23 Eki 2014

ÖDÜL ALDIM YAŞASINNN

Merhaba,

Bir süredir bloggerlar arası bir etkinlik var. Dünya çapında yapılan bu etkinlikte bir blogger toplam 15 bloggera ödül veriyor ve onlarda takip ettikleri, beğendikleri 15 blogger ile bu ödülü paylaşıyor.

Bu sabah sevgili Hüzün Sarısı blogunun sahibesi sevgili Nihal, Gülümse Yüzüme blogunun sahibesi güleç yüzlü arkadaşım Yasemin ve Yemeksohbetleri sitesinin sahibesi yetenekli arkadaşım Yağmur bu ödüle beni de layık gördüklerini açıkladılar. Kendilerine çoook teşekkür ediyorum .


Ödülümüzün bazı şartları var. 

1- Ödülün fotoğrafını yayınlamak
2- Ödül veren blogun linkini paylaşmak
3- Ödülü 15 bloga vermek

Benim sık takip ettiklerim ve daha önce ödül yazılarını görmediğim ama hakettiklerine inandığım arkadaşlarım ise şunlar



Herkese sevgiler

Şafak

20 Eki 2014

SÜMELA MANASTIRI - CENNETTEN BİR KÖŞE

Merhaba,

Bayram öncesi Karadeniz'e yaptığımız yolculuktan bahsetmiştim sizlere. Orada gezip gördüklerimizden en çok beğendiklerimi sizinle paylaşmak istiyorum. 

Bunlardan birincisi Sümela Manastırı. Öyle uzun uzun uzadıya geçmişinden ve bu gününden bahsetmeyeceğim. İsteyenler bu bilgiye nette kolaylıkla ulaşabilir Bunlardan en güzeli ise Vikipedi Özgür Ansiklopedi de. Okumak isterseniz Tık Tık

Biz Görele'den yola çıktık. Manastır, Trabzon Maçka'nın Altındere köyü sınırları içinde. Yolculuğumuz yaklaşık yaklaşık 2 saat sürdü. Yol boyunca bize eşlik eden manzaranın güzellikleri anlatmakla bitmez.



Eskiden çıkabilmek için uzun bir yol tırmanmanız gerekliydi. Şimdi araç yolunu 300 mt. kalacak şekilde uzatmışlar. Eğer eşim beni dinleseydi tırmanıyor olacaktık :) O gün hava çok bulutlu ve yağmurluydu. Uzaktan dağların eteğine yapılmış bu bina daha görür görmez siz de hayranlık oluşturmaya başlıyor.



Yürüme yolu boyunca bu kocaman ağaçlarla karşılaşıyorsunuz. Kökleri o kadar uzun ve heybetli ki insanda dokunma hissi uyarıyor. Bu gördüğünüz kökler tek bir ağaca ait.


Kolay tırmanabilmeniz için merdivenler yapmışlar. Biraz yürüse yorulduğundan bahseden Ege bile oranın verdiği duygu ile hızlıca tırmandı.


Bebek arabaları için uygun değil, bu nedenle eşim oldukça fazla yoruldu. Efe Deniz'i kucağında taşımak zorunda kaldı.


Oradan aşağıya baktığınızda kocaman ağaçlar küçücük görünüyor. Aslında biraz ürkütücü bile diyebilirim.



Eğer yanınızda Müze Kartınız varsa ücret ödemeden girebiliyorsunuz. Bizim gibi İstanbul'da bırakıp geziye çıkarsanız giriş ücreti 15 TL. Çocuklar için ücret ödemiyorsunuz.



Hemen kapının girişine Sümela Manastırının tarihini anlatan pano asmışlar.


Bir çok odadan oluşan, bir şehir kurmuş gibiler. Fırından, okuma odalarına, Lokantadan, öğrenci sınıflarına kadar her şey mevcut. Çilehane adında bir oda bile var. İşte odalardan bazıları;









Bu bir fırın içi. Çok karanlıktı, flaş ile çektim.




Kutsal su, dışarda bir çeşme de var. Ancak bu resimdeki asıl yeriymiş. Yukarıdan damlamaya devam ediyor. Suyun tadı oldukça güzel. Şekerli.


Kütüphanenin olduğu bölümün içi ve dışı o dönemi anlatan resimlerle kaplı. Yıpranmış ancak, günümüze kadar gelmiş. İçeri de flaş ile resim çekmek yasak. Kameralarla kontrol ediliyor. Belki de şifresi oradadır kim bilir :)













Çıkma vaktimiz geldiğinde yine merdivenlerden çıkışa ulaştık.



