Gamiss

18 Nis 2018

23 Nisan Blogger Anne Çocuk Şenliği Etkinliği


Merhaba,

Bugün sizlere yazmaktan gurur duyduğum bir etkinliğimi yazmak istedim. Düzenlediğim tüm blogger etkinlikleri yada lansmanlar benim için çok önemli ama 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk bayramı'na özel, tamamen çocuklara yönelik bir etkinlik olması nedeniyle 23 Nisan Blogger Anne Çocuk Şenliği etkinliği hepsinden önemli ve özel.



İlkini 2015 yılında Şans Böceği Blog sahibi Nihan'la yapmıştık. Sonra bir yıl ara verdim ve geçen yıl  Sosyal Annem Blog Fatma ile birlikte yaptık. Bu senede Fatma ile tekrarlamaya son anda, son bir ay kala karar versek de, yine -tabi bence:) çok  güzel bir etkinliğe imza attığımızı düşünüyorum.



Etkinlik mekanı olarak, Küçükyalı'da bulunan Talia organizasyonu seçtik.  İçeriye girdiğinizde o şıkır şıkır ortam sizi büyülüyor.Talia organiasyon, düğün, sünnet, özel gün organizasyonları yapan, dizi ve filmlere dekoratif obje hizmeti sunan bir firma. 

Aynı zamanda psikolog olan Sinem hanım, eğitimli kadroları ile okul öncesi çocuklar ve ilkokul çocukları için eğitici sanat atölyeleri ve etkinlikler yaptıklarını bu vesile ile öğrenmiş olduk. 








Çocuklar ve bizlerin ikramlıklarında, hem blogger anneler hazırlık yaptı hem de Uneller ayrıca ürün gönderdi. 




Talia Organizasyona bize kapılarını açtıkları ve ev sahiplikleri için çok teşekkür ediyorum.


Etkinlikte 8 blogger anne ve 15 çocuk bir arada olduk. Anneler üst katta sohbet ederken çocuklar alt katta hoplayıp zıpladılar, oynadılar.











Etkinlikte Book Selfie editörü Çağla hanım hem çocukların onlara özel hazırlanmış kitaplarını getirdi, hem de bizlerle tanıştı. 



Ayrıca Lets oyun hamuru yetkilisi Fisun hanım, Lets Oyun Hamurları ve Lets Ürünleri hakkında genel bilgi paylaşarak çocuklara boyama etkinliği yaptırdı. 









Günü 10. yıl marşımızla sonlandırdık. Keşke videoyu paylaşmaya blogspot izin verseydi de yükleyebilseydim.  Ne yapalım biz de resimle yetiniriz. 




Katılan blogger arkadaşlarım, Yeşimle Her Telden, İlknurun Dünyası, Locosmetico Ebru, Şans Böceği Nihan, Makyaj Kelebeği Filiz, Blogluyorum Gökçe ve etkinlik ortağım Sosyal Annem Fatma 'ya bu kadar uyumlu ve hoş sohbet oldukları için çok teşekkür ediyorum. 










Etkinlik sponsorlarımız ile ilgili yazımı da bir kaç gün içinde sizlerle paylaşacağım inşallah. 

O güne kadar kendinize çok iyi bakın

Sevgiler

Şafak


17 Nis 2018

Binboğa Bal Ürünleri



Merhaba,

Bal almak daha doğrusu doğru bal almak çok önemli. Televizyonlarda, 4 kavanozu 100 TL ye sattıklarından beri çeşitli esprilere de konu olan bir konu. Ama işin aslı öyle değil. Bal o kadar kıymetli ve o kadar önemli bir besin ki, alırken ve seçerken çok dikkatli olmak gerekiyor.

Binboğa Bal ,1973 yılında arıcı ailelerin tıpkı arılar gibi birlik içinde oluşturdukları  S.S. 745 sayılı Kozan Bal Satış Kooperatifinin marka ismi. Alanında ilk ve tek olma özelliği taşıyan Binboğa Bal Kooperatifi'nin 1400’e yakın ortağı var. Kooperatif Bünyesinde bulunan arıcılar ülkemizde değişik ve yüksek rakımlı bölgelerde faaliyetlerini sürdürüyorlarmış. Bu da  ürün yelpazesinin çeşitliliğine ve kalitesine katkı sağlamakta.Bulunmuş oldukları yöreler dokuz yüz elli nektarlı ve polenli bitki çeşidi ile dünyanın en zengin florasına sahip. 

