29 Ağu 2016

Sünnet Düğünü Mekan Seçimi Nasıl Olmalı?

 


Herkese merhaba,

Cumartesi günü oğullarım Ege ve Efe Deniz'in sünnet düğününü yaptık. Benim için oldukça keyifli ama bir o kadar da koşuşturmacalı bir dönem oldu. O nedenle neredeyse bir haftadır bloga da bir şey yazamadım. Günü size ilerleyen günlerde fotoğrafları toparladıktan sonra anlatacağım ama sünnet düğünü yapacaklarlar için hazırlık aşamalarında belki işlerine yarayacak bir kaç bilgiyi ve seçimlerin nasıl yapılacağını yazmak istiyorum. 

En önemli şeylerden biri mekan; o nedenle mekan seçimi ile işe başlayalım istedim.  


  • Seçeceğiniz mekan hem sizin hem de davetlilerinizin ulaşımı açısından kolay olmalı. Park yeri sorunu yaşamamanız için, araç parkının ne şekilde olacağı detayını netleştirin. Park yerinin ücretli olup olmadığını öğrenin.
  • Mekan için bir düğün salonu düşünüyorsanız ve yazın yapacaksanız, neredeyse sonbahardan itibaren arayışlarınıza başlamalı ve rezervasyon yaptırmalısınız. Çünkü evlilik de genelde yazın yapıldığından bir çok yer dolu oluyor.
  • Davetli sayınız çok  ve bütçeniz kısıtlı ise, salon kiralamanızda fayda var.
  • Eğer küçük bir davetli grubu ile birlikte olacaksanız, havuzbaşı oteller ya da butik oteller seçenek olarak değerlendirilebilir.
  • Yemekli ama küçük bir düğün düşünüyorsanız, yine aynı şekilde otelleri ya da restaurantları değerlendirebilirsiniz. Bunun için İstanbul'da deniz kenarı restaurantlar seçenek olarak çok da hoş olur.
  • Mekan ile anlaşmayı kesinleştirmeden önce, mümkünse yaptıkları bir organizasyonu ziyaret ederek gözlemleyin.
  • Yemekli düğünlerde davetli sayınızı netleştirmeniz çok önemli çünkü oturma planı ve mutfağın hazırlığı için önceden bu bilgiye gerek var. Yaklaşık %10 luk bir opsiyon olsa da, hazırlanması zaman alabiliyor ve birileri yemeği bitirmişken birileri daha yeni başlıyor. Bu da memnuniyetsiz ayrılmalarına neden olabilir. 
  • Mekan yemekleri çoğu çocuk tarafından pek sevilmiyor. Bu nedenle mekanınız kabul ederse çocuklar için ayrı bir menü tercih edin.


  • Günün yıldızları çocuklar olacağı için, mutlaka bir palyaço ayarlamanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Bulunduğunuz mekandan onlar için bir yer ayırmalarını rica edin, böylelikle sizin yanınıza pek gelmiyorlar ve hem siz hem de konuklar gecenin keyfini çıkarıyorlar. 
  • Fiyatları ve detayları mekanla mutlaka önceden konuşun ve yazılı bir anlaşma yapın. Neleri karşılayacağınızı neleri ise ödemek istemediğinizi mutlaka belirtin ve notlara ekletin. Tabi ki insan davetlilerinin her isteğini yerine getirmek ister ama bütçe ayarlamalarını da ona göre yapması gerekiyor. Gecenin sonunda kötü bir sürprizle karşılaşma riskinizi en aza indirmiş olursunuz. 
  • Mekanın size sunduğu paket dahilinde neler olduğunu mutlaka netleştirin. Müzik ve video-resim çekimleri için ayrıca para ödemeniz gerekebilir. Onlardan fiyat bilgisini alın. Bir çok otel dışarıdan resim ve video çekimi için kendi istediğiniz firmayı getirmenizi onaylamıyor. Bu ayrıntıyı mutlaka netleştirin ve eğer mekanınız kendi özel ekibinizle gelmenizi onayladığını söylüyorsa, bunu da anlaşmada not olarak ekletin.
  • Canlı müzik olmayacaksa ve müzikleri siz hazırlayacaksanız, herkesin sevebileceği müzikler hazırlayın. Ben bu konuda çok başarılı olamadım sanırım :)

  • Slayt gösterisi hazırlayacaksanız, bir hafta önceden mutlaka mekanda deneyin. Olmazsa olmazınızsa sözleşme imzalamadan önce mutlaka bir tane izleyin. Çünkü projeksiyon cihazları eski olabilir yada çözünürlülüğü düşük olabilir. Ya da dış mekan için uygun bir yansıtma alanı yoktur. Elinizdeki resim kalitesi de önemli. Hepsini birlikte değerlendirin.
Şimdilik benim aklıma gelenler bunlar :) Sizin de ekleyecekleriniz varsa yoruma bekliyorum :)  

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere

Sevgiler

Şafak




20 Ağu 2016

Ahsen Hatay Sofrası



Merhaba,

Geçtiğimiz günlerde Mutfak Ve Tatlar blogunun sahibi sevgili Selma hanımın daveti ile, İstanbul Fatih Vatan Caddesinde bulunan Ahsen Hatay Sofrasındaydık.  Hatay geçmişte ve günümüzde bir çok kültüre ev sahipliği yapmış, lezzetinin herkes tarafından kabul gördüğü bir ilimiz biliyorsunuz.

