20 Mar 2014

EFE DENİZ İLK DEFA SOKAKTA YÜRÜYOR

Merhaba,

Bu yazıyı yaklaşık 20 gün önce yazacaktım ama araya hastalıklar girince kaldı. Efe Deniz yaklaşık 20 gün önce ilk defa sokakta yürüdü. Öyle komikti ki, bizden kaçmaya çalışıyor, hem mutlu hem gururlu, bir oraya bir buraya koşturuyordu. Ege'nin de ilk yürüyüşünü fotoğraflamıştım,

                                 Ege'nin resmi biraz karanlık çıkmış ama idare edeceğiz artık :(




Efe Deniz'inkini de fotoğrafladım. Bir daha asla yaşanmayacak bu ilk sokakta yürüyüşü geleceğe bırakmak istiyorum. İyi ki blog yazıyorum :)



Oğullarımmmm iyi ki varsınız, sizi çok seviyorum



Herkese kucak dolusu sevgiler, sizler de iyi ki varsınız ;)

Şafak

19 Mar 2014

OĞLUMUN İKİNCİ ANNESİNİN KIZINA HOŞ GELDİN BEBEK KURABİYELERİ

Merhaba,

Ben Ege'yi 15 aylıkken kreşe verdim. Çalışan anneler bunun ne kadar zor olduğunu bilirler. O kadar küçük çocuk kreşe verilir mi demeyin. İnsan çaresiz kalınca ne yazık ki oluyor.

Çok zor bir dönemdi. Oğlumun bakıcısı eşinin Bağ-Kur borçlarını ödeyince artık çalışmamaya karar verdi ve ayın ortası gibi haber vererek ay sonu işi bıraktı. Başka birini arasak da bulamadık. Annem sınavları olduğu için  kızkardeşimin yanındaydı, kayınvalidem görümcem ona tatile geleceği için gelip bakamadılar. O dönem eşim evden çalışıyordu ama sık sık toplantıları oluyordu, tüm gün yanında kalabilme şansı yoktu. Alında daha 3 ay önce yürümeye başlamış, altı halen bezlenen bir bebeği bırakmak çok zordu ve zaten bir çok kreş kabul etmiyordu.

Sonra o dönem oturduğum Zeyinburnu'nda bahçe içinde, 2 katlı, bahçesinde tavşanlar ve kuşlar olan bir anaokulu keşfettim. Gün içinde aradım, müdür olan Ayhan Bey'le konuştum. Akşam iş çıkışı gelebileceğimi beklemesini rica ettim. Sağ olsun kırmadı beni. Akşam geç bir saatte okula vardım. Gerçekten çok güzel bir okuldu. Kıvılcım Ana Okulu. Ayhan bey, o kadar küçük bir çocuğu kabul edemeyeceklerini söylediğinde çok üzüldüm ve zaten günlerdir dolup taşan ben orada ağlamaya başladım. Ayhan bey üzüldü halime," Bir getirin yarın bakalım nasıl olacak" dedi. Ana okulunun sayfasını açarsanız ilk resimde çıkan sarışın kırmızı kazaklı çocuk benim oğlum :) Biz kayıt olduktan yaklaşık 6 ay sonra çekilmiş bir fotoğraf.

Ertesi gün Ege babası ile gitti. Akranlarına göre daha büyük gözüken oğlum okulda herkesin sevgisini kazandı. Öğretmenler, öğrenci velileri, okul müdürü ve sahibi hepsi oğlumu el üstünde tutuyorlardı, koruyorlardı. İşte orada tanıştım Özge ile.

Özge genç ve çok tatlı biriydi. Oğlumun öğretmeni O oldu. Ama bir öğretmen gibi değil, bir abla bir anne gibi. Ege ile birbirlerini çok seviyorlardı. Öyle ki, yedirir, doyurur, bütün gün kucağında taşır Ege'nin bir dediğini iki etmezdi. Ben işten geç çıkacaksam ve eşimde yoksa, Ege'yi alır yakında ki bir kafeye gider orada onu oyalar bizi beklerdi. Bunu kaç öğretmen yapar ki? Özge benim için artık bir kardeş gibi. Hep hayır dualarımda. Allahım onun yüzünü hem bu dünyada hemde öbür dünyada güldürsün.