Ülkemizdeki bu eşsiz cennetten oluşan ballarımız kooperatif bünyesinde, ileri teknoloji ile alt yapıya sahip laboratuvarlarında analizleri yapılarak Türk Gıda Kodeksi Bal Tebliğine uygun olanlar kabul edilerek üretime sevk edilmekteymiş

Çam balı, Çiçek balı ve Keven & Kekik Balı çeşitleri mevcut. 


Binboğa Bal Çam Balı

Binboğa Bal Çiçek Balı

Binboğa Bal Keven & Kekik Balı


240 gr. , 350 gr., 460 ve  850gr. lık şişelerinin yanında, tek kullanımlık  çiçek balı ve 40 gr.'lık tüp Çam Balı ürün çeşitleri arasında yer alıyor. Tüp ballar taraftar desenli ayrıca. 





Binboğa Ballarını seven ve tüketen biri olarak,  gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim. Özellikle Keven & Kekik balı, farklı tat ve Keven çiçeğiin antibakteriyel özelliğine sahip olması nedeniyle, kış aylarında her sabah bir kaşık tüketmeniz sizi hastalıklara karşı koruyacaktır?

Siz hiç Binboğa bal ürünlerini denediniz mi? Hangisini tavsiye edersiniz? Fikirleriniz benim için önemli.

Bir başka yazıda tekrar görüşmek üzere

Sevgiler

Şafak

16 Nis 2018

Lets Oyun Hamurları ve Lets Ürünleri


Merhaba,

Bugün sizlere LETS Oyun Hamurları ve LETS ürünlerinden bahsetmek istiyorum. Lets Otun hamurları ,2008 yılından beri bizlerle. Aslında 2002 yılında kurulan Fima Kırtasiye'nin bir alt markası. 

Malum oyun hamurlarının çocuklarımızın, el becerilerini ve hayal dünyasını geliştirmekte çok faydalı. Çünkü çocuklar denedikçe öğreniyorlar. 

Peki Lets Oyun hamurları nasıl derseniz





Lets Oyun hamurları Türkiye'de üretiliyor ve içeriğinde zararlı madde bulunmuyor.  Üretiminde  su, un ve tuz kullanılmakta. Paketli, tek tek yada set halinde alabilmeniz mümkün. Benim en çok sevdiğim özelliği ise, kolay kurumaması oldu. Çünkü hamur oynarken birden başka bir şeyle ilgileniyorlar yada kapak açık unutuluyorç O zaman da o güzelim oyun hamuru kuruyup çöp oluyor. Lets Oyun hamurları ile bu kötü sürprizle karşılaşmıyorsunuz :) Ayrıca fiyat olarak da kalitesine göre oldukça uygun. 






Lets Colour sadece oyun hamuru üretmiyor. Markanın ayrıca, Stick ve sıvı yapıştırıcılar, Paslanmaz Çelik Matara & Termos, Çanta Setleri, Kalemler, Kuru Boya Kalemleri, Sulu Boyalar, Pastel Boyalar, Mum Boyalar, Yüz Boyaları, Akrilik Boyalar, Parmak Boyaları, Guvas Boya, Simli Yapıştırıcı, Oyun Hamurları, Boyama Önlükleri, Öğrenci Makasları, Oluklu Mukavva Grubu ve Krapon Kağıt Grubu Lets markasının kategorileri arasında yer alıyor. 




Her biri yüksek hammadde birleşenleriyle üretilmiş olup, hiçbir üründe sağlık standartlarının dışına çıkılmamış. Ayrıca tüm ürünlerin sağlık test raporları firma sitesinde mevcut. 

Firma yetkilisi Fisun hanım'ın bu videosunda da ürünleri ile ilgili bilgi edinebilirsiniz.



Siz daha önce markanın ürünlerini kullandınız mı? Nasıl buldunuz? Yorumlarınızı bekliyorum

Sevgiler

Şafak

10 Nis 2018

Essence The Gel Rock My World 53

                                     

Merhaba,

Bu hafta sizlere oldukça memnun kaldığım Essence marka, The Gel Rock My World 53 numaralı ojeden bahsetmek istiyorum.

Essence The Gel Rock My World 53

Essence ürünleri zaten severek kullandığım markaların başında geliyor. Hem fiyat olarak uygun, hem kaliteli hem de hayvanlar üzerinde deney yapmayan bir firma.