Yukarıda size bahsettiğim dışarıdaki çeşme bu. Elimizdeki küçük şişeye su koymayı ihmal etmedik tabi. Gittiğim yerlerde bulursam doğal çeşmelerden su içmeyi ihmal etmiyorum. Şifa niyetine :)


Dönüş yolunda Ege ve ben önden gittik, bu yapı ile karşılatık. Sanırım gözetleme kulesi olarak kullanıyordu o dönemlerde.


Manastırı öyle güzel bir yere yapmışlar ki. Yapımı mutlaka oldukça zor olmuştur. Dağları o şekilde oymak, Taş taşıyıp yeni bir şehir kurmak. Hem de o devirde. Yalnız çok güvenli, bulunduğu konum nedeniyle gelebilecek her türlü kötülüğü önceden fark etme şansınız var.

Eğer yolunuz düşerse mutlaka ziyaret edin. 

Sevgiler

Şafak



17 Eki 2014

KİM BU KARADENİZLİLER, NE YERLER, NE İÇERLER, NASIL YAŞARLAR?

Herkese merhaba,

Bayram öncesi ani bir kararla köye gitmeye karar verdik. Bayramda orada olacaktık ama bu sefer biraz da gezelim istedik. Bazılarınız bilir, Soyadım gibi Karadenizliyim ben. Giresun / Görele'liyim. Bizim oralar cennetten bir köşe. Her yer yemyeşil. Ve yeşil, sık sık hırçın Karadeniz ile buluşur. 



Yaz - kış yağmur yağar bizim oralarda. Ağustos ayında gece soba yakıp yorganla yatmışlığımız çoktur. Ama havası mis gibidir köylerimizin. Karadenizlileri gurbette çalışmaya iten tek şey çalışılacak fabrika ve benzeri yerlerin pek olmamasıdır. Hele ilçelerde ve köylerde yaşıyorsanız, para kazanmak için, fındık ve tatil mevsimi olan yazı beklemeniz gerekir. Herkes beş yıldızlı otellerde tatil yaparken siz fındık bahçesi ile ilgilenirsiniz. Bahçeleri atlar (yani temizler) ağaçların ışkınlarını temizler (yani bazı dallarını keser), sık sık gidip fındık ya da çay ne durumda diye bakarsınız. (Çay Rize tarafına doğru daha yoğun, ben hiç o bahçelerde bulunmadım. Bunu da ajandama not alıp mutlaka görmeliyim.) Umuttur çünkü bahçedeki mahsülünüz. Eğer bir işiniz yoksa bütün yılın geçim kaynağıdır. Ya da okuyan çocuklarınızın eğitim masrafı. Belki de büyükşehire çalışmaya giden evladınızın yeni aldığı evin borcuna katkıdır.  Fındık toplamayı kolay sanmayın. O dik yamaçlarda, ayak parmak uçlarınız sızlar, daldan yaş fındığı koparırken, el parmaklarınız yara olur açılır, canınız çok yanar. Gece olunca yattığınız yeri bilmezsiniz. Yorgunluk çöker omuzlarınıza. Sabah uyandığınız da ise o yorgunluktan eser kalmamıştır. Gün doğarken koşarsınız bahçeye, kaldığınız yerden devam edersiniz.

Bu da babam ile Ege'nin bir bahçede fındık toplama macerası


Ağustos oldu mu en çok bizim oraların otobüs ve uçak biletleri pahalıdır. Çoğunlukla önceden bilet ayırmalısınızdır hatta, çünkü bulamayabilirsiniz. Çok göç veren şehirler olduğunuz için, orada ki dükkanlar içinde bayram zamandır yaz ayları. Gurbetçiler gelip memleketlerine para kazandırır. Hemen hemen her yaz da gelir büyük çoğunluğu. Ya anne baba mezarı ziyaret edilir ya da baba ocağı şenliğe dönsün diye yapılır bu ziyaretler. Bir gün mutlaka o topraklara geri dönülür. Bunun için genelde yaşlılığınızda da orada yaşamayı kabul edebilecek eşler ararsınız. Ana babanızda bunu ister, yoksa ocağınız tütmezse gelecekte, gözleri açık gider.

