21 Kas 2017

Burun Ucunun Düşüklüğü, Daha Sinirli Gösteriyor




Yüz profilimizdeki anahtar nokta, burun ucumuz mu?  

Yüz görüntümüzde, etrafa verdiğimiz enerjiyi en çok bozacak noktalardan birisi de burun ucunun düşüklüğüdür. Burun ucu düşüklüğü, hem nefes alma bozukluğu, hem de estetik olarak engeller oluşturuyor. İşlevsel açıdan burundan nefes almaya büyük ölçüde engel olurken; estetik açıdan kişiye sinirli, yorgun ve enerjisi düşük bir görünüm veriyor.

Burun ucu düşüklüğünün her zaman problem oluşturabildiğini kaydeden KBB ve Burun Estetiği Uzmanı Doç. Dr. Seçkin Ulusoy, şunları söyledi: “Bu sorunu yaşayan bireyler kendilerini ‘Sadece burun ucumu parmak uçlarımla azıcık yukarı kaldırdığımda çok iyi nefes alıyorum’ şeklinde ifade ediyorlar. İlaveten bu sorunun giderilmesiyle birlikte, daha iyi soluklanmanın sunacağı bol hava ve koku gibi pek çok temel yaşamsal avantaj bulunuyor. Burun ucu düşüklüğü sorununun çözülmesi bireye, sosyal ve mesleki kariyerinde de enerjisi yüksek bir görüntü sağlıyor” dedi.


Lokal anestesi ile 45 dakika sürüyor

Burun ucu estetiği (Tipplasti) ameliyatları, lokal anestezi yapılarak en fazla 45 dakika sürdüğünden, hasta hemen sonrasında evine veya işine geri dönebiliyor. Bu yöntemde, silikon tampon ve burun sırtına atel konulmadığından dolayı oldukça konforlu bir iyileşme süreci gerçekleşiyor.

Burun ucu estetiği ameliyatını diğer burun bölgelerinde sorun olmayan hastalara uyguladıklarını anlatan KBB ve Burun Estetiği Uzmanı Doç. Dr. Seçkin Ulusoy konuşmasına şöyle devam etti: “Bu ameliyatı, sıklıkla lokal anestezi ile yapmak mümkün olup, çok nadiren genel anestezi uyguluyoruz. Burun ucu estetiği, genelde üstte bahsettiğimiz gibi burun ucunun kaldırılması söz konusu olmasının yanında, nadirende olsa burun ucunun indirilmesi, inceltilmesi veya kalınlaştırılması, burun deliklerindeki şekil bozukluklarının düzeltilmesi, burun kanatlarındaki kalınlığın inceltilmesi veya çökmenin giderilmesi gibi pek çok işlemleri kapsayan geniş bir kavramdır. Ayrıca bu yöntemle, burun ucunun rafine edilmesi dediğimiz zarifleştirilmesi ve ışık vurduğunda burada martı kanadı şeklinde son derece güzel bir görüntü yakalanması mümkündür. Dahası bu ameliyatları, daha evvel burun estetiği ameliyatı olmuş, fakat istenen sonuçları burun ucunda alamayan hastalara da revizyon amaçlı olarak sıklıkla uyguluyoruz” diye konuştu.  



Ödem ve morluk oluşmaz

Burun ucu estetiğinde iyileşme süresinin, klasik septorinoplasti yöntemlerine göre daha kısa olduğunu ifade eden Doç. Dr. Seçkin Ulusoy, şunları kaydetti: “Bu yöntemde, kemik dokuya müdahele edilmediğinden dolayı ödem ve morluk hiç olmaz. Ayrıca, atel veya alçı koymak gerekmediğinden, iş ve iş gücü kaybı da hemen hemen hiç yoktur. İşlem esnasında, açık veya kapalı (burun içinden) teknik ameliyat yöntemlerinin her ikisinin de cerrahın tecrübesine ve tercihine göre avantajlı tarafları vardır. Benim sıklıkla kullandığım yöntem, burun ucuna her türlü müdaheleyi yapabilmeye olanak sunan açık tekniktir ki, kesi yeri uygun kapatıldığında kesinlikle kesi izi kalmaz. Kapalı tekniğin ise yegane avantajı, birkaç haftada olsa burun girişinde görülen dikişlerin içeride olmasıdır. Özetle, burun ucu estetiğini düşünen hastalara, mutlaka yapılacak profil analizi ölçümleri ve bilgisayar çalışmalarıyla, doğru tedavi yöntemi doktor tarafından belirlenmelidir. Nitekim burun ucu estetiği ameliyatları, gerçekten seçilmiş kişilerde son derece basit ve yüz güldürücü bir uygulamadır” dedi.