Essence The Gel Rock My World 53



Gelelim benim oje ile ilgili gözlemlerime

  • Ojenin rengi gri olmakla beraber, farklı bir griliği var.
  • Sürümü oldukça kolay. Kolaylıkla sürülüyor ve fırça izi bırakmıyor tırnakta.
  • Parlak bir oje ve parlaklığı tırnakta çok güzel duruyor
  • Ojenin vaadi uzun süre kalıcı olması. Gerçekten de uzun süre kalıyor. Ben Cuma günü şehir dışına giderken sürmüştüm ve ne kadar dayanacağını görmek için silmedim. 4. gün olduğunda resimde de göreceğiniz üzere  sadece tırnaklarımın ucunda silinme olmuştu.
The Gel Rock My World 53 
Essence the Gel Rock My World 53

Essence ürünlerini Rossmann magazalarında ve Renklidukkan.com da bulabilirsiniz. Kalıcı bir gri oje arıyorsanız kaçırmayın.

Bir başka yazıda görüşmek üzere
Sevgiler
Şafak

9 Nis 2018

Wish Alışveriş Sitesi Nedir? Güvenli mi?




Merhaba,

Bu yazımda sizlere sık sık yurt dışı alışverişi yaptığım Wish sitesinden bahsetmek istiyorum.  Wish alışveriş sitesi benim geçen yıl keşfettiğim bir site. Bir nevi Aliexpress gibi çalışan, ondan biraz daha küçük ama beni ondan daha çok mutlu eden bir site. 2011 yılında kurulmuş, genel merkezi ABD ancak satıcılar genelde Çin 'den olan 300 çalışanı bulunan bir firma. 


Alılveriş yapmak için eğer normal siteyi kullanacaksanız, e-mail, google+ yada facebook profilinizle üye olmanız gerekiyor. Bunun dışından Playstore dan site uygulamasını da yükleyebiliyorsunuz.


Site de giyimden oyuncağa, gözlükten mutfak eşyasına kadar bir çok çeşit var. Çok uygun fiyata da bulabiliyorsunuz, çok uçuk fiyatlara da. Bu da üretici firmaların ya da satıcı firmaların farklı olmasından kaynaklanıyor. 




Sitenin eksi ve artılarına da bir bakalım isterseniz. Wish alışveriş sitesi güvenli mi sorunuzun cevabını da bu ayrıntılarda bulabileceksiniz. Ayrıca dezavantajlı yönlerini de.


Öncelikle sitede aldığınız ürünler Wish güvencesinde. Şöyle ki ürününüz elinize geçmedi ya da kırık defolu ürün gönderimi oldu. Bu durumda destek ile iletişime geçtiğinizde, hemen sorununuzla ilgileniyorlar. Türkçe destek olduğundan sıkıntı yaşamıyorsunuz. Ben bir kaç üründe bu şekilde para iademi aldım. Hatta 2 ürün sonradan elime geçti ama para yada ürün iadesi yapmama gerek olmadığını söylediler. 




Sadece firmalar değil ürünleri alan kişilerde ürün fotoğrafı ve videosu ekleyebilir. Böylelikle elinize ne geçeceğini az çok tahmin edebiliyorsunuz. Çünkü ürün yorumları İngilizce olduğundan bazen resim yada yeterli İngilizceniz yoksa yanılabiliyorsunuz. Benim ilk alışverişimde başıma geldi :) Ayrıca bazı ürünlerde farklı renk ve sayı tercihi yaptığınızda fiyat değişiyor. Buna da dikkat etmekte fayda var. 

Bazı ürünleri hem site içinde hemde ülkemizde çok daha uygun fiyata bulmak mümkün. Alışveriş yaparken kendinizi kaybetmeyin sakın ve bu ayrıntıya da mutlaka dikkat edin. Çünkü ufak ufak gördüğünüz rakamlar birleşince ve kargo ücretleri de eklenince birden kocaman oluyor :)

Kargo ücreti aynı firmadan alışveriş de yapsanız aldığınız ürün sayısı kadar yansıtılıyor. Genelde 4-8 TL civarı kargo ücreti var. Yalnız büyük ürünlerde kargo ücreti artıyor. 



Sistemde ürün satın aldıktan sonra, ürün aşamalarını takip edebiliyorsunuz. Türkiye'ye PTT kargo ile geldiğinden, ülke çıkışından sonra takip etmeniz pek mümkün değil. Bir de PTT kargo eğer site yada apartman girişine bırakıyorsa orada biraz sıkıntı var. 



