9 Nis 2018

Wish Alışveriş Sitesi Nedir? Güvenli mi?




Merhaba,

Bu yazımda sizlere sık sık yurt dışı alışverişi yaptığım Wish sitesinden bahsetmek istiyorum.  Wish alışveriş sitesi benim geçen yıl keşfettiğim bir site. Bir nevi Aliexpress gibi çalışan, ondan biraz daha küçük ama beni ondan daha çok mutlu eden bir site. 2011 yılında kurulmuş, genel merkezi ABD ancak satıcılar genelde Çin 'den olan 300 çalışanı bulunan bir firma. 


Alılveriş yapmak için eğer normal siteyi kullanacaksanız, e-mail, google+ yada facebook profilinizle üye olmanız gerekiyor. Bunun dışından Playstore dan site uygulamasını da yükleyebiliyorsunuz.


Site de giyimden oyuncağa, gözlükten mutfak eşyasına kadar bir çok çeşit var. Çok uygun fiyata da bulabiliyorsunuz, çok uçuk fiyatlara da. Bu da üretici firmaların ya da satıcı firmaların farklı olmasından kaynaklanıyor. 




Sitenin eksi ve artılarına da bir bakalım isterseniz. Wish alışveriş sitesi güvenli mi sorunuzun cevabını da bu ayrıntılarda bulabileceksiniz. Ayrıca dezavantajlı yönlerini de.


Öncelikle sitede aldığınız ürünler Wish güvencesinde. Şöyle ki ürününüz elinize geçmedi ya da kırık defolu ürün gönderimi oldu. Bu durumda destek ile iletişime geçtiğinizde, hemen sorununuzla ilgileniyorlar. Türkçe destek olduğundan sıkıntı yaşamıyorsunuz. Ben bir kaç üründe bu şekilde para iademi aldım. Hatta 2 ürün sonradan elime geçti ama para yada ürün iadesi yapmama gerek olmadığını söylediler. 




Sadece firmalar değil ürünleri alan kişilerde ürün fotoğrafı ve videosu ekleyebilir. Böylelikle elinize ne geçeceğini az çok tahmin edebiliyorsunuz. Çünkü ürün yorumları İngilizce olduğundan bazen resim yada yeterli İngilizceniz yoksa yanılabiliyorsunuz. Benim ilk alışverişimde başıma geldi :) Ayrıca bazı ürünlerde farklı renk ve sayı tercihi yaptığınızda fiyat değişiyor. Buna da dikkat etmekte fayda var. 

Bazı ürünleri hem site içinde hemde ülkemizde çok daha uygun fiyata bulmak mümkün. Alışveriş yaparken kendinizi kaybetmeyin sakın ve bu ayrıntıya da mutlaka dikkat edin. Çünkü ufak ufak gördüğünüz rakamlar birleşince ve kargo ücretleri de eklenince birden kocaman oluyor :)

Kargo ücreti aynı firmadan alışveriş de yapsanız aldığınız ürün sayısı kadar yansıtılıyor. Genelde 4-8 TL civarı kargo ücreti var. Yalnız büyük ürünlerde kargo ücreti artıyor. 



Sistemde ürün satın aldıktan sonra, ürün aşamalarını takip edebiliyorsunuz. Türkiye'ye PTT kargo ile geldiğinden, ülke çıkışından sonra takip etmeniz pek mümkün değil. Bir de PTT kargo eğer site yada apartman girişine bırakıyorsa orada biraz sıkıntı var. 



Her ürünün geliş süresi sistem tarafından takipte. Elinize geçmesi gereken tarihten sonra onay vermediyseniz destek size bilgilendirme bildirimi yolluyor. Sonrasında biraz daha beklemek yada para iadesi istemek sizin tercihinizde. Bu nedenle aldığunız ürünlere onay veriyorsunuz ve ürünü ve satıcıyı puanlayabiliyorsunuz. 

Ödemenizi kredi kartıyla yapıyorsunuz.



Arkadaşlarınıza indirim kodu ile davetiye yolladığınızda, onun alışverişinin kargoya verilmesinin ardından sizde ilk alışverişinizde indirim alıyorsunuz. 

Artı ve eksilerine bakınca bu siteden alışveriş yapmayı sevdiğimi rahatlıkla söyleyebilirim. Çünkü neredeyse tüm yabancı site alışverişlerimde sorun ile karşılaştım ve parama yazık oldu. Wish bu konuda beni hiç üzmedi. Tam tersi mutlu etti.

Siz daha önce Wish alışveriş sitesinden yurtdışı alışveriş yaptınız mı? Yazım aklınızdaki sorulara cevap oldu mu?

Bir başka e-ticaret sitesi yazımda görüşmek üzere.

