7 Nis 2016

Çocukları Cinsel İstismardan Nasıl Koruruz?


Merhaba,

Bugün sizler için faydalı olacağını düşündüğüm bilgiler vermek ve aslında yaşandığı düşünülürse çok sıkıcı bir konu hakkında yazmak istedim. Ülkemizde son zamanlarda sık sık dile gelen Çocuk İstismarı konusu. İşin siyasi yönünde falan değilim. Çünkü bu asla siyaset yapılacak bir konu değil. Tamamen insanlık ile ilgili. 

Aslında çocuk istismarı denince tüylerim diken diken oluyor. Ne yazık ki devir o kadar kötü ki. Eskiden böyle olaylar daha az oluyordu diye düşünsem de, sanırım TV ve sosyal medya sayesinde daha sık duyuyoruz artık. Çocuk istismarı deyince sadece cinsel istismar değil tabi ki. Onların küçük bedenlerinde yada ruhlarında açtığımız her yara o anlama geliyor benim için. 

Dediğim gibi, bu konuda biraz fazla hassasım. Bu nedenle, doğduğu günden beri, oğullarıma yabancılardan bir şey almamalarını, aramızda sır kalsın diye ona bir şey söylerlerse hemen bana söylemelerini öğütlüyorum. Ne bahane derlerse desinler, tanımadıklarınla asla bir yere gitmemelerini, eğer okuldan bir başkasının alması gerekirse, bunu benim onlara önceden söyleyeceğimi, eğer ani gelişen bir durum olursa öğretmene bu konuda mutlaka bilgi vereceğimi, anneanne, dede, teyze ve dayı dışında tanıdıklarımızın da onları bir yere götürmek istediklerinde mutlaka benimle yada babaları ile telefon ile konuşturmalarını istemelerini öğütlüyorum. Belki bazılarına bu tavrım "abarttın" gibi gelebilir ama ben onları olabilecek kötü şeylerden korumak ve önlem almak zorundayım bir anne olarak. Annem hep derdi inanmazdım, "Ben sana değil başka insanlara güvenmiyorum" diye. Şimdi aynı cümleyi ben söylüyorum. O kadar kötü bir devirdeyiz ki, hele söz konusu çocuklar olunca insan paranoyaya bağlanmıyor değil. Ne yazık ki çocuk istismarcılarının %80 i çocuğun tanıdığı biri.



Bir de çocuklarıma 4 özel bölgemiz olduğunu ve bu bölgelere kimsenin dokunmasına izin vermemelerini söylüyorum. Dudaklarımız, göğsümüz, popomuz ve ön bölgemiz diye açıklıyorum bu yerleri. Bunun dışında bir başkasının ona dokunmasından yada sarılmasından eğer hoşlanmaz ise izin vermemesini ve mutlaka bana bu hissettiği şeyden bahsetmesini istiyorum. Bu yüzden belki de Ege bize ve kardeşine karşı defalarca öpüp sarılmaktan hoşlansa bile, başkalarının sarılma ve öpmesine izin vermez. Kötü mü yaptım bilmiyorum ama böyle içim daha rahat. 

Ekteki video çok faydalı. İçim acıdı izlerken. Yine de izlemenizi öneriyorum, izleyip çocuklarınıza anlatmanızı. 



Bir de kişisel fikrim, yedi yaşından sonra anne baba dahi çocuğunu yıkamamalı, nasıl banyo yapacağını ona öğretmeli ve tamamen öğrendiğini anlayınca da banyoda bile izlememeli. Tuvalet alışkanlığını bir çoğumuz erken öğretiyoruz ama aynı hassasiyeti, tuvalet temizliği için yapmıyoruz. Bunu da öğretmeli ve 7 yaşından sonra bu ihtiyacını da kendi karşılamasına olanak tanımalıyız. Sen yapamazsın, ben senin yerine yapayım, çocuğun öz güvenini de zedeler bunu unutmamak lazım. Çocuklarımız bize bağlı olmalı, bağımlı değil. Ne yazık ki çevremde böyle anne ve çocukları görünce ben asıl annenin çocuğuna bağımlı olduğunu düşünüyorum.



