28 Eyl 2015

Öğretmenler Günü İçin Seçenekler


Herkese merhaba,

Okullar açılmak üzere. Geçen seneden beri okul ve öğretmen konusundaki hassasiyetimi bilmeyen yoktur. Ege bu yıl 1. sınıfa başladı. Şimdilik öğretmeni iyi birine benziyor ama yinede sonra ne olacağı konusunda heyecanlanmaya başladım. Benim için öğretmen çok önemli. Çocuğu okulu sevdiren yada okuldan uzaklaştıran konuların en başında geliyor öğretmen. 

Veli ve öğretmen uyumu da çok önemli. Velilerin öğretmenle sağlıklı bir iletişim kurması çocuğunuzla ilişkisini de etkiliyor. Mesela ben ilkokul öğretmenimi çok severdim. O da beni. Uzun yıllar görüşmeye devam ettik. Benim için öğretmeni mi mutlu etmek çok önemliydi. Sadece onun için ders çalıştığımı bile hatırlarım. 

O dönemde de aileler öğretmenlere hediye alırlardı. Şimdi ki gibi fazla hediye seçeneği yoktu tabi o günlerde. Hediye siteleri de. Keşke olsaymış. Geçen gün siteler arası gezerken gördüğüm bir sitede, birbirinden güzel hediyeleri görünce, bir kere daha keşke dedim. Bu sene öğretmenler günü kutlandığında, kişisel olarak da buradan alabilirim. Toplu alınacak hediye içinde tavsiye edebilirim diye düşünüyorum. 

Atacağı adımı önceden hesaplayan biri olarak, mesela neler alabilirim diye şimdiden bir liste yaptım bile. Fiyatları bakımından da uygun buldum Hediye Sepeti.com 'u. Öğretmenimizin henüz erkek mi yoksa bayan mı olacağını bilemediğim için her ikisi içinde tercihler yaptım. Belki sizinde işinize yarar önümüzdeki günlerde. Ama önce her iki cinsiyet içinde uygun olacak hediyelere bakalım isterseniz.



Okulda yada özel hayatında kullanabileceği bu kupa, porselenden. Üzerinde isim de yazdırabiliyorsunuz. Ayrıca sıcak su ile üzerindeki yazılar belirginleştirilebiliyor. 

   

İsme özel kaşeli kalem de beğenilecek ürünlerden diye düşünüyorum. Alman yapımı olan bu  kaşeli kalem, dokunmatik telefon ve tabletlerde de kullanılabiliyor.


Bu hediyeye ise gerçekten bayıldım.  Saatli Ahşap Pano üzerine öğretmeninizin resmini işletebilir. Yanına istediğiniz şiiri yazdırabilir ve isim ekletebilirsiniz. Hangi öğretmen, böyle bir hediyeyi beğenmez ki :)


Harf işlemeli bu deri ajandanın 4 farklı renk seçeneği var. Tüm öğretmenler için seçilebilir. Ayrıca iç tarafında 4 adet kartlık yeri de varmış. 




Bir diğer beğendiğim hediye ise bu Atatürk imzalı kartvizitlik kalem seti. Öğretmenim buna bayılırdı eminim ve hala evinin baş köşesinde tutardı. Hediye paketinin içinde, Atatürk imzasının altında isminiz olan bir kartvizitlik ve 2 yine adınız yazılı 2 kalem bulunuyor.




2 farklı boyutta bulunan yine kişiye özel duvar saatleri var sitede. Mesela matematik öğretmenine matematik sembollü, edebiyat öğretmenine Edebiyat sembollü saatler :) Üzerine yine isim, tarih yazdırabiliyorsunuz. Üst ve alt kısımdaki mesaj alanına da istediğiniz mesajı ekletebiliyorsunuz. 

Bunlar gibi bir çok hediye seçeneği var. İnsan hangisini seçeceğini şaşırıyor. İnternet sitesinden hediye seçmek, zaman problemi yaşayanlar içinde iyi bir çözüm. Bir çok anne ve babanın çalıştığı göz önüne alınırsa, hem hediye için dolaşmaktan kurtuluyorsunuz hem de kişiye özel alabiliyorsunuz. 

Sizler hangilerini beğendiniz?