Burun ucuna dolgu uygulamaları da, son yıllarda oldukça popüler 


Cerrahi uygulamanın yanı sıra, özellikle son yıllarda dolgu ile yapılan burun ucu estetiğinin de oldukça popüler olduğunu kaydeden Doç. Dr. Seçkin Ulusoy, şunları söyledi: “Burun ucu estetiği amaçlı dolgu uygulamaları da, seçilmiş hastalarda kullanılan bir diğer yöntemdir. Dolgu uygulamaları, kullanılan maddeye göre değişebilmekle birlikte, 1 -3 yıl arasında etkilidir. Avantajı ve dezavantajı da tam olarak bu noktada olup, yapılan işlemin geri dönüşü mümkündür ve bahsedilen sürelerde yeniden tekrarlanması gerekiyor. Bazende, çok küçük kusurlarda, sabırla 2-3 kez tekrardan sonra, o bölgede bir miktar yumuşak dokuda oluşabilmesi sebebiyle hastayı tekrarına gerek kalmaksızın çok daha uzun süreli de memnun edebilmektedir” şeklinde konuştu.

Saklama Rehberi

                                          

Besinlerin kullanım ömrünü nasıl uzatabileceğinizi biliyor musunuz? Peki ya onları ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi? Eğer siz de benim gibiyseniz, birkaç temel gıda dışındaki hiçbir besin için net bir fikriniz olmadığına eminim. En basitinden, sizce elma ne kadar bir süre saklanabilir? Lezzetini, sertliğini ve tazeliğini yitirmemesi için ne yapmak gerekir? Oturup her besin maddesi için internette araştırma yapmanıza gerek yok: http://saklamarehberi.com, tüm bu bilgilere tek bir kaynaktan ulaşmanızı sağlıyor.



Türkiye’nin ilk ve en büyük derin dondurucu üreticisi olan Uğur Soğutma tarafından hazırlanan (ve tamamen ücretsiz şekilde kullanılabilen) sitede; hamur işleri, süt ürünleri, meyveler, sebzeler ve et ürünleri ile ilgili merak ettiğiniz her bilgi yer alıyor. İlk olarak, tüm bu besinlerin ideal kullanım sürelerinin ne olduğunu, daha sonra da bu kullanım süresini nasıl uzatabileceğinizi öğreniyorsunuz. Tahmin edebileceğiniz gibi, derin dondurucu kullanmak tüm gıda maddelerin daha uzun süre dayanmasını sağlıyor. Ancak, örneğin karidesi derin dondurucuda saklayabilir misiniz? Peki ya yazın aldığınız, lezzetli ve sulu bir karpuzu derin dondurucuya koyup, kışın yiyebilir misiniz? Tüm bu soruların ve çok daha fazlasının cevaplarını Saklama Rehberi web sitesinde kolayca bulabiliyorsunuz. Hepsi bu kadar değil: Sitenin “Alternatif Bilgiler” bölümünde, evde kolayca hazırlayabileceğiniz birbirinden lezzetli tarifler yer alıyor. Evde nasıl mocha yapabileceğimi, meyvelerin kararmasını nasıl önleyebileceğimi, hatta unsuz kekin nasıl yapılacağını bile öğrendim. Laf aramızda, kot pantolonların derin dondurucuda temizlenebileceğinin de haberdar oldum! (Kotu fırçaladıktan sonra bir poşete koyup derin dondurucuda 1 gün boyunca bekletiyorsunuz.  Şaşırtıcı, değil mi?)



Türkiye’nin ilk gıda saklama rehberi olan http://saklamarehberi.com, beni şaşırtacak ölçüde bir içeriğe sahip ve her birini okumaktan büyük keyif aldım. Eğer sizin de bir derin dondurucunuz varsa, bu siteyi muhakkak ziyaret etmelisiniz. Derin dondurucunuz yoksa bile gıdaları nasıl daha sağlıklı tüketebileceğinizi, ne kadar uzun bir süre boyunca saklayabileceğinizi ve basit, pratik, lezzetli tarifler ile ipuçlarını Saklama Rehberi web sitesinden öğrenebilirsiniz.


Bir boomads advertorial içeriğidir.

20 Kas 2017

Ayşen Laçinel’e, “İnsana ve Doğaya Saygı Ödülü”




Marka ve insan kaynakları alanlarında yönetim danışmanlığı yapan, eğitimler veren AL Danışmanlık Genel Müdürü Ayşen Laçinel’e, “İnsana ve Doğaya Saygı Ödülü’ verildi. 10 yıldır ‘insana saygı, dünyaya saygı’ mottosuyla çalışmalarına devam eden Ayşen Laçinel, “Sen Kimsin” ve “Liderlik Frekansı” kitaplarını yazdı.

Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD)’nin düzenlediği 9.Küresel Isınma Kurultayı, 17 Kasım 2017 tarihinde, İstanbul Fuar Merkezi Yeşilköy’de gerçekleşti. Bu yıl “Enerjini Depola, Geleceğini Kurtar'' temasının işlendiği kurultaya, gazeteciler, sivil toplum örgütleri ve iş dünyası yoğun ilgi gösterdi. Kurultayda, 9.Küresel Isınma Kurultayı ödülleri de sahiplerini buldu.


Bireylerin %60’ı, yeteneklerinin farkında değil


Konuşmasında bireylerin %60’nın yeteneklerinin farkında olmadığının altını çizen Ayşen Laçinel, kendini unutan bireylerin, yeteneklerini, gücünü ve katacağı farklılıkları unutabileceğini açıkladı. Her bireyin farkedilmesi, değer görmesi ve farkındalığın arttırılması gerektiğini anlatan Ayşen Laçinel, “Ne kadar gelişmiş teknikler ve sistemler kurulursa kurulsun, işi yönetecek olan, ihtiyaçlara ve hedeflere göre güncelleyecek olan insandır” dedi.

Ülkemizin önde gelen kurumlarına marka ve insan kaynakları danışmanlığı yaparken, eğitimler vererek kariyer koçluğu yapan Ayşen Laçinel, etkili bir iletişimin stratejik yol haritasına dair de şunları anlattı “Etkili bir iletişimin yol haritasını şu aşamalar oluşturur. Dinlemek; anlamak; farketmek; konu nedir; amaç nedir; iletişim planı nedir; kiminlesin (yaşı, tarzı, duygusu, değerleri nedir) ve anladığını farkettiğini sentezleyip görülmesi gerekeni karşı tarafa nasıl farkettireceksin” diye konuştu. 

9 Kas 2017

Lahana Turşusu Tarifi

Merhaba,

Bugün sizlere Lahana turşusu tarifi vermek istiyorum. Turşularımı kendim yaparım ama ilk defa lahana turşusu denedim. Denemeden önce de internette bayağı bir araştırdım. Beni tanıyanlar bilir, hep biryerlere yetişme telaşında olduğumdan ve genelde 24 saati bana yetmediğinden öyle çok meşaketli şeyleri yapmayı sevmiyorum. Mutlaka yapacaksam da en kolayını bulmaya çalışıyorum. İnternette gezinirken gördüğüm bir çok tarif de zaman alıcı aşamalardan oluşuyordu. Bekletmeler , ovmalar vs. Tabi bu bir tercih meselesi, belki bekleterek faydalı tarafları da oluyordur. Ancak ne yaparsanız yapın, satın almaktansa kendimizin yapması daha faydalı.

Neyse araştırmalardan sonra annemde görüp de hatırladığım şekilde yapmaya karar verdim. Aslında yemekler de dahil bir çok yiyecekde ana işlemler aynı. Bu nedenle mutfakta herşeyden önce kendi damak tadınıza güvenin.

Gelelim benim yaptığım turşuya :)


Öyle çok büyük bir lahana almadım ben. Yaklaşık 2.5 litrelik bir kavonoza oldu. Sanırım 1-1.5 kilo falandı. Aldığım lahanayı yapraklara ayırıp güzelce yıkadım.

Ardından bıçakla parçalara kestim. Genel olarak sert sevdiğim içinde çok minik minik doğramadım.



Bir kapda 1'e 2 ölçü kullanarak 5 bardak su ve 2.5 bardak üzüm sirkesine yaklaşık 3 yemek kaşığı kaya tuzu ekledim.

2 diş sarımsağıda bütün halde bu suya ekleyerek lahanalarla karıştırdım.

Ardından bastırarak lahanaları kaba koydum. Kapta kalan suyuda üzerine gelecek şekilde döktüm. Bir miktar suyum kaldı ama o kadar kusur olsun :) Aslında bu su, sirke ve tuz olayını damak zevkinize göre azaltıp çoğaltabilirsiniz bence.


Ağzını örterek serin ve karanlık bir yere kaldırabilirsiniz. Kaldırırken altına bir kap koyarsanız, taşarsa falan temizlemeniz de kolay olur. Bir 15 gün sonra kontrol edin eğer istediğiniz gibi olursa yemeye başlayabilirsiniz.

Turşuları açtıktan sonra buzdolabına koymayı da önerenler var. Bu durumda dilerseniz litrelik kavonozlarda turşunuzu kurarsanız -eskiler böyle der neden bilmem- tüketim ve saklamak da basit olabilir.

