20 Haz 2013

DUT REÇELİ

Dutların olgunlaşıp ağaçlardan yerlere döküldüğü bu dönemde mutlaka dut reçeli yapmalısınız. Biliyorsunuz dut kan yapar. En güzeli de siyah duttan yapılan reçeldir. İşte size tarifi;


Bir kilo şeker ve bir litre su birlikte kaynatılır. İstenen akışkan kıvama gelen şerbete bir kilo dut koyulup pişirilmeye devam edilir. Reçelin kaynamasına yakın, parlak olması için bir tatlı kaşığı tereyağı ve şekerlenmemesi için sıkılan bir limonun suyu eklenir. Reçel istenen kıvama gelene kadar kaynatılır.

Afiyet olsun

19 Haz 2013

MAYALI PİŞİ

Canınız pişi çektiğinde, fırına kadar gitmenize gerek yok evde kendiniz yapabilirsiniz. İşte tarifi;

Malzemeler :
500 g (4,5-5 su bardağı) un
1 poşet Instant Maya
1 çay kaşığı tuz
400 ml (2 su bardağı) ılık su



Kızartmak için:
Sıvı yağ

Hazırlanışı:
Unu eleyip maya ile karıştırın. Üzerine tuz ve suyu ilave ederek yoğurun. Daha sonra hamurun üzerini kapatın, oda sıcaklığında hamur hacmi iki katına çıkıncaya kadar (yaklaşık 40-50 dakika) bekletin. Parmak ucunuzla bastırdığınız hamur bir dk. içinde tekrar eski halini almıyorsa olmuş demektir. Süre sonunda hamuru biraz karıştırıp elinizi yağlayarak hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar kopartın. Elde açarak şekillendirin ve tavada kızdırılmış yağa atarak kızartın. İsterseniz içine peynir koyarak poğaça gibi kapatıp şekil verebilirsiniz
 
Afiyet olsun

18 Haz 2013

ACUKA (KAHVALTILIK SOS)

Merhaba,

Bugün bir ev yemeği değil ama kahvaltıda yemekten çok hoşlanacağınız bir kahvaltı sosu tarifi vermek istiyorum. Bu sosa bazıları acuka ismini veriyor.

 Malzemeler :
5 yemek kaşığı biber salçası (acı sevenler acısından kullanabilir)
5 yemek kaşığı domates salçası
1 tatlı kaşığı kimyon
1 bardak iri dövülmüş ceviz
5 diş sarımsak
1 çay bardağı zeytinyağı
1 su bardağı robottan çekilmiş ekmek içi
2-3 yemek kaşığı kekik
1 tatlı kaşığı pul biber





 Tüm malzemeleri karıştırıp cam kavanozlarda ve dolapta saklayabilirsiniz.



Dolapta durdukça yağını çekebilir ara sıra zeytinyağı eklerseniz ilk günkü tadını asla kaybetmez. Cam kavanoza koyarsanız dolapta aylarca durabiliyor. Acısını ve sarımsağını zevkinize göre ayarlayabilirsiniz.

Afiyet olsun

17 Haz 2013

İKİ KARDEŞ BU KADAR MI BENZER

Geçen gün Ege'nin albümlerini karıştırırken bebeklik resimlerine denk geldim. Efe Deniz ile çok benzediklerinin farkındaydım da, bu kadar olduğunu fark etmemiştim. Şu ikisine bakar mısınız? İkiz kardeş gibiler :))

Yakışıklı Ege dört aylıkken

Ve diğer yakışıklım Efe Deniz dört aylıkken



Nasıl ama haksız mıyım?

Sevgilerimle,
Şafak

16 Haz 2013

BAŞÖRTÜSÜNE DEĞİL MODERN TESETTÜR DİYE DİRETİLENE KARŞIYIM

Son günlerde Gezi Parkı olaylarında başörtülü kişilere saldırıldığı yönünde haberler yapılmaya başlandı. Hatta bunu ülkenin başındaki kişi söylüyor. Bu konuda bir resim, bir görüntü talep edildiğinde ise gösterilemiyor. Tek şahit yine aynı partiden bir belediye başkanının gelini. İnsanlar onun kim olduğunu bilmeden o kadar kapalı insan varken denk gelip ona saldırmışlar. Bazı kaynaklarda ilgili belediye başkanın bunu yalanladığı ama hiç bir yerde sesini duyuramadığı söyleniyor.

Bu yazıyı yazmaya başlamadan önce yazmak ve yazmamak konusunda oldukça kararsız kaldım. Bir yanım "aman sana ne herkesin günahı sevabı kendine insanları fikirlerinden vazgeçirmek mümkün değil sanki okuduklarında değişecekler mi tam tersine senin hakkında kötü düşünecekler, hatta belki küfredecekler" dedi, bir yanım ise " olsun sen bu zamana kadar ne hissetinse onu söyledin hem bu senin kişisel bloğun beğenmeyen okumaz, sen bildiğinden şaşma, kötü söz sahibine aittir." dedi.

Çocukluğumdan hatırlıyorum, çevremdeki bir çok kadın kapalıydı. Annem, anneannem, ilkokul arkadaşlarımın anneleri, komşu teyzeler, akrabalarımın birçoğu.  Aşağıdaki resimdeki gibi kapanan insanlar hep saygımı kazandı.