Sevgilerimle
Şafak

23 Eyl 2015

Kurban Bayramı ve Önemi



Herkese merhaba

Öncelikle hepinizin mübarek kurban bayramı kutlarım. Kurban Bayramı denince aklıma çocukluğum gelir benim. Kurban kesebilenlere hayranlığım. Günümüzde kurban kesmek ile ilgili bir çok şey söyleniyor. Hayvanlara eziyet edildiği, kesen kişilerin birçoğunun etleri kendilerine ayırdığı, çoğunlukla ihtiyacı olmayan kişilere gittiği. Hatta geçen gün eşim söyledi, bir hoca 'müslümanlıkta kurban kesme " olmadığını bunun bir gelenek olduğunu söylemiş.

Son cümle hakkında yorum yapamıyorum aslında. Dini konularda kendimi o denli bilgili görmek ahkam kesmek olur. Diğer söylenenlerde ise bazı yönlerden hak vermiyor değilim. Şöyle ki, evet eskiden bir çok erkek kendi kurbanını kendi keserdi evler zaten genelde bahçeliydi. Zaten onlarda demelerinden babalarından öğrenmişti. Şimdi ise bu konuda bir karmaşa var. Erkekler kurbanı bayram günü alıyor zaten kesmekten anlamıyor oradaki kasaba kestiriyor. Kasap işi ne kadar bilse de bütün gün kesme ve kan kokusundan başı dönmüş. Bir an öncede işi bitirip sonlandırmak istiyor. Bu nedenle hayvanla bağ kurmadan sadece kesiyor.

Bir diğer konu ise ihtiyaç bakımından doğru kişiye gitmemesi. Birçoğumuz artık bize benzer maddi gücü olan insanlarla bir aradayız. Eskiden insanlar yanında yöresinde zor durumda kim var bilirdi. Oysa şimdi öyle mi? Neredeyse aynı binada oturan insanları tanımıyoruz. E bu durumda da ya çoğunu kendimize saklıyoruz yada ihtiyacı olmayan kişilere veriyoruz.

Benim eskiden beri ailemden duyduğum öğrendiğim, kendimce yorumlayarak sonuca ulaştığım şey şu.

Kurban bir çeşit zekat bir çeşit sadaka. Kesebilecek olanlar keserse iyi olur. Kurbanı Allah rızası için kesiyoruz. O bizi koruyor. Hz. İsmail'i koruduğu gibi. Ayrıca bir çeşit yardımlaşma destek olma. Kurbanın 1/3 ünü kendine ayırabilirsin. 1/3 ünü eş dost akrabaların ile yemeli - ki - eskiden bayramlar tatil zamanı değil yakınları ziyaret etme zamanıydı- 1/3 ünü ise çevrende ihtiyacı olan, almakta zorlanan kişileri bulup onlarla paylaşmalı.

Ben kendi adıma bütün bunlara dikkat etmeye çalışıyorum.  Birde kurban kesmek çok ilkel onun dışında birilerine yardım edilse daha iyi denilen bir durum var. O konuda ise şunu düşünüyorum ve güvenli buluyorum. Normalde insanlara zaten yardım etmemiz gerekiyor. Babası asgari ücretle çalışan bir çocuğun ne bileyim okul zamanı elimizden geldiğince ihtiyaçlarını karşılasak, gelirinin azlığı nedeniyle faturalarını ödeyemeyen bir ailenin faturasını ödesek, hasta olduğunu ama ilaçlarını alamadığını söyleyen birine elimizden geldiğince destek olsak ne güzel olur. Bunu yapmak da zor değil aslında. Bir kalem bir kalemdir, göndereceğin 10 lira tamamen karşılayamasa da senin gibi düşünen birileriyle birlik olduğunda sorunu çözer.




Çevrenizde kurban kesmenin yükümlülüklerini yerine getirebileceğin ortam yoksa Lösev 'e kurbanını bağışlayabilirsiniz. Geçen yıl bununla ilgili bir yazı yazmıştım. Tık tık

Kaçan hayvanların yakalanıp işkence edilmediği, kurban kesme işinin bu işin ehli olan insanlar tarafından yapıldığı, ailesi et alamadığı için, özellikle kurban bayramlarında bize de getiren olur mu diyen her çocuğunun dileğinin kabul olduğu bir bayram dilerim.


Sevgilerimle
Şafak

21 Eyl 2015

EL AYAK AĞIZ HASTALIĞI

Merhaba,

Bugün sizlere geçenlerde yakalandığımız bir hastalıktan bahsetmek istiyorum. Bu hastalığı daha önce hiç duymamıştım, oldukça şaşırdım duyunca. Kızkardeşim "abla nerede duyulamayan hastalık var sizde çıkıyor valla" diyor. Haksız da sayılmaz. Hastalığın aşamalarını sizler için çekmek istedim ama Efe Deniz izin vermedi. Zaten çok can sıkıcı şeyler yaşadığı içinde zorlamadım.

