1 Oca 2016

ERKEN OKURYAZARLIK 0-3 YAŞ ARASI ÇOCUK KİTAPLARI

Merhaba,

Geçen gün elime geçen bir kitap nediyle yeni haberdar olduğum bir durumdan bahsetmek istiyorum size.

Koç üniversitesinin bir yayın evi olduğunu ve yayınladığı kitaplarda kendi alanlarının ileri bilgisini sunacak başlıklar arasından seçtiğini biliyor muydunuz? İşin en sevindiğim tarafı ise, elde edilen gelir, Koç Üniversitesinde burslu okuyan çocuklar için kullanılıyormuş. 
2016 da böyle sosyal sorumluluğunun bilincinde olan firmaların sayılarının artması dileğiyle kitap ile ilgili bilgi notunu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Sevgiler

Şafak


Koç Üniversitesi Yayınları’nın (KÜY), Erken Okuryazarlık: 0-3 Yaş Arası Çocuk Kitapları adlı kitabı yayımladı. “Psikoloji ve Çocuk Gelişimi” kategorisinde yer alan ve Bettina Kümmerling- Meibauer tarafından derlenen kitap,  Ekin Uşşaklı tarafından Türkçeye kazandırıldı. Kitap, aileler ve anne baba adayları için güncel araştırma bulgularını sunuyor; daha hamilelik döneminde bir çocuk odası hazırlarken yenidoğan kütüphanesini eksik etmemenin gerekliliğine işaret ediyor. Kitap aynı zamanda, okuma kültürü bağlamındaki girişimleri destekleyebilecek bilgiler içeriyor.


Koç Üniversitesi Yayınları (KÜY) tarafından yayımlanan, Bettina Kümmerling-Meibauer’in kaleme aldığı ve Ekin Uşşaklı’nın Türkçeye kazandırdığı Erken Okuryazarlık: 0-3 Yaş Arası Çocuk Kitapları raflardaki yerini aldı. Okumanın temellerinin ne denli erken başladığına işaret eden öncü bir yapıt olan kitap, yeni araştırmaların alan üzerindeki etkisini geniş bir yelpazede sunuyor. Kitap bu içeriğiyle öğretmenlere, pedagoglara, kütüphanecilere, psikologlara, sosyologlara ve daha birçok farklı uzmanlık alanına hitap ediyor.

Bettina Kümmerling-Meibauer, bu derleme eserle farklı alanlarda çalışan akademisyenlerin konuyla ilgili bilgi birikimini aktarmasına önayak oluyor, bebekler için resimli kitapların ve okuma rutinlerinin farklı açılardan irdelenmesi için akademik bir platform yaratıyor. Teorik, ampirik, estetik ve kültürler arası araştırmaları dengeli bir biçimde sunan kitap, bu yaştaki çocuklar tarafından deneyimlenmiş birçok nitelikli kitabı da ele alıyor; karton kitaplardan kumaş kitaplara kadar birçok farklı çeşit kitaba vurgu yapılıyor. Çalışma, 0-3 yaş aralığındaki bebek ve çocuklara okunabilecek ve gösterilebilecek yayınların zengin çeşitliliği ve bu çeşitliliğin faydaları bağlamında da yol gösterici bir kaynak.

Kitapta, okuma alışkanlığının kazanımında ailenin yapabileceklerine dair öneriler de yer alıyor. Her evin bir okula dönüştürülmesi, kitabın bir oyuncak gibi yaygın olarak evde bulundurulması, her evde bir aile kitaplığı kurulması, çocuklara da kendi kitaplıklarını oluşturmak için imkân tanınması ve okumanın ödüllendirilmesi sunulan öneriler arasında yer alıyor.

Bir çocuğa ne zaman kitap okunmaya başlanabilir? Üç yaşın altındaki çocuklar kendilerine okunan kitapları yorumlayabilirler mi? Kendileri anlatı üretebilirler mi? Kitaplardaki görseller çocuğun algısal gelişimine nasıl etki eder? Resimli kitaplar ile modern sanatlar arasında nasıl bir ilişki vardır? Görsel okuryazarlık nasıl edinilir, faydası nedir? Çocuklar edebiyatı oyunla keşfedebilir mi? Kitap okuma seanslarında çocuk ve ebeveyn arasındaki iletişimin öğrenmeye etkisi nedir? Bu kitap, tüm bu sorulara cevap verebilecek tarzda hazırlandı.