Video sonundaki numara gibi ülkemizde de ihbar hatları var çeşitli. Türkiye genelinde 7/24 hizmet veren, 0216 450 54 54 numaralı sabit hattı arayabileceğiniz gibi www.ihbarweb.org.tr den form doldurabilirsiniz. 

Ayrıca hem çocuk hem de kadınlar için 183 numaralı ihbar hattı da mevcut. Bunda utanılacak sıkılacak bir şey yok. Siz utanıranız o şerifsizler çocuklara istismara devam eder. Mutlaka cezalandırılmalılar. Hatta bu konuda çok netim, en ağır şekilde ceza çekmeliler. Kısa bir süre yatıp çıkmak yada fiil tamamlanmadı diye salıverilmek insanlığa vurulan bir darbe. Biz her şeyden önce insanız. Ahlaklı olmamız lazım. Tacizci açısından bu bir hastalık da olabilir. Bu durumda o kişilere de söylemek istediğim bir cümle var. Böyle sapkın düşünceleriniz varsa mutlaka tedavi olmalısınız.

Lütfen çocuklarımıza sahip çıkalım. Anlatalım, takip edelim, önlem alalım, bir şey olmaz demeyelim, çocuklarla tuhaf konuşmalar içine giren kişilerden uzak duralım. Tabi ki ben bir psikolog, bilirkişi vs. değilim. Bunlar benim  kişisel görüş ve uygulamalarım. Ama bir anneyim. Anneler herşeyi bilir :) Şaka bir yana çocuklarınız ile ilgili konularda iç sesinizi dinleyin. 

Sevgiyle kalın

Şafak

3 Nis 2016

Tarafsız Satın Alma Rehberi Bloggerlar Paylaşıyor Nasıl 1 Yaşında Oldu

Merhaba,

Bildiğiniz üzere geçen hafta Tarafsız Satın Alma Rehberi olma dileği ile yola çıktığımız  Bloggerlar Paylaşıyor sitesinin ilk yılını tamamlaması nedeniyle, tüm yazarların bir arada olduğu bir buluşma gerçekleştirdik. İki arkadaşımız özel sebepleri nedeniyle son dakika katılamasa da, oldukça keyifli geçen bir etkinliğe imza attığımızı düşünüyorum. Öncelikle, başta eşim ve diğer yazar arkadaşlarım olmak üzere, emeği geçen herkese hem etkinlik hem de sitenin varlığı nedeniyle destek oldukları için çok teşekkür ediyorum.




Bloggerlar Paylaşıyor benim için çok özel bir site. Aslında bir hayalin gerçekleşmesi diyebilirim. İnternet dünyasına gireli aslında yaklaşık 15 sene oluyor. Icq, mırc dönemlerindenim ben :) Hatta varlığını hiç kimsenin bilmediği bir sitem var yıllardır içerik girmediğim. Adı bende saklı yani :) O dönemler blogspot gibi servisler yoktu. HTML kodları ile free servislerde kendi sitenizi kendiniz oluşturuyordunuz FTP programlarla görsellerinizi falan yüklüyordunuz. Ve ben o kodları hiç bilmezken bir çeşit internet günlüğü oluşturabilmek, bir çeşit portal yapabilmek adına işten arta kalan zamanlarımı saatlerce bilgisayar (laptop değil tabi) karşısında geçiriyordum. Beğendiğim sitelerin içinde yer alan şeyleri nasıl yaptığını inceliyor çoğunlukla dene yanıl yöntemi ile bir şekilde bulup siteme yerleştiriyordum. Sonra araya başka şeyler girdi, hayatımda bazı karışıklıklar oldu ve ben bir süre uzaklaştım hepsinden.