Efe Deniz'i ve beni sivrisinekler çok yer. İlk bacağının üst tarafındaki sinek ısırığına benzeyen yeri gördüğümde, sivrisinek ısırdı sandım, üzerine çok düşmedim. Ancak ertesi gece, ateşi yükseldi. Bende, duş aldırdım düşmeyince de ateş düşürücü verdim ve uyuduk. Bir sorun yok gibiydi.

Ertesi gün ateşi olmadı, gayet sağlıklı görünüyordu. Ancak o günün sabahı hiç bir şey yemek istemedi. Sürekli boğazım acıyor diyordu. Cep telefonun ışığı ile boğazına baktığımda, birden panik oldum. Çünkü boğazı sanki bir şey batmış gibiydi. Acayip yaralar vardı. O panikle hemen kaptığım gibi aile hekimine götürdüm.



Olayı anlattığımda, enfeksiyon kapmış olabileceğini söyledi. "Ateşi olursa şuruplara devam edin", dedi antibiyotik verdi. Birde boğazını rahatlatması için fıs fıs. Eve geldiğimizde yazdığı antibiyotiğin Efe Deniz'in alerjisi olan şurup olduğunu fark edince vermedim. Boğazına fıs fıs yaptık.

Blogger arkadaşlarımdan bazıları ile konuşurken Efe Deniz'in durumundan bahsettim. Hatta ilk çektiğim resmi gönderdim. Onlarda bana el-ayak-ağız hastalığı diye bir hastalık olduğunu, kendi çocuklarında çıktığını anlattılar. Allah razı olsun gerçekten yoksa benim aklıma hiç gelmezdi. Tabi ben hemen yine panik. Tüm internet alemi araştırıldı tarafımdan. Eşime durumu anlattım. O da "olsa doktor anlardı" dedi ama doktora sivilcelerden bahsetmediğim için bu beni rahatlatmadı. Akşam erken gelmesini istedim o da beni kırmadı geldi.

Hemen hastaneye gittik ve uzman doktor görür görmez hastalığı teşhisini koydu. Şimdi bize anlattıklarını sizinle paylaşmak istiyorum.

Bu hastalık genellikle çocuklarda çıkıyormuş. Yetişkinlerde pek sık rastlanmıyormuş. Hastalık havuz, park gibi yerlerden bulaşıyormuş. Bulaşıcı olduğundan kreşe giden çocuklarda sık görünüyormuş. Hastalık döneminde hijyene extra önem vermek gerekiyormuş. Bazılarında daha ağır seyredebiliyormuş. Çocuklar yeterli beslenemeyebiliyormuş, bu durumlarda serum bağlayarak destek oluyorlarmış. Bol bol sıvı vermek, su içirmek gerekliymiş.


Hastalığın belirgin bir ilacı yok. Antibiyotik hiç bir işe yaramıyor. Yaklaşık 7 gün sürüyor. Günler geçtikçe boğazımızda yaralar iyileşti. Vücudunun bir çok yerinde o sivilcelerden çıktı. Büyüyüp çıban gibi oldular. Hastalığın ilk günlerinde doktorlar dağılma ihtimaline karşın yıkamayın diyorlar ama ben kaşıntısını geçirsin diye, yara olan yerleri bol bol farklı peçeteleri ıslatıp sildim vücudunda. Doktorun verdiği bir kaç vücut güçlendirici vardı onları kullandık. Biz sanırım kolay atlatanlardandık. Bazı çocuklarda, tırnak bile dökülüyormuş bütün vucudu sarıyormuş. Öyle ki yaralar bütün vücudu kapladığından yatamayan, yürüyemeyenler bile varmış. 



Zamanla yaralar böyle söndü gitti. Çok kaşıntı yapıyor bu nedenle mümkün olduğunca ona destek olup bol bol yıkayın yaralarını. Hastalığı su çiçeği ile karıştıranlarda oluyor. İyi takip etmeli ve mutlaka uzman hekime götürmenizi tavsiye ediyorum. Çocuklarımız hiç hasta olması gerçekten çok zor. Yine de Allah beterinden korusun diyorum. 

Sevgiler
Şafak

Not: Yazdıklarım benim kişisel deneyimimdir. Bu nedenle mutlaka uzman doktora götürün ve onun tedavi sürecini uygulayın.