Şimdiden afiyet olsun

Sevgiler

Şafak

25 Eki 2017

Giyiver Online Alışveriş Deneyimim



Merhaba,

Alışveriş yapmak kadınlar için tabi ki bir tutku. Kimse bunun tersini iddia edemez bence :)  Cep telefonları hayatımıza o kadar girdi ki, artık evde otururken bile aradığımız bir şeyi internet üzerinden bulabiliyoruz. Durum böyle olunca son yılların trendi olan online alışveriş siteleriyle giyim alışverişimizi de bu şekilde yapıyoruz. Bende bugün sizlere geçtiğimiz hafta alışveriş yaptığım Giyiver.com alışveriş sitesinden bahsetmek istiyorum.


Siteyi bir arkadaşım vasıtası ile keşfettim. Bir eşofman ihtiyacımda vardı. Alışverişimi bu yönde yapmayı tercih ettim. Çok güzel eşofmanlar vardı. Benim tercihim de bu eşofman yönünde oldu. Likralı bir kumaş ve çok kullanışlı.





Eşofmanlarla ilgili dikkatimi çekenlerden de biri tesettür eşofmanlar olması. Bildiğim kadarıyla bu yönde alışveriş yapanlar için çok fazla seçenek olan siteler yok. O nedenle de benim için bir adım öne geçtiler.





Tabi ihtiyacınız ne olursa olsun insan sadece ihtiyacını alıp çıkamıyor. Giyiver.com'da kadın, erkek, spor, ayakkabı ve çanta gibi seçenekler de mevcut.  Ben de kendim için bir de salaş görünümlü kazak aldım. Çok severek giyeceğime çok eminim. 





Site hakkında bilgi vermek gerekise, Siparişin bize ulaştığı günü takip eden 7 gün içerisinde, ürün iadesi gerçekleştirebiliyoruz. Üründen kaynaklanan herhangi bir kusurdan dolayı iade edeceksek ise süre 30 gün. Ancak sitede yer alan ürünler, sınırlı sayıda stoklarla satışa sunulduğundan değişim yapmıyorlar bunun yerine iade sürecini başlatarak parayı iade ediyorlar. Siparişlerde herhangi bir aksilik olursa, sizi telefon ile arıyorlar. Mesela benim eşofmanın istediğim bedeni kalmamıştı. Telefon ile arayarak beden ölçülerim üzerinden konuştuk ve doğru bedeni almam konusunda destek oldular.

Kapıda ödeme yada kredi kartı ile satın alabiliyoruz. Kapıda ödemelerde extra ücret yansıtılıyor. Üye olarak alışveriş yaptığınız sitede en altta yer alan kargom Nerede linkinden kargonuzun durumunu da takip ediyorsunuz.



Umarım bilgilendirci bir yazı olmuştur. Bir başka yazıda tekrar görüşmek üzere

Sevgiler


Şafak

19 Eki 2017

Burun Estetiği Nedir ? Doğru Bilinen Yanlışlar



Burun estetiği, ülkemizde ve dünyada en sık yapılan ameliyatlardan birisi. Halk arasında, bu ameliyat ile ilgili adeta şehir efsanelerine dönüşen birçok kafa karışıklığı da mevcut. İki sevdiğim arkadaşım farklı zamanlarda burun ameliyatı oldular. Ameliyat denince bir çoğumuzu korku kaplıyor değil mi? İşin aslı benim ödüm kopuyor :) Bazende sağlık ya da güzellik uğruna bu kaçınılmaz oluyor. Ama her iş olduğu gibi bu işi de uzman ellerde yaptırmak lazım. O nedenle hekim ve hastane seçimine çok dikkat etmenizi öneriyorum. 

Sevgili Doç. Dr. Seçkin Ulusoy bu konuda yılların verdiği tecrübe ile bizlerle bu konuda ki bilgi ve deneyimini paylaştı.

Buyurun bakalım, doğru bildiğimiz yanlışlar nelermiş:



Burun Estetiği Cerrahisi Doç. Dr. Seçkin Ulusoy, “Bu planlanırken, mutlaka burun fonksiyonları dikkate alınmalıdır. Çünkü bu ameliyatın başarısında, hem burun fonksiyonlarının iyileştirilmesi, hem burun estetiği esastır” diyor.

Burun estetiği ameliyatlarında doğru bilinen yanlışlar hakkında bilgi veren Burun Estetiği Cerrahisi Doç. Dr. Seçkin Ulusoy, şunları söyledi:  

1.YANLIŞ: Çok genç veya ileri yaşlarda, burun estetiği ameliyatı yapılmaz!