Ondan sonra da bazı girişimlerim oldu ama bir türlü istediğim gibi olmadı. Boş durmadım yani. Bir gün,  o dönem Türkiye'de yeni başlayan bir oluşum yani FikriMühim'in Rowenta ile yaptığı bir etkinliğe katıldım. O gün orada sevgili Seyhan ile tanıştım. Seyhan Defne Nil ve Zeynep Lal blogunun sahibi. O zaman büyük kızına hamileydi. Onunla konuşurken, blogspot uzantılı sitesinde yazdığını öğrendim. Hatta sen de böyle bir blog açabilirsin ücretsiz dedi. Belki bu konuşmayı hatırlamıyordur bile :)



Bir süre sonra o dönemde Word Press ile yaptığım, Kadınların Dünyası Bizden Sorulur isimli sitede içerik sıkıntısı çekiyordum.. Hatta eşimin bir arkadaşının eşinden bizde ara sıra yazmasını istemiştim de benden ücret istemişti :) Sonuçta o site bir türlü istediğim gibi olmadı ve o dönem ne yapsam diye düşünürken Seyhan'la konuşmalarımız aklıma gelmişti. Blogspotta site nasıl kurulur, adı ne olmalı, ne yazmalıyım diye günlerce kafa patlattığımı hatırlarım. Sonra kendi kendime çocuklarıma bir anı bırakayım, içimden geçenleri, gittiğim yerleri, faydalı bilgileri hatta bazen kimseye anlatamadıklarımı anlatırım diye düşündüm. Ve adına Şafak'ın Dünyası dedim.

Ama bir portal hayalimden hiç vazgeçmedim. Blogum yeni kurulduğunda dahi ne yapabilirim diye düşündüm. Bir gün baktım  bloggerlar bir çok Facebook grubunda blog yazılarını paylaşıyor, bende üyeyim . Benim için Evreka işte o an :) İlk olarak 2013 sonlarıydı sanırım, Bloggerlar Paylaşıyor facebook grubunu kurdum. Grupta herkes blog yazılarını herkese açık olarak paylaşıyordu. Zamanla sayımız arttı şimdi sanırım 1300 üzerinde üyesi var. Zamanım oldukça bende orada paylaşılan yazılara giriyorum, okuyorum, hatta bazen yorum bırakıyorum :)

1 yıl sonra, bu oluşumu bir portala çevirmeye karar verdim ve eşimden benim için Bloggerlar Paylaşıyor domainini almasını istedim. Bizim evde, bu işleri hep eşim yapar. Kendisi de web siteleri tasarladığı için çok şanslıyım aslında. Ardından bu portalın ne olacağı, nasıl hayata geçeceği, kimlerin ne şekilde yazacağı soruları kaldı. Bu sorulara cevap bulmam bile neredeyse 1 yılımı aldı.

Önce her blogger kendi sitesinde yazdıklarını paylaşsın dedim, sonra özgün içeriğe sahip olmayan bir sitenin benim istediğim şey olmadığına karar verdim. Ürün ve hizmet deneyimlerimizi paylaşalım diye düşündüm, tarafsız olarak. Bazı blogger arkadaşlar ile konuştum, internet dünyasında deneyim sahibi olan başka kişilerle konuştum. Uzun düşünceler ve fikirlerden sonra sitenin açılışına karar verdik ve site kuruldu. Sitenin ilk logosu da buydu :)



Bu dönem de sevgili Şans Böceği blogunun sahibi Nihan ile tanışmış ona da bu fikrimden bahsetmiştim. Benimle yola çıkan ilk o oldu. Eşim sayfayı tasarladı. Sonra yazar alımları ile ilgili duyurulara başladık. Bir kaç eski içeriğimizi siteye koyduk. Önce yakın çevremizde bazı kişilere bizimle yazıp yazmayacaklarını sorduk, blogger başvuruları da başladı. Başvuran her bloggerın sitesini inceledim. Önemli olan içeriğinin kalitesi, yazım dili ve bana verdiği enerjiydi sanırım.

