11 Kas 2019

Disleksili Çocuğu Olan Ailelere Öneriler

Disleksili çocuğu (özel öğrenme güçlüğü) olan ailelere 6 öneri

Disleksi (özel öğrenme güçlüğü), normal veya normal üstü zekada olan çocuğun, okuma, yazma ve matematik alanında, akranlarına oranla beklenenden düşük performansta olmasıdır.
Çocuğun öğrenme problemleri, akademik başarısını, okuma, yazma ve matematik becerisi gerektiren günlük etkinliklerini olumsuz yönde etkilemektedir.

Farkında Kalın kitabının yazarı, Özel Eğitim Uzmanı Hasan Hüseyin Yıldırım, disleksi farkındalık haftasında ailelere yardımcı olacak 6 öneriyi sıraladı.

1-Özel öğrenme güçlüğü, tembellik ya da zeka geriliği değildir, bunu unutmayın. Bu çocukların zekaları normal ya da normalin üzerindedir. Bu nedenle, bazı derslerde başarılı olurken, bazı derslerde de sınıfın altında performans sergileyebilirler. Bunun bilincinde olun.

2-Öğrenme güçlüğü olan çocukların bir kısmı, matematikte, bir kısmı da okuma yazmada zorlanabilirler. Örneğin, henüz harfleri bile öğrenememişken, matematikte oldukça iyi performans sergileyebilirler. Ya da, okuma yazma öğrendiği halde, hala sayıları ayırt etmekte güçlük çekebilirler. Onların güçlü yönlerini pekiştirip, güçlük yaşadığı yerlerde öğretmeni ile işbirliği yaparak çözümler üretin.

3-Çocuğunuzun öğretmeni ile mutlaka işbirliği içinde olun.

4-Öğrenme güçlüğü olan çocukların birçoğu durumlarının farkında olup, bunun neden kaynaklandığını bilememektedirler. Bu yüzden kendilerini kötü hissetmekte ve özgüvenleri düşmektedir. Çocuğunuzun özgüven ve motivasyon sahibi olmasını sağlayın. Çocuğunuzda, mutlaka takdir edebileceğiniz bir özellik vardır. Bunu bulmaya çalışın ve bunu çocuğunuzu motive etmede kullanın, yani onlara başarma hissini tattırın.

5-Kendi başına becerebilecekleri şeyleri, onun yerine yapmayın. Çocuğunuzun diğer çocuklarla aynı potansiyele sahip, fakat daha fazla zamana ve anlayışa gereksinimi olduğu gerçeğini unutmayın.

6-Sorunlarla tek başına baş etmeye çalışmak sizleri yoracaktır. Bu nedenle, özel eğitim desteği aldırmanız gerekebilir. 

4 Kas 2019

Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma Arasındaki Farklar


Herkese merhaba

İnsanlar anlaşamadığında tabi ki boşanmak kaçınılmaz oluyor. Ancak bu süreç her iki taraf içinde oldukça zor geçiyor. Güzellikle anlşarak boşananlar olduğu gibi boşanmayı bir çeşit savaşa da dönüştürenler de var. İşte bu noktada Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma arasındaki farklar nedir diye insan merak etmiyor değil. 

 Av. Elvan Kılıç 'a bu durumu sordum ve aşagıda okuyacağınız bilgileri paylaştı bizimle. 



Medeni Kanunca belirlenmiş olan boşanma sebepleri arasında zina, karşı tarafın hayatına kast etme, kötü davranış, suç işleme, terk, akıl rahatsızlığı ve evliliğin devam edemeyecek duruma gelmesi, yani birliğin bozulması vardır. Bu nedenle eşlerin ilk olarak boşanmayı hangi sebebe dayandıracağını belirlemesi gerekir. Daha sonra avukat vasıtasıyla süreç başlatılır ve hukuka uygun şekilde devam ettirilir.Bu süreçte eşlerin anlaşmalı mı yoksa çekişmeli mi boşanacakları kararlaştırılır. Çünkü bu ayrım, yapılacak olan yargılamayı etkileyecektir. Bazı durumlarda taraflar anlaşarak boşanmaya karar verseler de ortaya konan bir velayet veya mal varlığı söz konusu olduğunda taraflar fikirlerini değiştirerek anlaşmalı boşanmayı çekişmeliye çevirebilmektedir.

Anlaşmalı boşanmada prosedür nasıl gerçekleşir?Medeni Kanun'da anlaşmalı boşanma 166. Maddenin 3. Fıkrasında hüküm altına alınmıştır. Bu maddeye göre eşlerin anlaşmalı olarak boşanabilmeleri için bazı şartlar aranmaktadır. Bu şartlar şunlardır:
  • Evlilik en az bir yıl sürmüş olmalıdır.
  • Tarafların birlikte bir anlaşma protokolü düzenleyerek mahkemeye başvurmuş olmaları gerekir. Birlikte başvurmasalar bile başvuran eşin davasını diğer eş kabul etmelidir.
  • Hazırlanan protokolde tarafların mal varlığı, velayet, ortak konut, nafaka, tazminat, ev eşyaları gibi konularda anlaşmış olduklarını gösterir beyanları bulunması gerekir. Çünkü yargılamada hâkim, bu protokolü dikkate alır.
  • Duruşma gününde hâkim tarafları dinleyerek ortak iradelerinin serbest bir şekilde açıklandığına kanaat getirmelidir. Yani taraflar anlaşmalı boşanmaya yönelik iradelerini özgür bir biçimde mahkemede açıklamalıdır.

Çekişmeli boşanmada anlaşmazlık nasıl sürer?