Sevgiler

Şafak




8 Nis 2018

Psikiyatrist Dr. Mutluhan İzmir Ropörtajı



Yaramaz Çocukları İlaçlamayın

Bugün sizlerle,  çocukları gereksiz yere ilaç bağımlısı yapan endüstriye vicdani bir yanıt diyerek yazdığı “Yaramaz Çocukları İlaçlamayın” kitabının yazarı Psikiyatrist Dr. Mutluhan İzmir ile yaptığımız söyleşiyi paylaşmak istiyoruz. Bu söyleşi de Dikkat Eksikligi ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) hakkında da önemli bilgiler aldık.

İşte sorularımız ve cevapları;

Mutluhan bey, öncelikle böyle bir kitabı yazdığınız ve samimiyetiniz için benim gibi düşünen tüm anneler adına çok teşekkür ediyorum.  Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?


-Değerli desteğiniz için çok teşekkür ederim. Kitabı yazmanın yanında insanların kitap hakkında bilgilenmeleri de çok önemli, yoksa kimsenin haberinin olmadığı bir kitap ne kadar önemli bilgiler içerse de etkisi olmuyor.
1961 yılında Elazığ’da dünyaya geldim. Babam inşaat mühendisi idi ve Keban Barajı inşaatı için Elazığ’da görevli iken ben dünyaya gelmişim. Daha sonra çeşitli illerde babamın görevi nedeniyle bulunduk ve ben altı yaşında iken Ankara’ya Bayındırlık Bakanlığı’na babamın tayini çıkınca Ankara’ya yerleştik. Tüm eğitim yaşamımı Ankara’da geçirdim. Babam ve annem kitap okumayı çok seven kişilerdi ve evimizdeki kitaplık birbirinden değerli kitaplarla doluydu. O dönemde benim şansım belki de internet ve cep telefonu gibi şimdi çocukları çok oyalayan gereçlerin henüz ortalıkta olmamasıydı ve henüz yazlıkta, deniz kenarında uzun bir süre geçirme alışkanlığı toplumda yerleşmemişti. Deniz kıyısında insanın pek kitap okumaya ayıracak zamanı olmuyor malum. Kitaplarla dolu bu kitaplık, benim kısa sürede kitapların sayfaları arasına dalarak uzun ve ilginç serüvenleri tadabileceğim bir kapı haline gelmişti. Nitekim 14 yaşımdan itibaren kısa yaz tatilleri yerine 3-4 aylık uzun yazlık tatillerinin devreye girmesi, benim kitap okuma etkinliğimi geçici olarak aksatmıştı. Ortaokul ve lise döneminde okumuş olduğum romanlar benim psikiyatriye ve psikolojiye olan ilgimin temelini oluşturmuştur. Bunların arasında Yaban, Yabancı, Ve Durgun Akardı Don, Suyu Arayan Adam, Bulantı, Tom Sawyer, Köyün Kamburu, İki Sene Mektep Tatili çok önemli bir yer tutarlar. Tüm bu romanlarda anlatılan karakterlerin kendilerini bir yere koyabilme çabaları beni derinden etkilemiştir ve her kişinin çok ilginç ve saygı duyulacak bir varoluş serüveninin olduğuna inanmama neden olmuştur.


Tıp fakültesine girişim insanlarla yakın olmamı sağladı ancak insanlarla mekanik bir ilişki içinde olmak, onların serüvenini merak eden benim gibi bir kişi için yeterli değildi. Bu nedenle tıbbın diğer alanlarından çok psikiyatri beni cezbeden tek dal olmaya başladı bir süre sonra. Çünkü diğer dallarda kısa sürede limite dayanıyorsunuz ve artık pek yeni bir şey kalmıyor mesleki pratiğinizde karşılaşabileceğiniz. Oysa psikiyatride böyle değil, her kişi ayrı ve yepyeni bir dünya.
Psikiyatri pratiğimi psikanaliz alanına taşıyabilmiş olmak, bana psikiyatrinin en ilginç alanına girebilen bir kişi olma olanağı tanıdığı için kendimi psikiyatrlar arasında en şanslı grubun içinde görüyorum. Psikanaliz hem psikiyatri ve psikoloji bilimlerinin temelini oluşturan hem de bir kişinin kişilik oluşumu sürecini en derinden anlayabilmemizi sağlayan bir bilim dalı olarak çok önemli bir pratiktir.




Günümüzde cesurca düşüncelerini paylaşabilen kişi sayısı hızla azalıyor. Peki siz ilaç sektörünün hedefi olmayı göze alarak aileleri bu konuda uyarıcı bir kitap yazmaya nasıl karar verdiniz?


