Merhaba,
5 Ekim tarihinde, Elizabeth Arden'in Soho Hotel'de düzenlediği lansmana katılmıştım. Okul telaşımız yüzünden biraz gecikti paylaşım yapmam. Bu gün ancak yazmaya fırsat bulabiliyorum.
Elizabeth Arden bir süredir Türkiye Piyasasında oldukça sessizdi. Bu lansman ile anladım ki bu yıl çok konuşulacaklar. Güzel bir organizasyona imza atmışlar. Sevilen bloggerlar, Dergi yöneticileri, televizyoncular, güzellik uzmanları, dermatologlar, youtuberlar yani kısaca oldukça seçkin davetliler o gün oradaydı.
Toplantı öncesi davetlileri ayrı bir salonda ağırladılar. Sohbetler edildi, tanışmalar yapıldı. Hatta markanın Red Door Spa ürünü ile dileyen konuklara bakım yapıldı.
Ardından toplantı yapılacak salona girdiğimizde markanın ürünlerinin bulunduğu bir stand vardı ki gerçekten bayıldım. Ayrıca bizlere hem ürünler, hem de geçmişten bu güne marka hakkında bilgiler verildi. Ürün hakkında yapılan konuşmaları dinledik, reklam filmlerini izledik.
Daha önce yeni piyasaya sürdükleri Superstart ürünleri ile ilgili sizinle Basın Bültenlerini paylaşmıştım. Bu sayede deneyimleme fırsatı da yakaladım.
Kokusu güzel, dokusu oldukça yumuşak. Sürerken sanki yağlı olacakmış gibi hissediyorsunuz ama öyle olmuyor. Sürdükten sonra cildinizdeki yumuşaklığı hissediyorsunuz. Probiyotik Kompleks, Deniz Rezenesi, Keten Tohumu ve Deniz Börülcesi Özü özleri içeren formülüyle cildin sağlıklı görünüme kavuşmasına yardımcı oluyormuş.
Bir diğer ürün ise seramik (Ceramide Capsules) kapsüllerdi. Onunla ilgili kullanım detayımı ilerleyen günlerde burada yada Bloggerlar Paylaşıyor sitemizde paylaşacağım. O ürünün gerçekten çok iyi olduğunu duymuştum. Bakalım söylendiği kadar iyi mi?
Elizabeth Arden ürünleri bir çok büyük kozmetikçide satılıyor. Sizlerden kullanan var mı? Varsa yorumlarınızı bekliyorum.
Şimdilik kendinize çok iyi bakın.
Sevgiler
Şafak
18 Eki 2015
12 Eki 2015
SALOON AİLESİ YENİ ÜRÜN SERİSİ KÖPÜK EL SABUNLARI İLE GENİŞLİYOR!
Merhaba,
Hafta sonu Saloon yeni ürün serisinden köpük el sabunları ile tanıştım. Ev içi kullanıma uygun 3 farklı türde olan ürünlerden benim denediğim Citrus& Mango çeşidiydi. Ondan farklı Frambuaz ve Lavanta kokulu olanları da varmış.
Biliyorsunuz mikroplardan kurtulmanın en kolay yolu elleri sık sık yıkamak. Bazı ürünler cildin doğal dengesini bozarak kuruluğa neden oluyor. Bu da ayrı bir sıkıntı oluyor tabi. Bu ürünler kremsi köpük şeklinde. İçeriğinde paraben olmadığı belirtiyor. Her cilde uygun olduğu yazılı içeriğinde.
Ambalajı evde kullanım için gayet uygun. Pompalı şişede. Ayrı bir kaba boşaltmanız gerekmiyor. Ellerinizi ıslattıktan sonra, yeterli miktarda -ki ben 2 pompa bastım- sabun sıkıyorsunuz. Ardından ovalayarak durulayabilirsiniz. Kokusu çok keskin değil.
300 ml'lik şişede satılıyor. Şu an perakenda satış fiyatı 5.32 Tl.