Şimdi Özge'min bir kızı olacak. Zeynep. Sevdiğim insanlara kurabiye yapmak hoşuma gidiyor biliyorsunuz artık. Bu kurabiyeleri de Zeynep'imiz için hazırladım. İnşallah annesi gibi iyi huylu, güleryüzlü, hayırlı bir insan olur. Hatta belki ilerde gelinim olur ;)


Siz nasıl buldunuz kurabiyelerimi? 

Sevgiler
Şafak

16 Mar 2014

KIZ VE ERKEK ÇOCUK FARKLARI -BİRAZ CİDDİ BİRAZ ŞAKA


Merhaba,

Bir süredir sosyal paylaşım sitelerinde, "Bir Kızı Olmalı İnsanın" diye başlayan paylaşımlar almış başını gidiyor. Eskiden herkes ille de erkek çocuk diye tuttururken, son yıllarda kız çocuk sahibi olmak trendi yükselmiş durumda. Öyle ki yakın çevreden tut da, taksideki şoföre kadar, "Bir de kızın olsa iyiydi" cümlesini duyduğum günler çoğalıyor. İki erkek çocuk annesi olarak bu paylaşımlara ve söylemlere bozulmadığımı söylesem yalan olur :) Bazılarına buna bozulduğumu söylüyorum hatta. Ben herşeyde olduğu gibi evladında hayırlısının olmasını dileyenlerdenim. Kız ya da erkek benim için hiç fark etmiyor.

Geçen gün oturup düşündüm, kızım olsa ne farklı olur hayatımda diye. Şu an evi karmaşaya çeviren, sürekli kirleten, kırıp döken yerine, makyaj malzemelerime dadanacak, süslenip püslenip evin içinde belki de ayağında topuklu ayakkabılarımla tıngır mıngır gezen bir çocuk olacaktı.

Bundan sonra yazacaklarım, işin biraz esprisiyle beraber olası olacaklar. Tabi biraz büyüdüklerinde. Yazacaklarıma kızanlarınız olacak belki ama bunlar ülkemizin gerçekleri. Siz böyle olmasanız bile, çoğu insan böyle düşünüyor.

- Kızınız varsa, şehir dışında üniversite kazandığında aklınız her daim ondadır. Yerleştiği yeri kontrol eder, eve çıkacaksa gider taşır, ev arkadaşlarının tüm soyunu incelemeye alırsınız. Oğlunuz varsa, devlet yurduna yerleştirirsiniz olur biter :)

- Kızınız varsa, okulunu bir an önce bitirip yanınıza gelmesini istersiniz, erkek arkadaşı olursa normal karşılayanlardansanız bile bir sürü nasihat verir, geleceğe dönük bir ilişki olmayacaksa devam etmememesini söyler, çocukcağızı incelemeye tabi tutarsınız. Oğlunuz varsa, okulu bitirsin oradan iyi bir iş bulursa kalmaya devam etse de olur dersiniz. Sevgilisi varsa, olur tabi, erkek adam dersiniz, bir de üstüne derslerine odaklan, aşk meşk geçici diyerek sevgiliyi çok da umursamamasını telkin edersiniz.

-Kızınız varsa, evleneceği zaman, tüm eksiklerini paranız yetmezse kredi çekerek A'dan Z'ye alırsınız ki, koca adayı ve ailesi ileride kızınıza laf etmesin. Bu arada yüklü takı istemeyi de atlamazsınız. Kızınızın değerinini bulmasını istersiniz. Oğlunuz varsa, çalışıp alsınlar dersiniz, takı gibi geri kalmış şeyler hiç size göre değildir, gelin hep fazlasını istiyordur.

-Kızınız varsa, çocuğu olduğunda 40 gün loğusalık süresinde kızınızın yanında olur, hem bebek hem de kızınızla ilgilenirsiniz. Evde hasta olan birileri varsa ya da siz hastaysanız, ağzınızda maske ile dolaşır yine de evladınıza bakarsınız. Oğlunuz varsa, bir kaç gün kalır sonra kızın annesi gelsin baksın dersiniz. Hele şansınıza evde hasta varsa, "Amann bana da bulaşmasın" diyerek ilk günden kaçabilirsiniz.  Geri de sanki kendi oğlunuzu da bırakmıyorsunuzdur.