Zaman geçtikçe site büyüdü, yazar sayısı arttı. Nihan editörümüzdü ve çok destek verdi. O dönemdeki desteği için buradan da teşekkür etmek istiyorum. İçerikler çoğaldı. Bazı arkadaşlarımız aramızdan ayrıldı, yeni kişiler geldi. Dostluklar hep devam etti. Zamanla Bloggerlar Paylaşıyor tanınmaya başlandı. Bazen bir yerde oradan bahsederken, ben biliyorum o siteyi dediklerinde acayip mutlu oluyorum. Her geçen gün daha da büyüyor. Bir site olmanın dışında güzel dostluklar kuruldu. Hep beraber, yeni fikirler üretiyoruz, daha ne yapabiliriz diye düşünüyoruz. Bazen saatlerce yazışıyoruz. Bir aile gibi olduk. Ve tabi ki ben çok mutluyum.

Aslında ben çalışması zor biriyimdir :) Aşırı mükemmelliyetçi. Çok kuralcı. Kuralları zor esneten. Başarının anahtar kelimeleri bunlar diye düşünüyorum. Bir yazı yazmak bazen saatlerimi alıyor. Etkinlik hediyeleri ile ilgili yazılar yazarken mesela, kullanıyorum, her yönü ile ele alıyorum, Firmanın sitesini inceliyorum, sosyal medya hesaplarına bakıyorum, orada yapılan yorumları okuyorum. Google amcaya soruyorum, şikayet var mı diye kontrol ediyorum ve ondan sonra yazıyorum. Eski bir bankacı olmamın etkileri büyük sanırım. Bazen yanlış anladığım ve yanlış anlaşılmadığım olmuyor değil. Ama böyle rahat ediyorum.

Birde sizler için Bloggerlar Paylaşıyor Kimdir isimli bir video yükledik bakalım beğenecek misiniz?



Bir sonra ki yazımda etkilik gününü paylaşmak istiyorum sizlerle. Bu kadar uzun bir yazıyı sıkılmadan okuduğunuz için ayrıca teşekkür ederim ;)


Sevgiler

Şafak

2 Nis 2016

365IST OUTLET AÇILDI



Açıldığı günden bugüne bünyesinde barındırdığı dünyaca ünlü markaların yanı sıra Türk marka ve tasarımcıların sezon koleksiyonlarını ayrıcalıklı alışveriş deneyimiyle buluşturarak Türkiye’ye yepyeni bir online alışveriş konsepti sunan moda, trend ve alışveriş platformu 365ist şimdi 365ist Outlet’le karşımızda!


Şimdiye kadar dünya modasını ve sezon trendlerini yakından takip eden internet kullanıcılarını Türkiye’de yer almayan yepyeni markalarla buluşturan 365ist, şimdi yeni sezon koleksiyonlarının yanında dünyaca ünlü markaların geçmiş sezon koleksiyonlarını ekstra indirimli fiyatlarla 365ist Outlet’te kullanıcılarıyla buluşturuyor.


Sunduğu yepyeni özellikler, yenilikçi duruşu, ileri teknolojisi ve farklılık anlayışıyla ayrıcalıklı bir online alışveriş deneyimi yaşatmayı hedefleyen 365ist.com’un sınırsız kombin seçeneklerinden ilham alıp, bu kombinleri satın alabilir, “Ünlülerin Stili” sayfasında hayranı olduğunuz ünlülerin tarzını takip edebilir ve yaptığınız alışverişler için puan kazanabilirsiniz.
 
Chiara Ferragni, Emma Cook, Barbara Bonner, Amaya Arzuaga, American Retro, En Shalla, Dimepiece, Autumn Cashmere, Ampersand As Apostrophe, Junk Food, French Connection, Haute Hippie, Preen ve daha fazlası şimdi ekstra indirimli fiyatlarıyla 365ist Outlet’te ulaşabileceğiniz markalar arasında…



*Basın bültenidir.