Her ürünün geliş süresi sistem tarafından takipte. Elinize geçmesi gereken tarihten sonra onay vermediyseniz destek size bilgilendirme bildirimi yolluyor. Sonrasında biraz daha beklemek yada para iadesi istemek sizin tercihinizde. Bu nedenle aldığunız ürünlere onay veriyorsunuz ve ürünü ve satıcıyı puanlayabiliyorsunuz. 

Ödemenizi kredi kartıyla yapıyorsunuz.



Arkadaşlarınıza indirim kodu ile davetiye yolladığınızda, onun alışverişinin kargoya verilmesinin ardından sizde ilk alışverişinizde indirim alıyorsunuz. 

Artı ve eksilerine bakınca bu siteden alışveriş yapmayı sevdiğimi rahatlıkla söyleyebilirim. Çünkü neredeyse tüm yabancı site alışverişlerimde sorun ile karşılaştım ve parama yazık oldu. Wish bu konuda beni hiç üzmedi. Tam tersi mutlu etti.

Siz daha önce Wish alışveriş sitesinden yurtdışı alışveriş yaptınız mı? Yazım aklınızdaki sorulara cevap oldu mu?

Bir başka e-ticaret sitesi yazımda görüşmek üzere.

Sevgiler

Şafak




8 Nis 2018

Psikiyatrist Dr. Mutluhan İzmir Ropörtajı



Yaramaz Çocukları İlaçlamayın

Bugün sizlerle,  çocukları gereksiz yere ilaç bağımlısı yapan endüstriye vicdani bir yanıt diyerek yazdığı “Yaramaz Çocukları İlaçlamayın” kitabının yazarı Psikiyatrist Dr. Mutluhan İzmir ile yaptığımız söyleşiyi paylaşmak istiyoruz. Bu söyleşi de Dikkat Eksikligi ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) hakkında da önemli bilgiler aldık.

İşte sorularımız ve cevapları;

Mutluhan bey, öncelikle böyle bir kitabı yazdığınız ve samimiyetiniz için benim gibi düşünen tüm anneler adına çok teşekkür ediyorum.  Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?


-Değerli desteğiniz için çok teşekkür ederim. Kitabı yazmanın yanında insanların kitap hakkında bilgilenmeleri de çok önemli, yoksa kimsenin haberinin olmadığı bir kitap ne kadar önemli bilgiler içerse de etkisi olmuyor.
1961 yılında Elazığ’da dünyaya geldim. Babam inşaat mühendisi idi ve Keban Barajı inşaatı için Elazığ’da görevli iken ben dünyaya gelmişim. Daha sonra çeşitli illerde babamın görevi nedeniyle bulunduk ve ben altı yaşında iken Ankara’ya Bayındırlık Bakanlığı’na babamın tayini çıkınca Ankara’ya yerleştik. Tüm eğitim yaşamımı Ankara’da geçirdim. Babam ve annem kitap okumayı çok seven kişilerdi ve evimizdeki kitaplık birbirinden değerli kitaplarla doluydu. O dönemde benim şansım belki de internet ve cep telefonu gibi şimdi çocukları çok oyalayan gereçlerin henüz ortalıkta olmamasıydı ve henüz yazlıkta, deniz kenarında uzun bir süre geçirme alışkanlığı toplumda yerleşmemişti. Deniz kıyısında insanın pek kitap okumaya ayıracak zamanı olmuyor malum. Kitaplarla dolu bu kitaplık, benim kısa sürede kitapların sayfaları arasına dalarak uzun ve ilginç serüvenleri tadabileceğim bir kapı haline gelmişti. Nitekim 14 yaşımdan itibaren kısa yaz tatilleri yerine 3-4 aylık uzun yazlık tatillerinin devreye girmesi, benim kitap okuma etkinliğimi geçici olarak aksatmıştı. Ortaokul ve lise döneminde okumuş olduğum romanlar benim psikiyatriye ve psikolojiye olan ilgimin temelini oluşturmuştur. Bunların arasında Yaban, Yabancı, Ve Durgun Akardı Don, Suyu Arayan Adam, Bulantı, Tom Sawyer, Köyün Kamburu, İki Sene Mektep Tatili çok önemli bir yer tutarlar. Tüm bu romanlarda anlatılan karakterlerin kendilerini bir yere koyabilme çabaları beni derinden etkilemiştir ve her kişinin çok ilginç ve saygı duyulacak bir varoluş serüveninin olduğuna inanmama neden olmuştur.