16 Eyl 2015

ELIZABETH ARDEN’den Cilt Yenilemede Devrim: SUPERSTART Skin Renewal Booster



Cildinizin Doğal Koruma ve Yenilenme Gücüne Güç Katın!
ELIZABETH ARDEN’den Cilt Yenilemede Devrim:
SUPERSTART Skin Renewal Booster

Kullandığınız tüm diğer cilt bakım ürünlerinden maksimum düzeyde verim almanız için tasarlanan yeni SUPERSTART Skin Renewal Booster, cildin doğal kolajen oranında 5 kat, elastin oranında 9 kat, nem oranında 25 kat artış sağlıyor. SUPERSTART; özel probiyotik kompleks, deniz rezenesi ve keten tohumu özleri içeren formülüyle cildin sağlıklı görünüme kavuşmasına yardımcı oluyor. Böylece cildiniz esnek, tazelenmiş ve diğer cilt bakım ürünlerinin sağlayacağı dönüşüme hazır hale geliyor.

Güzellik kavramını bir bütün olarak ele alan Elizabeth Arden, yeni geliştirdiği SUPERSTART Skin Renewal Booster ile klasik cilt bakımı alışkanlıklarımızı bir adım ileri götürüyor. Kullandığınız tüm diğer cilt bakım ürünlerinden maksimum düzeyde verim almak üzere tasarlanan SUPERSTART, bilimsel adıyla ‘startum corneum’ cildin en üst tabakasına günlük destek sağlıyor; doğal koruyucu bariyerini ve kendini yenileme yeteneğini güçlendiriyor. Bu şekilde, bütün cilt bakım sürecinin en iyi şekilde sonuçlanmasına yardımcı oluyor.

Nemlendiriciden önceki adım
Serum ve nemlendiriciden önce kullanılan SUPERSTART’ın ultra-hafif ve kolay emilimli formülü klinik olarak kanıtlanmış olarak cildin üst tabakasının sağlıklı görünümüne yeniden kavuşmasını sağlıyor. SUPERSTART sayesinde esnek, pürüzsüz ve daha parlak bir cilt görünümü geri geliyor.

SUPERSTART; Probiyotik Kompleks, Deniz Rezenesi, Keten Tohumu ve Deniz Börülcesi Özü özleri içeren formülüyle cildin sağlıklı görünüme kavuşmasına yardımcı oluyor. Böylece cildiniz esnek, tazelenmiş ve diğer cilt bakım ürünlerinin sağlayacağı dönüşüme hazır hale geliyor.

SUPERSTART, cildin mikroflorasını optimize ederek doğal bariyerini güçlendiriyor, cildin üst tabakası olan ‘stratum corneum’u destekliyor ve bütünlüğünü koruyor, cildin doğal nemlendirme ve nem tutma özelliklerini güçlendiriyor.


Girişimci Ruhun ve Güçlü Kadınların Simge Markası: Elizabeth Arden
Kişisel Bakım ve Kozmetik endüstrisinin en saygın ve kadın girişimci denildiğinde akla ilk gelen isimlerinden Elizabeth Arden; yenilikçi, yorulmaz ve lider kişiliğiyle bundan tam 105 yıl önce kendi adıyla efsane bir marka yarattı. 1900'lü yılların başında New York'ta tüm dükkanların kapıları siyaha boyanırken, Arden SPA'sının kırmızıya boyadığı kapısı ile hemen rakiplerinden ayrıştı ve o yıllardan bu yana güçlü, özgün ve yenilikçi marka kimliği ile güzellik sektörünü domine eden markalardan biri olmaya devam ediyor.
2015 yılını tüm dünyada relansman yılı ilan eden Elizabeth Arden, köklü geçmişinden aldığı uzmanlığını öncü kimliğiyle bir araya getirerek inovatif ürünleri ve yenilenen marka yüzüyle güzellik endüstrisinde yeni bir sayfa açıyor. Bu süreçte cilt bakım alanındaki uzmanlığının da altını çizmek isteyen markanın öne çıkan ürünleri ise "Anti-Aging" kategorisi... Elizabeth Arden uzmanları cilt bakımı ve anti-aging alanındaki misyonlarını; "Cildi maskelemek yerine doğal güzelliğini açığa çıkartıyoruz. Ürünlerimiz gücünü doğa ile bilimin el ele vermesinden alıyor" diye özetliyor. 


