4 May 2013

YESENE ÇOCUĞUM.....

Merhaba,

İnsanın yemek seçen bir çocuğu olması ne zor. Annemi şimdi daha iyi anlıyorum. Bende küçükken yemek seçerdim ve annem çok kızardı. Anneler boşuna demiyorlar "anne olunca anlarsın" diye. Seni çok iyi anlıyorum annem.

Büyük oğlum Ege dört yaşında. Bebekken açlığa dayanamadığı için benimde sütüm çok az olduğundan ne yazık ki mama ile besledik onu. Öyle ki biberonu yetiştiremezdik. Yanakları kocaman tombul tombuldu.


Keşke hep öyle kalsaydı. Zaman geçip büyümeye başladıkça yemek düzeni de değişmeye başladı. Bu biraz da bizim yüzümüzden oldu. Çünkü yemek masasını  tiyatro sahnesine çevirdik. Yemekleri eğlenceli hale getirelim derken çocuğun yemek yeme kalitesini düşürdük.

Ege şeker ve çikolataya çok düşkün. Bu aslında birazda çok küçük yaşta gitmek zorunda kaldığı kreşte oldu. Biz henüz evde şekerli bir şey vermezken oğlumuzun zaman zaman ödül olarak şeker yediğinden habersizdik. Bunu bir gün işten erken çıkmam nedeniyle kreşe almaya gittiğimde öğrendim. Kendi öğretmeni değil ama başka bir öğretmen nöbetçi olduğunda çocuklar uslu dursun diye onlara şeker veriyormuş. Hemen uyardım ama iş işten geçmişti.

Aslında güçlü ve akranlarına göre oldukça gelişmiş bir çocuk ama yemek seçiyor olması beni gerçekten üzüyor. Mesela hiçbir bakliyatı yemiyor, bezelye, barbunya, domates yemiyor. Et pek tüketmiyor. Bazen 1 köfte zar zor yiyiyor. Nerdeyse tüm yemeklerin içine çok sevdiği havuçtan koyarak en azından pişerken vitaminleri geçmiştir diye kendimi avutuyorum.

Yarın yemekte bezelye var. Bakalım yedirebilecekmiyiz. Allah hepimize bol bol yiyen çocuklar nasip etsin.

Sevgiyle, dostçakalın



3 May 2013

ZEYTİNYAĞLI PORTAKALLI KEREVİZ



Merhaba,

Övünmek gibi olmasın ama harika zeytinyağlı portakallı kereviz yaparım ben.  Bu konuda asla tevazu gösteremeyeceğim. Aslında ilk kereviz yediğimde 31 yaşındaydım. Bir arkadaşımın annesi yapmıştı. Annem hiç hayatında kereviz pişirmedi ve ilk defa benim elimden yedi.
Ve sonra bu yemek benim için özel oldu. Sevdiklerime mutlaka pişirdim. Herkes de çok beğenerek yedi.

İşte sizin için tarifi

Malzemeler:
2 orta boy kereviz,
1-2 soğan
1 orta boy patates
3 havuç
Bir bardak portakal suyu
1 kesme şeker
biraz un, tuz

Yapılışı:
Kerevizleri küp şeklinde soyup içine bir miktar un atılmış suda bekletin. Soğanları ay şeklinde keserek zeytinyağında kavuralım. Havuçları soyup, şerit halinde kavrulan soğanlara ekleyip biraz öldürelim. Küp şeklinde doğradığımız patates ve unlu sudan çıkardığımız kerevizleri de ekleyerek birkaç dakika çevirelim.


Malzemelerin üzerine kadar olacak şekilde portakal suyunu da tencereye ekleyelim az gelirse bir miktar su katabilirsiniz. Ben biraz fazla koyuyorum çünkü biz suyuna da bayılıyoruz :)
Tuzunu ve kesme şekeri atıp, tencerenin kapağını kapatalım.  Pişerken kapağı mümkün olduğunca az açarsanız kerevizlerin rengi kararmayacaktır.


Kısık ateşte yumuşayana kadar pişirip servis yapabilirsiniz. Kararmaması için kapağını açmadan pişirin ve bir gün sonra yemenizi  tavsiye ederim.

Afiyet olsun
Şafak

Evde TARHANA Nasil Yapılır

Tarhana içimi çok güzel, kışın soğuk havalarda içinizi ısıtan ve çok besleyici bir çorba. Eskiden annelerimiz evde yaparken şimdi genelde, büyüklerin yapıp bize verdiği eğer çevremizde yapan kimse yoksa satın aldığımız bir besin. Uğraştırıcı olmasına karşın aslında hepimiz evimizde yapabiliriz. Tarhana yapmak için en uygun ay Ağustos. Domates ve biberlerin olgunlaşması Ağustosta mümkün oluyor ve kurutma işlemi daha kolay oluyor.

Benim büyük oğlum Tarhana çorbasını çok sever ve yemek yemek istemediğinde rahatlıkla pişirip içiririm. Böylelikle beslendiğinden emin oluyorum.

