafak oldu diye de bayağı dalga geçtiler. 

Neyse, yaklaşık 1/2 litre sütü içine birazda su katarak ısıttım. Çok kaynar olmamasına dikkat ettim. Ve baklavaların üzerine döktüm. Ertesi sabaha kadar öyle bekledi. Sabah tatlı yeni şerbeti çekmiş ve içindeki şeker oranı azalmıştı. 

Umarım siz de yaptığınızda hoşunuza gider. Afiyet olsun

Sevgiler

Şafak

17 Eki 2016

Aşk ve Savaşın Şarkısı - Kitap Yorumu

Aşk ve Savaşın Şarkısı - Kitap Yorumu


Herkese merhaba,

Bugün yine bir kitap yorumu ile sizlerleyim. Bu aralar kitap yorumlarım arttı di mi? Eylül ayında düzenlediğimiz etkinlikte belki biliyorsunuz yayınevi ve kitap bloggerları ile birlikteydik. Hediye edilen her kitabı okuyor ve sizlerle paylaşmaya çalışıyorum. 

Bu hafta da sizlere Dinah Jefferies tarafından yazılan ve Türkçeye çevrilen Aşk ve Savaşın Şarkısı kitabından bahsetmek istiyorum. 

Kitap adından aşk romanı olarak algınlansa da, kitapta aşk dışında şeyler de var. Çok detay vermeden kısaca bahsetmek istiyorum.

Kitap yeni doğum yapmış bir oldukça düşünceli bir kadının, çocuğunu da alarak yaşadığı evi terk etmesiyle başlıyor. Biz bu kadının kim olduğunu belli bir süre anlayamıyoruz. Asıl hikaye, 13 yıl sonra, Seylan'a gitmekte olan bir geminin güvertesinde, kendinden 15 yaş büyük bir erkeğe aşık olup evlenen ve aşkı uğruna ülkesinden, sevdiklerinden ayrılarak oraya giden bir başka kadın ile başlıyor Gwen ile.

Aşk ve Savaşın Şarkısı - Kitap Yorumu

Gwen'in gemide tanıştığı bir adam zaman zaman tesadüfen karşısına çıkıyor ve farkında olmadan hikayenin bir başka kahramanı oluyor. 

Gwen'in Seylan'daki yaşamı da pek kolay geçmiyor aslında. Oraya ve oranın kurallarına uyum sağlamaya çalışırken, kocasının hayatına, sırlarına da dahil olmaya çalışıyor ama bu her zaman mümkün olmuyor. Yine de her seferinde birbirlerine duydukları aşk ve tutku onları bir araya getiriyor. Mutluluklarının en yükseğe ulaştığı nokta ise hamile olduğunu anladıkları an. Tam herşey yolunda iken Gwen'in hayatı doğum yaptığı anda değişiyor. İkiz bebeklerinin birinin beyaz bir bebek olmaması, hayatını bir anda cehennneme çeviriyor. 

Aşk ve Savaşın Şarkısı - Kitap Yorumu

Kitabın diğer detaylarını anlatmayacağım tabi ki :) Bazı sırların, insan hayatını nasıl değiştirebileceğini, sadece kendine değil çevrendeki bir çok kişiye de zarar verebileceğini, herşeyi tek başına düşünmeye çalışmanın ve gerçekleri araştırmadan olasılıklar üzerinden karar vermenin ne büyük hatalara neden olabileceğini anlatan bir kitap oldu benim için.

Gelelim Kitap ve Detaylara



Yazar :                                   
Dinah Jefferies



Yayınevi  :                             Nemesis Kitap


Basım Yılı :                           2016


Sayfa sayısı :                        525

Kitabın Özgün Adı :             The Tea Planter's Wife




Fiyat :             27.50 TL   ( Birçok online satış sitesinde ve yayınevinin kendi sitesinden indirimli (16,50 TL ) alabilmeniz mümkün)


Yazar kitabı yazmaya üvey annesinin Hindistan ve Burma'da geçen çocukluk anılarını anlatması ile karar vermiş. Oldukça yoğun bir araştırma devresi yaşamış. Sri Lanka ve çay bahçelerini ziyaret etmiş. Bir çok kaynaktan yararlanmış. Sonunda da sadece aşk kitabından daha fazlasını yazarak bizlerle buluşturmuş.

Bir başka yazıda görüşmek üzere 

Sevgiler

Şafak





16 Eki 2016

Kadınlarda Meme Kanseri Bilinçlendirme Toplantısı

Sol normal, sağ kanserli



Merhaba,

Kadınların en korktuğu kanser türlerinden biri de bir çok kadının da benimle aynı fikirde olacağına emin olduğum meme kanseri. Sadece fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik olarak da oldukça zor bir süreç. Bana göre bu konuda kadınlara en çok destek olabilecek kişi de eşi ve çevresinde ki insanlar. 

Ben de bugün sizlerle Radisson Blu Hotel Kayseri’de yapılan Meme Kanseri bilinçlendirme toplantısında konuşulanları paylaşmak istiyorum.  Toplantı 12 Ekim'de yapıldı ve meme kanserinin belirtileri, meme kanserinde erken tanı, meme kanserinde risk faktörleri, meme kanserinden korunma, meme kanserinde tedavi yöntemleri ve son olarak kanserde psikolojik süreç konuları anlatıldı, sorular cevaplandı.


Meme Kanseri Bilinçlendirme Toplantısı

Acıbadem Hastanesi ve Magnet Hastanesi uzman doktorları tarafından, otelin bayan çalışanlarına bilgi verilirken; erken teşhisin ve yıllık düzenli kontrollerin önemine dikkat çekildi. 