Kendinize iyi bakın
Sevgiler
Şafak
28 Eyl 2015
Öğretmenler Günü İçin Seçenekler
Herkese merhaba,
Okullar açılmak üzere. Geçen seneden beri okul ve öğretmen konusundaki hassasiyetimi bilmeyen yoktur. Ege bu yıl 1. sınıfa başladı. Şimdilik öğretmeni iyi birine benziyor ama yinede sonra ne olacağı konusunda heyecanlanmaya başladım. Benim için öğretmen çok önemli. Çocuğu okulu sevdiren yada okuldan uzaklaştıran konuların en başında geliyor öğretmen.
Veli ve öğretmen uyumu da çok önemli. Velilerin öğretmenle sağlıklı bir iletişim kurması çocuğunuzla ilişkisini de etkiliyor. Mesela ben ilkokul öğretmenimi çok severdim. O da beni. Uzun yıllar görüşmeye devam ettik. Benim için öğretmeni mi mutlu etmek çok önemliydi. Sadece onun için ders çalıştığımı bile hatırlarım.
O dönemde de aileler öğretmenlere hediye alırlardı. Şimdi ki gibi fazla hediye seçeneği yoktu tabi o günlerde. Hediye siteleri de. Keşke olsaymış. Geçen gün siteler arası gezerken gördüğüm bir sitede, birbirinden güzel hediyeleri görünce, bir kere daha keşke dedim. Bu sene öğretmenler günü kutlandığında, kişisel olarak da buradan alabilirim. Toplu alınacak hediye içinde tavsiye edebilirim diye düşünüyorum.
Atacağı adımı önceden hesaplayan biri olarak, mesela neler alabilirim diye şimdiden bir liste yaptım bile. Fiyatları bakımından da uygun buldum Hediye Sepeti.com 'u. Öğretmenimizin henüz erkek mi yoksa bayan mı olacağını bilemediğim için her ikisi içinde tercihler yaptım. Belki sizinde işinize yarar önümüzdeki günlerde. Ama önce her iki cinsiyet içinde uygun olacak hediyelere bakalım isterseniz.
Okulda yada özel hayatında kullanabileceği bu kupa, porselenden. Üzerinde isim de yazdırabiliyorsunuz. Ayrıca sıcak su ile üzerindeki yazılar belirginleştirilebiliyor.
İsme özel kaşeli kalem de beğenilecek ürünlerden diye düşünüyorum. Alman yapımı olan bu kaşeli kalem, dokunmatik telefon ve tabletlerde de kullanılabiliyor.
Bu hediyeye ise gerçekten bayıldım. Saatli Ahşap Pano üzerine öğretmeninizin resmini işletebilir. Yanına istediğiniz şiiri yazdırabilir ve isim ekletebilirsiniz. Hangi öğretmen, böyle bir hediyeyi beğenmez ki :)
Harf işlemeli bu deri ajandanın 4 farklı renk seçeneği var. Tüm öğretmenler için seçilebilir. Ayrıca iç tarafında 4 adet kartlık yeri de varmış.
Bir diğer beğendiğim hediye ise bu Atatürk imzalı kartvizitlik kalem seti. Öğretmenim buna bayılırdı eminim ve hala evinin baş köşesinde tutardı. Hediye paketinin içinde, Atatürk imzasının altında isminiz olan bir kartvizitlik ve 2 yine adınız yazılı 2 kalem bulunuyor.
2 farklı boyutta bulunan yine kişiye özel duvar saatleri var sitede. Mesela matematik öğretmenine matematik sembollü, edebiyat öğretmenine Edebiyat sembollü saatler :) Üzerine yine isim, tarih yazdırabiliyorsunuz. Üst ve alt kısımdaki mesaj alanına da istediğiniz mesajı ekletebiliyorsunuz.
Bunlar gibi bir çok hediye seçeneği var. İnsan hangisini seçeceğini şaşırıyor. İnternet sitesinden hediye seçmek, zaman problemi yaşayanlar içinde iyi bir çözüm. Bir çok anne ve babanın çalıştığı göz önüne alınırsa, hem hediye için dolaşmaktan kurtuluyorsunuz hem de kişiye özel alabiliyorsunuz.
Sizler hangilerini beğendiniz?
Sevgilerimle
Şafak
27 Eyl 2015
BURS VEREN KURUMLAR 2015-2016 Öğretim Yılı
Bu özet kullanılabilir değil. Yayını görüntülemek için lütfen
burayı tıklayın.