Mekan toplu taşıma araçlarıyla çok kolay ulaşabileceğiniz bir yerde. Sahibi Ahmet bey de, bu işin mutfağında pişmiş, işini çok seven bir kişi. Bunu oraya gittiğinizde hemen hissediyorsunuz. Mekan iki katlı ve dilerseniz açık alanı da var. 


Meze ve salatalarla başlayan tadımımız,

Sarma İçi (kısır)

Patlıcan Salatası

Zahterin faydaları son zamanlarda sık sık dile getiriliyor. Yeşil zeytin ve kapya biber ile hazırlanmış bu salatayı çok beğendim.

Zahter Salatası Zeytinli

Fettuş Salatası


Nur Dağı Salatası

Bakla Ezmesi

Muhammara


Mutebbel


Etli Humus
Mezeler 8 TL, salatalar ise 9 TL'den satılıyor şu an. Mezeler bile başlı başına doyurucu oluyor ama kebaplar olmadan olmaz değil mi :)


Kaz Başı Kebabı

Köylü Bifteği
Meşhur Mumbar Dolması. Denemeye cesaret edemedim. 

Mumbar Dolması

Metrelik Kebap. Bir adam boyunda :) Et olarak kuzu ve dana eti karışık. İçinde çam fıstığı ve antep fıstığı var.  

Metrelik Kebap
 Mozaik Kebap, Ahmet beyin spesial lezzeti. Hatay'ın mozaik yapısı kebaba da yansımış.

Mozaik Kebap


Aşurlu Kuzu Pirzola
Bereket Hatay Sofrası'nda görsel bir şölene de tanıklık ediyorsunuz. Tuzda Tavuk ve Çömlek Kebabı masanıza servis edildiğinde etkilenmemeniz mümkün değil bence. Fiyatları ile doyuruculuğu karşılaştırıldığında, siparşl vermekle ne kadar doğru bir karar verdiğinizi anlayacaksınız bana güvenin.
Tuzda Tavuk ve Çömlek Kebabı

Ve günün sonunda, bol peynirli Hatay künefesi ile yemeğimizi taçlandırdık.
Hatay Usulu Künefe


Ahsen Hatay Sofrası çalışanlarına ve sahibi Ahmet beye güleryüzlü misafirlikleri için, Selma Hanıma da bu nazik daveti için çok teşekkür ediyorum. 

Ahsen Hatay Sofrası 
Akşemsettin Mh. Vatan Caddesi No: 14/A Fatih / İSTANBUL
Telefon(1): +90(212) 533 31 31
Telefon(2): +90(212) 523 35 22



19 Ağu 2016

Her Yer Gece, Çok Gece


Bu Akşam ki Ruh Halim


 Her yer gece, çok gece


Bugün sosyal medyada paylaşılan o tanımadığımız ama izlediğimizde içimizi acıtan, çocuklarımızı hatırlatan çocuğu ve onun gibi binlerce çocuğu düşündüğümde bana hissettirdiklerine gelsin bu sözler..... 

Burası dünya ve ben çok sıkıldım....

Allah affetsin bizi.... Sadece yaptıklarımız için değil, engel olamadıklarımız içinde....




Burası dünya ve biz artık çok sıkıldık
Alıp başımızı sana gelmek istiyoruz
Sana gelmek, orada kalmak istiyoruz
Çok unuttuk hatırlamak istiyoruz
Başımızın okşanmasını, gözyaşımızın silinmesini, kolumuza girilmesini istiyoruz
Yağmurunu ve meleklerini yeniden istiyoruz
Rüzgarın sesini, ırmağın sesini
Dağların dağ, denizlerin deniz, kadınların kadın, çocukların çocuk
Erkeklerin erkek, ekmeğin ekmek olduğu bir dünyayı yeniden isterken
Seni istiyoruz aslında
Bunu söyleyemiyoruz

Her yer gece, çok gece
Ve biz meleklerini istiyoruz Rabbim
Çok yenildik yetmez mi
Bir bankanın önünde, bir koltuğun altında, bir ziyafetin ortasında, bir günahın tenhasında
Büyütüp durduk siyahı

Gece gece gece
Her yağmur tanesini bir melek indirirken yeryüzüne
Her yalanı yüz şeytan taşıyor olabilir mi
Bilmiyoruz
Çünkü
Bilincimiz içerken binlerce yılın karmaşık şurubunu
Kameraya bakıp kalabalık şeyler söylemek ve gülümsemekle meşgulüz şuan 
Sonra oturup düşüneceğiz bütün bu olanları
Yusuf'u düşüneceğiz, Yakup'u, Musa'yı
İsa'yı düşüneceğiz, Nuh'u ve öbürlerini
Ve Efendimizi
Efendimizi

