1 Nis 2016

Hassas Anne Etkinlik Merkezi'nde Üstün Dökmen Semineri


Herkese merhaba

16 Mart tarihinde sevgili Hassas Anne Ece Kumkale'nin daveti ile Zekeriyaköy Hassas Anne Etkinlik Merkezinde hem Hassas Anne sitesinin 3. yılını kutlamak hem de çok değerli hocamız Prof. Dr. Üstün Dökmen'in semineri için blogger arkadaşlar ile bir araya geldik.


Öncelikle şunu söylemeliyim, Ece gerçekten hassas ve iyi bir anne. Ayrıca çok başarılı bir kadın girişimci. Hayatta hayranı olduğum kişi sayısı azdır :) ama kendisine hayranım. Çok tebrik ediyorum. Hiç yılmıyor ve aklına koyduğunu mutlaka yapıyor.

Şu an birde Koşuyolu'nda etkinlik merkezi kurdu. Ben sizinle Zekeriyaköy'deki yerin bir kaç görselini paylaşmak istiyorum.





Üstün hocamızın sahibi olduğu Küçük Şeyler Anaokulu ve Yönder Okulları hakkında da kısaca bilgiler aldık. Tüm okulları aynı standartlar ile eğitim veriyormuş. Hatta diyor ki, franchise olarak açtığım okullarda, eğer kalitesini bozan olursa, uyarırım baktım devam ediyor, olayın maddi boyutunu hiç düşünmem kapatırım .

O gün aslında kutlama yapacaktık, ama ülkemizde yaşanan olaylar nedeniyle Üstün hocamız ile sohbet etmeyi tercih ettik. Üstün hocamızın açılış konuşması ile başlayan seminer, zaman zaman soru cevaplara döndü. O gün aldığım notlardan bazılarını sizlerle de paylaşmak istiyorum.

Açılış cümlesi zaten aslında hayatla ilgili her şeyi anlatıyor bana göre. "Her durumda mutlu olmak zorunda değilsiniz, ama güçlü olmak zorundasınız."


* Bazı insanlar doğuştan kaygılıdır. Her şeye karşı hatta ıvır zıvır şeylere bile kaygılanırlar. Bu insanların şaşırtıcı tarafları gerçek kaygı çıkartan şeylere karşı kaygılanmamalarıdır.

*İnsan iki şekilde davranabiliyor. Kaçma ve kaçınma dürtüleri. Yaşamda mücadele etmesi gereken olaylarda, eğer her şeyde kendini sorumlu tutarsa başına gelen kötü şeylerde depresyona giriyor. Oysa içinde bulunduğu durumdan başkalarını sorumlu tutarsa, girmiyor.

*Çocuklarınıza karşı sevgi dolu olun, alın sevin, koklayın, öpün. Ancak aynı zamanda sınır çizen anne babalarda olmanız lazım. Sevgi sonsuz, saygı karşılıklı olmalı. Örneğin size vurdu bir olay karşısında.  O zaman yapmanız gereken ona "Ben sana vurmuyorum, sen de bana vuramazsın" diye, kararlı bir ses tonuyla ciddi bir şekilde söylemeniz gerekir. 

* Ailede ortak kararlar alınır. Çocuklarında söz söyleme hakları vardır. Ancak belli bir yaşa gelene kadar bu kararların alınmasında %51 anne-baba, %49 çocukların kararı uygulanmalıdır.

* Çocuklarınızla anne - baba rolünden uzaklaşmadan konuşmanız gerekir. Arkadaş gibi konuşmak olmaz.

*Kaygılı ve özgüveni düşük çocuklar yetiştirmemizin bir nedeni de bizim olaylara yaklaşımımız. Çocuk yetiştirirken öncelikle belli bir yaşa gelmiş çocuklar öz bakımını kendi yapmalıdır. Çocuklarımızı çok konforlu yetiştiriyoruz. Her istediklerini anında yapıyor, ayakkabısını biz bağlıyor üstünü biz giydiriyoruz. Böylelikle onlara özgüven duygusunu veremiyoruz. Zamanla kaygılı ve güvensiz olmaya başlıyorlar. Çocuklarınız ailesine bağlı olsun ama bağımlı olmasın. 


Anahtar kelime aslında hep aynı, "Sınır koy, sonsuz sev"

*Ev halkına karşı Meryem ana olmayın. Erkekler genel olarak fazla şefkatten hoşlanmaz. Her derdini bana anlat dememeliyiz. Bu durum ilişkinize iyi gelmez. Eşinizle bir fiskos masanız olsun. Kavga ve tartışmaları çocukların yanında yapmayın. Fiskos masanızda baş başa yapın. Ola ki yanlışlıkla çocukların yanında tartıştınız, barışmayı da çocuğunuzun yanında yapın.  Her hangi bir nedenden dolayı kaygınız oluştuysa, bunu eşinizle paylaşın. Eski güzel günleri anın beraber ara sıra. Geleceğe ilişkin ufak bir plan yapın. Umut olsun. 



Seminerin bir bölümünde de ülkemizde yaşananlar ile ilgili de umut verici konuşmalar yaptık. Ayrıca Aslında hepimiz bunlara inansak belki bizler için bazı şeyler daha kolay olacak. Bunları hayatımızın her bölümünde denemeliyiz bence

*Başımıza ne gelirse gelsin, yaşama gücümüz olmalı. Hastalıklarda bile. 7 yaşa kadar kişilik oluşsa bile, dönüşmek mümkün. Sadece biraz zaman alır.

* Diyelim ki; Her şey çok kötü. Hayat üstümüze üstümüze geliyor. O zaman şunu yapmalıyız. Bir odaya girin. Işığı kapatın. Bakın her yer kapkara. Sonra 20 sn. bekleyin. Odanın yavaş yavaş aydınlanmaya başladığını göreceksiniz. "Yaşamın perde aralığında daima bir ışık vardır. Yeter ki perdeyi tamamen kapatmayın."



Etkinlik sonunda pastamızı kestik ve Üstün hocamız ve Ece bize hediyeler hazırlamıştı. Kitapları okumaya başladım bile. Nice yıllara Hassas Anne.






Bir başka böyle duygu ve bilgi yüklü yazı ile tekrar görüşmek umuduyla

Sevgiler

Şafak



3 yorum:

  1. ece hanımı da zevk ile takip ediyorum gerçekten çok başarılı ne kadar güzel bir gün olmuşüstün hoca ile aldığınız notlar sayesinde bizde bilgilendik

    YanıtlaSil
  2. Sayın Üstün Dökmen ile böyle bir etkinlikte bir araya geldiğiniz için çok şanslısınız.. Çok değerli bir insan kendisi.. Kitaplarını bir solukta okuyuveririm..
    Sevgiler..

    YanıtlaSil
  3. Seneler once Sabancı Holdıngte ıken semınerlerıne katılmıstım Yonder okullarınada bır arkadasımı cocukları ıcın yonlendırmıstımm ve hala cok memnun sevgıler cnm :)

    YanıtlaSil

Konu hakkındaki fikirleriniz benim için çok kıymetli. Lütfen yorumunuzu ekleyiniz.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...