Eğer vaktiniz az ise aşağıdaki miktarları azaltarak deneyebilirsiniz.


Malzemeler:
1 kg salçalık kırmızı biber (kopya biber)
2 kg domates
2 kilo soğan
1/2 kg suzme yoğurt
Bir avuç  tuz
2 ekmek hamuru ya da yaş maya
Aldığı kadar un (yaklaşık 3-4 kg)




Hazırlanışı:
Kırmızı biberleri birkaç su yıkayıp süzün. Sap ve çekirdek kısımlarını, varsa çürüğünü çarığını ayıkladıktan sonra yarım parmak boyunda doğrayın. Az suyla iyice yumuşayana kadar haşlayın. Haşlama suyunu süzün, biber posasını kevgirden geçirerek kabuklarını ayırın. (bu işlemi yapmadan da geçebilirsiniz. yapmazsanız hepsini beraber pişireceksiniz) İyice yıkanıp süzülmüş domates ve soğanı rendeleyin.  Biberi, karabiber ve tuzu ilave edin tekrar ateşe koyun, koyulaşana kadar pişirin.



Soğuduktan sonra, yoğurt , maya ve  üzerine azar azar un koyarak yoğurmaya başlayın. Sert bir hamur kıvamına gelene kadar yoğurun.
Hamurun rahatça sığabileceği büyüklükte bir tencereye yerleştirin. Üstüne kapağını örtün.
9 gün boyunca her gün biri sabah, biri akşam olmak üzere hamuru en az  iki kez yoğurun. Kabardıkça yoğurmanız tadını güzelleştirecektir. Hamur ıslaklaştığında üzerine biraz un yedirerek yoğurun. 9 gün boyunca hamur kendiliğinden mayalanmaya ve kabarmaya başlamış olacaktır. Hava yeteri kadar sıcaksa beşinci gün hamur ele yapışmamaya başlar, kendiliğinden sertleşir. Bu kıvama geldiğinde kurutma için hazır demektir.
Balkon veya teras gibi güneş alabilecek geniş bir alan üzerine temiz bir çarşaf serin. Tarhana hamurundan avuç büyüklüğünde parçalar kopararak çarşafa dizin.
Parçalar güneşte kurudukça tersyüz edin, elinizde daha küçük parçalara bölün. Sıcak havada bir günde kuruyabilir. Eğer kurumamışsa akşam evin içine alıp sabah tekrar güneşe serin.
Kurumuş tarhanaları elinizde ovarak ve kevgirden geçirerek  ufalayın. Toz tarhana elde etmek isterseniz mutfak robotundan çekebilirsiniz.
Ufalanmış tarhanayı geniş tepsilere serin. Güneşte kurumaya bırakın.
Bez torbalara doldurup serin ve havadar bir yerde saklayın. Rutubetli bir yerde yaşıyorsanız buzdolabında da muhafaza edebilirsiniz.
Afiyet Olsun

2 May 2013

Bügün 1 Mayıs İşçi Bayramı Değil mi? Ben Bütün Gün Çalıştım


Ah biz kadınlar... Bize bu hayatta hiç tatil yok sanırım. Hele çocuklar olunca mutlaka bir işin ucundan tutmamız gerekiyor. Hiçbir şey yapmazsak yemek yapıyoruz.
Dün 1 Mayıs'tı. Herkes tatil olduğundan eşim de evdeydi. Bunu fırsat bilerek temizlik yapmaya kalkıştım. Bir gece önceden mutfağı temizleyerek işe başladım. Ertesi günde temizlik sürdü. Çok yoruldum ama değdi. Her yer ışıl ışıl oldu :) Eşimde bu durumda iki çocukla ilgilenmek zorunda kaldı.

Temizlik bitince de alışverişe gittik.  Bu sabah kızlar bana kahvaltıya gelecekti. Hafta da bir gün toplanıp hem kahvaltı yapıyoruz hem  de birimizin her hangi bir işi varsa birbirimize yardım ediyoruz.  Ya da dua okuyoruz manevi olarak rahatlıyoruz. Son dakika program iptal olup haftaya ertelendi. Eşim benimle dalga geçiyor. Yaptığın temizlik boşa gitti diye.

Alışverişten dönünce eşim ve büyük oğlum Ege saçlarını kestirmeye gittiler. Bense hızımı alamayıp tatlı yapmaya karar verdim. Ne yazık ki onlar gelene kadar Efe Deniz bana fırsat vermedi. Sürekli mızmızlandı. Sanırım annesinin daha fazla yorulmasını istemedi  ama bu beni durdurmadı. Ege ve eşim geldiğinde hemen mutfağa geçtim ve harika bir etimekli, çilekli tatlı yaptım.


Ben bir çoğunu göz kararı yaptım ama tarifi sizinle de paylaşayım. Özellikle aldığınız çileklerin tadı az ise bu şekilde değerlendirebilirsiniz.