23 Eyl 2015
Kurban Bayramı ve Önemi
Öncelikle
hepinizin mübarek kurban bayramı kutlarım. Kurban
Bayramı denince aklıma çocukluğum gelir benim. Kurban kesebilenlere
hayranlığım. Günümüzde kurban kesmek ile ilgili bir çok şey söyleniyor.
Hayvanlara eziyet edildiği, kesen kişilerin birçoğunun etleri kendilerine
ayırdığı, çoğunlukla ihtiyacı olmayan kişilere gittiği. Hatta geçen gün eşim
söyledi, bir hoca 'müslümanlıkta kurban kesme " olmadığını bunun bir
gelenek olduğunu söylemiş.
Son
cümle hakkında yorum yapamıyorum aslında. Dini konularda kendimi o denli
bilgili görmek ahkam kesmek olur. Diğer söylenenlerde ise bazı yönlerden hak
vermiyor değilim. Şöyle ki, evet eskiden bir çok erkek kendi kurbanını kendi
keserdi evler zaten genelde bahçeliydi. Zaten onlarda demelerinden babalarından
öğrenmişti. Şimdi ise bu konuda bir karmaşa var. Erkekler kurbanı bayram günü
alıyor zaten kesmekten anlamıyor oradaki kasaba kestiriyor. Kasap işi ne kadar
bilse de bütün gün kesme ve kan kokusundan başı dönmüş. Bir an öncede işi
bitirip sonlandırmak istiyor. Bu nedenle hayvanla bağ kurmadan sadece kesiyor.
Bir
diğer konu ise ihtiyaç bakımından doğru kişiye gitmemesi. Birçoğumuz artık bize
benzer maddi gücü olan insanlarla bir aradayız. Eskiden insanlar yanında
yöresinde zor durumda kim var bilirdi. Oysa şimdi öyle mi? Neredeyse aynı
binada oturan insanları tanımıyoruz. E bu durumda da ya çoğunu kendimize
saklıyoruz yada ihtiyacı olmayan kişilere veriyoruz.
Benim
eskiden beri ailemden duyduğum öğrendiğim, kendimce yorumlayarak sonuca
ulaştığım şey şu.
Kurban
bir çeşit zekat bir çeşit sadaka. Kesebilecek olanlar keserse iyi olur. Kurbanı
Allah rızası için kesiyoruz. O bizi koruyor. Hz. İsmail'i koruduğu gibi.
Ayrıca bir çeşit yardımlaşma destek olma. Kurbanın 1/3 ünü kendine
ayırabilirsin. 1/3 ünü eş dost akrabaların ile yemeli - ki - eskiden bayramlar
tatil zamanı değil yakınları ziyaret etme zamanıydı- 1/3 ünü ise çevrende
ihtiyacı olan, almakta zorlanan kişileri bulup onlarla paylaşmalı.
Ben
kendi adıma bütün bunlara dikkat etmeye çalışıyorum. Birde kurban kesmek
çok ilkel onun dışında birilerine yardım edilse daha iyi denilen bir durum var.
O konuda ise şunu düşünüyorum ve güvenli buluyorum. Normalde insanlara zaten
yardım etmemiz gerekiyor. Babası asgari ücretle çalışan bir çocuğun ne bileyim
okul zamanı elimizden geldiğince ihtiyaçlarını karşılasak, gelirinin azlığı
nedeniyle faturalarını ödeyemeyen bir ailenin faturasını ödesek, hasta olduğunu
ama ilaçlarını alamadığını söyleyen birine elimizden geldiğince destek olsak ne
güzel olur. Bunu yapmak da zor değil aslında. Bir kalem bir kalemdir,
göndereceğin 10 lira tamamen karşılayamasa da senin gibi düşünen birileriyle
birlik olduğunda sorunu çözer.