Yıllarca akademik çevrelerden bir psikiyatrın bu tür bir kitap yazmasını bekledim. Yurtdışında birçok ülkede benim kitabıma benzer çok sayıda yayın ve kitap yazılıyor. Ancak bizim akademik çevrelerden ya da psikiyatrlardan ses çıkmayınca iş başa düştü. Ama dediğiniz gibi ilaç sektörünün hedefi olmayı göze almak gerekiyor. Bu cesaret nereden geldi bana diye sorarsanız başta çocuklar olmak üzere ülkemizdeki insanların sağlığını korumak bizim en önde gelen görevimiz diye düşünüyorum. Artık ilaç kullanımı o kadar arttı ki, hastalık dışında da ilaç kullanan çok kişi var ne yazık ki. Ve bu ilaçların bir kısmı çok ciddi yan etkiler gösteriyorlar. Çocuklar anne ve babaları kendilerine ne verirse kullanacak kadar masumlar. Anne babaları bilinçlendirmek gerektiği ortada çünkü bu ilaçların kullanımı baş döndürücü bir hızla artıyor. Ve bu ilaçlar 1970’li yıllarda zayıflama ilacı olarak piyasaya sürülen ama çok olumsuz etkileri görülünce yasaklanan amfetamin grubundan ilaçlar. Anne babaları bu konuda bilgilendirmek, çocukları olumsuz etkilerden korumak arzum korkumu yendi diyebilirim.


Kitabınızın ilk bölümünde, kozmetik tıbbın ilaç kullanımını körüklediğinden bahsetmişsiniz ve modern tıp acaba hastalık mı peydahlıyor diye bir soru sormuşsunuz.  Peki sizce öyle mi?


Bunun böyle olduğunu düşünen çok hekim ve araştırmacı var dünyada. Bugün önümüzdeki en büyük tehlike kozmetik tıp kavramıdır. Çünkü bu tür tıp uygulamalarının hedefi hasta kişiler değil sağlıklı kişilerdir. Sağlıklı bir kişi tıbbi bir uygulamadan ne ister? Buradaki beklentiler çok gerçekçi beklentiler değil ama bu gerçekçi olmayan beklentiler nedeniyle insanlar tıbbi girişimlere gereksiz yere maruz kalıp zarar görüyorlar. İlaçların oluşturduğu zararlar çok sinsi ve uzun yıllara yayılabilen zararlar olabiliyor. Tabii ki bir hastalık varsa onu tedavi edecek ilaç kullanılır ancak hastalık yokken ilaç kullanmak çok riskli. Çünkü bugününüzü kurtarmak isterken yarınınızı riske atıyorsunuz ve bu riski bütünüyle zararsız olduğunuza inandığınız ilaçlar oluşturabiliyorlar. Hekimler özellikle kozmetik tıp uygulaması sırasında insanları daha ayrıntılı bilgilendirmeliler. Dikkat eksikliği sorununun da şu anda büyük oranda kozmetik tıp uygulaması alanını içinde değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen çok sayıda kişi var dünyada.


DEHB hastalığını kısaca tanımlamamız gerekirse, nedir, nasıl bir hastalıktır?

Burada asıl sorun dikkat eksikliği oluşturan bir beyin sorunundan kaynaklanır. Dikkat eksikliği ile birlikte hiperaktivite görülebilir ya da görülmeyebilir. Bu tablodaki hiperaktivite, yaramaz bir çocuğun eylemlerinden çok daha farklı, insanı kızdıran değil acıma duygusu yaratan bir hiperaktivitedir. Çocuklar dikkatlerini toplayamadıkları için yaramazlık olarak görülecek eylemleri bile organize biçimde yapamazlar. Gerçekten dikkat eksikliği hastalığı yaşamayan çocukların, ilgi duymadıkları ders çalışmak, kitap okumak gibi alanlarda dikkatlerini toplayamadıklarını ama ilgi duydukları oyunlar ya da başka şeylere dikkatlerini toplamakta sorun yaşamadıklarını görüyoruz. Oysa gerçekten dikkat eksikliği hastalığı olan bir çocuğun ilgi duyduğu bir alanda bile dikkatini toplayamaması söz konusudur.



Gerçek DEHB hastalığına sahip çocuklarda kullanılan ilaçlar neyi sağlar, nasıl? Bu ilaçların bağımlılık yapmadığı söyleniyor? Peki öyleyse  neden kırmızı reçete ile satıyor? Bağımlılık olgusunu biraz anlatabilir misiniz?


Bu çocuklarda bozuk olan dopamin metabolizmasının oluşturduğu sorunu ilaçlar ortadan kaldırıyor. Bu çocuklarda bozuk olan dopamin metabolizması, onların ilaçlara bağımlı olmalarını da önlüyor.  Ancak burada sorun ilacın yerinde kullanılıp kullanılmadığı. Yerinde kullanılıyorsa sorun yok ama şüpheler aşırı teşhisin çok arttığına ve aslında hasta olmayan birçok çocuğun bu ilaçlara maruz kalmaları nedeniyle ilaçların yerinde kullanılmadıklarına yönelik olarak ortaya çıkıyor.
Kırmızı reçete de ilaçların yerinde kullanılmadıklarında şiddetli biçimde bağımlılık yapacağını gösteren bir uyaran aslında. Kırmızı reçete, ileri derecede bağımlılık yapan morfin, kokain gibi ilaçların yazıldığı bir reçete türüdür. Her ülke bu ilaçların daha dikkatle kullanılması için kendine göre önlemler almaya çalışıyor. Örneğin Fransa’da bu ilaçlar üç hekimin imzasıyla alınabiliyorlar. Bizde de böyle bir önlem türü benimsenmiş.
Bağımlı olduğunu madde uyuşturucu ise bu maddeyi almadığınızda aşırı bir huzursuzluk, uyarıcı ise bu maddeyi almadığınızda uyku hali, tembellik ve dikkat dağınıklığı hissedersiniz. Bağımlı olduktan sonra bağımlı olduğunuz maddeyi almadığınızda bu belirtiler hızla ortaya çıkıyor ve siz bunları ortadan kaldırmak için yeniden o maddeyi kullanmaya yöneliyorsunuz. Örneğin alkol bağımlılığında 3-4 saate bir gelen huzursuzluk, bağımlı kişiyi, kan alkol düzeyini 3-4 saate bir alkol alarak yükseltmeye iter. Uyarıcı türdeki bağımlılıklarda da maddeyi almadan artık konsantre olabilmeniz ve dikkatinizi toplamanız olanağı kalmıyor ve bu nedenle her sınavdan önce, her ders çalışmadan önce bu ilacı kullanmaya yöneliyor insanlar.