1-DOĞRU: Bu ameliyatlar için alt sınır kızlarda 16, erkeklerde 18 yaştır. Fakat, burundan havayolu tıkanıklığına bağlı ileri derece zorluğu olan daha küçük yaşlardaki çocuklarda da bu ameliyatı nadiren de olsa gerçekleştirebiliyoruz. Ancak çok mecbur kaldığımızda uyguladığımız bu çocukluk çağı burun estetiği ameliyatlarında, kıkırdak ve kemik büyüme noktalarına dokunmadan bu ameliyatı gerçekleştirmek mümkün. İleri yaşlarda, bu ameliyatı gerçekleştirmek için bir üst sınır yoktur. Hastanın genel durumunun iyi olduğu ve anestezi almasında sakınca olmadığı her yaşta, bu ameliyat uygulanabilir. Bazen de çok ileri yaşlarda olup, estetik beklentisi olmayan kişilere tıbbi sebeplerle de burun estetiği ameliyatının tüm aşamalarını aynen uygulayabiliyoruz. Valf, yani kapakçık cerrahisi dediğimiz bu işlemle, burun kanatlarında nefes alırken çökme, burun ucundaki aşırı açının düşmesine bağlı nefes alma zorluğu ve orta çatıdaki zayıflıklara bağlı nefes alma problemlerine müdahale edebiliyoruz.

2.YANLIŞ: Tüm burun estetiği ameliyatları, aynı yöntemlerle uygulanır!


2-DOĞRU: Her birey özgün olduğu gibi her burun yapısı da özgündür ve kişiye özel planlama yapılmalıdır. Bu ameliyat belki de, diğer tüm ameliyatlardan farklı olarak tamamen cinsiyete ve kişisel anatomik özelliklere göre çok fazla değişkenleri olan tek ameliyattır diyebiliriz. Değişkenler olarak işine içine; kıkırdak, kemik, cilt, ciltaltı dokusunun kalınlığı, yüzdeki simetri durumu gibi pek çok faktör girmektedir. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, hiçbir hastanın ameliyatında uyguladığımız teknikler diğeriyle birebir aynı olmuyor. Dolayısıyla, bu ameliyatın adeta bir el yapımı sanat eseri gibi her birey için farklı yapıldığını söylemek yanlış olmaz diye düşünüyorum.

3. YANLIŞ: Açık yöntemde yara izi kalır!


3-DOĞRU: Bu ameliyat, farklı tekniklerle gerçekleştirilmektedir. Bazı cerrahlar sadece kapalı yöntemi kullanırken, bazıları da açık yöntemi, bazıları da hastanın burun yapısına göre ikisinden birisi tercih etmektedir. Açık teknikte, tüm burun anatomik yapılarının ortaya konulması sebebiyle, ameliyat esnasında cerrahi saha çok daha ayrıntılı değerlendirilebilmekte ve uygun tekniklerle sorunlar giderilebilmektedir. Hastanın tek problemi, burun kemeri veya kanatlarının enine genişliği ise, kapalı teknikle bunu düzeltmek yeterli olabilir, ancak ilaveten başka birçok sorunları da varsa, çoğu zaman kapalı yöntem yetersiz kalmaktadır. İçinde bulunduğumuz coğrafyada burun yapıları, Avrupa veya İskandinav ülkeleri gibi değil, bizde burunlar hem büyük, hem de daha ileri derecede bozukluklar mevcut olup, aynı anda birçok işlemi de birlikte uygulamak gerekebiliyor. Ben ameliyatlarımda, %80 açık, %20 kapalı teknik kullanıyorum. Seçilmiş vakalarda doğru uygulandığında, açık teknik ameliyatın süresini yaklaşık 1 saat kadar uzatıyor, ama revizyon ihtimalini de büyük oranda azaltıyor ve başarılı oluyor diye düşünüyorum. Günümüzde uyguladığımız açık yöntem ile, yara izini 6 ay sonrasında çıplak gözle fark etmek neredeyse imkansızdır. Kapalı yöntemin ise, çok daha kısa sürede bitmesi en büyük avantajı olmakla birlikte, dezavantajı ise cilt altından çalışılması ve bazı sorunlara müdahale edebilmedeki teknik zorluklardır.

4.YANLIŞ: Burun estetiği sonrası, ağrılı bir süreçtir!