Malzemeler:

1 paket etimek

Şerbeti için:
1,5 su bardağı şeker
2 su bardağı su

Muhallebisi:
1 lt süt
1 bardak şeker,
2 tepeleme yemek kaşığı un
3 tepeleme yemek kaşığı nişasta

Çilekli sos:
yaklaşık 1/2 kg çilek
1 bardak su
3-4 yemek kaşığı nişasta
1 su bardağı şeker (isteğe göre azaltıp çoğaltabilirsiniz)

Hazırlanışı:

Önce şerbeti hazırlayalım. Şeker ve suyu kaynayana kadar orta ateşte pişirin, kaynadıktan sonra yaklaşık 10 dk. daha ateşte bırakın ve sıcakken  borcama  yerleştirdiğiniz 1 paket etimeğin üzerine dökün.

Daha sonra tüm muhallebi malzemelerini sürekli karıştırarak göz göz olacak şekilde pişirin. Bazıları muhallebiye yumurta sarısı katıyor ama ben hiç kullanmadım. Pişen muhallebinizi şerbetle ıslattığınız etimegin üzerine dökerek düzeltin.

Sıra geldi çilekli sosumuza. Rondodan geçirdiğiniz çileklere su, şeker ve nişastayı ekleyerek pişirin. Koyulaşınca muhallebinin üzerine dökün. Henüz sıcakken üstüne bolca hindistan cevizi dökün. Oda sıcaklığına gelince buzdolabında en az 2 saat bekletin. Servis yapacağınız zaman üzerini çelekle süsleyebilirsiniz.

Ertesi gün daha güzel oluyor ben bir gece önceden yapmanızı tavsiye ederim.

Afiyet olsun. Yerken beni düşünün ve isterseniz sayfanızda bu tarifi paylaşın. Arkadaşlarınızda mutlu olsun. Ne de olsa hayat paylaşınca güzel:)

Sevgiyle dostçakalın


30 Nis 2013

Biraz sevmek diye bir şey yok, ya öleceksin aşkından yada vazgeçeceksin...

 Çok beğeniyorum bu cümleyi. Kim söylemiş bilmiyorum ama görür görmez işte dedim; aşk bu. Ve hemen aklıma aşkından öldüklerim geldi. Tabi birde vazgeçtiklerim.

 Hani derler ya insan gerçekten bir kere sever diye, ben buna hiç inanmıyorum. Hayat her daim kendini yeniliyor ve bununla beraber insanda değişiyor, duygular değişiyor. Belki bir kişinin yeri hep ayrı oluyor ama yeniden, yeniden sevebiliyor insan.

 Eğer bir gün sevgi biterse, işte o cümledeki gibi azalırsa o zaman bırakıp gidebilmeliyiz. Geçmiş güzel günleri düşünmeden, bensiz kalabilir mi demeden çekip gitmeli. Çünkü sevgi azaldıkça daha bir zor katlanılıyor karşımızdaki insana, güzel anılar yerini kavgalara, tahammülsüzlüklere bırakıyor.
Birden hiç sevmemiş gibi oluyorsun. Sanki hiç mutlu olmamışsın sürekli mutsuzmuşsun gibi hissediyorsun. "Onu sevmedim galiba, sevseydim yaptığı her şeye katlanabilirdim" diyorsun. Hem kendini hem de çevrendeki insanları kandırıyorsun.

 Ama bir gün birden bir şey dank ediyor kafana. Sanırım ona karşı hiçbir şey hissetmediğin  an anlıyorsun ki, sevmişsin ama az sevmişsin, ve birlikte kalmaya devam ederek sevgiyi tamamen tüketmişsin. Ve sonra olmadığın birine dönüşmüşsün, o da olmadığı biri gibi görünür olmuş sana. Sonra yollarınız ayrılmış ve sen onun hayallerini yaşarken, yaşatmaya çalışırken bulmuşsun kendini.

 Bütün bunları anladığında üzülüyorsun sanırım. Ya da eğer şanslıysan hiç bir zaman anlamıyorsun. Şu an yaşadığın her şey kendin yada birlikte olduğun kişi istediği için yapıyorsun sanılıyor ama sen aslında vazgeçtiklerinin hayallerini yaşatarak onları cezalandırıyorsun. Ya da yine kendini kandırıyorsun.

Sevgiyle dostçakalın,
Şafak

7 Mar 2013

Merhaba


Herkese kocaman bir merhaba,

Web sayfalarım var, facebook sayfalarım var ama bir blog ilk defa yapıyorum. Biraz heyacanlıyım. Bu ilk sayfada neler yazacağıma bir türlü karar veremiyorum.

En iyisi neler yazacağımı anlatarak başlayayım :)
Blogumuzda hayatı paylaşacağız. Bazen aslında hayatların birbirine ne kadar benzediğine tanık olacağız.
Burda görmek istediğiniz herşeyi benimle paylaşabilirsiniz. Çok da mutlu olurum.

Sevgiyle dostçakalın
Şafak


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...