Künye Bilgisi:
Erken Okuryazarlık: 0-3 Yaş Arası Çocuk Kitapları

Derleyen: Bettina Kümmerling-Meibauer
İngilizceden çeviren: Ekin Uşşaklı
Yayına hazırlayan: Ziya Kaya, Defne Karakaya
Düzelti: Gaye Dinçel
Kitap ve kapak tasarımı: Gökçen Ergüven
Kapak görseli: Frank Georgy, kopfsprung.de
Kategori: Psikoloji, Çocuk Gelişimi
1.Baskı: İstanbul, Aralık 2015
Baskı: Yılmaz Ofset
Sertifika no: 15878
Nato Caddesi 14/1 Seyrantepe Kâğıthane/İstanbul +90 212 284 0226

Koç Üniversitesi Yayınları Sertifika no: 18318
İstiklal Caddesi No:181 Merkez Han Beyoğlu/İstanbul +90 212 393 6000
kup@ku.edu.tr • www.kocuniversitypress.com • www.kocuniversitesiyayinlari.com


Koç Üniversitesi Yayınları Hakkında

Koç Üniversitesi’nin “mükemmellik merkezi” olma hedefinin barındırdığı öncülük arzusunu benimseyen Koç Üniversitesi Yayınları (KÜY), yayımladığı kitapları, kendi alanlarının en ileri bilgisini sunacak başlıklar arasından seçiyor.
Burasının Bilgisi dizisinde, bu coğrafya hakkında ve/veya bu coğrafyadan (geniş anlamıyla Ortadoğu) araştırmacılar tarafından yazılmış kitaplar yer alıyor. Literatüre ciddi katkı sağlayan, paradigmaları sorgulayan ya da değiştiren, daha önce kullanılmamış bulguları ya da uygulanmamış analiz yönetimlerini benimseyen önemli çalışmalar bunlar. Tarih, sanat tarihi, siyaset, sosyoloji, arkeoloji, cinsiyet çalışmaları, kültürel çalışmalar alanlarında yapılmış araştırmalar öne çıkıyor.
Uçbeyleri dizisi genel okuru hedefleyen, her alt dizide o alanda bildiklerimizin sınırını ortaya koyan (“state-of-the-art”) ya da o sınırı ileri taşıyan, iyi yazılmış, ilginç ve ufuk açıcı kitaplardan oluşuyor. Pozitif bilimler, beşeri bilimler, sosyal bilimler, edebiyat kuramı, sanat, hukuk, tıp, etik gibi alanlar bu dizinin kapsamına giriyor.
Maddiyat dizisiyse Uçbeyleri’nin yaklaşımını finans, ekonomi, işletme, inovasyon, girişimcilik alanlarına uyguluyor.
KÜY kitapları; radikal demokrasi yaklaşımını, çağdaş sanat dünyasının sorunlarını, mülkiyetsiz yapıp yapamayacağımızı, hayvanlarla insanların ortaklaşa yaşadığı bir toplumun temel ilkelerini, uygarlık dediğimiz şey yıkılırsa sıfırdan nasıl başlayabileceğimizi, küresel ısınmanın arz dengesini, toplumsal adaletin nasıl kurulması gerektiğini, genç olma takıntımızın sonuçlarını, acının tarihini, insanlığı nasıl bir genetik geleceğin beklediğini sorguluyor. Her yıl artan başlık sayısıyla KÜY, hem akademik yayıncılığın, hem de entelektüel dünyamızın boşluklarını en etkili şekilde doldurmaya çalışıyor. 
KÜY kitaplarının satışlarından elde edilen gelir, Koç Üniversitesi öğrencilerine burs vermekte kullanılıyor. 👏
👏👏👏





31 Ara 2015

Çamaşır Yıkamanın Keyifli Hali


Ev işleri arasında her hanımın farklı favorileri vardır. Mesela kimi ütü yapmayı sever , bazıları ise yemek yapmayı. Sevdiğiniz işlerin size verdiği keyif ise bambaşkadır ve terapik etkileri vardır. Başka dünyalara gider, hayaller kurar, güzel anları hatırlar, planlar yaparsınız.

Size harika bir haberimiz var. Artık bu keyfi size yaşatan favorileriniz arasına çamaşırı da ekleyebilirsiniz :) Çünkü Rinso bunu mümkün kılıyor.