Tıp fakültesine girişim insanlarla yakın olmamı sağladı ancak insanlarla mekanik bir ilişki içinde olmak, onların serüvenini merak eden benim gibi bir kişi için yeterli değildi. Bu nedenle tıbbın diğer alanlarından çok psikiyatri beni cezbeden tek dal olmaya başladı bir süre sonra. Çünkü diğer dallarda kısa sürede limite dayanıyorsunuz ve artık pek yeni bir şey kalmıyor mesleki pratiğinizde karşılaşabileceğiniz. Oysa psikiyatride böyle değil, her kişi ayrı ve yepyeni bir dünya.
Psikiyatri pratiğimi psikanaliz alanına taşıyabilmiş olmak, bana psikiyatrinin en ilginç alanına girebilen bir kişi olma olanağı tanıdığı için kendimi psikiyatrlar arasında en şanslı grubun içinde görüyorum. Psikanaliz hem psikiyatri ve psikoloji bilimlerinin temelini oluşturan hem de bir kişinin kişilik oluşumu sürecini en derinden anlayabilmemizi sağlayan bir bilim dalı olarak çok önemli bir pratiktir.




Günümüzde cesurca düşüncelerini paylaşabilen kişi sayısı hızla azalıyor. Peki siz ilaç sektörünün hedefi olmayı göze alarak aileleri bu konuda uyarıcı bir kitap yazmaya nasıl karar verdiniz?


Yıllarca akademik çevrelerden bir psikiyatrın bu tür bir kitap yazmasını bekledim. Yurtdışında birçok ülkede benim kitabıma benzer çok sayıda yayın ve kitap yazılıyor. Ancak bizim akademik çevrelerden ya da psikiyatrlardan ses çıkmayınca iş başa düştü. Ama dediğiniz gibi ilaç sektörünün hedefi olmayı göze almak gerekiyor. Bu cesaret nereden geldi bana diye sorarsanız başta çocuklar olmak üzere ülkemizdeki insanların sağlığını korumak bizim en önde gelen görevimiz diye düşünüyorum. Artık ilaç kullanımı o kadar arttı ki, hastalık dışında da ilaç kullanan çok kişi var ne yazık ki. Ve bu ilaçların bir kısmı çok ciddi yan etkiler gösteriyorlar. Çocuklar anne ve babaları kendilerine ne verirse kullanacak kadar masumlar. Anne babaları bilinçlendirmek gerektiği ortada çünkü bu ilaçların kullanımı baş döndürücü bir hızla artıyor. Ve bu ilaçlar 1970’li yıllarda zayıflama ilacı olarak piyasaya sürülen ama çok olumsuz etkileri görülünce yasaklanan amfetamin grubundan ilaçlar. Anne babaları bu konuda bilgilendirmek, çocukları olumsuz etkilerden korumak arzum korkumu yendi diyebilirim.

Kitabınızın ilk bölümünde, kozmetik tıbbın ilaç kullanımını körüklediğinden bahsetmişsiniz ve modern tıp acaba hastalık mı peydahlıyor diye bir soru sormuşsunuz.  Peki sizce öyle mi?


Bunun böyle olduğunu düşünen çok hekim ve araştırmacı var dünyada. Bugün önümüzdeki en büyük tehlike kozmetik tıp kavramıdır. Çünkü bu tür tıp uygulamalarının hedefi hasta kişiler değil sağlıklı kişilerdir. Sağlıklı bir kişi tıbbi bir uygulamadan ne ister? Buradaki beklentiler çok gerçekçi beklentiler değil ama bu gerçekçi olmayan beklentiler nedeniyle insanlar tıbbi girişimlere gereksiz yere maruz kalıp zarar görüyorlar. İlaçların oluşturduğu zararlar çok sinsi ve uzun yıllara yayılabilen zararlar olabiliyor. Tabii ki bir hastalık varsa onu tedavi edecek ilaç kullanılır ancak hastalık yokken ilaç kullanmak çok riskli. Çünkü bugününüzü kurtarmak isterken yarınınızı riske atıyorsunuz ve bu riski bütünüyle zararsız olduğunuza inandığınız ilaçlar oluşturabiliyorlar. Hekimler özellikle kozmetik tıp uygulaması sırasında insanları daha ayrıntılı bilgilendirmeliler. Dikkat eksikliği sorununun da şu anda büyük oranda kozmetik tıp uygulaması alanını içinde değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen çok sayıda kişi var dünyada.