Bu bizim Ege ile bundan 5 sene önceki bir resmimiz. 



Karadeniz'in tereyağı mis gibidir, öyle marketlerden aldığınız gibi açık sarı ve kokusuz değildir. Mis gibi tereyağ kokar. Yaptınız mı bir peynirli tereyağlı yumurta, parmaklarınızı yersiniz. Bir de bizim meşhur Görele pidesi yapılır o terayağla, yemeden önce uzun uzun seyredip kokusunu içinize çekin :)


En çok et tüketmeyi sever bizim memleket insanı. Köylünün yetiştirdiği inekleri yine köydekiler yer. Balık boldur. Hamsinin onlarca çeşidi yapılır. Balık hamsi değilse balık değildir çoğu için :) Bir de bir tek bizim oralarda gördüğüm bir mantar var ki, biz ona tavuk mantarı diyoruz, ben ona aşığım.


Bir çok evde kuzune denilen, soba ile fırın karışımı bir soba vardır. Evi ısıtırken, fırın kısmında mısır ekmeği yaparsınız, üzerinde çay demlersiniz, su ısıtırsınız, yemek pişirirsiniz.


Resim için kuzenim Serap'a teşekkürlerimle :)

Eskiden evler tek katlıydı ve birbirinden uzak. Ama şimdi gelişen teknoloji ve maddi güçle kat sayıları arttı. Bence çok güzel olmadı. Keşke hep öyle kalsaydı. 


Karadeniz insanı merttir. Namusludur. Vatanına sahip çıkar, minarelerden ezan sesinin susturulmasına da, bayrağımızın göklerden indirilmesine teşebbüs edilmesine kadınlı erkekli aynı duygu ile karşı koyar. Kurtuluş savaşı sırasında 11.759 ( %34) şehit vererek en çok şehit veren bölgedir. Allah mekanlarını tüm şehitlerimizin cennet eylesin. Peygamberimize komşu etsin. Görele'nin kurtuluş günü benim doğum günümle aynı. 13 Şubat.


Birbirinden güzel meyveler vardır bölgemizde. Kivi, armut, elma, kiraz, taflan, incir, üzüm en çok yetişenlerdir. Mandalina da son yıllarda yaygınlaşmaya başladı. 


Resmi blog dünyasında tanıştığım, kim olduğunu bilmeden çok sevdiğim, sonra da aynı memleketli hem de tanıdık çıktığım Mukaddes ablamdan aldım. Bizzat kendi çekmiş olup memleket incirimizin resmidir. Onun bloğunu ziyaret etmenizi ve onu Google+ da mutlaka eklemenizi öneririm :) Harika paylaşımlar yapıyor.

Karalahana ve fasülye çok tüketilir bölgemizde, bir karalahanadan onlarca çeşit yemek yapılabilir, fasülyeyi, hem taze, hem turşu, hem de fırın fasülyesi olarak yaptığımız bir çok yemek vardır. Bir çok kişinin yemek olarak tüketilebildiğinden bile haberi olmadığı ısırganın yemeği de, çorbası da, böreği de yapılır.



Elimde ısırgan çorbası yemeği olmadığından bu resmi webden aldım.



Ege ile Efe Deniz bu bayram Karadeniz'de

Başka ne yazsam bilemiyorum. Mutlaka gezip görmelisiniz. Ben Karadeniz'i çok seviyorum. Sürekli olmasa da ömrümün sonuna kadar Rabbim izin verirse yılda bir kaç hafta gidip kalacağımı da biliyorum. 

Hepiniz sevgiyle kalın,

Şafak

14 Eki 2014

EV YAPIMI ÇİKOLATALI PUDİNG




Herkese merhaba,

Bizim evde tatlı çok sevilerek yeniyor. Ben de elimden geldiğince bir şeyler yapmaya çalışıyorum. uzun zamandır puding almıyordum. Evde nasıl yapabilirim diye internette bol bol gezindim. Dün akşam sayfaların birinde gördüğüm bir yorumla bir bloğa ışınladım. Orada ki tarifi biraz da değiştirerek kendi ev yapımı pudingime kavuştum:)

İşte tarifim

Malzemeler

5 bardak süt
1 kahve fincanı un
1 yemek kaşığı nişasta
1 yumurta sarısı
100 gr. sütlü kuvartür çikolata (marketlerde satılan büyük paketleri de kullanabilirsiniz)
50 gr. bitter kuvartür çikolata
1 çay kaşığı kakao (çocuklar için daha koyu görünsün diye kattım kullanılmayabilir)
2 şeker kaşığı şeker (şekeri katmadan önce tadını kontrol edin. İsteğinize göre arttırabilir ya da eklemeyebilirsiniz.)