- Kızınız varsa, damadınızın bazı saygısızlıklarını görmezden gelirsiniz. Netice de üzülecek olan kendi kızınızdır. Oğlunuz varsa, geline istediğiniz gibi çemkirebilirsiniz. Sonuçta siz kocasının annesisinizdir. Saygı göstermelidir.

-Kızınız varsa, onda kaldığınız dönemde ev işlerini yapar, yemek pişirir, kızınızın 3-5 gün rahat etmesini sağlarsınız. Oğlunuz varsa, gittiğinizde gelin size saygıda kusur etmemeli, sizi her daim iyi ağarlamalıdır.

-Kızınız varsa ve çalışıyorsa, aman kazandığının hepsini harcama bir kenara at, ne olacağı belli olmaz dersiniz. Oğlunuz varsa, gelin kazandığı paranın bir bölümünü ayırıyorsa, kötü niyetli olmakla suçlayabilirsiniz.

-Kızınız varsa ve çalışıyorsa, küçükse gidip çocuğunu bakar, bakıcıya vereceği parayı kenarı koysun yazık dersiniz. Oğlunuz varsa, baksınlar başlarının çaresine deyip, kızınızı alıp tatile gidersiniz.

- Kızınız varsa, kızınız hayırlı evlat, damadınız hayırlı dua edilecek kişidir. Oğlunuz varsa, ağzıyla kuş tutsa da hayırsız ve oğlunuzu sizden uzaklaştırmış bir gelin sahibisinizdir.

Sonra da kızların vefakar, hayırlı evlat oldukları paylaşımları beğenir, oğullarınızı hayırsızlıkla suçlarsınız. Oysa bu hayatta evlat dahi olsa, almadan vermenin sadece Allah'a mahsus bir şey olduğunu hep hatırlamalısınız. Gelininize davrandığınız gibi kızınıza da davranana kadar kim hayırlı kim hayırsız asla bilemezsiniz.

Benim iki oğlum var. Gelecekte çok şey beklemiyorum onlardan. Ben anne olarak üstüme düşenleri yaparım, gerisi onların bilecek olduğu iş. Zaten bir kaç arkadaşımla yaşlanınca kendimize bir çiftlik evi kurup, gelirlerimizi ortaya koyarak yaşamayı yaklaşık 10 yıldır düşünüyoruz :)

Umarım kız annelerini kızdırmamışımdır :) Bunlar mutlaka olacaklar değil, olası olacaklar. Çünkü anne olmak biraz da hemcinsiniz olan evladınızı biraz daha fazla kollamaya neden oluyor. Sizin yaşadığınız zorlukları o yaşamasın istiyorsunuz.

Sevgiler
Şafak

*Not: Resim webden alıntıdır.


12 Mar 2014

ACIYI TARİF ETMEK ZOR YAŞAYAN BİLİR


Eğer, bir yerlerde günahsızca ölen biri olduğunda, kendini onun ve onu sevenlerin yerine koymuyorsan sen İNSAN DEĞİLSİN...

Ölümün dili, dini, ırkı, vatandaşlığı yoktur. Ölümün her alanda ki karşılığı boşluk ve hissedilen sızıdır.

Kıskançlık insan doğasında var. Habil ile Kabil'den beri insanlar hep hayvani duygularla öldürür birbirini. Amaç diğerinden daha çok şeye sahip olmaktır.

Siyaset, bir kaç kişi hariç, öyle halkım mutlu olsun diye yapılmadı bu güne kadar. Yoksa niye paralarını ve hayatlarını bu işe harcasınlar ki?

Takım tutar gibi parti tutulmaz, fikirlerine uyan partiyi seçersin. Dürüstsen dürüst biri, iyi insansan iyi biri, hırsızsan hırsızı seçersin, yoksa babanın oğlumu ki savunacaksın oy verdiğin partidekileri.

Bana verilen emri uyguladım demek, kolay kaçıştır. Asıl neden kendini garantiye almaktır hepsi bu.

