17 Eki 2014

KİM BU KARADENİZLİLER, NE YERLER, NE İÇERLER, NASIL YAŞARLAR?

Herkese merhaba,

Bayram öncesi ani bir kararla köye gitmeye karar verdik. Bayramda orada olacaktık ama bu sefer biraz da gezelim istedik. Bazılarınız bilir, Soyadım gibi Karadenizliyim ben. Giresun / Görele'liyim. Bizim oralar cennetten bir köşe. Her yer yemyeşil. Ve yeşil, sık sık hırçın Karadeniz ile buluşur. 



Yaz - kış yağmur yağar bizim oralarda. Ağustos ayında gece soba yakıp yorganla yatmışlığımız çoktur. Ama havası mis gibidir köylerimizin. Karadenizlileri gurbette çalışmaya iten tek şey çalışılacak fabrika ve benzeri yerlerin pek olmamasıdır. Hele ilçelerde ve köylerde yaşıyorsanız, para kazanmak için, fındık ve tatil mevsimi olan yazı beklemeniz gerekir. Herkes beş yıldızlı otellerde tatil yaparken siz fındık bahçesi ile ilgilenirsiniz. Bahçeleri atlar (yani temizler) ağaçların ışkınlarını temizler (yani bazı dallarını keser), sık sık gidip fındık ya da çay ne durumda diye bakarsınız. (Çay Rize tarafına doğru daha yoğun, ben hiç o bahçelerde bulunmadım. Bunu da ajandama not alıp mutlaka görmeliyim.) Umuttur çünkü bahçedeki mahsülünüz. Eğer bir işiniz yoksa bütün yılın geçim kaynağıdır. Ya da okuyan çocuklarınızın eğitim masrafı. Belki de büyükşehire çalışmaya giden evladınızın yeni aldığı evin borcuna katkıdır.  Fındık toplamayı kolay sanmayın. O dik yamaçlarda, ayak parmak uçlarınız sızlar, daldan yaş fındığı koparırken, el parmaklarınız yara olur açılır, canınız çok yanar. Gece olunca yattığınız yeri bilmezsiniz. Yorgunluk çöker omuzlarınıza. Sabah uyandığınız da ise o yorgunluktan eser kalmamıştır. Gün doğarken koşarsınız bahçeye, kaldığınız yerden devam edersiniz.

Bu da babam ile Ege'nin bir bahçede fındık toplama macerası


Ağustos oldu mu en çok bizim oraların otobüs ve uçak biletleri pahalıdır. Çoğunlukla önceden bilet ayırmalısınızdır hatta, çünkü bulamayabilirsiniz. Çok göç veren şehirler olduğunuz için, orada ki dükkanlar içinde bayram zamandır yaz ayları. Gurbetçiler gelip memleketlerine para kazandırır. Hemen hemen her yaz da gelir büyük çoğunluğu. Ya anne baba mezarı ziyaret edilir ya da baba ocağı şenliğe dönsün diye yapılır bu ziyaretler. Bir gün mutlaka o topraklara geri dönülür. Bunun için genelde yaşlılığınızda da orada yaşamayı kabul edebilecek eşler ararsınız. Ana babanızda bunu ister, yoksa ocağınız tütmezse gelecekte, gözleri açık gider.

Bu bizim Ege ile bundan 5 sene önceki bir resmimiz. 



Karadeniz'in tereyağı mis gibidir, öyle marketlerden aldığınız gibi açık sarı ve kokusuz değildir. Mis gibi tereyağ kokar. Yaptınız mı bir peynirli tereyağlı yumurta, parmaklarınızı yersiniz. Bir de bizim meşhur Görele pidesi yapılır o terayağla, yemeden önce uzun uzun seyredip kokusunu içinize çekin :)


En çok et tüketmeyi sever bizim memleket insanı. Köylünün yetiştirdiği inekleri yine köydekiler yer. Balık boldur. Hamsinin onlarca çeşidi yapılır. Balık hamsi değilse balık değildir çoğu için :) Bir de bir tek bizim oralarda gördüğüm bir mantar var ki, biz ona tavuk mantarı diyoruz, ben ona aşığım.


Bir çok evde kuzune denilen, soba ile fırın karışımı bir soba vardır. Evi ısıtırken, fırın kısmında mısır ekmeği yaparsınız, üzerinde çay demlersiniz, su ısıtırsınız, yemek pişirirsiniz.


Resim için kuzenim Serap'a teşekkürlerimle :)

Eskiden evler tek katlıydı ve birbirinden uzak. Ama şimdi gelişen teknoloji ve maddi güçle kat sayıları arttı. Bence çok güzel olmadı. Keşke hep öyle kalsaydı. 


Karadeniz insanı merttir. Namusludur. Vatanına sahip çıkar, minarelerden ezan sesinin susturulmasına da, bayrağımızın göklerden indirilmesine teşebbüs edilmesine kadınlı erkekli aynı duygu ile karşı koyar. Kurtuluş savaşı sırasında 11.759 ( %34) şehit vererek en çok şehit veren bölgedir. Allah mekanlarını tüm şehitlerimizin cennet eylesin. Peygamberimize komşu etsin. Görele'nin kurtuluş günü benim doğum günümle aynı. 13 Şubat.


Birbirinden güzel meyveler vardır bölgemizde. Kivi, armut, elma, kiraz, taflan, incir, üzüm en çok yetişenlerdir. Mandalina da son yıllarda yaygınlaşmaya başladı. 


Resmi blog dünyasında tanıştığım, kim olduğunu bilmeden çok sevdiğim, sonra da aynı memleketli hem de tanıdık çıktığım Mukaddes ablamdan aldım. Bizzat kendi çekmiş olup memleket incirimizin resmidir. Onun bloğunu ziyaret etmenizi ve onu Google+ da mutlaka eklemenizi öneririm :) Harika paylaşımlar yapıyor.

Karalahana ve fasülye çok tüketilir bölgemizde, bir karalahanadan onlarca çeşit yemek yapılabilir, fasülyeyi, hem taze, hem turşu, hem de fırın fasülyesi olarak yaptığımız bir çok yemek vardır. Bir çok kişinin yemek olarak tüketilebildiğinden bile haberi olmadığı ısırganın yemeği de, çorbası da, böreği de yapılır.



Elimde ısırgan çorbası yemeği olmadığından bu resmi webden aldım.



Ege ile Efe Deniz bu bayram Karadeniz'de

Başka ne yazsam bilemiyorum. Mutlaka gezip görmelisiniz. Ben Karadeniz'i çok seviyorum. Sürekli olmasa da ömrümün sonuna kadar Rabbim izin verirse yılda bir kaç hafta gidip kalacağımı da biliyorum. 

Hepiniz sevgiyle kalın,

Şafak

2 yorum:

  1. ninem yapardı ısırgan otu çorbası.ttoplaması da bi zahmetliydi,eline batar battığı yerler alev alev yanardı.tadı da acımsıydı biraz ama en çokta rahmetli ninemin bizi yer sofrasına çağıran sesini anımsadım şimdi

    YanıtlaSil

Konu hakkındaki fikirleriniz benim için çok kıymetli. Lütfen yorumunuzu ekleyiniz.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...