DEHB hafif ve orta şiddetteki çocuklarda ilaçtan önce denenebilecek tedavi ya da koruma yöntemi var mıdır?


Gerçekten DEHB varsa ilaç tedavisinin yanında dikkat işlevini güçlendirmeye yönelik v bilgisayar destekli egzersizlerden tutun, özel diyetlere, dinlenme süresinin ayarlanmasına kadar çok sayıda yöntem var. Diğer yöntemler sayesinde çocukların ilaç kullanma süreleri ve aldıkları dozlar azaltılabiliyor.
Birçok öğrenci de yaşanan dikkat eksikliği sonucu bu çocuklara ne yazık ki DEHB tanısı konuyor. Kitabınızda okuduğum kadarıyla, istemli dikkat ve İstemsiz dikkat var. Nedir bunlar, nasıl çalışır?
İstemsiz dikkat aslında çok bizi ilgilendiren bir konu değil ama kabaca insanın bir şeye dikkat etmek için kendisini zorlamadan kullandığı dikkat işlevidir. Örneğin yolda yürürken, tanımadıkları insanlar tarafından durdurulup adres sorulan kişiler, kendilerine adres soran kişi yanlarından uzaklaştıktan sonra çoğunlukla o kişilerin yüzlerini tarif edemiyorlar. Çok az sayıda insan bunu başarabiliyor. Bu dikkat türü istemsiz dikkattir ve bazı hastalıklarda ileri derecede bozularak kişilerin yaşamını zorlaştırır. Size adres soran kişinin yüzünü anımsayamamanız çok önemli bir sorun yaratmaz ama trafik ışığının kırmızı olduğuna dikkat edemezseniz sorun büyür. Bu tür dikkati azaltan hastalıklar genellikle metabolik hastalıklar ve bunama türü hastalıklardır.

İstemli dikkat ise tam olarak bizi ilgilendiren ve sözü edilen ilaçlarla arttırılmaya çalışılan dikkat türüdür. Sizin için pek de keyif verici olmayan, görev icabı ya da ders gibi belli bir konuya dikkatinizi odaklamanız gerektiği zaman istemli olarak dikkatinizi toplamaya çabalarsınız. Tüm bilişsel işlevler gibi istemli dikkat de duyguların desteğinde çalışır. Merak ve ilgi duyma gibi duyguların eşlik etmesi, istemli dikkatin daha iyi bir düzeyde işlev görmesini sağlar. Merak duygusu eksikse beyin sağlam olsa bile dikkat toplama işlevini yerine getirmekte zorluk yaşarız. Hiç ilgi duymadığınız bir konuda bir şey okumanız ve anlatmanız istense ne derece zorluk yaşayabileceğinizi düşünün. Dikkatinizi bir türlü toplayıp da o yazıyı okuyup anlayamazsınız. İşte öğrencilerin çoğunun bugün yaşadığı dikkat sorunu böyle bir sorundur.

Bu kitabınızda DEHB tanısının artık çok sık konulduğundan ve hastalığı taşımayanlarında sanki hastaymış gibi ilaçlara maruz bırakıldığı yazıyor.  Peki biz anneler çocuğumuzun durumunun bu hastalıkla ilgili olduğunu nasıl anlayacağız? Fiziksel olarak anlamak mümkün mü? Ya da şüphe duyulan durumlarda, davranış takibi mi yapmak gerekir? Ne kadar sürer bu süreç?


Çocuğun ilgi duyduğu alanlarda dikkatini toplayabildiğini gözlemlemek olanaklıdır. Sevdiği oyunlar, hatta yaramazlık yaparken bile dikkatini toplar ve bunu gözleyebilirsiniz.

Kullanılan ilaçların yan etkileri nelerdir?  Ya da şöyle sorayım, bu ilaçların hasta olmayan çocuklar tarafından kullanıldığında gelecekte olacak şeyler nelerdir?  Metlfenidat kullanan çocuklarda hangi hastalıklara davetiye çıkartıyoruz?


