Herkese merhaba,
12 Kas 2020
Yeni Yıl Senin Farkın Olsun
14 Eki 2020
Egzersizin bağışıklık sistemi üzerindeki 7 olumlu etkisi nedir?
Her ne kadar her gün aynı konuyu dinlemekten ve okumaktan sıkıldıysak da, Covid-19 salgını hayatımızın en önemli yerine yerleşmiş durumda. Bu salgından korunmak için alınacak önlemler konusunda, artık sanıyorum hepimiz bir sağlıkçı kadar uzmanlaştık. Maske kullanımı, sosyal mesafe, el temizliği ve beslenme konusunda oldukça fazla bilgimiz var.
Peki, vücudumuzu en çok etkileyen egzersizler hakkında ne kadar bilgimiz bulunuyor?
Egzersiz yapmanın hayatımızın olmazsa olmazı olduğunun altını çizen Therapy Sport Center Fizik Tedavi Merkezi’nden Uzman Fizyoterapist Altan Yalım, şunları söyledi:
“Egzersiz, gerek içinde bulunduğumuz bu olağanüstü dönemin, gerekse de tüm hayatımız için olmazsa olmazdır. Çünkü, hareketsiz bir yaşam bize hastalık riski olarak geri dönerken, düzenli egzersizler bizi hem fiziksel, hem de psikolojik olarak olumlu etkiliyor” dedi.
Egzersizin, bağışıklık sistemi üzerindeki olumlu etkilerini anlatan Uzman Fizyoterapist Altan Yalım, şunları kaydetti:
1-Egzersizler; vücudumuzdaki kaslar, bağlar, kemikler ve eklemleri korurken, aynı zamanda da vücudumuza bağışıklık kazandıran gerek kandaki beyaz s, gerekse de antibodyleri artırarak bağışıklık sistemimizi destekler.
2-Haftada 3 gün düzenli yapılan egzersizler, solunum yollarındaki ve akciğerlerde biriken bakterilerin atılmasını kolaylaştırır.
3-Egzersiz sırasında oluşan vücut sıcaklığındaki artış, kandaki bakterileri ortadan kaldırır.
4-Egzersiz, stres hormonlarının salınımını azaltarak, immün sistemi bozan stresleri ortadan kaldırır.
5-Düzenli egzersizin, kronik hastalıklar üzerinde baskılayıcı bir rolü vardır
6-Haftada 3 defa 1 saatlik yürüyüşün, hem kalp, hem de dolaşım sistemi üzerindeki olumlu etkileri bağışıklığı olumlu etkileyecektir.
7-Düzenli egzersiz, mesane ve bağırsak hareketlerini arttırır ve buradaki birikimi dolayısıyla da bakteri oluşumunu en aza indirir.
Koronavirüste, işletmelerin hayata geçirmesi gereken 5 adım:
Progroup Uluslararası Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Salim Çam, koronavirüs döneminde kendi içine dönerek iyileştirmeye giden işletmelerin hayata geçirmesi gereken 5 adım hakkında şunları söyledi:
1-Firmalar, koronavirüs sürecinde kendi içlerine dönerek, özellikle kendilerinin ve müşterilerin işine yaramayan bazı detay operasyonları ve istasyonları iş sürecinden çıkarmalıdır. Bu çalışmaya “süreç temizliği” diyoruz. Bunun için her departmanı beyin işleyişi kadar esnek ve kolay karar alabilecek hale getiriyoruz. Yani, “öğrenen departmanlar” oluşturuyoruz.