Vicdan, kendinle baş başa kaldığında kimseye söyleyemediğin gerçekleri kendine söylemektir.

16 yaşında bir çocuk bugün öldü. Ekmek almaya mı gidiyordu, taş mı atıyordu ben onu bunu bilmem. Tek bildiğim sadece 15 yaşındaydı vurulurken...


10 Mar 2014

EVDE ÇİKOLATA YAPIMI -çocuklarımız ve biz bunu hakediyoruz

Merhaba,

Yakın çevremiz bilir, Ege çikolataya asla hayır diyemez ne kadar verirseniz o kadar yer. Aslında bu konuda bana çekmiş herhalde, çünkü bende bayılıyorum. Ancak günümüzde çikolatanın içine öyle çok şey katıyorlar ki, tüketmek intihardan farksız.

Blog dünyasına girmeden önce de sağlıklı beslenmeye özen gösteriyordum ama son zamanlarda gittiğim seminerler beni çok etkiledi.  Geçenlerde gittiğim, sağlıklı çocuk seminerinde hocamız Prof. Dr. Ahmet Aydın, soya ürünlerinin de çok zararlı olduğunu söylemişti. Hazır çikolataların bir çoğunda soya dahi var.

O yazıyı okumak isterseniz buraya Tık Tık

Neyse, internette oldukça fazla araştırma yaptım, yabancı blogları inceledim, en sonunda hem Türkçe olan hemde gerçekten güzel anlatımlı bir video buldum. Anlattığı şekilde bir kaç sefer yaptım, gerçekten ihtiyacım olan malzemeleri tamamladıkça ve hayal gücümü kullandıkça çok güzel ürünler ortaya çıkmaya başladı.

İşte yaptıklarımdan bir kaç örnek,





Başlangıç için evdeki malzemelerinizle deneyebilirsiniz. Ben öyle yaptım. Öncelikle iyi bir marka kuvertür çikolata almalısınız. Bu çikolatanın hammaddesi. İçinde kakao yağından başka hiç bir şey olmamalı. İçine farklı maddeler eklendikçe, çikolata çikolata olmaktan çıkıyor.

Kuvertür çikolata olarak ben Kahve Dünyasının çikolatasını kullandım. Normalde 2.5 kg.'lık tabaka halinde satılan bu çikolatayı, küçük parçalara ayırmışlar. İyice işi öğrenene kadar, her seferinde 1 parça kullanıyorum.

Normalde çikolata için kalıplar var. Yine isterseniz evdeki buz kalıpları ile denemeye başlayabilirsiniz. Bir de ısıyı ölçmek için sıvı ölçer termometreye ihtiyacınız var, ben henüz almadım ama en kısa sürede almayı düşünüyorum. Çünkü çikolatanızın başarısı biraz da buna bağlı. Benmari usulü erittiğiniz kuvertür çikolatayı belli bir ısıya kadar eritmek, sonra da belli bir soğukluğa getirmeniz gerekiyor.

Ben, kuru üzümle, portakal kabuğu ile, ceviz ve fındık ile denedim ve gerçekten çok beğeniyorum. Ege de artık dışarıdan çikolata almak istemiyor, bitince "yenisini yapar mısın" diyor hatta olayı aştı "anne şeker yapmayı da öğrensene" diye baskı yapıyor :)

Ben lafı uzatmayacağım, siz işin uzmanından seyrederek daha iyi sonuç alabileceksiniz. İşte videolar, dilerseniz diğer videolarını da seyredebilirsiniz.

EVDE ÇİKOLATA NASIL YAPILIR

EVDE ÇİKOLATA YAPARKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER NELERDİR

Siz de mutlaka deneyin. Çocuklarımız bunu hakediyor.

Sevgiler
Şafak




ŞARKILARLA SEVDİM BEN SENİ -1


Bir varmış bir yokmuş zamanlarda, şarkılarla sevdim ben seni....





baksana geçmişe ne çok anıyla yüklü
nerde o taverna nerde sinema
harcanmış zamanlar yeniden yaşanmazki
geç kaldıktan sonra arama boşa!

Yeni Türkü - Olmasa Mektubun

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...