Hasta olmayan bir kişinin metilfenidat kullanmasının uzun vadede kalp hastalıklarına, hafıza bozukluklarına, davranış bozukluklarına, dürtü kontrolü bozukluklarına, beyinde hücre kaybına, duygudurum bozukluklarına (bipolar affektif bozuklular), intihar girişimlerine, saldırganlıkta artışa ve başka maddelere bağımlı olmaya neden olabileceği görülmektedir.





Bunun etkilerini anlayabilmemiz kaç yılı bulur sizce?

Bu konuda henüz hiçbir ciddi çalışma yok ne yazık ki. Ama hayvan deneyleri pek de ferahlatıcı sonuçlar vermiyorlar.

Özellikle erkek çocuklarda hiperaktivite teşhisi çok konuyor ve bu çocuklar okulda çok zorlanıyorlar. Kitabınızda özel programlar uygulanmalı demişsiniz. Peki neler yapılabilir?


Bu çocukların aileleriyle çok yakın çalışılmalıdır. Bu çocukların çoğu aile eğitimi sırasında yeterli disiplin almadan okula başladıkları için okul kurallarına uyamıyorlar. Kuralları reddetme ve yıkma eğilimi içinde sınıf düzenini bozucu davranışlar sergiliyorlar. Ailelerle yapılacak çalışmalarda çocuğun evde eksik kalmış olan disiplin eğitiminin nasıl tamamlanabileceği konusunda eğitim yapılarak aileler bilgilendirilmelidir. Bu çalışmalarla çocuğun okul sürecine uyumu konusunda çok hızlı biçimde yol kat edilebilir. Ailelerin devreye girmesi bu açıdan çok yüz güldürücü sonuçlar vermektedir.

Kitabınızda, DEHB hastalığının sıkça Bipolar hastalıkla birlikte görüldüğünü yazmışsınız? Bipolar hastalık nedir, bu iki hastalık bağlantılı mıdır? Bipolar hastalara DEHB tedavisi uygulamak ne gibi sorunlara yol açar?


Bipolar hastalık, iki uçlu duygudurum bozukluğu olarak adlandırdığımız tablodur. Depresyon yani çökkünlük ile mani yani coşma ve ileri noktada cinnet olarak adlandırdığımız tablonun ortaya çıkması sonucunda görülür.  Bipolar bozukluk istemli dikkati çok azaltan bir hastalıktır ve sıklıkla DEHB olarak teşhis edilmektedir. Oysa DEHB için kullanılan ilaçlar bipolar hastalığın seyrini daha da ağırlaştırmaktadır. Bu nedenle ayırıcı tanıda çok dikkatli davranmak gerekir.

Kitabınızda bir bölümde, İnsan Aklı ve davranışlarını incelemişsiniz. İnsanoğlu nasıl bir mekanizma ?


Kesinlikle toplumsal ve içinde yaşadığı toplumla, o toplumun koşulları ile birlikte değerlendirilmesi gereken ve sadece bu yolla anlaşılabilecek bir mekanizmadır. İnsanı değerlendirirken onu içinde yaşadığı toplumdan soyutlayıp anlamaya çalışmak çok yanlıştır.

Günümüzde ilgi ve merak eksikliği yaşayan çocuk ve ergenlerin bu sorunu yaşamasının nedenleri neler olabilir?


Toplumsal ilişkileri çok zayıfladı artık çocukların. Bunda şehirlerin insanı izole eden yanı da etkili, çocukların başında çok vakit geçirdikleri bilgisayarlar gibi araçlar da çok etkili. Sanal ortam öyle bir anında tatmin olanağı sunuyor ki insanlara, uzun vadeli hedef koyup belirsiz bir gelecekte yaşanması olası olan, pek de garantili olmayan bir tatmin sürecine insanlar ilgi duyamıyorlar artık. Bu da bir tür bağımlılık tabii, anında tatmin bağımlılığı. Günü yaşayın sloganı, hızlı tatmini güvence altına alın anlamını taşır ve bizim gelecek kurgumuzu yok ettiği için ilgi duyma yetimizi de körelten bir etki yapmaktadır.

Bu konuda ailelere önerileriniz neler olabilir? Nasıl kurtaracağız çocuklarımızı?


Toplumu kurtarmak için işbirliği yapalım. Toplumu çocukların içinde yaşayacakları sağlıklı bir vasat haline getirmezsek çocuklarımızı bu girdaptan kurtarmamız zor olacak gibi duruyor.

Okuyucularımızın kafasında şimdi bir soru belirmiş olabilir  o da “ İlaca karşı mı bu doktor?” sorusu:)  İlaca karşı mısınız?


Tam tersine ilaç taraftarıyım ben. Ama ilaçlar sadece hastalık varsa kullanılsın diyorum, hastalık yoksa ilaç bir zehre dönüşüyor çünkü.



Sorularımıza verdiğiniz cevaplar için çok teşekkür ederiz. Eklemek istediğiniz bir şey var mi?