4-DOĞRU: Bu ameliyatlar büyük oranda ağrısızdır, ameliyattan sonraki 3.günden itibaren pek çok hastamız ağrı kesici kullanma ihtiyacı hissetmiyorlar. Günümüzde kullandığımız Ultrasonik Piezo teknolojisiyle, morluk az oranda olabiliyor. Bahsedilen bu morarma ve şişlik, dışarıdan bakanlara hasta acı çekiyor hissi uyandırmasına karşın, buna bir nevi illüzyondur demek yanlış olmaz. Ameliyatta yapılan kemik kesilerinin, hareketli bir bölgede olmaması sürecin ağrısız olmasının nedenidir. Bu dönemde, hafif ağrılara sebebiyet vermemesi için hastalarımıza, yüz bölgesini fazla hareketlendirecek sert çiğneme, aşırı gülme gibi durumlardan 1 hafta kadar uzak kalmalarını ve yumuşak diş fırçası kullanmalarını öneriyoruz. Böylece, hastanın neredeyse hiç ağrısı olmayacaktır.

5.YANLIŞ: Burun estetiği sorasında, burun ucu düşer!


5-DOĞRU: Ameliyat, tecrübeli ellerde yapıldığında, burun ucu düşmez. Modern rinoplastide, burun ön kısmını mutlaka greft dediğimiz kıkırdaklarla destekliyoruz. Burun ucunun bu şekilde desteklenmesi, ilerleyen yaşlarda oluşabilecek fizyolojik burun ucu açısı düşmelerine karşıda dirençli oluyor ve buna bir nevi anti-ageing katkısı oluyor da diyebiliriz. Nitekim, yaşlanmaya bağlı kişinin yüzündeki ifadeyi değiştiren burun ucu düşmesi, doğru teknikle yapılan burun estetiği ameliyatlarında olmaz yada uzun yıllar sonra çok daha hafif olur diyebiliriz. Bazı meslektaşlarımız buna “evladiyelik bir burnunuz olacak” diyorlar ki, bu çok doğrudur.

6.YANLIŞ: Ameliyatın en zor tarafı, burun tamponları ve bunların çıkarılmasıdır!


6-DOĞRU: Yıllardır, dokuya yapışıp ağrılı bası yapan ve çıkarılırken acı veren uzun burun tamponlarını kullanmıyoruz. Günümüzde tampon etkisini oluşturmak amacıyla, dikiş teknikleri, kendiliğinden eriyebilen tamponlar veya silikon tamponları kullanıyoruz. Bunların tümü de, tamamen ağrısız ve son derece konforlu uygulamalardır. Ben son yıllarda daha ziyade silikon olup, ortasından hastanın hava da alabildiği malzemeleri tercih ediyorum. Bu malzemeyi sevmemin nedeni, burun içindeki mukoza dediğimiz dokuların doğru yerlerine oturmalarını sağlamak içindir. Çünkü bu ameliyatın başarısında, hem burun fonksiyonlarının iyileştirilmesi, hem burun estetiği esastır.

7.YANLIŞ: Burun estetiği dışarıdan yapılırken, nefes alma ameliyatı da dışarıdan yapılır!


7-DOĞRU: Burun içi ve dışı beraber bir organdır. Bazen, burun içinde bir sorun olmamasına rağmen, sırf dışındaki aks eğrilikleri sebebiyle hava pazajı engellenmektedir. Bazen de, burun içindeki kıkırdak eğriliğini düzeltmeden, dışına yapılacak bir estetik müdahale yetersiz kalabilmektedir. Burun içindeki septum denen kıkırdağı ve dışındaki estetiği beraber düşünmeliyiz. Bunu ünlü bir müellif  “Nose goes where does septum goes= burnun içindeki septum denilen kıkırdağı nereye giderse burunda oraya gider” şeklinde ifade etmiştir. Tek bir kesi ile burnun hem dışına, hem de iki taraflı olarak içine de müdahale edebiliyoruz.

8.YANLIŞ: Burun estetiğinde, lazer uygulaması daha başarılı sonuç verir!


8-DOĞRU: Lazerin, burun estetiği ameliyatlarında yeri yoktur.  Lazer, asla kemik ya da kıkırdak dokuyu şekillendirmez. Ancak çok nadiren de olsa, açık teknik burun ameliyatlarından sonra, kesi izinin bariz olduğu hastaların bu şikayetini azaltmak için lazer ile ilgili cildin soyulması yani bir nevi derin peeling amaçlı lazere hastaları yönlendiriyoruz. Ayrıca, geçmişte burun içindeki konka dediğimiz etlerin lazerle küçültülmesi kullanılmıştır, ama günümüzde terkedilmiştir. Günümüzde bu amaçla radyofrekans dediğimiz, lazer benzeri küçültme yapan teknolojileri yoğun bir şekilde kullanmaktayız.

9.YANLIŞ: Burun estetiği sorunları, sadece cerrahi müdahale ile düzeltilir!