2-Şirketlerin, “hazine yönetimi” üzerine çalışmalar yapması lazım. Birçok işletmenin kurulduğu günden itibaren birçok ortağı da oluyor. Bunlar, devlet, banka, tedarikçi, müşteri ve çalışan gibi paydaşlardan oluşuyor. Buradan hiçbir emek koymadan ortak olan bankalardır. Dolayısıyla verdikleri kredileri kat kat misli ile alırlar. Girişimcilerimiz para sıcak geldiği için, bu borcu nasıl ödeyeceğini düşünmeden krediyi kabul eder. Olası bir nakit akışı krizinde ise, süreç sarmala girebilir. Bu sarmalı önlemenin en iyi yolu “Finans Mühendisliği”dir. Bizler, bu dönemde finans mühendisliği yapıp, “hazine komitesi” oluşturduk. Böylece işletmeler, ortak akıl ile hazine yönetimlerinde, dışa ihtiyaç kalmadan kendi kaynakları ile karlılıklarını daha fazla artırmaya başladılar. Şirketler şunu bilmelidir ki, borç demek, varlık üzerinde hak sahibi demektir. O yüzden her kimden borç alıyorlarsa, firmalar bilsinler ki tırnakları ile kazandıkları varlıklarının, hiçbir emek harcamadan yeni sahipleri borç aldıkları kişi veya kurumlar olabiliyor. O yüzden, borç gücü yani kaldıraç oranlarını sürekli takip etmelidirler.
3-İçinde bulunduğumuz bu süreçte, üzerinde durulması ve bizim durduğumuz bir diğer konu, “müşteri” tarafıdır. Bu dönemde, müşterilerin alışkanlıkları değişti ve değişmeye de devam edecektir. Yaptığımız danışmanlık ile şirketlere, ciddi bir müşteri yönetimi ve analitik alt yapılarını kurmayı sağladık. Örneğin, kar bölgelerini tekrar gözden geçirdik. Bir baktık ki, anahtar müşteri ile 4.’ncü sıradaki müşteriye aynı enerji harcanıyor. Diğer bir ifadeyle, 1 milyon Dolar ticaret yapan müşteri ile, 10 bin Dolar ticaret yapan müşteri aynı kategoride. Hatta, kategori yok. Lojistik sektöründe şöyle bir söz vardır. “Başarılı lojistik, elleçleme ile oluşur”. Yani, gruplandırırsınız. Ona göre deponuzu ekonomik kullanırsınız, ona göre istediğinizi istediğiniz zamanda bulursunuz ve sevk edersiniz. Müşterileri gruplandırmazsanız; ne iletişim planını, ne kampanyanızı, ne promosyonu, ne de satış ve tahsilatını sağlıklı yaparsınız.
4-Bu süreçte en önemli yapılacak konular ve yaptıklarımızdan da bir diğeri, nitelikli işgücü oluşturma ve dijital dönüşüm projeleri oldu. Bu konuda, işletmelerin ciddi alt yapı eksiklikleri bulunuyor. Şirketlere bu konularda, danışmanlık ve eğitim hizmetleri verdik. Değişen çevre koşullarında, insan kaynakları sistemini yeniden kurguladık. İnsan yatırım projeleri oluşturduk.
5-Aslında en önemlisi bu süreçte firmalar, “biz markalaşmak istiyoruz” demeye başladılar. Kısaca, ciddi bir “markalaşma bilinci” oluşmaya başladı. Tabiki bu konuda ve yukarıda bahsettiğim konuları da kapsayacak şekilde devreye “Turquality” girdi. Ülkemizin devlet destekli ilk marka programı olan Turquality, hem işleri sistematikleştiriyor, hem de şirketin yaptığı masrafları limitsiz destekliyor. Bu süreçte, Turquality Yönetimi ve Marka Yönetimi konusunda çok ciddi çalışmalar yaptık ve yapmaya devam ediyoruz.
Turqualiyt’nin, işletmelere sağladığı değer nedir?
*Mevcut verimlilik artışına katkısı: %17
*Mevcut ihracat artışına katkısı: %15
*Mevcut iç piyasa artışına katkısı: %10
*Mevcut karlılığın artışına katkısı: %14
*Mevcut yeni ürün geliştirmeye katkısı: %12
*Mevcut marka bilinirliğine katkısı: %7
*Müşteri memnuniyet seviyesi: %97
*İsraf ve maliyetleri azaltmaya katkısı: %14
9 Eki 2020
TIRPORT, yılda 55 bin ton karbon salınımını azaltarak, küresel ısınmanın önlenmesine katkı sağlıyor
TIRPORT, karbon salınımını azaltarak,
küresel ısınmanın önlenmesine katkı sağlıyor
Nakliyenin %90’nın karayollarıyla yapıldığı ülkemizde, 850 bini aşkın kamyon yollarda. Türkiye’nin lider dijital platformu TIRPORT’un 2020 ilk yarı verilere göre, Türkiye’de günde ortalama 450 bin kamyon taşıma yapılıyor. Bir kamyon günlük ortalama 282 km. yol yapıyor. Ayda 7-9 arası taşıma yapabilen bir kamyoncunun, en az 20 günü yollarda geçiyor.