Çekişmeli boşanma davalarında yukarıda belirtilen hususlar konusunda anlaşmaya varılamazsa tarafları uzun bir yargılama süreci bekler. Özellikle çiftlerin en çok anlaşamadığı konu çocukların velayetidir. Ayrılmaya karar veren eşler karşılıklı olarak bu velayeti isterler. Bu konuda kararı, çocuğun yaşam standartlarını ve geleceğini göz önünde bulundurarak hâkim verir. Sadece velayet konusunda değil aynı zamanda eşlerden biri mal paylaşımı veya nafaka gibi durumlarda da anlaşmazlık çıkarabilir.
Karşı taraftan farklı taleplerin bulunulduğu çekişmeli boşanma davalarında yargılama uzun sürmektedir. Anlaşmalı boşanma gibi tek celsede tamamlanmaz, birkaç duruşma sürebilir. Süreç boyunca takip edilmesi gereken birtakım detaylar bulunur. Bu detayların takibi için konusunda uzman bir avukatla ilerlemek gerekir.

Çekişmeli boşanmada hâkim tarafların hukuki yararı için önlemler alabilir mi?

Boşanma davası açıldıktan sonra hâkim dava süresince ortaya çıkabilecek olumsuz durumlara karşı geçici önlemler almak zorundadır. Bu geçici önlemler arasında eşlerin barınma, geçinme, müşterek çocukların eğitim vs. masrafları için nafaka tedbiri yer almaktadır. Eşler arasında şiddet durumu söz konusu ise hakim 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunu’na göre uzaklaştırma kararı ve geçici koruma tedbirleri verebilir. Ayrıca dava sonucunda tazminata veya paylaşıma konu olacak malların yönetimine ilişkin de tedbir kararı verilebilir.

23 Eki 2019

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonlarından Korunmak İçin Önemli İpuçları

Üst Solunun Yolu Hastalıkları 

Okulların açılması, çocukların kalabalık alanlarda toplu şekilde bulunmaları hastalıkların yayılımını artırır. Vücudumuz da değişen hava koşullarına ayak uydurmakta güçlük çeker ve bu aylarda üst solunum yolları hastalıkları artar. İstanbul Rumeli Üniversitesinin Uygulama Hastanesi olan REYAP Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Refika İlbakan Hanımeli sonbahar ve kış aylarında görülme sıklığı artan üst solunum yolu enfeksiyonlarından korunmanın ipuçlarını verdi.



Kreş ve anaokulu gibi kapalı yerlerde bulunan çocuklar virüslerin yol açtığı enfeksiyon nedeniyle sık sık hastalanmaktadırlar. Soğuk algınlığı, nezle, grip, bademcik iltihabı, soluk borusunun iltihabı, sinüzit, orta kulak iltihabı gibi hastalıkların kışın çocuklarda daha sık görüldüğünü belirten Uzm. Dr. Refika İlbakan Hanımeli ‘’Bu hastalıkların çoğu ayaktan tedavi edilebilmektedir. Her çocuğun hastalıklara karşı direnç kazanması için bu hastalıkları geçirmesi gerekmektedir. En gelişmiş ülkelerde bile 5 yaşın altındaki çocuklar 1 yılda ortalama 6-8 kez hastalanmaktadırlar. Özellikle kreşe ve okula başlayan çocukların ilk senelerde daha sık hastalanması doğal bir durumdur’’ dedi.

Uzm. Dr. Hanımeli’nin üst solunum yolu enfeksiyonlarından korunmak için verdiği önemli ipuçları ise şöyle;

1- Çocukların aşılarının zamanında ve tam olarak yaptırın.
2- Çocuklarınıza küçük yaşta kişisel hijyen, el yıkama ve bakımının önemini öğretin.
3- Öksürüp hapşırırken ağzını eliyle değil koluyla ya da kağıt mendil ile kapatması gerektiğini öğretin.
4- Çocukların sıvı alımının arttırın.
5- Dengeli beslenmesini sağlayın.
6- Hastaysa okula göndermeyin. Çocukları iki, üç gün evde tutmak iyileşmesini kolaylaştırır.
7- Evinizi her fırsatta havalandırın.





16 Eki 2019

Menopozun Belirtileri


Yapılan araştırmalarda dünya genelinde ortalama menopoz yaşı 51 iken, ülkemizde ortalama menopoz yaşının yaklaşık 47-49 yaş olduğu gösteriliyor. 40 yaşından önce görülen menopoz ise erken menopoz olarak adlandırılıyor. Menopoz yaşının belirlenmesinde; başta genetik özellikler ve ırk olmak üzere, beslenme, sigara kullanımı ve sosyoekonomik düzey gibi faktörlerin de etkili olduğu biliniyor. Menopoz; genellikle 3 ila 8 yıl arasında devam eden menopoz öncesi dönem olarak adlandırılan bir sürecin sonunda oluşuyor. Memorial Antalya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Gülbin Destici İşgören, “18 Ekim Dünya Menopoz Günü” öncesi sağlıklı menopoz süreci hakkında bilgi verdi.

Her kadın farklı yaşıyor
Menopoz bir hastalık değil, kadın hayatında üreme çağının bittiğini işaret eden doğal bir dönemdir. Kadınlarda 12 ay boyunca hiç menstrüel kanama olmadığında menopoz tanısı kesinleşir.Menopoz öncesi dönem olarak adlandırılan dönemde yumurtalıklardan salgılanan başta östrojen hormonu olmak üzere, hormon düzeylerinde dalgalanmalar olmakta, bir süre sonra yumurtalar tükenmekte ve yumurtalıklardan hormon salınımı durmaktadır. Tüm bu değişikliklerin sonucunda da menstruel kanamalar kesilmektedir. Yıllarca devam eden bir süreç olan menopoz öncesi ve sonrası dönemde bazı kadınların hiç şikayeti olmaz ya da çok hafif şikayetleri olabilirken; bazı kadınlar çok daha ağır sıkıntılar yaşayabilmektedir.