Kuyular kuyular kuyular kazdık
Bir nefes üflemen için yeryüzü bataklığında sazdık
Kestik kendimizi deldik yaktık
Sonra sana değil dünyaya aktık
Dünya ki mescittir biz onu otel yapmışız
Kalktık ki yenilmişiz değişmişiz azmışız
Bir sızı kalmış içimizde başka şey yok
Bu sızıdan yol bulup kapına dayanmışız

Bir çocuk oyuncağını alamamış
Bir kız sevdiğini saramamış
Bir anne yıllardır kolları açık bekliyor oğlunu
Bir adam paramparça bir çift göz için
Biri ekmek götürememiş evine
Birisi aşk
Birimiz dünyayı kurtaracak
Birimiz yarını
Birimizin aklı tutuşmuş yanıyor
Birimiz bomboş kalbine bakıp birini anıyor
Birimiz ayrılığın ilk günü gibi her akşam kanıyor
Birimiz kıyametin koptuğuna inanıyor
Birimiz çekip gitmiş yeryüzünden ellerini hala açık sanıyor

Geldik işte bunlar ellerimiz
Açılmış bak bilirsin ne diye
Ki bilirsin biz bu ellerle neler işledik
Burası dünya
Şu biziz
Bunlar da ellerimiz
Öyle açık öyle acemi öyle boş
Öyle mahcup öyle dalgın öyle boş
Öyle boş

Senin değil miyiz hepimiz
Senin değil mi her şey
Alırsın kime ne verirsin kime ne
Ve bu açtığımız eller senin değil mi
Senin değil miyiz hepimiz Rabbim
Bir yıldız bir ağaç bir buğday tanesi kadar

Kimsesiziz kime gidelim
Yaralarımız var kime
Sıcak bir şey arıyoruz kime
Merhamet istiyoruz kime
Bağışlanmak istiyoruz kime gidelim
Sorumuz ve cevabımız sen değil misin
Yorgunuz, kaybetmişiz, dalgınız, kırgınız, küsmüşüz
Bu çocuklar birer birer kaybolurken sisler içinde kime gidelim
Çok yürüdük yollar kayboldu yol olduk sana geldik
Ne getirdin deme bize senden başka neyimiz varsa o bizim yokumuzdur

Geldik işte bunlar ellerimiz
Bunlarda ellerimizin büyük boşluğu
Beş duygum harab, altı yönüm harab
On parmağımda on acı Ya Rab
Denize dalan bir testi nasıl tahammül etsin suya
Fırlattın beni dünyaya
Yeniden al kucağına, çağır beni yeniden
Bu saman çöpünü kasırgada bırakma
Büyük bir kapının önünde bir karınca vurmuş kapıyı bekliyor
Kapı açılacak yoksa niye var
Rahmet örtecek günahı
Geride kalacak gazabın adımları
Duyulacak büyük bahçenin o büyük şarkıları
Sunulan şarabı çekinmeden içeceğiz
Görüneceksin durmadan kendimizden geçeceğiz
Görüneceksin her şeyimizle sana göçeceğiz

Başımız yerde
Açtık elimizi sevgilinle birlikte
Bize bak çekip çıkalım uçurumlardan
Bize bak çıkalım dünyanın bütün kulluklarından
Parçansak al bizi bir daha ayırma evinde uyuyalım
Yabancıysak dost ol bize senden ayrılmayalım
Elimiz açık başımız ve ruhumuz secdede durmuş bekliyoruz
Sevdiklerin aşkına sevenlerin aşkına
İnşirah inşirah inşirah
Ayetin değil miyiz senin Ya Allah

17 Ağu 2016

Çocukları Sıcaktan Korumanın Yolları


Herkese merhaba,

Malum yaz mevsiminde en çok, çocuklar, bebekler ve yaşlılar etkileniyor. Hatta sıcaklar nedeniyle bazı ülkelerde can kayıpları bile yaşanabiliyor. 

Yaz mevsimi çocuklar için havuz ve denize girmek, açık havadaki oyun mekanlarında özgürce oynamak ve gezmek anlamına geliyor. Siz ne kadar anlatmaya çalışsanız da bazen çocuklarımızın dışarı çıkmak, oyun oynamak gibi isteklerini engelleyemiyoruz. Onlar çok etkileneceklerinin farkına bile varmıyorlar. Sadece çocuklar değil tabi ki. Bazı yeni çocuk sahibi olan ebeveynler de, bebekleriyle birlikte güzel havaların bolca tadını çıkarmak istiyor. Ancak bebekleri ve çocukları tüm aktivitelerde özellikle yaz sıcakları ve güneşin olumsuz etkilerinden korumak gerekiyor. Bana kalırsa saat 12:00 ile 15:30 arası mutlaka ama mutlaka evde ya da serin bir yerde durmak gerekiyor. Tabi bunu gelin de havuza yada denize gitmek isteyen çocuğa anlatın anlatabilirseniz :( 

İşte bu durumda ne yapabileceğimize bakmak ve mümkün olduğunca önlem almak lazım. 