1 Nis 2016

Hassas Anne Etkinlik Merkezi'nde Üstün Dökmen Semineri


Herkese merhaba

16 Mart tarihinde sevgili Hassas Anne Ece Kumkale'nin daveti ile Zekeriyaköy Hassas Anne Etkinlik Merkezinde hem Hassas Anne sitesinin 3. yılını kutlamak hem de çok değerli hocamız Prof. Dr. Üstün Dökmen'in semineri için blogger arkadaşlar ile bir araya geldik.


Öncelikle şunu söylemeliyim, Ece gerçekten hassas ve iyi bir anne. Ayrıca çok başarılı bir kadın girişimci. Hayatta hayranı olduğum kişi sayısı azdır :) ama kendisine hayranım. Çok tebrik ediyorum. Hiç yılmıyor ve aklına koyduğunu mutlaka yapıyor.

Şu an birde Koşuyolu'nda etkinlik merkezi kurdu. Ben sizinle Zekeriyaköy'deki yerin bir kaç görselini paylaşmak istiyorum.





Üstün hocamızın sahibi olduğu Küçük Şeyler Anaokulu ve Yönder Okulları hakkında da kısaca bilgiler aldık. Tüm okulları aynı standartlar ile eğitim veriyormuş. Hatta diyor ki, franchise olarak açtığım okullarda, eğer kalitesini bozan olursa, uyarırım baktım devam ediyor, olayın maddi boyutunu hiç düşünmem kapatırım .

O gün aslında kutlama yapacaktık, ama ülkemizde yaşanan olaylar nedeniyle Üstün hocamız ile sohbet etmeyi tercih ettik. Üstün hocamızın açılış konuşması ile başlayan seminer, zaman zaman soru cevaplara döndü. O gün aldığım notlardan bazılarını sizlerle de paylaşmak istiyorum.

Açılış cümlesi zaten aslında hayatla ilgili her şeyi anlatıyor bana göre. "Her durumda mutlu olmak zorunda değilsiniz, ama güçlü olmak zorundasınız."


* Bazı insanlar doğuştan kaygılıdır. Her şeye karşı hatta ıvır zıvır şeylere bile kaygılanırlar. Bu insanların şaşırtıcı tarafları gerçek kaygı çıkartan şeylere karşı kaygılanmamalarıdır.

*İnsan iki şekilde davranabiliyor. Kaçma ve kaçınma dürtüleri. Yaşamda mücadele etmesi gereken olaylarda, eğer her şeyde kendini sorumlu tutarsa başına gelen kötü şeylerde depresyona giriyor. Oysa içinde bulunduğu durumdan başkalarını sorumlu tutarsa, girmiyor.

*Çocuklarınıza karşı sevgi dolu olun, alın sevin, koklayın, öpün. Ancak aynı zamanda sınır çizen anne babalarda olmanız lazım. Sevgi sonsuz, saygı karşılıklı olmalı. Örneğin size vurdu bir olay karşısında.  O zaman yapmanız gereken ona "Ben sana vurmuyorum, sen de bana vuramazsın" diye, kararlı bir ses tonuyla ciddi bir şekilde söylemeniz gerekir. 

* Ailede ortak kararlar alınır. Çocuklarında söz söyleme hakları vardır. Ancak belli bir yaşa gelene kadar bu kararların alınmasında %51 anne-baba, %49 çocukların kararı uygulanmalıdır.

* Çocuklarınızla anne - baba rolünden uzaklaşmadan konuşmanız gerekir. Arkadaş gibi konuşmak olmaz.

*Kaygılı ve özgüveni düşük çocuklar yetiştirmemizin bir nedeni de bizim olaylara yaklaşımımız. Çocuk yetiştirirken öncelikle belli bir yaşa gelmiş çocuklar öz bakımını kendi yapmalıdır. Çocuklarımızı çok konforlu yetiştiriyoruz. Her istediklerini anında yapıyor, ayakkabısını biz bağlıyor üstünü biz giydiriyoruz. Böylelikle onlara özgüven duygusunu veremiyoruz. Zamanla kaygılı ve güvensiz olmaya başlıyorlar. Çocuklarınız ailesine bağlı olsun ama bağımlı olmasın. 