Menopoz döneminde görülebilecek şikayetler şunlardır;
    1. Menstrüel kanama düzeninde değişiklik, kısa ya da uzun süreçli kanama, kanama miktarında artış ya da azalma
    2.Sıcak basmaları ve terlemeler
    3.Uykuya dalmada zorlanma ve uyuma süresinde kısalma gibi uyku bozuklukları
    4.Çarpıntı
    5.Depresyon ve duygu durum değişiklikleri
    6.Unutkanlık
    7.Çabuk sinirlenme
    8.Baş ağrısı
    9.Saçlarda dökülme ve incelme
    10.Halsizlik ve kas eklem ağrıları
    11.Ciltte- gözde veya ağızda kuruluk
    12.Vajinal kuruluk, cinsel ilişkide ağrı ve cinsel istekte azalma
    13.Ani sıkışma hissi, idrar kaçırma ve sık idrara çıkma,
    14.Vajinal enfeksiyonlar ve idrar yolu enfeksiyonu riskinde artış,
    15.İştah artışı, metabolizmada yavaşlama ve buna bağlı olarak kilo artışı

Kemik erimesi, kalp krizi ve inme riskini de artırıyor
35 yaştan sonra kadın ve erkeklerde başlayan kemik kaybı menopoz sonrası ilk 4-8 yılda östrojen düzeyinin azalmasına bağlı olarak hızlanmaktadır. Kayıp fazla olduğunda bu durum osteoporoz olarak adlandırılmakta ve başta kalça, el bileği ve omurga kemiklerinde olmak üzere kemik kırığı riski artmaktadır. Vücuttaki östrojenin azalması, ilerleyen yaşa bağlı olarak yüksek kolesterol, yüksek tansiyon gibi risk faktörlerinin görülme olasılığının artması ve hayatın bu döneminde daha hareketsiz olma gibi risk faktörlerinin bir araya gelmesiyle menopoz dönemindeki kadınlarda kalp krizi ve inme riski artmaktadır.

Hormon tedavisi şikayetleri azaltıyor
Menopoz dönemindeki destek tedavisi kişinin özellikleri, medikal geçmişi, şikayetlerinin şiddeti ve yaşam kalitesinin ne kadar etkilendiği, isteği ve beklentileri göz önünde bulundurularak düzenlenmelidir. Vücutta artık az üretilen ya da üretilmeyen hormonların ( östrojen ve gerekli durumlarda progesteron) dışarıdan verilmesi anlamına gelen hormon tedavisi menopoz dönemindeki şikayetleri rahatlatabilmektedir. Bu tedaviler ağızdan alınan tabletler ya da cilde yapıştırılan yamalar, sürülen kremler şeklinde sistemik olarak verilebileceği gibi; bazı durumlarda sadece lokal olarak uygulanan vajinal tabletler ya da kremler kullanılabilmektedir. Vücuda sistemik olarak verilen hormon tedavisi ateş basmalarını, kemik kaybını ve kırık riskini, ayrıca kolon kanseri riskini azaltmaktadır. Hem lokal hem de sistemik tedavi vajinal kuruluğu ve buna bağlı şikayetleri gidermektedir.

Sadece östrojen tedavisi bazı kanser risklerini artırabilir
Sadece östrojen içeren tedaviler rahim duvarının kalınlaşmasına ve rahim kanserine neden olabilmektedir. Hormon içeren tedaviler ile kalp krizi riskinde, derin ven trombozu ve inme riskinde meme kanseri ve mesane kanseri riskinde hafif artış olabilmektedir. Bu nedenle kişisel özellikler mutlaka değerlendirilmeli gerekli muayeneler ve tetkikler yapılmalı ve uygun kişilerde doktor kontrolünde tedavi başlanmalıdır.

Sağlıklı bir menopoz süreci için düzenli egzersiz şart!
Menopoz sürecinde dengeli ve sağlıklı bir diyet, yeterli kalsiyum ve D vitamini almak, sigara alkol ve diğer toksik maddelerden uzak durmak, yağdan fakir antioksidandan zengin gıdalarla beslenmek önerilmektedir. Ayrıca düzenli egzersiz kemik kaybını yavaşlattığı gibi, aşırı kilo alımını ve buna bağlı olarak gelişebilecek kalp şeker hastalığı gibi hastalıkların riskini azaltmaktadır. Düzenli egzersiz yapan kişilerde depresyon ve bilişsel fonksiyonlarda azalma riski de çok daha düşüktür. İdrar kaçırma şikayetleri olan kişiler pelvik taban kaslarını güçlendiren kegel egzersizlerinden fayda görebilmektedir.

15 Eki 2019

Back to Business Party” iş dünyasını buluşturdu



Radisson Blu Hotel Vadistanbul’de “Back to Business Party” düzenlendi

“Back to Business Party” iş dünyasını buluşturdu

İstanbul’un yeni iş ve yaşam merkezi olarak Ayazağa’da hayata geçirilen Vadistanbul bünyesindeki Radisson Blu Hotel Vadistanbul, 9 Ekim 2019 Çarşamba günü düzenlediği “Back to Business Party” organizasyonunda iş dünyasını buluşturdu.
Sektörün önde gelen MICE acentaları ve kurumsal müşterilerin katıldığı etkinliğe yoğun bir katılım gerçekleşti. İş dünyası, İstanbul 12 orkestrasının birbirinden güzel şarkıları ve eşsiz sokak lezzetleri eşliğinde unutulmayacak bir gece yaşadılar. Sosyal medyada en çok post yapan misafirler, sürpriz hediyeler kazandılar. Ayrıca yapılan çekilişte, konaklama ve SPA gibi hediyeler sahiplerini buldu.