Yapılışı

Tüm malzemeleri sütün içine katın Ocağa koymadan önce nişasta ve unun erimesi için iyice el çırpıcısı ile çırpın. Tamamı eridiğinde orta ateşte fokurdayıp koyulaşana kadar sürekli karıştırarak pişirin. Bu arada çikolata da eriyecektir. Karıştırmayı bırakırsanız topaklanabilir.

Kaynadıktan sonra kısık ateşte yaklaşık 3 dakika daha el çırpıcısı ile çırparak pişirmeye devam edin. Ocaktan alıp kaselere paylaştırın. Benim kasem biraz küçük bu nedenle 7 tane çıktı.

Üzerini dilediğiniz gibi süsleyebilirsiniz.

Benim gördüğüm tarif muzlu pudingdi. Merak edenler için Tık Tık

Afiyet olsun

Şafak

12 Eki 2014

HÜZÜN SARISI BENİ MİMLEMİŞ



Merhaba,

Sevgili arkadaşım Hüzün Sarısı yani Nihal'ciğim beni mimlemiş. Onunla Garden Event etkinliğinde tanışmıştık. Kendisi çok dobra ve sevgi dolu bir insan. Onu tanıdığım için çok seviniyorum.

Bu mimi kendisi hazırlamış, beni de mimlediği için çok teşekkür ederim. Aslında 3 gün önce cevaplarımı yazmalıydım ama evlilik yıl dönümü, evde yenileme falan derken bir türlü fırsat bulamadım.

Hüzün Sarısı bloğunu Takip etmek için Tık Tık

İşte sorular ve cevaplarım

1) Müzik denildiğinde aklınıza gelen tek kelime

Ayna (kendini görmek anlamında)

2)Hiç müzikten bıktığınız oldu mu? Veya dinlemeye ara verdiğiniz?

Asla bıkmam

3)Hayatınız boyunca hayranı olduğunuz bir ses sanatçısı oldu mu? Posterlerini odanıza astığınız fan dediğimiz türden yani?

Ben de Nihal gibi Modern Talking hayranıydım, onların resmini asmışlığım vardır :) Ama piyasaya çıktıkları günden beri Yaşar ve Ferhat Göçer'e hayranım

4)Kitap okurken müzik dinler misiniz?

Bazen.

5)Çok klasik ama yine de sormak istiyorum. Sizin türünüz hangisi?

Tabi ki Türkçe Pop :)

6)Asla dinlemem dediğiniz bir tarz var mı?

Yabancı şarkıları uzun yıllardır pek dinlemiyorum. Bazıları istisna tabi.

7)Size bir şarkıcı olsanız kim olmak isterdiniz desem?

Sıla Gençoğlu

8)İmkanınız olsa ülkemizde müzikle ilgili neyi veya neleri değiştirmek isterdiniz?

Bu işin eğitimine zaman harcamayanların piyasaya çıkmasına izin vermezdim. Doğuştan yetenekli olanlara da uzun ya da kısa mutlaka eğitim aldırırdım.

9)'Bu şarkı benim!' dediğiniz bir şarkı var mı?

Son zamanlarda Mehmet Erdem'in Herkes Aynı Hayatta şarkısını çok severek dinliyorum. Ama benim şarkım hep, Sevdim Seni Bir Kere şarkısı.

10)TV lerde bol bol yayınlanan Talk Show programları hakkında ne düşünüyorsunuz? Özellikle sunucusunun ses sanatçısı olduğu programlardan bahsediyorum.

Bir çoğu saçma ve gereksiz, işini ciddiye alan o kadar az kişi var ki. Olmasa da olur bence

11)Kim şarkı söylemesin sorusuna vereceğiniz ilk isim kim olur?

Onlardan çokça var ve ben isimlerini bile aklımda tutamıyorum :)

Ben de sevgili arkadaşım Aycan Hayata Dair blogunun sahibesi Aycan ve  çok yetenekli olduğuna inandığım, hayranı olduğum Benim Tatlı Hikayem blogunun sahibesi Yeliz'i mimliyorum.

Sevgiler
Şafak


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...