Rengarenk paketleri ile raflarda dururken bile enerjisini yansıtan Rinso, çamaşır yıkamayı kolay ve eğlenceli bir hale getiriyor. Rinso’nun Kır Bahcesi (Yeşil), Çiçek Bahcesi (Pembe) ve Büyülü Bahçe (Mor) şişeli sıvı deterjanları hem beyaz hem de renklileriniz için tortu bırakmayan bir temizlik vaad ediyor.


Rinso’nun gerçek eğlencesi, yıkama sonrası çamaşır makineninizi açtığınız anda başlıyor. Öyle ki kapağı açtığınız anda tertemiz çamaşırlarınıza eşlik eden muhteşem çiçek kokuları tüm banyoya yayıyor. İşte o an, hissettiğiniz duygular tarif edilmez. Sanki bir anda sevdiğiniz bir melodi çalmaya başlıyor ve o koku sizi alıp bambaşka bir yerlere götürüyor.

Bu kokular o kadar kalıcı ki tertemiz çamaşırlarınızı asarken, kuruturken, ütülerken ve tabii ki giyerken makineyi açtığınız o andaki duygular size kendini hatırlatmaya devam ediyor. Rinso kalıcı bahar kokuları ile çamaşır yıkamayı keyfe dönüştürüyor.

Mutluluk ve keyif zaten anlık değil midir? Mühim olan o anlara hayatınızda yer açmak. İşte Rinso bunu mümkün kılıyor.


Bir boomads advertorial içeriğidir.

23 Ara 2015

Kliksa Blogger Buluşması 1


Merhaba,

Cumartesi benim için oldukça yoğun bir gündü. Sabahtan Kliksa.com un Yeni Sahra'daki yılbaşı brunchına davetliydim. Sabah erken saatteki buluşmaya gidebilmek için çok erken evden çıkmak zorunda kaldım. Uzun süredir mail ortamında tanımış olduğum insanlarla yüz yüze tanışmak için kaçırılmaz bir fırsattı benim için.

Kliksa.com blogger dostu bir firma. Neredeyse tüm etkinliklere katılıyor, kimseyi kırmıyor. Benimde ilk tanışmam 23 Nisanda ortak düzenlediğim etkinlikte olmuştu. Hem çocuklara hemde annelere güzel hediyeler göndermişti. O zaman ilk dikkatimi çeken şey, çocuklara ne uygun olur diye düşünerek, karşılıklı fikir alışverişi ile karar vermiştik. Hem de olayı sadece blogger bazında düşünmemiş, birden fazla çocuğu olan annelerin diğer çocuklarını da düşünerek çocuk sayısı kadar hediye göndermişti. İnce düşünen ve olayları insani yönden değerlendirerek sonuçlandıran firmaları seviyorum.

Neyse güne dönecek olursak, ben gittiğimde bir çok blogger arkadaşım gelmişti. Birlikte sohbet ederek kahvaltımızı tamamladık ardından da toplantı odasına geçtik.



Toplantıya kliksa.com 'un genel müdürü Nevgül hanımın konuşması ile başlandı. Hem kendini tanıttı hem de firma hakkında genel bilgiler verdi. Kliksa'da 250.000 den fazla ürün çeşidi varmış. Müşteri hizmetleri her konuda ve her mecrada, kendilerine iletilen sorun veya önerilerle ilgili mutlaka geri dönüş yapıyorlarmış.


Sonrasında Müşteri hizmetleri müdürü Julide hanım ve Kurumsal İletişim müdürü Kübra hanım bölümleri ile ilgili konuşmalar yaptılar. Srularımıza cevap verdiler. Hatta bir ara Kliksa ile ilgili 3 soru sordular ve en yakın cevabı veren 3 kişiye tablet hediyeleri oldu. Şanslılarından biri de bendim. Çok mutlu oldum diyebilirim :) Yeni tablet ileri ki günlerde duyuracağım yeni projemin adım adım adım harekete geçireleceği alet olacak. Belki kliksa bana şans getirir.


Bu güzel günden bu kareler hatıra kaldı bana.





Davet eden ve gelen herkese bu güzel gün için tekrar teşekkür ediyorum. Ogün bize sordukları bir soruyu bende size sormak istiyorum.

Zamanı unutun, imkansız bile görünse, bir online e-ticaret sitesinde bu da olsun dediğiniz neler var. Cevaplarınızı bekliyorum. 