Artaş Grubu konuklarını ağırladı, pazara ilişkin görüş alışverişinde bulundu

Organizasyon sırasında, Artaş Grubu Turizm Yatırımları Koordinatörü Recep Arifoğlu, Radisson Blu Vadistanbul Genel Müdürü Fercan Başkan, Radisson Residences Vadistanbul Genel Müdürü Nihan Sıcakkanlı, Radisson Residences Avrupa Tem İstanbul Genel Müdürü Ercan Yılmaz, BW PLUS The President Hotel Genel Müdürü Atacan Yücel, BW Citadel Hotel Genel Müdürü Fevzi Erdoğan, Radisson Blu Vadistanbul Satış ve Pazarlama Direktörü Mohammed Abukaraki, Radisson Residences Avrupa Tem İstanbul Satış ve Pazarlama Müdürü Türker Subaşı, Radisson Residences Vadistanbul Satış Müdürü Oğuz Günal başta olmak üzere Artaş Grubu bünyesindeki otellerin yöneticileri, toplantıya katılan acentaların ve kurumsal firmaların yetkilileri ile  pazara ilişkin görüş alışverişinde bulundular.

Eylül ayı itibariyle kongre ve toplantı organizasyonlarında artış yaşanıyor

Eylül ayından itibaren toplantı organizasyonları trafiği açısından hareketli günlerin yaşandığını kaydeden Radisson Blu Vadistanbul Genel Müdürü Fercan Başkan, şunları söyledi:
“Eylül ayı ile birlikte iş dünyasının toplantı organizasyonları büyük ivme kazandı. Toplantı salonlarımızın kullanımı açısından, yaz aylarına göre, %70 artış bulunuyor. Çok uluslu global şirketlerin toplantılarına ev sahipliği yapıyoruz. Portekiz, İspanya, Fransa, Güney Afrika, Azerbaycan, Rusya gibi birçok ülkeden gelen toplantı turistlerini misafir ediyoruz. Özellikle son dönemlerde, Orta Avrupa ülkelerinden toplantı için gelen konuk sayısında ciddi bir artış gözleniyor. Geçtiğimiz yıllarda daralan bu pazarların yeniden ivme kazanması, toplantı ve kongre turizmi açısından gelecek vadediyor” dedi.

Yerli ve yabancı misafirlerden yoğun talep alıyor

Alışveriş, şehir turu, havaalanları ve şehrin iş merkezlerine kolayca ulaşım sağlayan Radisson Blu Hotel Vadistanbul, yerli ve yabancı misafirlerinden yoğun talep alıyor. Şehir veya orman manzarasında 193 odası bulunan otelin, standart odaları 32 metrekare olurken, suit odaları 55 ile 70 metrekare arasında değişiyor. Presidential Suite ise 203 metrekare. Odalarda, kasa, TV üzerinde ekran yansıtma, minibar, çay ve kahve ürünleri olan karşılama tepsisi, su ısıtıcısı ve otel genelinde ücretsiz yüksek hızlı wi-fi internet bağlantısı bulunuyor. Radisson Blu Hotel Vadistanbul’da, 2 kişiden 730 kişiye kadar her türlü etkinliği unutulmaz kılacak, son teknolojik teknik ekipmanlarla donatılmış gün ışığı alan 7 benzersiz toplantı salonu ve balo salonları mevcuttur.
Ayrıca, Spor Salonu SPA & Fitness Merkezi alanında en iyilerinden birisidir. Son teknoloji ekipmana sahip fitness alanı bulunuyor. Özel donanımlı masaj odalarında, İsveç masajı, Sıcak taş masajı, Geleneksel bali masajı, Refleksoloji masajı, Aromaterapi masajı, Spor masajı, Anti Selülit masajı, Shiatsu, Derin doku masajı gibi masajlar bulunuyor ve deneyimli masözler hizmet veriyor. Isıtmalı kapalı yüzme havuzu, Türk hamamı, buhar banyosu, vadi manzaralı saunaları ve kişisel tercihlere göre şekillenen bakım programları mevcuttur.

23 Eyl 2019

Çocuğunuz İçin Faydalı Süt Bilgileri



Çocuğunuza ne zamandan itibaren süt vermeye başladınız? Veya şöyle sorayım; çevrenizde çocuğuna süt içirmeyen anne baba var mı?

Biz hepimiz lıkır lıkır süt içerek büyüyen bir nesilden geliyoruz. Hatta süt içmezsek dişlerimizin çıkmayacağı, boyumuzun yeterince uzamayacağı gibi sözleri çook duyduk. :)

Geçenlerde çocuklu arkadaşlarımızla konuşuyorduk. Son zamanlarda, özellikle anne baba olduktan sonra fark ettiğimiz bir şey var; şimdiki çocuklar, bizim dönemde olduğu kadar süt içmiyor. Halbuki süt ne kadar faydalı! Bu yoğun koşturmacalı hayat içinde bu konuyu atlıyoruz. Çocukların kemik gelişimi ve sonraki yaşamları için sütün yararları saymakla bitmiyor ve bunu tekrar hatırlamak bizim görevimiz.



Sütün Yararları Neler?

Hazır konusu açılmışken, anneler için de hassas ve merak edilen bir konu olduğundan sütün faydalarından bahsetmek istiyorum.

Hadi sırayla gidelim, önce gebelikten başlayalım.