Çevrenizde kurban kesmenin yükümlülüklerini yerine getirebileceğin ortam yoksa Lösev 'e kurbanını bağışlayabilirsiniz. Geçen yıl bununla ilgili bir yazı yazmıştım. Tık tık
Kaçan
hayvanların yakalanıp işkence edilmediği, kurban kesme işinin bu işin ehli olan
insanlar tarafından yapıldığı, ailesi et alamadığı için, özellikle kurban
bayramlarında bize de getiren olur mu diyen her çocuğunun dileğinin kabul
olduğu bir bayram dilerim.
Sevgilerimle
Şafak
21 Eyl 2015
EL AYAK AĞIZ HASTALIĞI
Merhaba,
Bugün sizlere geçenlerde yakalandığımız bir hastalıktan bahsetmek istiyorum. Bu hastalığı daha önce hiç duymamıştım, oldukça şaşırdım duyunca. Kızkardeşim "abla nerede duyulamayan hastalık var sizde çıkıyor valla" diyor. Haksız da sayılmaz. Hastalığın aşamalarını sizler için çekmek istedim ama Efe Deniz izin vermedi. Zaten çok can sıkıcı şeyler yaşadığı içinde zorlamadım.
Efe Deniz'i ve beni sivrisinekler çok yer. İlk bacağının üst tarafındaki sinek ısırığına benzeyen yeri gördüğümde, sivrisinek ısırdı sandım, üzerine çok düşmedim. Ancak ertesi gece, ateşi yükseldi. Bende, duş aldırdım düşmeyince de ateş düşürücü verdim ve uyuduk. Bir sorun yok gibiydi.
Ertesi gün ateşi olmadı, gayet sağlıklı görünüyordu. Ancak o günün sabahı hiç bir şey yemek istemedi. Sürekli boğazım acıyor diyordu. Cep telefonun ışığı ile boğazına baktığımda, birden panik oldum. Çünkü boğazı sanki bir şey batmış gibiydi. Acayip yaralar vardı. O panikle hemen kaptığım gibi aile hekimine götürdüm.
Olayı anlattığımda, enfeksiyon kapmış olabileceğini söyledi. "Ateşi olursa şuruplara devam edin", dedi antibiyotik verdi. Birde boğazını rahatlatması için fıs fıs. Eve geldiğimizde yazdığı antibiyotiğin Efe Deniz'in alerjisi olan şurup olduğunu fark edince vermedim. Boğazına fıs fıs yaptık.
Blogger arkadaşlarımdan bazıları ile konuşurken Efe Deniz'in durumundan bahsettim. Hatta ilk çektiğim resmi gönderdim. Onlarda bana el-ayak-ağız hastalığı diye bir hastalık olduğunu, kendi çocuklarında çıktığını anlattılar. Allah razı olsun gerçekten yoksa benim aklıma hiç gelmezdi. Tabi ben hemen yine panik. Tüm internet alemi araştırıldı tarafımdan. Eşime durumu anlattım. O da "olsa doktor anlardı" dedi ama doktora sivilcelerden bahsetmediğim için bu beni rahatlatmadı. Akşam erken gelmesini istedim o da beni kırmadı geldi.
Hemen hastaneye gittik ve uzman doktor görür görmez hastalığı teşhisini koydu. Şimdi bize anlattıklarını sizinle paylaşmak istiyorum.
Bu hastalık genellikle çocuklarda çıkıyormuş. Yetişkinlerde pek sık rastlanmıyormuş. Hastalık havuz, park gibi yerlerden bulaşıyormuş. Bulaşıcı olduğundan kreşe giden çocuklarda sık görünüyormuş. Hastalık döneminde hijyene extra önem vermek gerekiyormuş. Bazılarında daha ağır seyredebiliyormuş. Çocuklar yeterli beslenemeyebiliyormuş, bu durumlarda serum bağlayarak destek oluyorlarmış. Bol bol sıvı vermek, su içirmek gerekliymiş.
Bugün sizlere geçenlerde yakalandığımız bir hastalıktan bahsetmek istiyorum. Bu hastalığı daha önce hiç duymamıştım, oldukça şaşırdım duyunca. Kızkardeşim "abla nerede duyulamayan hastalık var sizde çıkıyor valla" diyor. Haksız da sayılmaz. Hastalığın aşamalarını sizler için çekmek istedim ama Efe Deniz izin vermedi. Zaten çok can sıkıcı şeyler yaşadığı içinde zorlamadım.