DEHB hastalığını kısaca tanımlamamız gerekirse, nedir, nasıl bir hastalıktır?

Burada asıl sorun dikkat eksikliği oluşturan bir beyin sorunundan kaynaklanır. Dikkat eksikliği ile birlikte hiperaktivite görülebilir ya da görülmeyebilir. Bu tablodaki hiperaktivite, yaramaz bir çocuğun eylemlerinden çok daha farklı, insanı kızdıran değil acıma duygusu yaratan bir hiperaktivitedir. Çocuklar dikkatlerini toplayamadıkları için yaramazlık olarak görülecek eylemleri bile organize biçimde yapamazlar. Gerçekten dikkat eksikliği hastalığı yaşamayan çocukların, ilgi duymadıkları ders çalışmak, kitap okumak gibi alanlarda dikkatlerini toplayamadıklarını ama ilgi duydukları oyunlar ya da başka şeylere dikkatlerini toplamakta sorun yaşamadıklarını görüyoruz. Oysa gerçekten dikkat eksikliği hastalığı olan bir çocuğun ilgi duyduğu bir alanda bile dikkatini toplayamaması söz konusudur.



Gerçek DEHB hastalığına sahip çocuklarda kullanılan ilaçlar neyi sağlar, nasıl? Bu ilaçların bağımlılık yapmadığı söyleniyor? Peki öyleyse  neden kırmızı reçete ile satıyor? Bağımlılık olgusunu biraz anlatabilir misiniz?


Bu çocuklarda bozuk olan dopamin metabolizmasının oluşturduğu sorunu ilaçlar ortadan kaldırıyor. Bu çocuklarda bozuk olan dopamin metabolizması, onların ilaçlara bağımlı olmalarını da önlüyor.  Ancak burada sorun ilacın yerinde kullanılıp kullanılmadığı. Yerinde kullanılıyorsa sorun yok ama şüpheler aşırı teşhisin çok arttığına ve aslında hasta olmayan birçok çocuğun bu ilaçlara maruz kalmaları nedeniyle ilaçların yerinde kullanılmadıklarına yönelik olarak ortaya çıkıyor.
Kırmızı reçete de ilaçların yerinde kullanılmadıklarında şiddetli biçimde bağımlılık yapacağını gösteren bir uyaran aslında. Kırmızı reçete, ileri derecede bağımlılık yapan morfin, kokain gibi ilaçların yazıldığı bir reçete türüdür. Her ülke bu ilaçların daha dikkatle kullanılması için kendine göre önlemler almaya çalışıyor. Örneğin Fransa’da bu ilaçlar üç hekimin imzasıyla alınabiliyorlar. Bizde de böyle bir önlem türü benimsenmiş.
Bağımlı olduğunu madde uyuşturucu ise bu maddeyi almadığınızda aşırı bir huzursuzluk, uyarıcı ise bu maddeyi almadığınızda uyku hali, tembellik ve dikkat dağınıklığı hissedersiniz. Bağımlı olduktan sonra bağımlı olduğunuz maddeyi almadığınızda bu belirtiler hızla ortaya çıkıyor ve siz bunları ortadan kaldırmak için yeniden o maddeyi kullanmaya yöneliyorsunuz. Örneğin alkol bağımlılığında 3-4 saate bir gelen huzursuzluk, bağımlı kişiyi, kan alkol düzeyini 3-4 saate bir alkol alarak yükseltmeye iter. Uyarıcı türdeki bağımlılıklarda da maddeyi almadan artık konsantre olabilmeniz ve dikkatinizi toplamanız olanağı kalmıyor ve bu nedenle her sınavdan önce, her ders çalışmadan önce bu ilacı kullanmaya yöneliyor insanlar.


DEHB hafif ve orta şiddetteki çocuklarda ilaçtan önce denenebilecek tedavi ya da koruma yöntemi var mıdır?