Acıbadem Ankara Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Reyhan Erol 'un, alınabilecek basit önlemlerle bebek ve çocukları sıcak havalardan korumanın yollarını anlattığı açıklamayı sizlerle de paylaşmak istedim.


Klimadan uzak tutun

Klima kullanımından uzak durmakta fayda olduğunu söyleyen Dr. Reyhan Erol, eğer kullanılacaksa mutlaka bakteri filtresinin olmasına dikkat edilmesini ifade ediyor. Klimanın soğuk hava üfleyen fanlarının yenidoğanlar ve çocuklara direkt olarak temas etmemesi gerekiyor.

15 dakika güneşlendirin

Güneş ışınlarının dik geldiği 11.00 – 16.00 saatleri arasında bebek ve çocukları dışarı çıkarmamaya özen göstermek gerekiyor. Günlük 15 dakika güneş ışığı gereken D vitamini alımı için yeterli oluyor. Gereğinden fazla kullanılan güneş kremleri D vitamini yapımını azaltarak toksik maddelerin vücutta birikmesini kolaylaştıracağı için ölçülü miktarda kullanılması öneriliyor. Bebek dışarı çıkarılacağı zaman başına pamuklu bir şapka takılması güneşten korumaya destek oluyor.

Asitli içeceklerden uzak tutun

Çocukların yaz mevsiminde bol miktarda su içmesi gerekiyor. Taze meyve suyu ve ayran önerilen içecekler arasında yer alırken, vücudun ph değerini bozarak sağlık sorunlarına davetiye çıkartan asitli içeceklerden de uzak durulması gerekiyor. Ara öğünlerde taze meyve ve sebze tüketilmesi gerektiğine dikkat çeken Dr. Reyhan Erol, “Sıcak ortamda mikropların üremesi hızlı olduğu için, taze gıda tüketimine ve tüketilen gıdaların hijyenine de ayrıca dikkat edilmeli. Zihinsel performanslarına katkıda bulunan yüzme gibi çeşitli spor aktiviteleri için çocuklar teşvik edilmeli” diyor.

Pamuklu kıyafet giydirin

Bebek ve çocukları giydirirken kıyafetlerde rahat, açık renkli ve pamuklu kumaş seçilmesi önem taşıyor. Hava giriş çıkışını sağlayan pamuklu kumaşlar, aynı zamanda terlemeyi de önlüyor.

Ağız kuruluğu ve az idrar varsa dikkat!


Doktorlar özellikle önermediği sürece yeni doğanlarda anne sütü dışında bebeklere su içirilmesine gerek olmuyor. Ancak ateşli hastalıklar, ishal gibi sıvı ihtiyacının artığı bazı istisnai durumlarda su takviyesi ihtiyaç haline gelebiliyor. Mama ile beslenen bebeklerde mamanın üzerinde yazan kullanma talimatına göre hazırlanmasını söyleyen Dr. Reyhan Erol, sıcak yaz günlerinde mamanın hazırlanma şekline bağlı olarak su ihtiyacının artabileceğini ifade ediyor. Bebekte sürekli ağlama, ağız kuruluğu, normalden az idrar yapma ya da bezinde ürat kristaline bağlı pembe-turuncu renklenme görülüyorsa bu yetersiz beslenme veya susuzluğa işaret edebiliyor. Böyle bir durumla karşılaşılırsa doktora başvurmak için vakit kaybetmemek önem taşıyor. 

Siz yine de mümkün olduğunca güneşin çok dik geldiği saatlerde evde ya da gölgede durmanın yollarını deneyin

Sevgiler

Şafak

14 Ağu 2016

Kenton Ön Pişirilmiş Bakliyat Unları Deneyimi

Kenton Önpişirilmiş Kuru Fasulye Unu

Merhaba,

Bakliyatlar sağlıklı beslenmenin olmazsa olmazı biliyorsunuz. Çünkü bakliyatlar zengin bitkisel lif ve protein kaynakları. Ayrıca demir, çinko, kalsiyum ve magnezyum açısından da zenginler. Günümüzün üç önemli sağlık problemi olan obezite, diyabet ve kalp-damar hastalıklarından korunma açısından da önemliler. Bir de bence bağırsak hareketlerinin sağlıklı olmasında da payları var. Ancak bazen çocuklara bunları yedirmek çok güç oluyor. Özellikle ne yiyeceğine kendi karar verdiği yaşlara gelince, onu yemem bunu yemem sık duyuluyor biz anneler tarafından :)

Bizde de zaman zaman bu sorun yaşanıyor. Elimden geldiğince uğraşıyorum ama her zaman başarılı olamıyorum. 