Bu olanağı bana tanıdığınız için size çok müteşekkir olduğumu belirtmek isterim.


Kitap Künyesi

                                     Yazar           : Psikiyatrist Dr. Mutluhan İzmir

                                     Yayınevi      : HayyKitap
                                     Basım yılı    : 2016
                                     Sayfa sayısı : 212

27 Mar 2018

Ev Turşusu Yapmanın 9 Kuralı ve Turşu Tarifi




Merhaba,
Artık hepimiz turşunun faydalarını biliyoruz. Ancak burada dikkat edilmesi gereken şeyin turşuyu dışarıdan satın almak değil, evde yapmak olduğunu düşünüyorum. Çünkü ne yazık ki katkı maddesi katılan turşular sağlığımıza faydadan çok zarar getirebilir.

Bağışıklığı güçlendirmeden kalp sağlığına, soğuk algınlığını önlemeden metabolizmayı hızlandırmaya, kan şekerini dengelemeden kanserden korumaya dek birçok faydası olan ev turşusu, içerisindeki sebze ve meyvelerin kalorisini de yüzde 30’a varan oranda azaltıyormuş.

Bu konuda Acıbadem Altunizade Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Ertan 'ın bilgilendirme mailini sizlerle de paylaşmak istedim. Aslında bende bilmeden doğru yapıyormışum kendimle gurur duydum :)

Ezik besinlerden kaçının

Turşusunu kuracağınız sebze ve meyvelerin diri, zedelenmemiş, taze ve kaliteli olmasına dikkat edin. Ezilmiş, herhangi bir yerinden çürümeye başlamış meyve/sebzeler turşu yapımında kullanılmamalı. Çünkü bu tür sebze/meyvelerde zararlı bakteriler bulunabilir, turşunun oluşması esnasında yararlı bakterilerin oluşmasını /çalışmasını engelleyebilir ve/veya gıda zehirlenmelerine neden olabilecek zararlı bakterilerin veya onların toksinlerinin besinden uzaklaştırılmasına engel olur.

Plastik yerine cam kavanoz kullanın

Turşu hazırlamak için kullanılacak kaplar; cam kavanoz veya Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan onaylı tek kullanımlık plastik kaplar olmalı. Diğer kaplarda hazırlandığında turşunun içerisine kabın yapımında kullanılan ve insan vücudu için kanserojen olabilen maddelerin geçişi olabilir. Ayrıca kullanılan kabın temizliğine ve hava almamasına dikkat edilmeli. Turşusu yapılacak sebze/meyvelerin de kapta tamamen salamura içinde kalması, üst yüzeyde hava ile temas etmemesi sağlanmalı. Hava ile temas eden sebzeler bozulur ve kesinlikle tüketilmemesi gerekir.

Kabı ve besinleri çok iyi temizleyin

Turşu yapılırken kullanılan tüm malzemeler (kap, sebze-meyveler, kaşık, kepçe vs) çok iyi temizlenmiş ve başka herhangi bir şeyle temas etmemiş olmalı. Ayrıca kimyasal temizlik maddesi kalıntısı da bulunmamalı. Aksi halde fermantasyonun/ mayalanmanın sağlıklı oluşmasını engeller.

Tuzuna dikkat edin

Tuzun turşu yapımında yeterli miktarda eklenmesi hem yararlı bakterilerin oluşup zararlı bakterilerin oluşmaması için hem de turşusu yapılan besinlerin sertliklerinin uygun olması için önemli. Tuzu az eklenen turşu; yumuşar, esner, suyu bulanıklaşır ve kararır. Tuzu fazla olan turşuların ise olgunlaşma süresi uzar, tadı fazla tuzludur ve özellikle salatalık gibi sebzelerin turşularının içinde fazla su birikmesine neden olur.

Kaya tuzu ile hazırlayın

Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Ertan “Turşu hazırlarken sofra tuzu yerine kaya tuzu kullanın. Çünkü normal sofra tuzu ile yapılan turşularda kısa sürede yumuşama gözleniyor. Yüzde 8 tuzlu su hazırlamak için 1 litre suya 80 gram tuz eklemek gerekir” diyor.

İçme suyu kullanın

Turşusu hazırlanacak besinler iyice temizlendikten sonra tuz ile karıştırılarak hazırlanan salamura suyun çok temiz olması gerekir. Beklemiş, güvenli olmayan kaynaktan alınmış su olmamalı. Temiz olmayan bir su ile hazırlanan turşuda zararlı bakteriler üreyebileceği gibi gıda zehirlenmelerine neden olabilir. Bu nedenle turşu hazırlarken kullandığınız suyu içme suyundan ya da kaynatıp soğuttuğunuz sudan kullanın.

Limon tuzu ve sirke koyun

Turşu hazırlanırken asitlik oranı düşük olan sebzelere (özellikle taze fasulye, bamya vb) limon tuzu eklemek, tuz miktarını çok artırmadan turşu oluşumunu sağlamaya yardımcı olur. Aynı zamanda turşunun rengini korur. Sirke de doğal bir koruyucu olması ve turşu fermente olurken istenmeyen bakterilerin oluşmamasını sağlaması bakımından turşuya eklenmesinde fayda var.