Süt tüketimi sadece çocuklar için değil, gebelik ve emzirme dönemi için de çok önemli. Süt, gebelik ve emzirme dönemlerinde, bebeğin büyümesi ve gelişmesi için gerekli vitamin ve minerallerin vücuda alınmasına ve bebeğin kemik gelişimine yardımcı oluyor. Aynı zamanda annenin kemik ve diş sağlığının korunmasını da sağlıyor.



Çocukluk ve ergenlik döneminde ise süt, güçlü kemik ve diş oluşumunu sağlıyor, kemik yoğunluğu artırıyor, sağlıklı büyümeye, özellikle de 1-4 yaş döneminde çocukların zihinsel gelişimine yardımcı oluyor.



Süt tüketimi sadece çocukluk döneminde değil, ileriki yaşlar için de çok önemli. Yetişkinlerde ve yaşlılarda da süt, kemik sağlığının korunmasında etkili rol oynuyor ve vücudun ihtiyaç duyduğu protein, kalsiyum, fosfor, B2 vitamini gibi birçok besin öğesini içeriyor.

Her Süte Güvenmeyin

Şimdilerde bir doğala dönüş merakıdır gidiyor. Güzel ama her ürün gerçekten söylendiği gibi doğal mı? Özellikle dikkat ediyorum, açıkta satılan çiğ sütleri doğal algısıyla sorgulamadan evlerimize sokuyoruz. Halbuki denetimden geçmeyen çiğ sütler, ciddi anlamda sağlık riski içeriyor.

Bunun yerine uzun ömürlü veya günlük ambalajlı süt tüketmelisiniz. Her yerde kolaylıkla bulabileceğiniz ambalajlı sütler, çeşitli denetimlerden ve doğru işlemlerden geçtiği için güvenilirdir – aynı zamanda katkısız ve doğaldır. Şahsen benim de tercihim, kolay ulaşılabilir olması ve tam anlamıyla güvenilir olması nedeniyle kutu sütler. 

Sonuçta vücudumuza giren her bir gıda için çok dikkatli olmamız gerekiyor, değil mi?


Bir boomads advertorial içeriğidir.

28 Ağu 2019

Piyasalar Hareketleniyor mu ?



Ekonomide “bekle-gör” yerine, “harekete geçilebilir” dönemi başlıyor  

Bu yılın ilk yarısında, dövizdeki dalgalanmalar, nakit sıkıntısı, yüksek faiz oranları, yerel seçimler, dünyadaki gelişmeler gibi birçok nedenden dolayı ekonomide ciddi daralmalar yaşansa da, yılın ikinci yarısından itibaren ve özellikle son çeyrekte piyasaların yeniden hareketleneceği öngörülüyor.
Yılın ikinci yarısından itibaren özellikle Kurban Bayramından sonra piyasaların yukarı yönlü bir ivme kazanmaya başlayabileceğini anlatan Lidya Grup Yönetim Kurulu Danışmanı Rıza Başoğlu, şunları söyledi:


“Son aylarda iş hacminde yaşanan daralmalar, iş dünyasının “yatırım yapma” özlemini artırdı ve yoğun bir iş yapma isteği olduğunu gözlemliyoruz. Özetle, iş dünyasının yatırım iştahına ek olarak, faizlerin düşmeye başlaması, seçim gündeminden çıkılması, turizm sektörü başta olmak üzere bazı sektörlerdeki canlanmalar, ekonomide “bekle-gör” dönemi yerine, “harekete geçilebilir” döneminin başlayabileceğine işaret ediyor. Buradaki sıkıntı, öngörülebilirlik ve sürekliliğin olmamasıdır.  Nitekim, FED’in 2019 yılı için faiz indirimi sinyallerini vermesi ve dünyadaki nakit bolluğu, ülkemiz dahil birçok ülkeye daha cazip fiyatlardan para akışını sağlama imkanı sunmaktadır. Bu da ülke olarak verdiğimiz istikrarlı ve güvenli görüntüye bağlıdır” dedi.  

Üretmezseniz, tüketemezsiniz. Tüketmezseniz, üretemez ve büyüyemezsiniz

Ekonomideki gelişmeleri değerlendirmeyi sürdüren Lidya Grup Yönetim Kurulu Danışmanı Rıza Başoğlu, konuşmasına söyle devam etti:
“Az önce ifade ettiğim üzere, Eylül ayı itibariyle bir canlanmanın olacağını öngörmüştük, bu öngörümüz devam ediyor ve yılın son çeyreğinin hareketli geçeceğini değerlendiriyoruz.  Bilindiği üzere, ekonomik ve yönetsel alınan kararların, artı veya eksi neticeleri, bir sonraki devreye yansıyor. Son dönemlerde piyasalardaki olumlu yöndeki kıpırdanmanın etkisini de, yılın son çeyreğinde yaşayacağız. Bu gelişimde, olumlu siyasi yaklaşımlar, yüksek likidite hacmi ve faizlerin düşmesinin rolü olacak. Önümüzdeki dönemde, Türk Lirası’nın alım gücünün artacağı öngörülüyor ve bu da piyasalara tüketim ayağında canlanma getirecek. Çünkü hepimiz farkındayız ki, üretmezseniz, tüketemezsin. Tüketmezseniz, üretemez ve büyüyemezsiniz. Bu bir döngü. Özetle, hangi şartlarda olursa olsun, üretmek ve geliştirmek zorundayız. Bu veriler ışığında, dijital baskı makineleri sektörünü değerlendirdiğimizde de şunları söyleyebiliriz. Ekonomideki daralma ile birlikte, geçtiğimiz aylarda ilave makine yatırımı yapılması veya makinelerin yenilenmesi kararları ertelenmişti. Ancak önümüzdeki dönemde, ekonomiye olan güven, piyasaların yeniden canlanması ve son kullanıcı taleplerinin artmasıyla, yatırımlar gerçek kapasitelerinde kullanılabilmeye başlanacaktır. Büyüme hedefi olan firmalar, piyasada yaşanan daralmanın sonucu küçülen yapıların pazar paylarını da dikkate alarak ekipman yatırımlarını geliştirecektir” diye konuştu.