Kenton Önpişirilmiş Kuru Fasulye Unu


Bir süredir Ön Pişirilmiş Bakliyat Unları konusunda çalışmalarını sürdürdüklerini bildiğim Kenton markasının, bir kaç gün önce Ön Pişirilmiş Kuru Fasulye unu elime geçti. Önce tuzlu bir şeyler yapmanın daha mı iyi olacağını düşünürken, riskli olan ile başlayayım diyerek kek yapmaya karar verdim.


Malzemeler


2 yumurta
1 su bardağı şeker
1/2 bardak kuru fasulye unu
1 su bardağı süt
Aldığınca un ( yaklaşık 2 bardak falan ama siz kıvama göre ayarlayın)
1 yemek kaşığı kakao
1 bardak sıvı yağ ( ben ayçiçek ve zeytinyağı karışık kullandım)
1 paket kabartma tozu


Yapılışı


Yumurta ve şekeri bembeyaz olup şekerler eriyene kadar çırptım. Ardından malzemeleri ekledim. Akışkan bir hamur elde ettim. Bir büyük kalıba, 5 tane de muffin kabına boşalttım. Önceden ısıtılmış 170 derece fırında pişirdim. ( Normalde fırınınız keki kaç derecede pişiriyorsa onda yapın)


Kenton Önpişirilmiş Kuru Fasulye Unu ile kek
Kenton Önpişirilmiş Kuru Fasulye Unu

Gelelim yorumlarımıza,


Kekin nasıl olduğu ile başlayayım. Öncelikle çocuklar içinde farklı bir un olduğunu anlamadılar. Tadı normal kek tadında olmuştu. Bu açıdan oldukça başarılı. Çaktırmadan bakliyat yedirmiş olursunuz :)

Ürün 250 gr. kutuda satılıyor. Şu an 3 farklı çeşidi var. Nohut unu, kurufasulye unu ve sarı mercimek unu. İç Anadolu'da yetişen Gökçe nohutu ve Dermason Fasulyesi, Ege bölgesinde yetişen Sarı Mercimeğin tüm besin öğeleri korunarak haşlama, kurutma ve öğütme aşamalarından geçirilerek üretiliyormuş. Ön pişirilme yapıldığı için, extra bir pişirme işlemi yapmadan yoğurda bile katılarak tüketilebiliyormuş. 


Kenton Önpişirilmiş Kuru Fasulye Unu

Ayrıca pratik olması açısından  kullanım kolaylığı var.  Bir gece önceden ıslatmaya, düdüklü tencerede uzun süre kaynatmaya gerek kalmıyor, bizim için Kenton pişirmiş ve un haline getirmiş :) Bir çok yemekte ve tatlıda kullanılabiliyor. Bakliyatlar guleten çermediği için Çölyak hastaları için de güzel bir seçenek. Çorbalara, köftelere rahatlıkla kullanılabilir. 

Benim bir sonra ki tarif denemem pizza olacak bakalım nasıl olacak, onu da instagram hesabımda mutlaka paylaşacağım. 

Kendi sitelerinde de tarifler var, onları da deneyebilirsiniz. Mutfaktaonaguvenirim.com

Bir başka yazımda tekrar görüşmek üzere
Sevgiler
Şafak


12 Ağu 2016

ŞD Beyran Kebap Çengelköy


Merhaba,

Geçtiğimiz günlerde blogger arkadaşlarımla birlikte Çengelköy'de yaklaşık 1.5 ay önce açılan ŞD Beyran Kebap Katmer'de Tadım etkinliğindeydik. Yine keyifli bir gündü, yine güzel lezzetler tattık. 


ŞD Beyran 1973 yılında Abdurrahman Usta tarafından Antep’de kurulmuş. Yöresel Antep mutfağı lezzetini, geçmişten günümüze taşımakta. Firmanın İstanbul Çengelköy deki kurucusu Şakir Deniz aynı zamanda Green saladların sahibi ve Zorlu Hacı Abdullah' ın ortağı. Biz kendisi ile de Hacı Abdullah Lokantasında tanışmıştık. O günkü yazımı buradan okuyabilirsiniz. 

Yılların deneyimini bu yeni yerde birbirinden lezzetli yemeklerle müşterilerinin beğenisine sunmaktalar.

Gelelim tattığımız lezzetlere;


Behran Çorbası

Beyran Çorbası, yapımı oldukça zahmetli bir çorba. İçinde et, pirinç, yumurta, iç yağı, et suyu, sarımsak ve salça var. Antep yöresinde genelde sabah kahvaltılarda tüketiliyormuş. Besin değeri yüksek hem de sağlıklı bir yemek. Servis edileceği zaman bakır tabakta pişirilip sıcak bir sekilde sunulmakta.


Yemeklerin olmazsa olmazı, mevsim salatası

İçli Köfte

İçli Köfte çok sık yediğim bir lezzet değil. İçerisi bol fıstıkla tatlandırılan içli köftemiz, kızartma olarak sevenleri ile buluşuyor.