TIRPORT sahip olduğu arttırılmış zeka destekli teknolojiler ile, yollardaki kamyonların yük aramak için boş gitme durumunu %35’lere varan oranda azaltabiliyor.
TIRPORT’un geliştirdiği yenilikçi teknolojiler; küresel ısınmanın başlıca sebebi olan CO2 salınımına “dur” diyor, yollardaki kamyonlardan kaynaklanan CO2 salınımını %35’lere varan oranda azaltılmasına katkı sağlıyor ve küresel ısınma ile mücadele ediyor.
Teknoloji kullanımı, CO2 salınımını azaltarak geleceğimizi koruyor
Günde 282 km yol yapan bir kamyon ayda en az 8.420 km, yılda 101 bin km yol yapıyor. Bu yolun 1/3’ü yük aramak için boş gidiliyor. Kilometre başına 0.3 L/km’ye varan yakıt harcayan bir kamyon, günde 282 km yol yaparak 282*0.3L= 84.6 L dizel yakıt yakmaktadır. 1 L dizel yakıt 2.77kg CO2 salınımı yaptığından, ortalama bir kamyon günde 2.77*84.6L= 234,34 kg CO2’yi doğaya bırakmaktadır. 450.000 adet tır ve kamyonun seyir halinde olduğu Türkiye’de kamyonların doğaya günde bıraktığı CO2 miktarı ise, günlük 234,34 kg*450.000 Kamyon= 105.453.000 kg CO2’dir.
CO2 salınımı dünya ve insanlık için büyük bir tehdittir. TIRPORT’un lojistik sektörüne yönelik geliştirdiği akıllı eşleştirme ve optimizasyon teknolojileriyle, kamyonların yolda boş gitmesini %35 seviyesinde önleyerek, yılda 55 bin ton CO2’nin doğaya salınmasını engelleniyor, bu oran her geçen gün artıyor ve geleceğimiz korunuyor. TIRPORT’un 45 bini bulan aktif üye kamyoncu sayısına, her ay binlerce yeni kamyoncu dahil oluyor.
Sürücüler dönüş yükü buluyor, CO2 salınımı azalıyor
Yollardaki kamyonların %35’nin boş hareket ettiğinin altını çizen TTT Global Group Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Akın Arslan, şunları söyledi:
“Gittikleri bölgeden yük bulamayan binlerce sürücü, dönüş yükü bulmak için şehir şehir gezerek yük aramak, eğer acil yük bulamazsa bir şekilde geri boş dönmek zorunda kalabiliyor. Yollardaki 850 bin kamyonun %95’inin şahıslara ait olduğu düşünüldüğünde, bunun ekonomik sonuçları da son derece kırılgandır. Bu durum kamyoncuların bütçesine olumsuz yönde etki ederken, diğer taraftan boşta giden her kamyonun gereksiz CO2 salınımı yapacağı göz önüne alındığında, dünyamızın geleceği için ilave tedbirler almamız gerekliliği de ortaya çıkıyor. TIRPORT geliştirdiği konum tabanlı teknolojiler ile, sürücülere konumuna en yakın yükleri görebilme ve yük bıraktıkları bölgeden yeni bir yük bulabilme imkânı veriyor. Böylelikle, boş hareket etme oranları, en alt düzeyde gerçekleşiyor. Dünyadaki tüm şirketler ve hepimiz, doğayı korumanın bilinci ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmanın inancıyla üretip, çalışmalıyız” dedi.
TIRPORT, doğayı, yeşili ve ülke ekonomisini koruyor
TIRPORT tarafından salınımı önlenen CO2 miktarının; hava kirliliğinin önlenmesinden insan sağlığının korunmasına ve ülke ekonomisinin güçlenmesine kadar birçok noktada kattığı olumlu etki ile, TIRPORT gelecek nesillere daha güzel bir dünya bırakmamıza liderlik ediyor.