Anahtar kelime aslında hep aynı, "Sınır koy, sonsuz sev"

*Ev halkına karşı Meryem ana olmayın. Erkekler genel olarak fazla şefkatten hoşlanmaz. Her derdini bana anlat dememeliyiz. Bu durum ilişkinize iyi gelmez. Eşinizle bir fiskos masanız olsun. Kavga ve tartışmaları çocukların yanında yapmayın. Fiskos masanızda baş başa yapın. Ola ki yanlışlıkla çocukların yanında tartıştınız, barışmayı da çocuğunuzun yanında yapın.  Her hangi bir nedenden dolayı kaygınız oluştuysa, bunu eşinizle paylaşın. Eski güzel günleri anın beraber ara sıra. Geleceğe ilişkin ufak bir plan yapın. Umut olsun. 



Seminerin bir bölümünde de ülkemizde yaşananlar ile ilgili de umut verici konuşmalar yaptık. Ayrıca Aslında hepimiz bunlara inansak belki bizler için bazı şeyler daha kolay olacak. Bunları hayatımızın her bölümünde denemeliyiz bence

*Başımıza ne gelirse gelsin, yaşama gücümüz olmalı. Hastalıklarda bile. 7 yaşa kadar kişilik oluşsa bile, dönüşmek mümkün. Sadece biraz zaman alır.

* Diyelim ki; Her şey çok kötü. Hayat üstümüze üstümüze geliyor. O zaman şunu yapmalıyız. Bir odaya girin. Işığı kapatın. Bakın her yer kapkara. Sonra 20 sn. bekleyin. Odanın yavaş yavaş aydınlanmaya başladığını göreceksiniz. "Yaşamın perde aralığında daima bir ışık vardır. Yeter ki perdeyi tamamen kapatmayın."



Etkinlik sonunda pastamızı kestik ve Üstün hocamız ve Ece bize hediyeler hazırlamıştı. Kitapları okumaya başladım bile. Nice yıllara Hassas Anne.






Bir başka böyle duygu ve bilgi yüklü yazı ile tekrar görüşmek umuduyla

Sevgiler

Şafak



Seba Kimya - Sır Temizlik Ürünleri

Merhaba,

Bu yazımda size bir temizlik markasından bahsetmek istiyorum. Seba Kimya 'ya ait Sır temizlik ürünleri.

Seba Kimya Tuzla kimya Sanayicileri Organize Sanayi'de yer alan bir Türk şirketi. Sahip olduğu bir çok marka var aslında. Elenor, Paxi, Sır, Aspirin, Nino.  Sır temizlik de bunlardan biri. Ürün çeşidi oldukça geniş. 

Çamaşır deterjanı ve yumuşatıcıdan, yüzey temizleyicisine, banyo temizleyicisinden mutfak temizleyicisine kadar her çeşit ürün bulmak mümkün. Hatta dilerseniz endüstriyel boyda dilerseniz marketing boyda ürün alabiliyorsunuz


Bu ara yeni bir ürün çıkarmışlar, SIR SPRAY MAGIC. Su lekelerine ve buğulanmaya son diyorlar. Yüzeylerin su lekesi tutmasını önlüyormuş. Sanırım duşakabin ve araç camları için oldukça faydalı olur. Denemediğim için bilmiyorum. İçinizde deneyenler varsa yorumlarını beklerim :)

Sır temizlik ürünlerinin fiyatlarına gelince. Fiyatlar ortalama. Ürünleri her yerde bulabilmeniz mümkün. 