SUPERSTART Skin Renewal Booster, Önerilen Perakende Satış Fiyatı, 230 TL






*Basın Bültenidir

KREDİ KARTI KULLANIRKEN DİKKAT - SİZİ ESİR ALMASIN

Herkese merhaba,

Beni tanıyanlar bilir eski bir bankacıyım ben. Finans işlerinden iyi anladığım konusunda asla mütavazi olmam :)

Geçenlerde bir yazışmada bir çok kişinin kredi kartından muzdarip olduğunu tekrar anladım. Sadece kredi kartı mı? Gelirin onlarca katı değerinde alınan araçlar, evler.. Bir çok kişinin umut ile girdiği bu borçları öderken ne kadar zorlandığını ve hatta bazılarının elindeki avucundakinden de olduğunu defalarca gördüm.



Sizlere bugün kredi kartı kullanırken ne yapmalıyız hakkında ders vermeyeceğim. Hepimizin aklı kendine yetiyor ama bazen o yada bu nedenle ipin ucunu kaçırdığımız olmuyor değil. Öncelikle ben ne yapıyorum nasıl kullanıyorum onu anlatayım.

Benimde bir çok kişi gibi -özellikle bankacı olduğumdan dolayı eşi dostu kırmayıp- aldığım bir çok kart oldu. Sonra şunu fark ettim. Cebinizde bir çok kredi kartı olduğunda, çok güzel kampanyalarla karşılaşıp o karta sahip olduğunuz için aldığınız bir çok ürün oluyor. Hele bir dönem sanırım içine girdiğim psikolojik durum nedeniyle kendimi çılgınca alışveriş yaparken buldum. Allah'a şükür bu zamana kadar, hiç faiz ödemedim ama aldığım maaşın tamamını verdiğim o günlerden kendi kendimi frenleyerek kurtuldum :)

Sonra elimdeki tüm kredi kartlarını iptal ettirdim. Kendime bir tane kart seçtim ve uzun yıllardır sadece o kart ile alışveriş yapıyorum. Peki tek kart ile devam etmek bana ne sağlıyor? Bir kere tüm borcuma tek bir hamle ulaşabiliyorum. Ne kadar harcadığımı sorgulamak, gerekirse azaltmak daha kolay oluyor.  Hem böylelikle bankaların kredi kartı müşterilerinden aldıkları kredi kartı aidatını da ödemekten kurtuluyorum. Bir çok banka belli bir harcama limitine ulaştığınızda yansıttığı aidatı iptal ediyor. Sadece bir banka iptal etmemişti, bende o kartı hemen o an iptal ettirdim. Benden sadece bir kere alabildiler bu durumda :)

Bir çok Avrupa ülkesinde kişilerin sahip olduğu kredi limiti bellidir. Yanlış  biliyorsam düzeltsin lütfen yurt dışında yaşayan takipçilerim. Bizim ülkemizde de bir dönem yapmaya çalıştılar ama şu yada bu nedenle yapamadılar. Örneğin benim limitim oldukça yüksek. Aylık gelirimizin 5 katı. Yani kendimi bir kaptırsam ödemek için aylarca hiç birşey yiyip içmememiz lazım. Oysa ükemizde insanlar kredi kartını kullanırken, ceplerindeki parayı harcıyor zannediyorlar. Varsa kira, aidat ve faturaların miktarını belirleyip, biraz da nakit yanınızda kalacak şekilde kredi kartını kullanmalısınız. Ben şahsen öyle yapıyorum :)



Borç borçla ödenmez. Bazı kişilerin kredi kartı borcunu ödeyebilmek için başka kartlarından nakit çekerek yatırdıklarına sıkça şahit oldum. Nakit çekim ücretleri ve faizi zaten normal kullanımda ödediğinizden fazla. Böyle yaptıkça kısır döngü hiç bitmiyor. Gelecek ayda ödeyemiyorsunuz. Bir sonraki ayda. Sonunda hepsi elinizde patlıyor. Bu nedenle tek kartta kalmak ve düşük limitli kart kullanmak zor bir anınız olduğunda faydalı.

Evet tüketim toplumu olduk gitti, ama hiç bir şey için geç değildir. Akıl vermeyecem dedim ama dayanamıyorum :)  Diyelim borcunuz çoğaldı ve siz bununla ne yapacağınızı bilemiyorsunuz. O zaman eğer mümkünse, eş dosttan yardım istemekte fayda var. Tüm borçlarınızı bir şekilde kapatmalı yada en azından gelirinize göre taksitlendirmelisiniz. Ardından aylık ödeyeceğiniz para belli olduğunda. her şeyden kısmanız gerekli. Eğer aynı şekilde yaşamaya devam ederseniz, bu hamlenizde başarısız olur. 

Bu konuda daha çok yazabilirim ama sanırım yeter. İçiniz karardı :)

Borçsuz, sağlıklı ve huzurlu günler diliyorum

Sevgiler

Şafak






Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...