Hepinize sevgiler

Şafak






21 Ara 2015

KAHVE BAHANE 3. BLOGGER BULUŞMASI



Merhaba,

Cumartesi günü 3.sünü gerçekleştirdiğimiz Kahve Bahane Blogger Etkinliğindeydim. Gerçekten çok keyifli bir gün geçirdik. Diğer iki etkinliğe katılanlarla birlikte, ilk defa katılan arkadaşlarda vardı.

Herşey sevgili Aslı'nın MyReal, hadi yine toplanalım demesiyle başladı :) Sonra herkes kendi sosyal medya hesaplarında etkinliği paylaştı. Güzel bir ortamda , güzel insanlarla  bir arada olduk.

Sponsorsuz bir etkinlikti ama yine de oldukça kalabalıktı. Katılanlardan sevgili Hamiyet hanım, hepimiz için kendi ellerinde kitap ayracı ve herkese farklı olarak hazırlanmış, arkasında güzel dilekler ve şiir olan kartpostal hediye etti. Bu zarif davranış karşısında çok mutlu oldum.


Ayrıca sevgili Aslı'nın komşusu Esma Anne bizlere hazırladığı kokulu taşları göndermişti.

                                                 

Şimdi bu güzel günden kareler ile sizleri başbaşa bırakıyorum :) Ne yazık ki arka taraf çok ışık olduğundan bir çok resim güzel çıkmadı, parladı.. 

                                                   




Bir sonraki etkinliğe belki siz okuyan blog yazarlarımızdan da gelen olur ne dersiniz? Bekleriz :)

16 Ara 2015

Mars Kurabiyesi


Merhaba,

Biraz önce bir kurabiye yaptım, sizlerle paylaşmadan edemedim. Genelde kurabiyelerde pudra şekeri kullanırım ama evde kalmamıştı. Bende toz şeker kullandım. Sonrada aklıma gelen, içine yakışacağını düşündüğüm malzemeleri ekledim. Oldukça sağlıklı oldu bence. Kısacası, acaba olur mu olmaz mı diye düşünerek, kendimce bir kurabiye tarifi tutturdum :) Önceki deneyimlerime ve sağda solda okuyup da yapamadığım kurabiyelerin şerefine gelsin bu kurabiye :)

Malzemeler:

250 gr. margarin
1 yumurta
1 çay bardağı yoğurt suyu
1.5 su bardağı şeker
1 çay bardağı damla çikolata
1 çay bardağı kuru üzüm
1 silme yemek kaşığı tarçın
1 paket kabartma tozu
4-5 bardak un

Yapılışı :


Tüm malzemeleri şekeri 1 bardak koyarak, bir araya getirip yoğurun. Un az gelirse bir miktar daha ekleyebilirsiniz. Kalan yarım bardak şekeri de ekleyip tekrar yoğurun. Orta yumuşaklıkta bir hamur olması gerekiyor.

Ardından bir parça koparıp, yuvarlayın ve elinizle bastırın. Ne çok ince ne de çok kalın olmalı. Yaklaşık 170 derecede önceden ısıtılmış fırında çekene kadar pişirin ve fırınınızı kapatıp içinde soğuyana kadar bekletin.



Kıyır kıyır bir kurabiye. Sizde deneyecek olursanız yorumlarınızı beklerim. İsim için çok düşündük, sonra da bu isme karar verdik :)

Sevgilerimle

Şafak

14 Ara 2015

Aslı Gibi Değil Aslı Yaşayan Hacı Şakirler Konağı



Merhaba,

Bugün sizlere yaz tatilinde gittiğimiz Mudurnu'da bulunan bir konağın, Hacı Şakirler Konağının hikayesini sahibinin ağzından dinleteceğim. Burası oldukça farklı bir yer. Bildiğiniz tatil yerlerine hiç benzemiyor. Mesela yemekleri konağın hanımı yapıyor, alışverişi beyi :) Amaç sadece para kazanmak değil, eski günleri yaşatmak.