ŞD Beyran lahmacun

Lahmacun çok severek yediğim ve hatta oldukça seçici olduğum lezzetlerden biridir. Benden tam not aldığını özellikle belirtmek istiyorum. 

gavurdağı salatası

Çiğköfte ŞD Beyram'da etli olarak yapılmakta, Gavurdağı salatasında  nar ekşisinin dozajı çok iyi ayarlanmıştı ve damak zevkime uygundu.

Fıstıklı kebap

Fıstıklı Kebap yine Gaziantep Yöresinde oldukça sevilen bir kebap çeşidi. Bazı yerlerde etinden dolayı bu kebapı pek tercih etmem ama ŞD Beyran'da etini ve kıvamını beğendim

Çöp Şiş

En sevdiklerimdennn :) Çöp şiş benden tam not aldı. Eti çok güzel pişmişti. Yumuşacıktı.


Saç Tava oldukça sevdiğim bir yemek. Sanırım tam bir et severim ben :) Bu yemekte de etler çok güzel pişmişti, biraz acılıydı, acı sevenlerin severek yiyeceklerini düşünüyorum.


Günün sonunda tabi ki sıra tatlılara geldi. Antep'ten özel gelen fıstıklarla yapılmış hatta süslenmiş Fıstıklı Katmer ve Künefe ile günü ayrı bir tatlandırdık. İştahınızı kabartmak için böyle büyük resim koyuyorum :) Fıstıklı katmeri ve künefesi Ali Usta tarafından özel olarak hazırlanmakta.


Tüm baharatlar, kurutulmus biber, dolma, salçalar, fıstıklar ve bulgur gibi kullanılan kuru gıda malzemeleri Antep’den, kullanılan etler Trakya yöresinden  geliyormuş. Mevsim ürünlerine göre sezonluk turşular yapılmakta.

Tadımda birlikte olduğumuz sevgili blogger arkadaşlarım ile anılarımıza güzel bir gün daha ekleyerek mekana veda ettik. Bizi ağırladıkları için ŞD Beyran 'a ve bu güzel lezzetleri bizler için hazırlayan ustalara çok teşekkür ediyorum. Ellerine sağlık.

Yolunuz Çengelköy'e düşerse mutlaka uğrayın. Bu lezzetleri tatmak için Çengelköy'deki yeni adresinde sizleri bekliyorlar. Hemen cadde üzerinde :) Çengölköy Caddesi No 29 Çengelköy 


Sevgiler
Şafak



10 Ağu 2016

KAÇUV ile Kurban Bayramı Bağışlarınız Kanserli Çocuklara Umut Olsun



Kanser tedavisi için şehir dışından gelen ve ekonomik olarak zor durumda olan çocuklar ve ailelerine uygun tedavi ortamını sağlamak amacıyla kurulan Kanserli Çocuklara Umut Vakfı (KAÇUV), Kurban Bayramı’nda bağış yapmak isteyenleri kanserli çocukların ve ailelerinin umudu olmaya davet ediyor.

Bu bayram kanserli çocuklar ve ailelerinin tedavi sürecine destek olmak isteyen herkes, kurban kesimi yapılmaksızın kurban bağış bedeli ile Denizbank Zincirlikuyu Şubesi’nden ya da bagis.kacuv.org adresinden KAÇUV’a bağışta bulunabiliyor.

2000 yılından beri çoğunluğu şehir dışından gelen maddi sorunları nedeniyle tedavileri aksama riski taşıyan çocuklara uygun tedavi ortamının yaratılmasını sağlamak amacıyla kurulan KAÇUV, Kurban Bayramı’nda kanserli çocukların umutla büyümesini isteyenlerin bağışlarını bekliyor.

KAÇUV ile kanserli çocuklar ve ailelerine yönelik olarak ücretsiz konaklama, gıda, temizlik, sosyal alanlar, mutfak ve kısmi giyim ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla hizmete açılan Aile Evi’ne katkıda bulunmak için Kurban Bayramı’nda kurban kesimi yapılmaksızın kurban bağış bedeli ile Denizbank Zincirlikuyu Şubesi’nden ya da bagis.kacuv.org üzerinden bağış yapabilirsiniz.


Kanserli Çocuklara Umut Vakfı Hakkında:
Kanserli Çocuklara Umut Vakfı, 2000 yılında İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hematoloji Onkoloji Servisi'nde çocukları tedavi görmekte olan aileler ile hekimlerinin bir araya gelmeleriyle kuruldu. Vakfın temel amacı; Maddi sorunları nedeniyle tedavileri aksama riski taşıyan çocukların tedavilerinin sürekliliğini sağlamaktır. Ayrıca kanser ile mücadelede önemli bir gereksinim olan psikolojik destek ve çocuk psikolojisine uygun tedavi ortamının yaratılması vakfın öncelikli hedefleri arasında yer alır.