9-DOĞRU: 10 yıl öncesine kadar burun şeklindeki sorunların düzeltilmesinde, ameliyat dışında alternatif bir yöntem yoktu. Fakat günümüzde, gelişen dokuya uyumlu dolgu maddeleri teknolojileriyle, az sayıdaki seçilmiş olgularda ameliyatsız da burun estetiği mümkündür. Fakat, tüm burun şekil bozukluklarının da  “Ameliyatsız burun estetiği” olarak da tabir edilen dolgu, botoks veya cilt germe ile düzeltilebileceği konusunda yanlış bir algı vardır ve bu da doğru değildir. Çünkü bu yöntemleri, ancak çok küçük belli sorunları olan seçilmiş hastalarda uyguluyoruz.

Umarım faydalı bir yazı olmuştur. Bir başka yazıda görüşmek üzere

Sevgiler

3 Eki 2017

Başarının Sırrı 10 Altın Kural



Herkese merhaba,

Markalara danışmanlık yapan, yüzlerce yönetici yetiştiren ve eğitimler veren AL Danışmanlık firması, 10. kuruluş yıldönümünü, dost ve iş dünyasının önde gelen simalarının katıldığı bir davette önceki gün kutladı. Ve firmanın Genel müdürü sevgili Ayşen Laçinel iyi hissetmemizi sağlayacak ve böylelikle başarıyı arttıracak altın kuralları bizlerle paylaştı.  

Ayşen Laçinel’den başarının sırrı 10 altın kural

1-Sevilerek yapılan iş başarıyı getirir.

2-Başarı da maddi  ve manevi takdiri sağlar.

3-Para için iş yapmayacaksın, değer katmak için iş yapacaksın.

4-Başkalarının, senin için veya hedeflerin için söylediği olumsuz sözlere inanmayacaksın. Yine de, eleştirilere açık ol ve anla.

5-Sen, sana söylenen değilsin. Bunu hep bileceksin. Tek ve biriciksin. Değerlisin.

6-Seni tek ve biricik yapan yeteneğini, ilgini fark et.

7-Başarısızlığın en büyük deneyim olduğunu hatırla. Bundan ders al ve hedef koy. Hep, hedeflerin olsun. Başaracağına inanmaktan ve çalışmaktan vazgeçme.

8-Mutlu olmayı, hedeflerin gerçekleştiğinde yaşayacağını sanma. Şimdi varsın ya; varolmanın huzur ve mutluluğunu, şimdiki zamanı fark et.

9-Seni, sevenler, beğenenler, hayranların olacaktır. Elbette bundan memnun ol. Bununla birlikte, hayranların giderse de, senin değerinin değişmediğini bil.


10-Hayat güzeldir, insanlar özel ve değerlidir. Değer verdiğini hissettir. Bazen üzülür, bazen sevinirsin. Aslolan yaşamak ille de yaşamak; kendini, çevreni, dünyayı varoluş amacını aramaktır.

Bütün bu kurallar ne kadar doğru değil mi? Bazılarımız ne yazık ki kendimizden çok başkalarına odaklanıyoruz ve bu da bizi hem mutsuz hem de zaman zaman başarısız yapıyor. Değişmeyen tek şey değişimdir diye bir cümle var ya, bence o cümle çok doğru. Çünkü değişmeyen şey yok olmaya mahkum oluyor. O zaman ne yapıyoruz, kendimizi olumlu yönde değiştirmeye çalışıyoruz. Sevmediğimiz özelliklerimizi törpülüyoruz. Ama bunu yaparken başkaları için değil kendimiz için yapıyoruz?

Sizce de başarı ve huzur birlikte gelip birlikte gitmiyor mu?

Sevgiler

Şafak



28 Eyl 2017

Sonbahar Allerjisi Olanların Dikkat Etmesi Gerekenler



Merhaba,

Alerji bir çok kişi için çok zor geçen geçen günler demek. Özellikle de mevsimsel geçişlerde. Bende alerjik bir insan olduğumu otuzlu yaşlarda ancak anlamıştım. Her mevsim değişiminde gözlerim çapaklanır, kaşınır ve burnum akardı. Sık sık "Acaba burnumun akmadığı günler olacak mı?" diye düşündüğümü hatırlıyorum.

Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Seçkin Ulusoy'un bu konudaki bilgilendirme yazsısını okuyunca sizlerle de paylaşmak istedim. 