Bilindik tatil hizmetleri yok burada. Spa, Türk hamamı, onlarca çeşit yemek pişmiyor ve çöpe atılmıyor. Şimdi bazılarınız burun kıvırdınız belki de :) Ama bu konak bir çok otel puanlaması verilen bir çok sitede çok yüksek puanda. Gelen herkes memnun ayrılmış. Kimseden tek bir şikayet bile yazılmamış herhangi bir yere :)
İşte Mehmet beyin kalemiminden konağın hikayesi

            Aslı gibi değil aslı yaşayan Hacı Şakirler Konağı
         
            Mudurnu’nun tarihi ahşap konakları geçmiş tarihi, ticari ve kültürel birikimin bir göstergesidir. Hacı Şakirler Konağı’da Mudurnu’nun hatırı sayılır “ağa” konaklarından biridir. Zira o yıllarda “beylik”değil “ağalık”ön plandadır.” 1830 lu yıllar Osmanlı devletin padişahı Sultan II Mahmud dönemidir. Sultan II. Mahmud dönemi, Osmanlı tarihinde batılılaşma süreci içerisinde büyük öneme sahiptir. Sultan II. Mahmud, Osmanlı Devleti’ne yeniden bir düzen verilmesi amacıyla, bütün işlerinde batı teknik ve kültüründen faydalanma yolunu tuttu. Yayınladığı Kıyafet Nizamnamesi ile sarık, kavuk ve biniş giyilmesini yasaklayıp, ceket, pantolon ve fes giyilmesi kuralını getirdi ve kendi de sakalını kısa keserek modern kıyafetler ile halkın içine çıktı. Portrelerini yaptırarak devlet dairelerine astırdı. Devlet ve saray teşkilatında geniş ölçüde değişiklik yaparak Modern anlamda ilk nüfus sayımını gerçekleştirdi, ilk posta teşkilatını kurdurdu Sultan II. Mahmud, yapmakta olduğu reformların kalıcılığını bunların manasını kavrayacak nesillerin yetiştirilmesi ile mümkün görüyordu. Bunun için de, eğitime çok önem verdi. İlköğretimi zorunlu hale getirerek bugünkü ilkokula denk rüşdiye okullarını kurdu.



        İmparatorluğun sınırlarında bu gelişmeler yaşanırken Şakir ağa tahminen 40 yaşındadır Doğumu “Hicri 1206 Miladi 1790 “Mudurnu’da deri”debbağ” ve baharat toptancılığı ile iştigal etmekte ve alışveriş için İstanbul dâhil ürün alıp sattığı her bölgeye seyahat etmektedir. “Eskiden halk arasında Mudurnulunun ve Beypazarılının mezar taşı olmaz diye bir söz söylenirmiş” Mudurnu esnafı İpek ve baharat yolunun ve Ahilik kültürünün birikimiyle gittiği yerde yeniliklerin öncüsü olur davranışıyla o topluma örnek ve bir cemiyette ilk söz verilen olurmuş. Anadolu'daki ilk sivil toplum örneği sayılan Ahilikle örgütlenen Mudurnulular arasında varlıklı hale gelen kasaba eşrafı oluşur. Şakir ağada kasaba eşrafının önde gelenlerdendir.


           Mudurnu’da zenginleşen kasaba eşrafı göçer kültürden henüz yerleşik kültüre yeni geçmeye başlayan Anadolu’da yerleşik kültüre geçmesine de öncülük ederler ve günümüz teknolojik imkânlarıyla bile zor yapılabilecek”bu gün çokta değerini bilmediğimiz” iki üç katlı konakları yapmaya başlarlar...