Birkaç örneğe bakıldığında; şunları belirtebiliriz:
1-Yetişkin bir ağaç yıllık 114 kg CO2 emisyonu emilimi gerçekleştirdiğinden, TIRPORT 485.176 ağaçtan oluşan bir ormanın sağlayacağı karbon azalımına denk bir etki yaratıyor. Bu geçtiğimiz 20 senede, İstanbul’a dikilen ağaç sayısının 2 katına tekabül ediyor.
2- Bildiği üzere, 1 kg plastiğin karbon ayak izi 6 kg CO2’ye denk geliyor ve 1 kg plastikle 83,3 plastik şişe üretiliyor. TIRPORT tarafından önlenen CO2 miktarı ile 9.208.645 kg plastik atık geri dönüştürülebiliyor ve bu 767.356.388 adet plastik şişeye denk geliyor. Kısaca, TIRPORT sayesinde, 9.208.645 kg plastik üretiminden kaynaklanan eşdeğer CO2 salınımı engelleniyor ve bu da 767.356.388 adet plastik şişe üretimine denk geliyor.
3-Bir binek aracın yılda ortalama 5.200 kg CO2 salınımı gerçekleştirdiği düşünüldüğünde, TIRPORT’un engellediği CO2 ve zararlı gaz salınımı miktarı 10.625 aracın trafikte yaratacağı kirliliğe eşdeğerdir. Türkiye’de her sene hava kirliliğinden 50 bin civarı insanın hayatını kaybettiğini düşündüğümüzde, bu konunun ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılmaktadır.
30 Eyl 2020
Turquality’deki firmalar, pandemide dünyada bir adım önde
Turquality, pandemi döneminde Türk markalarını dünyada bir adım öne çıkardı.
Bir teşvik programından öte, işletmeler için bir iş ve değer modeli olan “Turquality iş modeli”nde, stratejik planlama, insan kaynakları yönetimi, performans yönetimi, bütçe yönetimi, marka yönetimi, satış-pazarlama yönetimi, bilişim yönetimi, risk yönetimi, tedarik zinciri yönetimi gibi tüm konular yer alıyor.
İşletmesini “Stratejik Yol Haritası” ile yöneten Turquality’deki firmaların global pazarlarda bir adım önde olduğunu kaydeden Progroup Uluslararası Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Salim Çam, şunları söyledi:
“Ülkemizin devlet destekli ilk marka programı olan Turquality iş modelini benimseyen işletmeler, iş süreçlerini etkin yönetir, farklılaşır, markalaşmayı hızlandırır, global rekabete hazırdır ve kilogram başına ihracatını 3 kat ve üzeri artırır. Turquality için, bir karne ve bir akreditasyon da diyebiliriz. Turquality karnesi pekiyi olan bir Türk işletmesi de, global pazarlarda karşıdaki uluslararası şirketlere daima güven vermektedir. Nitekim, pandemi nedeniyle dünya ekonomisinde daralmanın yaşandığı bu yıl, Turqualiyt’deki Türk markaları dünyada bir adım öne çıktılar ve tercih edilen oldular. Bir diğer konu, Turquality’deki firmaların risk yönetim planları olduğu için, ilgili planlarını hızlıca devreye alarak bu konuda da bir adım önce çıktılar. Aynı zamanda, Turquality kapsamındaki firmaların, hedef pazar desteklerinin 6 ay uzatılması da bir adım öne çıkmalarını sağladı” dedi.
Turqualiyt’nin, işletmelere sağladığı değer nedir?
Turquality iş modelinin işletmelere sağladığı değeri anlatan Dr. Salim Çam, şunları kaydetti:
-*Mevcut verimlilik artışına katkısı: %17
*Mevcut ihracat artışına katkısı: %15
*Mevcut iç piyasa artışına katkısı: %10
*Mevcut karlılığın artışına katkısı: %14
*Mevcut yeni ürün geliştirmeye katkısı: %12
*Mevcut marka bilinirliğine katkısı: %7
*Müşteri memnuniyet seviyesi: %97
*İsraf ve maliyetleri azaltmaya katkısı: %14
Online Eğitimde Veliler
Öğretim yılı 21 Eylül’de başladı. Anne babaların yeni düzene ve bu düzendeki rollerine ilişkin zihinlerinde pek çok soru var. Hisar Okulları ailelerin bu değişimi olumlu bir dönüşüm fırsatı olarak değerlendirmelerine destek olmak amacıyla düzenlediği çevrimiçi açık seminerde Çocuk ve Ergen Psikanalisti ve Klinik Psikolog Funda Akkapulu’yu konuk etti. Akkapulu, aileleri dikkat edilmesi gereken konular hakkında bilgilendirdi.