Gerçekten DEHB varsa ilaç tedavisinin yanında dikkat işlevini güçlendirmeye yönelik v bilgisayar destekli egzersizlerden tutun, özel diyetlere, dinlenme süresinin ayarlanmasına kadar çok sayıda yöntem var. Diğer yöntemler sayesinde çocukların ilaç kullanma süreleri ve aldıkları dozlar azaltılabiliyor.
Birçok öğrenci de yaşanan dikkat eksikliği sonucu bu çocuklara ne yazık ki DEHB tanısı konuyor. Kitabınızda okuduğum kadarıyla, istemli dikkat ve İstemsiz dikkat var. Nedir bunlar, nasıl çalışır?
İstemsiz dikkat aslında çok bizi ilgilendiren bir konu değil ama kabaca insanın bir şeye dikkat etmek için kendisini zorlamadan kullandığı dikkat işlevidir. Örneğin yolda yürürken, tanımadıkları insanlar tarafından durdurulup adres sorulan kişiler, kendilerine adres soran kişi yanlarından uzaklaştıktan sonra çoğunlukla o kişilerin yüzlerini tarif edemiyorlar. Çok az sayıda insan bunu başarabiliyor. Bu dikkat türü istemsiz dikkattir ve bazı hastalıklarda ileri derecede bozularak kişilerin yaşamını zorlaştırır. Size adres soran kişinin yüzünü anımsayamamanız çok önemli bir sorun yaratmaz ama trafik ışığının kırmızı olduğuna dikkat edemezseniz sorun büyür. Bu tür dikkati azaltan hastalıklar genellikle metabolik hastalıklar ve bunama türü hastalıklardır.

İstemli dikkat ise tam olarak bizi ilgilendiren ve sözü edilen ilaçlarla arttırılmaya çalışılan dikkat türüdür. Sizin için pek de keyif verici olmayan, görev icabı ya da ders gibi belli bir konuya dikkatinizi odaklamanız gerektiği zaman istemli olarak dikkatinizi toplamaya çabalarsınız. Tüm bilişsel işlevler gibi istemli dikkat de duyguların desteğinde çalışır. Merak ve ilgi duyma gibi duyguların eşlik etmesi, istemli dikkatin daha iyi bir düzeyde işlev görmesini sağlar. Merak duygusu eksikse beyin sağlam olsa bile dikkat toplama işlevini yerine getirmekte zorluk yaşarız. Hiç ilgi duymadığınız bir konuda bir şey okumanız ve anlatmanız istense ne derece zorluk yaşayabileceğinizi düşünün. Dikkatinizi bir türlü toplayıp da o yazıyı okuyup anlayamazsınız. İşte öğrencilerin çoğunun bugün yaşadığı dikkat sorunu böyle bir sorundur.

Bu kitabınızda DEHB tanısının artık çok sık konulduğundan ve hastalığı taşımayanlarında sanki hastaymış gibi ilaçlara maruz bırakıldığı yazıyor.  Peki biz anneler çocuğumuzun durumunun bu hastalıkla ilgili olduğunu nasıl anlayacağız? Fiziksel olarak anlamak mümkün mü? Ya da şüphe duyulan durumlarda, davranış takibi mi yapmak gerekir? Ne kadar sürer bu süreç?


Çocuğun ilgi duyduğu alanlarda dikkatini toplayabildiğini gözlemlemek olanaklıdır. Sevdiği oyunlar, hatta yaramazlık yaparken bile dikkatini toplar ve bunu gözleyebilirsiniz.

Kullanılan ilaçların yan etkileri nelerdir?  Ya da şöyle sorayım, bu ilaçların hasta olmayan çocuklar tarafından kullanıldığında gelecekte olacak şeyler nelerdir?  Metlfenidat kullanan çocuklarda hangi hastalıklara davetiye çıkartıyoruz?


Hasta olmayan bir kişinin metilfenidat kullanmasının uzun vadede kalp hastalıklarına, hafıza bozukluklarına, davranış bozukluklarına, dürtü kontrolü bozukluklarına, beyinde hücre kaybına, duygudurum bozukluklarına (bipolar affektif bozuklular), intihar girişimlerine, saldırganlıkta artışa ve başka maddelere bağımlı olmaya neden olabileceği görülmektedir.





Bunun etkilerini anlayabilmemiz kaç yılı bulur sizce?

Bu konuda henüz hiçbir ciddi çalışma yok ne yazık ki. Ama hayvan deneyleri pek de ferahlatıcı sonuçlar vermiyorlar.

Özellikle erkek çocuklarda hiperaktivite teşhisi çok konuyor ve bu çocuklar okulda çok zorlanıyorlar. Kitabınızda özel programlar uygulanmalı demişsiniz. Peki neler yapılabilir?