Kadınlarda 1.sırada meme kanseri görülüyor

Kadınlarda görülen kanser tipleri arasında, birinci sırada ‘meme kanseri’nin görüldüğü belirtiliyor. Hayat boyu, her 8 kadından birisinin meme kanserine yakalanma riski bulunuyor. Meme kanseri, meme dokusundaki hücrelerden gelişen kanserlerdir. En sık rastlanan belirtisi, memede ağrısız, zamanla büyüyen bir kitlenin hissedilmesidir. Hastaların çok azında ağrı belirtilerine rastlanır ki, nitekim ağrı ve kanlı akıntı ileri evrelerde ortaya çıkmaktadır.

Yılda bir kez, meme muayenesi yaptırılması gerekir

Kadınların, 20 yaşından itibaren, yılda bir kez doktorda meme muayenesi yaptırması gerektiği belirtiliyor. 20-40 yaş arasında ayda bir kendi kendine meme muayenesi, iki yılda bir klinik meme muayenesi gerekirken; 40-69 yaş arasında ayda bir kendi kendine meme muayenesi, yılda bir klinik meme muayenesi ve mamografi çekilmesi gerekiyor. Bireyin genel sağlığını koruma noktasında ise; dengeli beslenmesi, düzenli egzersiz yapması, kilo kontrolüne dikkat etmesi ifade edilirken; sigara ve alkolün kullanılmaması gerektiği açıklanıyor.

Meme Kanseri Bilinçlendirme Toplantısı
12 Ekim tarihinde düzenlenen toplantının sonunda Radisson Blu Hotel Kayseri Genel Müdürü Fercan Başkan tarafından, doktorlara ve organizasyonu düzenleyenlere teşekkür plaketi verildi

Peki meme kanseri nasıl oluşuyor derseniz? Bazı araştırmalar meme içerisindeki bazı hücrelerin içerisinde, meme kanser riskini artıran bazı genler olduğunu göstermekte. Genetik değişiklikler, aileden (herediter) olabilir veya hayat boyu gelişebilirler. Meme kanseri genellikle tek bir hücrede başlar. Günümüzde meme kanserinin nedeni ve nasıl gelişim göstereceği tam olarak bilinmemekteymiş. Meme kanserinin kompleks bir hastalık olduğu ve her vakanın ayrı seyrettiği söylenmekte. Meme kanseri bulaşıcı bir hastalık değil ve stres yada bir başka fiziksel travma hastalığa neden olmamakta..

Bu hastalıktan tamamen korunma yöntemi mevcut değil ve başta da söylediğim gibi erken tanı çok önemli. Bu nedenle mutlaka ve mutlaka doktor kontrollerini aksatmamak gerekiyor.

Bir başka yazıda görüşmek üzere

Sağlıklı günler

Şafak


14 Eki 2016

Küçük Prens - Kitap Yorumu

Küçük Prens - Kitap Yorumu


Şu büyüklerin işine akıl sır ermiyor 👦


Çok haklı di mi Küçük Prens?  Bizler büyüdükçe çocukluğumuzu unutuyoruz. Belki de bu nedenle büyüdükçe gönül gözümüzün yerini, vucudumuzda ki gözümüz alıyor. Bu gün sizlere okuyucuyu düşündüren, okudukça yeri geldiğinde duygularını sorgulatan bir kitap yorumumu paylaşacağım. 


Küçük Prens - Kitap Yorumu


Tüm dünyada en çok okunan kitaplardan biri olma özelliğini taşıyor. Yazarın hayat hikayesini Wikipedi'de okuduğumda 44 yıla sığdırdığı hayatında, böylesi başarılı bir kitap yazdığı için kendisine hayranlığım arttı. 



Asıl mesleği Pilotluk olan Antoine Marie Jean-Baptiste Roger, comte de Saint Exupéry Küçük Prens kitabını yazdıktan bir yıl sonra savaşta kaybolmuş. Uçağının enkazına ise 2000 yılında balıkçılar bulmuş. Kimbilir belki de ölmemiş ve farklı bir hayat yaşamayı tercih etmiştir. 



Yazarın kitabı aslında 1000 sayfanın üzerinde. Ancak isteyen yayınevi istediği kadarını yayınlıyor anladığım kadarıyla. Bu nedenle de tüm kitaplar biraz benzer biraz farklı. 

Küçük Prens - Kitap Yorumu

Ben yıllar önce okumuştum ve kitabı okuduğumda en çok tilki ile olan diologlarından etkilenmiştim. Simdi sıra Ege'de. 

Belki 7 yaş çocuğunun kendi kendine okumasi icin, henüz erken bir secim ama Küçük Prens kitabının Ege için faydalı olacağını düşünüyorum. 


Ders olarak okuyunca bazen çocuklar kitap okumak istemiyor. zorunluluk gibi değil, canı istedikce 3-4 sayfa okuyor. Bu gün ne anlatıyor bu kitap dedim okuduğu kadarını anlattı. Hem böylelikle sadece hızlı okumayı değil, bir kitabın okudukça nasıl güzel duygular verdiğini, yeni şeyler öğrettiğini de anlar. Merak eder sonrasını. Şimdiden farklı deyimler okuyor anlamını soruyor. 



Gelelim Kitap ve Detaylara




Yazar :           
Antoine Marie Jean-Baptiste Roger, comte de Saint Exupéry



Yayınevi  :   Altınbilek Yayınları


Basım Yılı :   2015

Sayfa sayısı : 117

Fiyat :             9,90TL   ( Birçok online satış sitesinde ve yayınevinin kendi sitesinden alabilmeniz mümkün)

Kitap yazarın, kendi çizimleriyle renklendirmis. Bu da çocuklar için okumayı çok daha zevkli bir hale getiriyor.


Bir başka kitap yorumunda görüşmek üzere

Sevgiler

Şafak
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...