Karanlıkta bekletin, süresine dikkat edin

Turşu oluşması için hazırlanan sebze ve meyveler karanlık ve serin bir ortamda, 18-20 derece ısıda bekletilmeli. Isının 20 dereceden fazla olması zararlı bakterilerin sayısının turşuda hızla artmasına neden olurken, düşük olması ise iyi bir turşunun oluşmasını engeller. Zararlı bakteri sayısı artan bir turşu sağlık açısından zararlı bir hale gelir. Gıda zehirlenmelerine neden olabilir. Bekletilme süresi genellikle 4-6 hafta arasında olmalı.

Beyaz tabakayı hemen alın

Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Ertan “Turşu oluşumu sırasında turşunun üst yüzeyinde beyaz bir tabaka oluşur ise hemen alınması gerekir çünkü küf oluşmasına ve turşunun bozulmasına neden olur. Ara ara kontrol edilerek yine oluşursa yine hemen alınmalı. Bu beyaz tabaka turşuya uygun oranlarda tuz eklenmediyse ve turşu uygun sıcaklıkta bekletilmediyse oluşuyor” diyor.

Geçtiğimiz haftalarda yaptığım karışık turşunun tarifini de buraya ekleyerek kaçayım :)


Malzemeler ve Yapılışı

Size öyle şu kadar lahana şu kadar biber demeyeceğim. Canınızın istediği kadar, belki evde kalanlardan ya da tezgahta görüpte beğendiğiniz ürünlerden aldığınız kadar, havuç, biber, lahana, acur, salatalık alıp bir güzel yıkayın.

Havuçları, lahanaları doğrayın. Biberlerin dalını küçültüp altından ufak bir çizik atın. Acur yada salatalığınızı bir çatal yardımı ile delin.

Ardından bir kaba, temiz içme suyu, bir miktar kaya tuzu ve sirkeyi  ekleyin. Mesela 1 lt. suya yarım su bardağı sirke gibi. Tuz da yaklaşık 3 yemek kaşığı uygun oluyor. Tadını kontrol ederek tuz yada sirkede eksiklik varsa damak zevkinize göre ayarlayın (çok tuz yada sirke olursa çabuk erir malzemeleriniz) Turşu malzemesinin ağırlığı kadar hazırladığınız turşu suyundan koyarsanız o da doğru bir ölçü oluyor. 

Lahanayı haşlayan veya bir gece önceden tuz ile ovup bekletenler varmış. Ben bu iki yöntemi de denemedim. Hem o kadar vaktim yoktu hem de biraz sert severim :)

Bir saat kadar bu suyun içinde malzemelerinizi beklettikten sonra bir cam kaba alın. Üzerine suyunu ekleyin. Aralarına 1-2 tane sarımsak koyabilirsiniz. Kabı şçyle bir sallayın ki içindeki havası çıksın. 

Ardından ağzını kapatarak karanlık bir yere alın

Denerseniz afiyet olsun, şimdiden ellerinize sağlık :)

Sevgiler

Şafak

21 Mar 2018

Öykülerle İnsanları Yönet Kitap Yorumu



Merhaba,

Nasılsınız? Yeni bir kitap yorumu ile sizlerleyim. Kitabımız Minval Yayınları tarıfından yayımlanan Vedat Kızlıer 'e ait "Öykülerle İnsanları Yönet " kitabı.

Kitabımız, öykülerle, yaşanmışlıklarla, bilge insanları sözleri ile insanları kişisel gelişim konusunda insanlara bilgiler veren bir kitap. Normalde kişisel gelişim kitaplarını pek sevmem ve okumam. Bunun nedeni, insan doğasının tabanda aynı olmasına karşın, mekan , zaman ve yaşanmışlıklar nedeni ile farklı olması. Bu nedenle hiç bir kişisel gelişim kitabının tam reçeteyi verdiğine inanmıyorum. 

Öykülerle İnsanlarla Yönet kitabı bize reçete vermekten, şunu şöyle yap, böyle yap gibi öğütler vermekten uzak. Beden dili, Etkili İletişim, Çatışma Yönetimi, Duygusal Zeka, Liderlik, Stres yönetimi, Motivasyon, İş,aile,dostluk ana başlıkları altında hem bilgi veriyor hemde öykülerle okuduğunuzu daha iyi anlamanızı sağlıyor. Ayrıca bölüm sonlarındaki testlerle kendinizi daha yakından tanıyorsunuz.

Öykülerle İnsanları Yönet kitabı ilk satırından itibaren sizi içine alıyor. Kitap arkasındaki bir paragraf o kadar hoşuma gitti ki, işte bir çok kişinin neden bu kadar bencil ve bilmiş olduğunu son cümle de bulmak mümkün.
" Eğer herşeyi bilmeyenlerdensen aramıza hoş geldin... Eğer her şeyi bilenlerdensen yine aramıza hoş geldin. Çünkü bilmediğin o kadar çok şey var ki..."