Bu çocukların aileleriyle çok yakın çalışılmalıdır. Bu çocukların çoğu aile eğitimi sırasında yeterli disiplin almadan okula başladıkları için okul kurallarına uyamıyorlar. Kuralları reddetme ve yıkma eğilimi içinde sınıf düzenini bozucu davranışlar sergiliyorlar. Ailelerle yapılacak çalışmalarda çocuğun evde eksik kalmış olan disiplin eğitiminin nasıl tamamlanabileceği konusunda eğitim yapılarak aileler bilgilendirilmelidir. Bu çalışmalarla çocuğun okul sürecine uyumu konusunda çok hızlı biçimde yol kat edilebilir. Ailelerin devreye girmesi bu açıdan çok yüz güldürücü sonuçlar vermektedir.

Kitabınızda, DEHB hastalığının sıkça Bipolar hastalıkla birlikte görüldüğünü yazmışsınız? Bipolar hastalık nedir, bu iki hastalık bağlantılı mıdır? Bipolar hastalara DEHB tedavisi uygulamak ne gibi sorunlara yol açar?


Bipolar hastalık, iki uçlu duygudurum bozukluğu olarak adlandırdığımız tablodur. Depresyon yani çökkünlük ile mani yani coşma ve ileri noktada cinnet olarak adlandırdığımız tablonun ortaya çıkması sonucunda görülür.  Bipolar bozukluk istemli dikkati çok azaltan bir hastalıktır ve sıklıkla DEHB olarak teşhis edilmektedir. Oysa DEHB için kullanılan ilaçlar bipolar hastalığın seyrini daha da ağırlaştırmaktadır. Bu nedenle ayırıcı tanıda çok dikkatli davranmak gerekir.

Kitabınızda bir bölümde, İnsan Aklı ve davranışlarını incelemişsiniz. İnsanoğlu nasıl bir mekanizma ?


Kesinlikle toplumsal ve içinde yaşadığı toplumla, o toplumun koşulları ile birlikte değerlendirilmesi gereken ve sadece bu yolla anlaşılabilecek bir mekanizmadır. İnsanı değerlendirirken onu içinde yaşadığı toplumdan soyutlayıp anlamaya çalışmak çok yanlıştır.

Günümüzde ilgi ve merak eksikliği yaşayan çocuk ve ergenlerin bu sorunu yaşamasının nedenleri neler olabilir?


Toplumsal ilişkileri çok zayıfladı artık çocukların. Bunda şehirlerin insanı izole eden yanı da etkili, çocukların başında çok vakit geçirdikleri bilgisayarlar gibi araçlar da çok etkili. Sanal ortam öyle bir anında tatmin olanağı sunuyor ki insanlara, uzun vadeli hedef koyup belirsiz bir gelecekte yaşanması olası olan, pek de garantili olmayan bir tatmin sürecine insanlar ilgi duyamıyorlar artık. Bu da bir tür bağımlılık tabii, anında tatmin bağımlılığı. Günü yaşayın sloganı, hızlı tatmini güvence altına alın anlamını taşır ve bizim gelecek kurgumuzu yok ettiği için ilgi duyma yetimizi de körelten bir etki yapmaktadır.

Bu konuda ailelere önerileriniz neler olabilir? Nasıl kurtaracağız çocuklarımızı?


Toplumu kurtarmak için işbirliği yapalım. Toplumu çocukların içinde yaşayacakları sağlıklı bir vasat haline getirmezsek çocuklarımızı bu girdaptan kurtarmamız zor olacak gibi duruyor.

Okuyucularımızın kafasında şimdi bir soru belirmiş olabilir  o da “ İlaca karşı mı bu doktor?” sorusu:)  İlaca karşı mısınız?


Tam tersine ilaç taraftarıyım ben. Ama ilaçlar sadece hastalık varsa kullanılsın diyorum, hastalık yoksa ilaç bir zehre dönüşüyor çünkü.


Sorularımıza verdiğiniz cevaplar için çok teşekkür ederiz. Eklemek istediğiniz bir şey var mi?

Bu olanağı bana tanıdığınız için size çok müteşekkir olduğumu belirtmek isterim.


Kitap Künyesi

                                     Yazar           : Psikiyatrist Dr. Mutluhan İzmir

                                     Yayınevi      : HayyKitap
                                     Basım yılı    : 2016
                                     Sayfa sayısı : 212
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...