Günü kurtarma endişesi, geleceği kaybettiriyor

Güçlü organizasyon ve güçlü sermaye yapısına sahip olmayan firmaların, “günü kurtarma” eylemlerinin olumsuz sonuçlarının altını çizen Rıza Başoğlu, şunları kaydetti:  
“Olası bir ekonomik krizde, güçlü sermayeye sahip olmayan işletmeler, günü kurtarmaya çalışıyorlar. Günlük kaygılar ile de maliyetlerinin çok altında zararına satışlar yapabiliyorlar. Bu durum, hem firmanın yarınlarını riske atarken, hem de piyasadaki fiyat istikrarını bozarak, diğer işletmelere de zarar verebiliyor. Özetle, günü kurtarma kaygısıyla hareket eden firmaların zararına yaptıkları satışlar, işletmenin hem bir çıkmazın içine girmesine ve ardından küçültmesine neden olabiliyor. Bu olumsuzlukları yaşamamak için şirketlerin kendi finansal verilerini detaylıca analiz etmeleri gerekiyor. İşletmeler, gelirlerini, giderlerini ve gerçek maliyetlerini bilmelidirler. Ülkemizde paranın maliyetinin yüksek ve değişken olması, ciddi riskleri de barındırabiliyor. Bunun profesyonelce yönetilmesi gerekiyor. Ayrıca, her kurum, müşteri hacimlerini, müşterilerin ödeme alışkanlıklarını ve borçlarını v.b gibi müşterileriyle ilgili süreçleri de analiz etmelidirler. İşletmeyle ilgili yapılan analizin yanı sıra, dünyadaki siyasi ve finansal gelişmeleri izlemek de önemlidir. Eldeki verilerin ışığında da, işletmenin yol haritası hazırlanabilir ve böylece yöneticiler önlerini daha iyi görebilirler. Bunlar sağlanınca şirketler,  var olan değerlerini daha etkin yönetirler, gereksiz yatırımlardan kaçınabilirler ve nakit akışlarını pozitif yönde sağlamayı gerçekleştirirler. Özetle, paranın hesabını doğru hesapladıklarında, gelecekteki olası olumsuz sürprizlerden de daha az etkileneceklerdir. Aksi taktirde, az önce de ifade ettiğimiz gibi, günü kurtarma eylemi günü kurtarırken, işletmenin yarınları tehlikeye sokulmuş olabilir” şeklinde konuştu.  

31 Tem 2019

Erik Pestili Nasıl Yapılır

Erik Pestili Nasıl Yapılır 


Herkese merhaba,

Bugün sizlerle erik pestili nasıl yapılır sorusunun cevabını paylaşacağım.

Bahçeniz varsa , bahçenizdeki yada alıpta tüketemediğiniz erik leriniz varsa onları değerlendirmek  için  erik pestili yapabilirsiniz.

Erik pestili nasıl yapılır bakalım

 Pestili Nasıl Yapılır
Erik Pestili Nasıl Yapılır 

Içerisine az miktarda su ekleyerek erikleri iyice pişirin,  ardindan bir tel süzgeç ile ezerek posasını çıkarın.  Zaten çok piştiği için eriklerin sadece çekirdekleri ve kabuğu kalacaktır.


pestili Nasıl Yapılır
Erik Pestili Nasıl Yapılır 


Ardından tekrar ocağa alın, ekşiliğine ya da isteğinize bağlı olarak şeker katın.  Üzerindeki, köpükleri alarak bir süre daha kaynatın, koyu bir kıvam alması gerekmekte.

Hafif sudan geçirdiğiniz düz bir tepsiye yayın ve güneş alacak bir yere koyun.  Bir tarafı kuruduğunda diğer yüzünü çevirerek kurutmaya devam edin.

Pestili Nasıl Yapılır
Erik Pestili Nasıl Yapılır 

Çok ince veya kalın olmasına dikkat ederek tepsiye yaymalısınız. 

Bazıları içine nişasta katıyor ama biz katmadık, sadece kuruduktan sonra katlarken yapışmaması için nişasta serpeceğiz.

Yapım aşamaları videosunu aşağıda paylasiyorum. Kanalıma abone olursanız çok sevinirim.



Afiyet olsun

16 Tem 2019

Almanya'da Üniversite Eğitimi Almak Içın 5 Neden



Almanya’da üniversite eğitimi almanın ücretsiz olduğunu biliyor musunuz? Dünyanın en prestijli üniversitelerinde eğitim alırken, diğer yandan da çalışma hakkınız var.

Almanya’da üniversite eğitimi için 5 neden

Avrupa’nın bilim, sanat, mühendislik, endüstri, ekonomi ve kültür merkezi olan Almanya’da eğitim almak, neredeyse başarılı her öğrencinin hayalleri arasında yer alıyor. Dünyanın en prestijli üniversitelerinde eğitim alırken, diğer yandan da çalışma hakkınız var.
Almanya’ya üniversite eğitimi için gönderdiği 3 binin üzerindeki öğrencinin okul seçiminden mezun oluncaya kadar her konudaki tüm süreçlerine rehberlik ettiklerini kaydeden Euroversity Yurtdışı Eğitim Danışmanlığı Kurucusu ve Eğitim Danışmanı, Hukukçu Özlem Çelik, şunları söyledi: “Alman üniversitelerinde okumak için, Türkiye’de üniversite sınavında 4 yıllık bir bölüme yerleşmeniz yeterlidir. Ülkemizde özel veya devlet üniversitesi fark etmeksizin yerleştiğiniz bölüm veya başka bir bölümü, Alman üniversitelerinde okuma imkânı bulunuyor” dedi.  