Aile Evi Hakkında:
2012 Mart ayında düzenlenen kampanyalar ve İstanbul Valiliğinin destekleri ile inşa edilen Aile Evi, ihtiyaç sahibi olan kanserli çocuk ve ailelerine tedavi sırasında hiç bir ücret ödemeksizin konaklama, mutfak ve banyo hizmeti sağlıyor. Aile Evi 2 adet tek kişilik, 12 adet çift kişilik odaları ile 14 odadan oluşuyor. Aile Evi’nde kalan hasta çocuklar için bir oyun odası ve oyun bahçesi bulunuyor. Ayrıca çocukların yaş grupları doğrultusunda oyun odası içerisinde bilgisayar, dvd ve televizyon bulunuyor. Bütün odalarda banyo, buzdolabı, televizyon ve klima olan mekânda, misafirlerin ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri, ortak alan bir mutfak ve çamaşırhane de hizmet veriyor. “Aile Evi projesi” ile gıda, giyecek gibi yardımların yanında hem çocuklar hem de ebeveynleri için psikolojik destek hizmeti de verilerek bu zorlu süreçte ailelerin yanında oluyor. “Aile Evi” çalışmalarının en öncelikli hedefi projenin genişletilerek daha çok aileye ulaşılması.

KAÇUV Hesap Bilgileri:
DENİZBANK ZİNCİRLİKUYU ŞUBESİ
Hesap no: 9142-439719-387
IBAN No: TR43 0013 4000 0004 3971 9000 53

KAÇUV İletişim: 0 212 291 31 10



4 Ağu 2016

Oku ya da Köyüne Geri Dön

Merhaba,

Yine düşünen kadın olarak geldim :) Geçtiğimiz günlerde o kadar rahatsız eden görüntü ve yazışmalara şahit oldum ki facebookda, bende dün artık dayanamayıp cep telimden uygulamayı sildim. sildiğimden beri de çok rahatım :) Bilgisayarı açınca giriyorum o da akşam bu saatlerde genelde.

Facebook ilk Türkiye'ye geldiğinde açmamak için direndim. Sonra o kadar çok istek maili geldi ki dayanamayıp açtım. Şimdi zaman zaman keşke açmasaymışım diyorum. Blog yazmaya başladıktan sonra da iyice dahil oldum kendisine. Hatta tanımadığım insanları bile arkadaş olarak listeme ekledim. Hiç doğru bir hareket değilmiş yaptığım. Şimdi silsem tanımadıklarımı, o zaman da arkamdan belki saçma sapan yorumlar yapacaklar. Aman ne olacak demeyin, her sırrın birgün ortaya çıkmasının kaçınılmaz olduğu gibi, arkadan söylenen herşeyin de bir gün duyulmak gibi kötü bir huyu var. E nolcak böyle olunca? Daha bi delleneceğim belki hatta -gereksiz ama- üzüleceğim. O nedenle silemiyorum.

Peki bizler ne kadar samimiyiz paylaşımlarımızda. Hepimiz çok bir mutlu, çok bir insancıl, çok bir dürüstüz. Herkes hayvan dostu, herkes şiddete karşı. Hepimiz sağlıklı beslenme taraftarı, hepimiz her yanlışın karşısında durabilecek kadar güçlüyüz. Harika yerlere gidiyor, harika zaman geçiriyoruz. Çocuklarımıza hiç kızmıyor, bulunduğumuz ortamda kendini kaf dağında gören arkadaşa sinir olmuyor hep birlikte çok eğleniyoruz.


Millet olarak Amerika bize karışamaz diyoruz da, onların yaptığı facebook, twitter, instagramı bir güzel kullanıyoruz. Öne çıkacak paylaşımları bile onlar belirliyor mesela twitterda. Onların ürettiği teknoloji ile haberleşiyoruz. Telefon ve televizyon için de onların uydularını mı kullanıyoruz bilmiyorum, araştırmak istemiyorum da çünkü sonra bir sürü sayfaya giriyorum kafam her konuda daha çok karışıyor. Bilen yoruma yazsın zahmet olmazsa ;) Onların yaptığı sinema filmlerini izliyoruz, onların yaptığı cep telefonları ile haberleşiyoruz. Onların saçma sapan yarışmaları, hayatımızın odak noktası oluyor, TV de seyretiğimiz ünlülerin yaşamına kavuşmak için hayaller kuruyoruz.

Ülkede tarım yok, sanayi yerle bir olmuş, her yer büyük yabancı markaların şubeleri ile dolu, bizler deliler gibi tüketiyoruz. Kozmetik ürünlerine verdiğimiz paranın haddi hesabı yok. Çocuklar eskiden sokak oyunları oynarken, evde annesi ile hamur yoğururken, şimdi oyunevlerinde hoplayıp zıplıyor, kurabiye pişiriyor. Yemeği evde pişirmek yerine, artık neredeyse her mahallede açılan AVM lerde hem yemek yiyiyor hem de alışveriş yapıyoruz. Bakkal amca unutulmuş bir köşede, belki sadece sigara ya da gazete almak için uğruyoruz. Terziler iş yapamaz duruma gelmiş çünkü hazır giyim daha ucuz. Altımızda son madel arabalar, sanki benzin değil de su yakıyormuş gibi, işe de gezmeye de onunla gidiyoruz. 2 yıl sonra değiştirmek lazım bu arabayı eskidi artık yorumu yapıyoruz. Her yıl mobilyasını değiştiren tanıdıklarım var benim şaşırıp kalıyorum. Bugün neredeyse en kötü semtte bile 300bin TL ye ev satın alıyoruz. Peki bu kadar kazanabiliyor muyuz? Büyük çoğunluğumuz tabi ki kazanamıyor. Ve bizler bütün bu lüks hayatı da bankalara borçlanarak yaşıyoruz. Peki bankalar bizim mi?