Efe Deniz'i ve beni sivrisinekler çok yer. İlk bacağının üst tarafındaki sinek ısırığına benzeyen yeri gördüğümde, sivrisinek ısırdı sandım, üzerine çok düşmedim. Ancak ertesi gece, ateşi yükseldi. Bende, duş aldırdım düşmeyince de ateş düşürücü verdim ve uyuduk. Bir sorun yok gibiydi.
Ertesi gün ateşi olmadı, gayet sağlıklı görünüyordu. Ancak o günün sabahı hiç bir şey yemek istemedi. Sürekli boğazım acıyor diyordu. Cep telefonun ışığı ile boğazına baktığımda, birden panik oldum. Çünkü boğazı sanki bir şey batmış gibiydi. Acayip yaralar vardı. O panikle hemen kaptığım gibi aile hekimine götürdüm.
Olayı anlattığımda, enfeksiyon kapmış olabileceğini söyledi. "Ateşi olursa şuruplara devam edin", dedi antibiyotik verdi. Birde boğazını rahatlatması için fıs fıs. Eve geldiğimizde yazdığı antibiyotiğin Efe Deniz'in alerjisi olan şurup olduğunu fark edince vermedim. Boğazına fıs fıs yaptık.
Blogger arkadaşlarımdan bazıları ile konuşurken Efe Deniz'in durumundan bahsettim. Hatta ilk çektiğim resmi gönderdim. Onlarda bana el-ayak-ağız hastalığı diye bir hastalık olduğunu, kendi çocuklarında çıktığını anlattılar. Allah razı olsun gerçekten yoksa benim aklıma hiç gelmezdi. Tabi ben hemen yine panik. Tüm internet alemi araştırıldı tarafımdan. Eşime durumu anlattım. O da "olsa doktor anlardı" dedi ama doktora sivilcelerden bahsetmediğim için bu beni rahatlatmadı. Akşam erken gelmesini istedim o da beni kırmadı geldi.
Bu hastalık genellikle çocuklarda çıkıyormuş. Yetişkinlerde pek sık rastlanmıyormuş. Hastalık havuz, park gibi yerlerden bulaşıyormuş. Bulaşıcı olduğundan kreşe giden çocuklarda sık görünüyormuş. Hastalık döneminde hijyene extra önem vermek gerekiyormuş. Bazılarında daha ağır seyredebiliyormuş. Çocuklar yeterli beslenemeyebiliyormuş, bu durumlarda serum bağlayarak destek oluyorlarmış. Bol bol sıvı vermek, su içirmek gerekliymiş.
Hastalığın belirgin bir ilacı yok. Antibiyotik hiç bir işe yaramıyor. Yaklaşık 7 gün sürüyor. Günler geçtikçe boğazımızda yaralar iyileşti. Vücudunun bir çok yerinde o sivilcelerden çıktı. Büyüyüp çıban gibi oldular. Hastalığın ilk günlerinde doktorlar dağılma ihtimaline karşın yıkamayın diyorlar ama ben kaşıntısını geçirsin diye, yara olan yerleri bol bol farklı peçeteleri ıslatıp sildim vücudunda. Doktorun verdiği bir kaç vücut güçlendirici vardı onları kullandık. Biz sanırım kolay atlatanlardandık. Bazı çocuklarda, tırnak bile dökülüyormuş bütün vucudu sarıyormuş. Öyle ki yaralar bütün vücudu kapladığından yatamayan, yürüyemeyenler bile varmış.
Zamanla yaralar böyle söndü gitti. Çok kaşıntı yapıyor bu nedenle mümkün olduğunca ona destek olup bol bol yıkayın yaralarını. Hastalığı su çiçeği ile karıştıranlarda oluyor. İyi takip etmeli ve mutlaka uzman hekime götürmenizi tavsiye ediyorum. Çocuklarımız hiç hasta olması gerçekten çok zor. Yine de Allah beterinden korusun diyorum.
Sevgiler
Şafak
Not: Yazdıklarım benim kişisel deneyimimdir. Bu nedenle mutlaka uzman doktora götürün ve onun tedavi sürecini uygulayın.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)