Eğitim Danışmanı, Hukukçu Özlem Çelik, Almanya’da üniversite eğitimi almaya yönelik olan yoğun talebin nedenlerine ilişkin şunları anlattı:

1-Ücretsiz eğitim fırsatı
Almanya’da devlet üniversitelerinde eğitim almak ücretsizdir. Almanya’da devlet üniversitelerinde lisans, yüksek lisans veya doktora eğitimi için her dönem sadece katkı payı ödenmektedir. Dünyanın en prestijli üniversitelerinde eğitim alırken, diğer yandan da çalışma hakkınız var. 15 binin üzerinde lisans, yüksek lisans ve doktora programları ile birlikte, eğitim dili tamamen İngilizce olan yüzlerce bölümde eğitiminizi yapabilirsiniz.  AB vatandaşı ve Alman vatandaşları ile eşit haklara sahip olarak, eğitiminizi tamamlayabilirsiniz. Öyle ki, öğrenciliğiniz nedeniyle ulaşım için dahi ücret ödemezsiniz. 

2-Öğrenim görebileceğiniz en iyi bölümler mevcut
Almanya, yılda 350 binin üzerinde yabancı uyruklu öğrenciye ev sahipliği yapıyor. Dünyanın her tarafından başarılı öğrencilerin tercihi olan Alman üniversitelerinde, müthiş araştırma ve uygulama alanları bulunuyor. Uluslararası çapta prestije sahip Alman üniversiteleri sağladıkları geniş imkânlar, teori ve pratiği birleştiren inovatif yöntemlerle eğitim verirken, bir yandan da sundukları müthiş kariyer olanakları ile iş hayatına hazırlıyor. Ülkedeki yüksek öğrenim kurumlarında, özellikle mühendislik ve diğer teknik bölümler ön planda olsa da, tıp, sosyal bilimler, spor bilimleri, hukuk ve mimarlık gibi bölümlerin neredeyse tamamında, akademik ve pratik anlamda büyük araştırma fırsatlarının sunulduğunu, aynı zamanda bu programlarda İngilizce eğitim alındığını da belirtmekte büyük fayda var.

3-İş ve çalışma olanakları var
Almanya’da eğitim alırken, bir yandan da çalışabilirsiniz. Haftanın 25 saati resmi olarak verilen çalışma iznine bağlı olarak, alanınız veya alanınız dışında pek çok çalışabileceğiniz iş imkanı bulunuyor. Öyle ki, bir süre sonra kendinizi (konaklama, gıda gibi) rahatlıkla finanse edebilecek durumda olabilirsiniz. Özellikle lisans veya yüksek lisans eğitiminizi tamamladıktan sonra, Alman devletinin tanıdığı haklar çerçevesinde 2 yıl ülkede kalarak iş arayabilir veya mezuniyetiniz ile birlikte hemen iş bulduysanız ülkede kalabilir ve oturum sürenizi rahatlıkla uzatabilirsiniz. 

4-Yüksek yaşam standartları sunuyor
Almanya her alanda gelişmişliğin verdiği etki ile yaşam kalitesi, AB ülkeleri içinde en iyi ülkeler arasında en üst sıradadır. Sağlam ekonomisi, köklü tarihi, geniş iş olanakları, hem Almanca hem İngilizce dilinde sunduğu eğitim imkânları ve zengin kültürel çeşitliliği bulunuyor. Avrupa’nın tam kalbinde yer alan Almanya, aynı zamanda güvenli ortamının yanı sıra, diğer pek çok Avrupa ülkesi, Amerika ve İngiltere’ye oranla, daha ekonomik ve düşük masraflıdır.

5-Mezuniyetten sonra Almanya’da kalmak ve çalışmak
Eğitiminizi lisans veya yüksek lisans düzeyinde Almanya’da tamamladıktan sonra, kariyer olanakları oldukça fazladır. Almanya, AB ülkeleri içinde işsizlik oranı en düşük ülkedir. Bu nedenle, mezun olduğunuz alanda mesleğinizi icra etmeniz sorunsuz bir şekilde gerçekleşmektedir. Dünyanın en önde gelen otomotiv markaları, elektronik ve kimya endüstrisindeki gücü, küresel anlamdaki iş ağıyla, mezuniyetten sonra da hayallerinizi gerçekleştirmeniz için doğru adres olmayı sürdürmektedir.

6 Tem 2019

Altınoluk Barbaros Beach and Camping



Barboros Beach and Camping Altınoluk'da bulunuyor. 2000 kişi ziyaretçi kabul edebiliyor.
Hazıran-Eylül arası hava şartlarına göre tesis açık kalabiliyor.

Kendi çadırınızla  kalabildiğiniz gibi aynı zamanda tesise ait çadırlarda da kalabiliyorsunuz.  O çadırlarda max. 4 kişi kalabiliyor.

Şu an çadırlar kişi başı Günlük 25 TL genç adınıza gelirsiniz 6- 10 yaşa kadar çocuklardan yarım ücret talep ediliyor. 6 yaştan küçük çocuklardan ücret alınmıyor Eğer buradaki çadırları kiralamak istersen ise kişi başı günlük ücret 50 TL. Karavanlardan isr kisi başı 30 TL ücret alınıyor. Çadır kiralayan müşteriler şezlong ve şemsiyeleri ücretsiz kullanabiliyorlar ancak kendi çadırımız ile gelirseniz ekstra ücret ödemeniz gerekiyor.