Firma tanıtım videosu için Tıklayınız

Bir başka yazımda görüşmek üzere

Sevgiler

Şafak


31 Mar 2016

Küçük Bir Kooperatiften Bal Merkezi Olma Yoluna... Binboğa Bal

Merhaba,

Bal.. Bir damlası için yüzlerce arının büyük bir ahenk içinde çalıştığı, kavgasız gürültüsüz, birlik ve beraberlik içinde. Her damlası şifa niyetine değerli. 

İşte tam da arılara uygun bir oluşum. Binboğa bal

1973 yılında arıcı ailelerin tıpkı arılar gibi birlik içinde oluşturdukları bir S.S. 745 sayılı Kozan Bal Satış Kooperatifinin marka ismi. Binboğa bal ile de etkinlik çalışmaları sırasında tanıştım. Bu kadar üreticinin bir arada olması beni etkiledi. Bu insanlar balını fabrikaya satıp gidenler değil, hepsi işin ortağı.  1400’e yakın ortak yapısı ile oluşan kooperatif Binboğa Bal markası adı altında satış yapıyor.

Bünyesinde bulunan arıcılar, Türkiye’nin çeşitli ve yüksek rakımlı yerlerinde arıcık ile uğraşıyor ve üye sayıları gittikçe artıyormuş. Bu da onların ülkemizde bir bal merkezi olmalarına olanak sağlayacak bence.

Bin Boğa Bal Çeşitleri
Binboğa Bal Çeşitleri
Merkezi Adana Kozan’da olan kooperatif Helal Gıda, TSE, ISO9001 ve ISO22000 sertifakalarına sahip. Adana Kozan ‘daki tesis yılda paketleme kapastesiyle, alanında Türkiye’nin en köklü tesisi.  

Ürünlerine gelince, Çiçek balı, Çam balı ve Kekik&keven balı.  Şimdi bu ballardan bahsedelim istiyorum.

Binboğa Çam Balı
Binboğa Çiçek Balı

Çiçek balı, bir çok kişinin ilk etapta tercih ettiği bal çeşidi bence. Bunun en önemli nedeni de tadı. Binboğa bal üyeleri Çiçek Balı için İç Anadolu, Doğu ve Güney Doğu Anadolu bölgesinde ki yüksek yayla ve meraları tercih ediyorlarmış. 

Binboğa Çam Balı
Binboğa Çam Balı
Çam Balı ise, aslında her sabahaç karnına  ılık su ile içildiğinde kilo verdirme özelliğine sahip ama bunu bir çok kişi bilmez. Ayrıca solunum yollarına da çok faydalı. Bingboğa Bal çam balı Ege ve Akdeniz bölgelerinde yetişen Kızılçam, Karaçam Halep Çamı ve Göknar Agacından Temmuz ve Eylül ayları arasında üretiliyormuş.

Binboğa Keven ve Kekik Balı
Binboğa Keven ve Kekik Balı

Daha önce tatmadığım bir çeşidi daha var. Keven ve Kekik balı. Keven bitkisi  ülkemizde Kayseri, Sivas Erzurum, Elazığ Bingöl, Muş gibi 1500 rakım ve üzeri taşlık ve kayalık yamaçlarda yetişen bir bitkiymiş. Bu bitkiyle bal üreten arılardan alınan Keven Balının yüksek ölçüde antioksidan özelliği olduğu söyleniyor. Ayrıca yüksek enerji verdiği ve kan yapıcı özelliği de mevcutmuş.

Balları yedikten sonra, ağzınızda bir petek tadı kalıyor resmen. Oldukça beğendim. Eskiden annem, geceleri süte bal katıp verirdi bize. O tada oldukça yakın bir tat aldım. 

Ürünler cam yada plastik kavonozlarda satışa sunuluyor. 240 gr. İle 850 gram arasında ambalajları mevcut.  Fiyatlar Kooperatif olmasının da ayrıcalığı ile ortalama. Bir çok yerde satılıyor, hatta N11 den bile alabilirsiniz.

Tekrar görüşmek üzere

Sevgiler
Şafak
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...