,

           Yeri gelmişken o günün konak yapma anlayışına dair bilgiler paylaşmakta fayda var... O zamanlarda işler parayı verdim şöyle iş isterim, yâda parayı aldım istediğim gibi yaparım şeklinde değil iş yaptıracak olanında işi yapacak olanında bir  “iş ahlakı” varmış. Her iki tarafta işe kendi açısından ustalığını, bilgisini, cömertliğini, emeğini ve sevgisini katarmış. Bu gün bile ilk yapıldığı görkemiyle ayakta kalan Hacı Şakirler Konağı bu anlayışın eseridir. Konak yaptırmaya karar veren Şakir ağa bir işinin ehli bir usta ile buluşur usta öncelikle konak yapılacak yeri inceler yön tayinini yapar sonra Şakir ağaya aile seçersini sorar baba, anne sağmı,  çocuk varmı, kaç kız kaç erkek vb.”zira o devirde bu günlerdeki gibi tüketim ve gösteriş meraklısı olmak değil mütevazı olmak ihtiyaca göre konut yapmaya daha çok önem verilirmiş.” Söz artık Şakir ağa ile her konuda anlaşan ustanındır ...Ustalığını, zanaatının inceliklerini göstermeye gelmiştir..ve işe başlar arazinin durumuna göre eni bir metre yüksekliği üç metreye vara duvarları örmeye ...temel otursun diye inşaata bir müddet ara verilir ve o arada kuturlu ve boyu on sekiz metreye varan ağaçlar ayarlanır..plan ustanın kafasının içindedir...giriş katı günlük kullanıma uygun”hayat” kiler”ambar”ve Şakir ağanın şanına yakışır kendinin ve  misafirinin atlarının bağlanacağı bir ahır üst katları kışlık gelin damat odası,dede nine odası kışlık misafir odası şeklinde yapar..üst katları misafir odası,Şakir ağanın odası ve kızının odasını yapar..ayrıca üst kata geleneksel ailenin sosyalleşmesini ve geçmişten geleceğe geleneği, yaşamı ve yaşanmışlığı aktaran iki adet cumba yapar . Konağın yapımında her odanın, köşenin ayrı bir anlamı vardır.Gelin damat odası onların mahremiyetine uygun iki kapılı..dede nine odası yola bakan camlı..kuzeye bakan oda küçük camlı..misafir odası ceviz ve çam ağacından özel tavan işlemeli ve beş camlı..misafirin havlu asacağından,silahını koyacağı yere odunluğa kadar en ince ayrıntılar düşünülmüş her odaya yapılan raf”sergen”misafir odasına yapılmamış raflara konan objeler  misafire gösteriş olmasın diye..cumbaların bahçeye bakanı bayanların yola bakanı erkeklerin oturmasına göre ayarlanmış..Şakir ağanın büyük bir konak oda ve kapılarını ceviz ağacından özel süslemeler yaptıracak ekonomik gücü varken kızının odasına tavan süslemesi yaptırmamasının ayrı bir anlamı vardır..Şakir ağa kızını izdivaç çağı geldiğinde evlenip gidince kendinden daha az gelirli bir aileye gelin giderse kanaatkar olsun diye abartılı gösteriş severlikten ve şımarıklıktan imtina ederek yetiştir.!


          Konakta Şakir ağanın torunu 1995 li yıllara kadar yaşar konak mahallede yapılan kınalara ve bir iki siyah beyaz Türk filminin çekiminde mekân olur. Konakta yaşayan ninemiz vefat edince ev mirasçıları tarafından 2003 yılında satışa çıkarılar ve burada isimlerini anmadan geçemeyeceğim Sayın Tunca Bökesoy ve Sayın Burak Yakupoğlu isimli İstanbullu iki sanayici sosyal sorumluluk duyarak konağı satın alıp EKO turizm projesi kapsamında hiçbir kurumdan katkı almadan restore ederler”yenileme değil”İnsanların doğduğu yeri, atasının dedesinin evini çürümeye terk edip gittiği ortamda bu iki cevahir yürekli insanı anmamak olmaz... Mudurnu kültürüne sahip çıkmaları da ayrıca saygı duyulması gereken bir tutumdur. Ayrıca Hüsamettindere eko köy projesi, Armutcular taş binasını restore edip halkın hizmetine sunarlar, Hızırfakı mahallesinde bir konağı satın alıp restore ederler. Çağdaş kütüphane kurarlar. Geçen zaman içinde Tunca beyin Mudurnu ile ilgisi kalmadı ise de Burak Bey daha yeşil bir Mudurnu için sosyal sorumluluk projelerine devam etmektedir.


Zaman içinde Şakir ağa konağı Hacı Şakirler Konağı olarak anılmaya başlamış 2006 yılında restorasyonu bitince ev pansiyonculuğu yapılmak üzere hizmete açılmıştır. Amacı doğal dokusu gereği geleneksel kültür taşmacılığı yapmaktır. Konaklama ve gezi amaçlı gelen konuklar müşteri, turist değil misafir kabul edilmekte soba başında yapılan sohbetlerle, yöresel lezzetler sunulmakta, doğa yürüyüşleri, kültür gezileriyle konukların belleklerinde Mudurnu’yu bir daha unutamayacakları hoş sedalar bırakılmakta, hayatın her alanında insanı strese sokak her objeden arınmış hali ve doğal dokusuyla hizmet vermektedir.


          Hacı Şakirler Konağı bundan sonrada yanında bulunan anıt Çınar ağacı gibi yaşanmışlıkların taşıyıcısı olmaya ve gelecek kuşaklara “endüstriyel yaşam tarzının hayatımıza getirdiği kolaylıkların yanında aslında neleri kaybettirdiğini anlatmaya” devam edecektir.


                                                                                                                           Mehmet Cantürk  

Not: Resimlerin bazıları internetten alıntıdır
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...