Aşırı boyutlarda kaygı duyan veliler uzman yardımı almalı
Velilerin yeni eğitim düzenine ilişkin kaygıları çocukların yaş gruplarına göre değişkenlik gösteriyor. Okulöncesi velileri çocuklarda okul sevgisi geliştirme, paylaşmayı öğrenme, temel temizlik ve sağlık güvenliği kurallarına uyma, ilkokul bir velileri okuma yazmayı öğrenme, ödev bilinci geliştirme gibi konularda kaygılı. Sınav düzeyleri olan sekiz ve on ikinci sınıf velileri ise sınavlara evden hazırlanmada verimlilik, sosyalleşmeden yoksun kalmak, uzaktan derslere katılmayı reddetme gibi konularda kaygı duyuyor. Velilerin kaygılarını çocuklarına yüklemek yerine, akıllarına takılan konuları öncelikle okulları ve öğretmenlerle paylaşarak, onların önerilerine uymaları gerekiyor. Bireysel kaygıları aşırı boyutlarda olan anne babalar ise uzman yardımına başvurmalı.
Okul - aile işbirliği bu dönemi sağlıklı atlatmak için çok önemli
Dışarıdan bakıldığında koşullar fazla değişmiş gibi gözükmese bile, 2020/2021 okul yılı geçtiğimiz öğretim yılına göre hem resmi kurumların hem de ailelerin daha deneyimli ve bilinçli olarak başlayacağı bir yıl olacak. Tüm yaş grupları için anne babaların öğretmenlik rolünü üstlenmekten kaçınmaları gerekiyor. Okul İle ailenin işbirliği ve yakın ilişkisi bu dönemi iyi atlatmak için çok önemli.
Evde düzen sağlanmalı
Çocuklara tatilin bittiğini hissettirmek için öncelikle, yemek ve uyku saatleri derslere göre yeniden düzenlenmeli. Aile sofrasında veya akşam çocuklarla günleri hakkında kısa da olsa sohbet edebilecek bir ortam yaratılmalı. Çanta defter alışverişinin yerini bu yıl elektronik aletlerin güncellenmesi ve kontrolü alıyor. Bunlara ek olarak evdeki fiziksel ortam da yeniden düzenlenmeli. Evin büyüklüğünden bağımsız olarak çocuklara tercihen internet bağlantısı olan bir çalışma köşesi ayrılmalı.
Küçük yaşlar için görevler görselleştirilerek bir takvime işaretlenmeli
Çalışan anne babalar çocuklarını emanet ettikleri bakıcıyı veya aile büyüğünü yeni ev düzeni konusunda eğitmeli ve ilk haftalar bu ev düzenini prova etmeliler. İlkokul çağı sonuna kadar aileler evde görünür bir yerde fiziksel bir takvim yaparak; banyo zamanı, dinlenme zamanı, arkadaşlarla sohbet zamanı gibi faaliyetleri takvime yerleştirilmelidir. Çocuklar da tamamladıkları görevleri takvime işaretleyebilir.
Boş ekran kullanımını sınırlanmalı
Karma eğitimle artan ekran kullanım süresi faydalı ve boş olarak ikiye ayrılıyor. Çocuklar ekranı bir belgeseli izlemek veya okul ile bağlantı kurmak için kullanıyorsa bu faydalı bir kullanım. Herhangi bir eğitsel amacı taşımayan sosyal medya kanallarında harcanan vakit ise boş ekran vakti olarak değerlendiriliyor. Ekran karşısında geçirilen uzun saatlerin hem çocuklar, hem de yetişkinler için getirdiği en önemli risk hareketsizlik olduğu için, boş ekran kullanımını sınırlamak önemli.