Tesisin  bulunduğu yerde zeytin ağaçları var çadırınızı zeytin ağaçlarının altına koyuyorsunuz zaten deniz kenarında olduğunuz için de sabah kalkıp direkt denize girebilirsiniz.

Tesisde kalem börek,  gözleme, pizza gibi çeşitler bulunuyor. Sıcak ve soğuk  içecekler var günlük ekmek servisi yapılıyir, isterseniz ekmeğinizi buradan alabiliyorsunuz. Her gün taze sebze geliyor, kendi bahçelerinden topluyorlar organik olduğunu söylediler.

Kendi mangalınızla  gelmeseniz bile oradan mangal kiralayabilirsiniz mangal, mangal kömürü var.  Plajda şezlonglar ve hamaklar mevcut buraya günlük giriş de yapılabiliyor. Günlük giriş şu an 15 TL.

Tesisli çadır alanının belli bölgelerinde buzdolapları var buradaki buzdolaplarını herkes istediği gibi kullanabiliyor aynı zamanda elektrik prizlerinden elektrik alabiliyorsunuz.







Ortak kullanım alanlarına gelince bay bayan WC buradaki tuvaletlerin tamamı alafranga. Duş yerleri sıcak su akıyor, bay bayan soyunma kabini var ve  bu kabinlerin bulunduğu yerde aynı zamanda kapalı banyo alanları var. Bulaşık yıkamak için de yan yana dizilmiş 4 adet bulaşık yeri var. Ücretli çamaşır makinasını da kullanabiliyorsunuz.



Deniz çok derin değil giriş kısmı taşlık bir miktar gittikten sonra taşlık zemin devam ediyor testi İskele yapmışlar O iskeleye adar gidip oradan denize girebilirsiniz yinede göğüs hizasına geçmiyor. İskele sonrası denize girdiğimiz yerde ise taşlık alan bitiyor ve kumluk alana dönüşüyor.


2 gün kaldığımız tesisten çıkıp yeni yerler keşfetmek için yollara düştük. Bu satırları da size yolda yazıyorum 😊 Tesisi gormek isterseniz asagiya youtube videosunu bırakıyorum.

Bir başka yazıda görüşmek üzere

Sevgiler

Şafak  

5 Tem 2019

İdil Yazar’dan Nefis Sakallı Poğaça tarifi



İdil Yazar’dan Nefis Sakallı Poğaça tarifi

İdil Yazar’dan Nefis Sakallı Poğaça tarifi

Pişirme Süresi: 20- 25 dakika
Kaç Kişilik: 4- 6 kişilik
Herkese merhaba! Bugün, sizlere çok pratik ama bir o kadar da nefis bir poğaça tarifim var. Birlikte, peynirli ve maydanozlu sakallı poğaça yapacağız.
Sakallı poğaça; içinden görünen peynirleri, peynirle buluşan maydanozları, parlak görüntüsü ve mini boyları ile çok lezzetli ve iştah açıcı bir poğaça oluyor. Hamurunu hazırlaması da oldukça kolay. Arasında labne peyniri, kaşar peyniri ve maydanoz buluşması ile de lezzetini ikiye katlıyor!
Çay saatinde misafirleriniz geldiğinde ya da Pazar kahvaltısında evdekiler için taze, sıcacık ve lezzetli poğaçalar hazırlamak istiyorsanız, sofradaki herkesin damak zevkine göre lezzetli mini sandviçlere dönüştürebileceği bu sakallı poğaça tarifimi deneyebilirsiniz.  Tarifin videosuna şuradan ulaşabilirsiniz
Hadi gelin, sözü daha fazla uzatmayalım ve ihtiyacınız olan malzemelere göz atarak başlayalım…
Malzemeler
·       1 bardak süt (oda sıcaklığında),
·       1 çorba kaşığı toz şeker,
·       1 adet yumurta (beyazı ve sarısı ayrılmış)
·       100 gram labne peyniri
·       1 tatlı kaşığı Instant maya
·       1 tatlı kaşığı tuz
·       3 bardak un
·       Çeyrek bardak sıvıyağ
·       3 çorba kaşığı kıyılmış maydanoz
·       1 bardak kaşar peyniri
Nasıl Hazırlanır?
·       Sütü bir kasenin içerisine alın ve ardından yumurta beyazı, sıvıyağ, tuz ve şekeri de ilave edip malzemeleri güzelce karıştırın.
·       Ardından İnstant maya ve unu da ekleyip güzel bir hamur kıvamı elde edene kadar karıştırarak yoğurun.
·       Elde ettiğiniz hamuru bir mutfak bezi ile örtüp dinlenmeye bırakın.
·       Hamur dinlendikten ve mayalandıktan sonra tekrar tezgahın üzerine alın ve dikdörtgen bir hamur şeklini verin.
·       Hamuru ortalama 4 parmak kalınlığında olacak şekilde kesin ve ardından dilimleri de ortadan ikiye kesin.
·       Hamurlara yuvarlak şeklini verin.
·       Daha sonra bir fırın tepsisine yağlı kağıt serin ve hamurları tepsiye dizin.
·       Üzerlerine yumurta sarısı sürün.
·       Fırını önceden 180 derecede ısıtın.
·       Tepsiyi fırına verin ve poğaçaların üzerleri kızarana kadar ortalama 20-25 dakika pişirin.
·       Poğaçaları fırın tepsisinden alın.
·       Aralarını bir bıçakla açtıktan sonra labne peyniri sürün.
·       Bir kasede kıyılmış maydanoz ve kaşar peynirlerini karıştırdıktan sonra, poğaçaları bu karışıma batırıp ortalarını süsleyin.
·       Poğaçaları bir servis tabağına alın ve servis edin.


Afiyet olsun.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...