Sonbahar allerjisi hakkında bilgi veren Doç. Dr. Seçkin Ulusoy, şunları söyledi: 

KBB ve Bas Boyun Cerrahisi Uzmanı Doc Dr Seçkin Ulusoy

“Mevsimsel allerjiler, genelde ilkbaharda görülürler. Fakat sonbahar aylarında görünen türleri de vardır ve sıklıkla toz allerjisi de beraberinde bulunabilir. Hapşırma, burunda kaşınma ve gözlerde yaşarma şikayetleriyle kendini gösterirler. Öksürük, hırıltılı solunum, nefes darlığı gibi belirtiler de beraberinde olursa astım habercisi olabilir. Özellikle çocuklarda, mevcut tabloya havaların soğumasıyla birlikte diğer üst solunum yolları enfeksiyonlarının da eklenmesiyle oldukça rahatsız edici olabilirler. Kreş ve okul gibi toplu yerlerde, nezle, grip, kabakulak gibi hastalıklar hızla yayıldığı için çocukluk çağındaki en sık rastlanan sorunlardır. Çocukluk dönemindeki, doktor ziyaretlerinin yarıdan fazlasını üst solunum yolu enfeksiyonları oluşturuyor” dedi.


Peki bu allerjik reaksiyonların çocukların okul hayatını da oldukça etkilediğini biliyormusunuz? 

Doç. Dr. Seçkin Ulusoy'a göre Sonbahar allerjisi okuldaki başarıyı negatif etkiliyor. 
Allerjik nezlenin uyku kalitesini de bozduğunu anlatan Doç. Dr. Seçkin Ulusoy, şunları kaydetti: “Allerjik bir çocukta, sinüzit, geniz eti büyümesi, orta kulak iltihabı daha sık görülüyor. Mevcut tabloya burun tıkanıklığı da eklendiğinde, gece uykusunu alamayan bir çocuk, sabah yorgun uyanıyor ve derslerine konsantre olamıyor. Bu çocuklarda, gün içinde uyuklama, bitkinlik,  sık sık burnunu çekmeye bağlı psikolojik ve sosyal sorunlar olabiliyor. Ayrıca, allerjik hastalıklarda, burun ve östaki tüpü tıkanıklığına bağlı işitme kaybı da sıkça görülüyor. Dahası işitme kaybı dışında ağrı vb herhangi bir şikayet vermeyen bu sinsi durumun özellikle altını çizmek isterim. Bu çocukların nihayetinde okuldaki başarısı düşüyor” diye konuştu. 



Sonbahar allerjisi olanların dikkat etmesi gereken 8 madde   


1-Ağaçlık ve yeşilliklerin bol bulunduğu ortamlara mümkün olduğunca az gidilmelidir. Bu gibi doğal yerlere gidilirken, ağız - burnu kapatan maske ve gözlük kullanılmalıdır.  

2-Eve dönünce kıyafetler, yatak odasından uzak bir yerde çıkarmalıdır ve yıkanmalıdır. 

3-Saçların açık havada uçuşan allerjenleri tutmasından dolayı, akşamları eve dönünce yıkanması faydalıdır. 

4-Beraberinde, yıl boyu süren toz allerjiside varsa, halı ve benzeri ürünlerin kaldırılmasının yanında, alerjik olmayan nevresim takımları gibi hipoallerjik ürünlerin kullanılması oldukça faydalıdır.

5-İlaç yada aşı alternatiflerinden birinin mutlaka uygulanması, burun allerjisinin astıma çevirmesini büyük oranda engelleyecektir.

6-Soğuk veya sıcak hava gerektiğinde, polen filtreli klimalar kullanılmalıdır. Klimaların filtreleri, sık değiştirilmelidir. Ayrıca kaloriferler havayı kuruttuğundan, evde oda nemlendirici cihazlar veya kaloriferin üzerinde su bulundurulması faydalıdır. 

7- Sigara, allerji ile birlikte bulunabilen pek çok durumu tetikleyici olabileceğinden uzak durulmalıdır. 


8-Evlerde bitki yetiştirmekten olabildiğince kaçınmak faydalıdır. 

Doktorumuzun verdiği bilgiler dışında -bu konuda hiç bir araştırmam yok sadece içgüdüsel olarak- ben allerjinin genetik olduğunu da düşünüyorum. Çünkü Ege'de de erken çocukluk döneminde bitmeyen öksürükler vardı ve doktoru allerjik olduğunu düşünüyordu. Sanırım yaş büyüdükçe ve bedensel olarak güçlenip savunma sistemi de güçlenince bazı allerjiler geçiyor. En azından bende öyle oldu. 

Umarım faydalı bir yazı olmuştur. Eğer sizde çocuğunuzun allerjik olduğunu düşünüyorsanız Seçkin bey'in önerilerine mutlaka kulak verin.

Bir başka yazıda görüşmek üzere

Sağlıkla kalın

Şafak
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...