Herkes herşeyi bildiğini düşündüğü için dünya böyle. Çatışmaların ve anlaşmazlıkların çıkış nedeni bu.




"Başarıyı, otomobilimizin ve maaşımızın büyüklüğü ile değil, insanlığa hizmetimizin ve insanlarla ilişkimizin niteliği ile değerlendirmeliyiz. " Dr. Martin Luther Kingn


Bir çok insan kendini sahip oldukları ile değerlendiriyor. Tabi insanlarda karşılarındakin aynı şekilde. Ye kürküm ye devri son sürat devam ediyor anlayacağınız. Oysa kitapta kazlar ile ilgili bir bilgi var ki, keşke insanlar kaz gibi olsa dedirtti bana :)

Kitap 215 sayfa. Alın okuyun. İnanın pişman olmazsınız.

Bir başka yazıda görüşmek üzere

Sevgiler
Şafak

20 Mar 2018

Julio Lowski Deri Cüzdanlar



Merhaba, 
Bugün sizlere Sevgili fatma'nın etkinliğinde tanıştığım bir marka ile merhaba demek istiyorum Julio Lowski şu an kadın ve erkekler için cüzdan, çanta ve kartlık kategorileri ile hizmet vermekte. Ancak yakın zamanda kemer ve aksesuar ürünleri ile de çalışmalarına devam edecek. 

Bana hediye edilen cüzdan sevdiğim renklerden kahverengiydi. Kendi özel kutusu içinde geliyor.



Ön tarafında kart ve küçük kimlikleriniz için kullanabileceğiniz bir bölüm var. Diğer tarafında ise, hem bozuk para hem de kağıt paralarınız için kullanabileceğiniz fermuarlı bir bölüm mevcut. Ayrıca arkasında yine küçük bir fermuarlı bölüm var.


1.sınıf el işçiliği ile üretilen cüzdanlar oksitlenmeye karşı fermuar ile üretiliyor. Şu an sitede %50 civarında indirim mevcut. 

Sizin için hoşuna gidebileceğini düşündüğüm birkaç model daha eklemek istiyorum.



faturalı olarak satın aldığınız ürünleri, 14 gün içinde iade edebiliyorsunuz. Kapıda nakit ödeme, Kapıda kredi kartı ile ödeme ve Sitede taksit seçenekleri satın alabiliyorsunuz. Ayrıca N11'dende satış yapıyorlar.   

Ben gelir gelmez kullanmaya başladım. Şu an için çok memnunum. Dikişler vb. oldukça düzgün üretilmiş. Türk firması olmasına da ayrıca çok sevindi. İlerleyen zamanlarda ürün model ve kategorilerini çoğaltmalarını dilerim.

Bir başka yazıda görüşmek üzere,

Sevgiler

19 Mar 2018

Pronevo Probiyotik Ürünler


Herkese merhaba,

Biliyorsunuz probiyotikler sağlımıza yararlı bakteriler. Artık bir çok yerde probiyotik kullanmaya çalışıyoruz. İlk defa bir temizlik ürününde görünce şaşırdım. Pronevo Probiyotikleri; GDO uygulanmamış organik bir ürünmüş. 


Spreyi kullandım normalde oda spreyleri beni rahatsız ederken bu spreyde herhangi bir rahatsızlık hissetmedim. İlk hafta günde iki defa olabildiğince yüksekten, tetik mekanizmasına basılı tutarak odaya püskürtme yapın. Sonraki haftadan itibaren 2-3 günde bir defa uygulayabiliyorsunuz. 



Kimyasal temizlik ürünleri temizliğin yapıldığı gün ortamdaki bütün bakteri ve tozu temizler. Fakat aynı gün içerisinde kirlenme ve tozlanma başlar. 

Firma diyor ki; 

Pronevo temizlik ürünleri içeriğindeki probiyotiklerle 3 gün boyunca temizliğe devam ederler. Bu sayede yüzeylerde hem kötü bakteri oluşumu engellenir hem de ev tozu oluşumu minimum seviyede gerçekleşir.

Bu da ne kadar temizlik yaprsak yapalım, gözle görülmeyen canlılarla savaşmamız için bize yardımcı olabileceği anlamına geliyor. 

Temizlik ürünlerini kulanırken de, ister püskürtme yöntemini isterdeniz de, bez ile kulanım yöntemini deneyebilirsiniz. 

Ürünlerin kullanımı ve datyalı bilgi için Pronevo Ürünlerimiz bölümünden sayfasını inceleyebilirsiniz.

Ürünleri satın almak isterseniz, Pronevo Online Satış adresinden temin edebilirsiniz. 

İçinizde Pronevo ürünleri kullanan var mı? Düşüncelerinizi merak ediyorum.

Bir başla yazıda görüşmek üzere

Sevgiler,

Şafak 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...