Yani kısaca her birimiz bize ait olmayan bir hayatı yaşıyor. Adamlar bir kapatsa bize kendilerini bittiğimiz an o an. Açayım mı biraz konuyu?

Mesela, Türkiye'de evler yapılırken, ev olarak değil, arsasıyla beraber satılır ve alınır. Yani evin yıkıldı git diyemez kimse size. Gücünüz varsa, hissedarlarınızla birleşerek yeniden yaparsınız. Malum yabancıların ülkemizde ev ve arazi sahibi olması mümkün. Bugün ülkedeki yabancı sermaye çekilmeye karar verse, işyerlerini kapatsa, milyonlarca insan işsiz kalır. Bazılarımızın artık bir köyü bile yok, köyü olsa da köyde yeri yok. Köyünüze dönüp ekip biçip oradan çıkan mahsülle hayatınızı devam ettiremezsiniz ne yazık ki. Zaten yıllarca yabancı tohum kullandık, bir sonraki yıl için yeniden tohum aldık! Hele bir de işten çıkmak zorunda olanlardansanız ve bankalara kredi ve kredi kartı borcunuz varsa, banka gelir ve o binlerce lira verdiğiniz evi haciz yoluyla satar. Hacizde en çok parayı verenin olur eviniz üstüne borcunuz bile kalır. Yüzbinlerce lira vererek aldığınız eviniz, belki de hiç sevmediğiniz bir ülkenin vatandaşının oluverir bir anda...


Sonra o bankaların da kapanmaya karar verdiğini ya da ülkemizde iflas ettiğini açıkladığını düşünün. Devlet güvencesinde olan kadarını, devlet size öder kalanı üzerine su içelim. Bir de işsiz kalacak yaklaşık 200bin çalışanı da işsizler kervanında düşünün. Kaosa bak bu durumda. Alım gücü düşünce yerli sermaye ile açılan şirketler de zor durumda kalır, oralarda çalışanların da işsiz kalma ihtimali artar. Alan olmayınca üretmenin de anlamı olmaz. İhracat yaparım demeyin hiç boşuna, ülkemize ambargo uygulandığını düşünün. Battık gitti.


Çok uzadı di mi konu? Hemen toparlayayım.


Yani aslında demem o ki, savaşlar sadece top ve tüfekle yapılmaz. Manevi değerlerin yok edilmesi ile de yapılır. Hem bu durumda o ülkeyi batıran da olmazsınız. Kendi kendilerinin sonunu hazırladılar diyerek konuyu kapatırlar. Biz yıllarca zehirlendik. Kendi kaynaklarımızı kendi ellerimizle tükettik. Üreten değil, tüketen bir toplum olduk. Birbirimize fikirlerimiz, değer yargılarımız ya da inaçlarımız için düşman olduk ya da farkında olmadan düşman olmak üzere programlandık. Gazetelerden okuduklarımız ve televizyonlardan izlediklerimizle değerlendirdik yaşadığımız bu coğrafyayı. Başka ülkelerde yaşanan trajedilere vah vah dedik sadece. Din elden gidiyor dedik, cumhuriyet elden gidiyor dedik. O solcu dedik, bu sağcı dedik. O faşist damgası yedi, bu yobaz. Parçalandıkça parçalandık. Biriyle başaramadıklarını bir diğeriyle başarmaya çalıştılar.

Şimdi toparlanmamız lazım. Aklımızı kullanmalı, gözümüzü açmalıyız. Yeni bir kurtuluş savaşı bu bizim için aslında. Kendi kendimize yetebilen bir ülke olmalıyız. Birbirimizin kuyusunu kazmak değil, birbirimize yol gösteren insanlar olmalıyız. Çok okumalıyız, çok araştırmalıyız. Gönül gözü ile görmeyi başarmamız gerekiyor.

Kuran-ı Kerim "Oku!" diye başlar

Hz. Muhammed (S.A.V) 'ın "İlim Çin’de de olsa arayınız. Çünkü ilim öğrenmek her Müslüman’a farzdır" hadisi var.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk 'ün "Eğitimdir ki, bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder." cümlesi bir ışıktır.

Yoksa Nostradumus'un Türkiye ile ilgili kehanetleri gerçek olacak. Bu ülke bizim, bu topraklar hepimizin. Gidecek başka yerimiz yok ve ben çocuklarımı Türkiye Cumhuriyeti bayrağı altında, vicdanlı insanlar olarak yetiştirmek istiyorum.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...