Gamiss

26 Ağu 2015

Çok Karmaşığım Bu Akşam

Herkese merhaba,

Hayat hem kısa hemde karmaşık. Tıpkı insanlar gibi. Kısa bir süre önce annemin babası olan dedemi kaybettim, o nedenle de sizlerden uzak kaldım. Aslında içimdeki duyguları nasıl tanımlayacağımı bilemiyorum. Sizlerle paylaşmak istiyorum hissettiklerimi ancak çok zor. Dedem anne baba tarafında son kalan büyüğümdü.

Bir kaç ay önce kanser teşhisi konduğunda neden bilmem hiç inanmadım. 83 yaşında olduğu için ameliyat veya kemoterapi uygun görülmedi. Bitkisel tedavi denedik ve ilaçlarını verdik. Bir süre İstanbul'da dayımla kaldı sonra köye gitmek istediği için dayım onu götürdü. Orada da annemlerde kaldı bir süre. Sonra ilçedeki kendi evine gitmek istediği için annemle beraber oraya yerleştiler. Babam gitti geldi bu süre zarfında. Annem böbrek hastası bir kaç yıldır, bu nedenle dedemi zamanla yatırıp kaldıramadı çok zor zamanlar yaşadı. Dedem çok güçlü bir adamdır. Hani şu bir tane vurdu mu 3 kişiyi devirenlerden. Onu yatırmak kaldırmak babamında tek başına yapamayacağı bir şey olduğundan dayımda işini gücünü bırakıp köye gitti.

Her gün arayıp nasıl olduğunu soruyordum, ağrılarının artıp artmadığını. Bilenler bilir kanser ağrıları çok zordur. Annem hep "ağrım yok  diyor" diyordu. Belki de bu yüzden hep iyileşeceğini düşündüm. Bir gün aradığımda, annem o gün hiç yemek yiyemediğini söyledi. Çok üzüldüm, ağladım. Öyle güçlü bir adamın nasıl olup da bu durumla baş ettiğini anlamaya çalıştım. Ertesi gün annem aradı. Dedemin büyük oğlum Ege'yi sayıkladığını, havuzda onu düşerken gördüğünü ve dikkat etmemi söylediğini iletti. Yine ağrılarını sordum, aynı dedi, yemek yiyip yiyemediğini sordum yiyebildiğini söyledi. Biraz rahatladım ama yine göz yaşlarıma hakim olamadım. O arada Ege yanıma geldi, ben ağlayınca çok üzülür o. Nedenini öğrenene kadar da rahat bırakmaz.  Mustafa dede biraz hastaymış seni görmüş rüyasında, dikkat etsin havuzda demiş dedim. Biraz durdu. Sonra hala düşünürken içimi bir tuhaf eden o cümleyi söyledi.

" Anne ninem öldü sen ağladın göremedik hiç, arkadaşının kocası öldü ağladın onu da göremedik, bak Mustafa dede hastaymış yine ağlıyorsun. Ya oda ölürse, gidip son kez görelim"



İyi ki de onu dinlemişim. Aslında sadece hafta sonu gidecektim çocukları eşime bırakıp, Ege benden önce bavulu hazırladı, "10 gün kalalım anneannemlerde" dedi. Mecbur hep beraber gittik. Cuma sabahı oradaydık,  dedemi gördüm, çok üzüldüm. Hasta olarak ölmemek için dua ettim. Bebek gibi olmuştu. Annem verirse yiyordu, o verirse içiyordu. Annemde onu bebeği gibi seviyordu öyle bakıyordu. Bir ara yalnız kaldık, ellerini tuttum, alnından öptüm, sevdim. Belki ilk ve son defa bu kadar yakın olduk. Dedim ya o öyle çok duygularını belli eden, sevip koklayan dedelerden değildi. Ama anladım ki ben dedemi çok seviyormuşum. Sonra elimden su içti, limonata içti. İlk önce güvenmedi, kendi içmek istedi ama bana güven dedim ona. Güvendi...

Cumartesi eşim İstanbul'a döndü biz çocuklarla kaldık. Hava değişiminden yada üzüntüden kendimi çok iyi hissetmediğim için cumartesi dedemin yanına gitmedim. Belki benden bir şey geçer de kötü olur diye. Pazar sabahı haberi geldi. Kızkardeşim de cuma gelmişti. Hemen o gitti ama ben çocuklar olduğundan gidemedim. Yani o gün bana güvendiği an, onu son gördüğüm andı.

Sonrası hep bilindik şeyler, insanlar hayatına devam eder, sen başka bir boyuta geçersin. O güne değin yaptığın herşey son bulur. Kavgaların, dostlukların, paran, malın, yaptığın iyilikler, sana yapılan haksızlıklar, senin yaptığın haksızlıklar yani yaşamla ve seninle ilgili herşey sona erer. Tüm insanlığı ilgilendiren önemli bir buluş yapmadıysan, belki bir kaç nesil sonran hatırlarsan seni, sonrası olmaz. Mezar taşın durduğu sürece, bir isim olursun görenler için.

Peki bu son süreçte neler mi anladım? Mesela hiç tanımadığın birilerinin sana başsağlığı dilemesi, onun ardından dua etmesi seni mutlu ediyor. Ya da çok kızdığın bir arkadaşının sık sık hatrını sorması onu tekrar sevmeni sağlayabiliyor. Akrabalık bağıyla bağlı olduklarının, senin kadar üzülmemiş olması seni kızdırıyor. Ya da hayatına, ailene bir şekilde girmiş kan bağıyla olmasa da o yada bu bağla akraba olduğun kişilerin acını paylaşmaması, bir baş sağlığı bile dilememesi onları hayatından sonsuza kadar çıkarmaya karar vermende son damla oluyor.

Dilerim çok yaşlanmadan, kimseye muhtaç olmadan hayata gözlerimi yumarım.

Hepiniz kendinize iyi bakın. Acımı sizinle paylaşabildiğim için çok mutluyum. İyi ki blog yazmaya başlamışım.

Sevgiler
Şafak



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...