Ama ben hiç bir zaman kapanmayı düşünmedim. 

Belki bunda yaşadığım bir olayında etkisi olabilir.  İş hayatına ilk atıldığım yıllarda çalıştığım firmanın patronlarının babası hac görevini yerine getirmiş, namazında niyazında bir adamdı. Şirkette çalışan başka bir kızı bize örnek gösterir onun gibi namuslu olmamız gerektiğini anlatır dururdu. İşin komik tarafı örnek gösterdiği kişi yeğeniyle sevgiliydi, niyetleri ciddiydi. Bir şeyleri belirli ölçülerde yaşıyorlardı. Evet başı kapalıydı ama altına giydiği eteğin darlığı, kıvrımlarını belli etmesine ne demeliydi? Bu durumda benden daha namuslu olarak tanımlanması beni deli ederdi ama bir şey söyleyemezdim. Çünkü birinin sırlarını ifşa etmek, hakkında konuşmak bana göre kapalı olmamaktan daha büyük günahtı.

Hep araştırdım. Kapanmayı araştırdım. Neden buna ihtiyaç duyulduğunu. Allah'ın "örtünün" derken neyi kastettiğini. Kendimce fikirlerim oldu elbet. İnsanlara yanlış gelen. Bana doğru. Bu da belki başka bir yazı konusu.

Yıllar geçtikçe, insanlar değiştiler. Bazı başörtüsü takan kişilerin açıldığını, bazı başı açık kişilerinde kapandığını gördüm. Sonra başörtüsü konusu birden gündeme taşındı. Hatta başörtüsünün adı türban oldu. Her düşünenin farklı bağladığı türban. Dediler ki üniversitelerde gençler okula kapalı giremiyor, kapalı kadınlarımız aşağılanıyor, kapalılar iş hayatında var olamıyor, kamuda başı açık çalışmaya zorlanıyor vb....

Düşündüm benim okuduğum üniversitede üç sınıf arkadaşım kapalıydı ve hiç birimiz onlara kötü davranmadık kapalı oldukları için. Birbirimizin evine gittik, sofrasında oturduk.  İşte bu nedenle kapalı kızlara eziyet edildiği haberlerine İnanamadım.

Sonra fark ettim bazıları doğru. Özel şirketler sizin kapalı olup olmadığınızla çok fazla ilgilenmezler. Kamuda kurallar bellidir ve kurallara uymak gerekir. Nasıl ki mini etek, transparan gömlek veya daha uç olacak ama şort ve mayo ile işe gelemiyorsunuz başınız örtülü, çarşaflı da gelemezsiniz. Tabi bence üniversitelerde böyle olmamalı. Tabi çarşaflı olanlar kesinlikle alınmamalı diye düşünüyorum. Bazı okullarda gerçekten içeri alınmıyorlar. Ama şu da var ki bazıları bunu inandığı için değil siyasi amaçla kullanıyor. Bence her ikisi de aynı. İkisi de günaha giriyor ve dini kullanmanın veya aşağılamanın cezasını öbür dünyada yaşayacaklar.

Zaman geçtikçe kapanmakta değişti. Bir çok yerde yasallaştı. Ama ne yazık ki insanlardan, tesettürün anlamı örtünmek olduğu halde bunu kapalı ama ilgi çekici şekilde süslenmek gibi algılayanlar oldu. Başörtüsünü küçümsediler. Modası geçmiş dediler. Tesettür modası yaratıldı. Oysa moda o an için revaçta olan şey. Örtünmek moda olamaz, zamanı geçmez. Kapanma emrine karşı gelindi bana göre. Kapanmak sadece başı örtmek demek değil ki.  Edep yerlerinizi örtmelisiniz, vücudunuzun kıvrımları belli olmamalı, nefsi uyandıracak makyaj, parfümden sakınmalısınız. Takılarınızı gizleyeceksiniz. İlgi çekici rengarenk kıyafetler giymeyeceksiniz. İnsanlarda nefsi uyandıracak her şeyi saklayacaksınız göstermeyeceksiniz.  Yani kısaca dikkat çekici olmayacaksınız.

Peki bizde şu an böyle mi? İşte modern tesettür kıyafetlerden örnekler. Bu mu örtünmek? Yoksa bu bir moda akımı veya şu an bazıları tarafından bir gruba ait oldukları belli olsun diye mi kullanılıyor? Ya da bazıları bundan bir çıkar mı sağlıyor? Ve bir de tabi gerçekten inanan ve çevresinde gördüklerinden etkilenen kişilerde yok değil. Onları ayrı tutuyorum.






Yani kısaca, ben saçım açık diye günahkar olacağım böyle kapananlar ise cennetlik. Allah katında işlerin böyle yürüdüğünü sanmıyorum. Bununla ilgili ayetler var. Birilerinin söylediğiyle değil, Kuran-ı Kerim'i inceleyerek, hadisleri okuyarak araştırmak lazım. Allah'ın ilk emrini yerine getirmek lazım.

Oku!

Ümmetimin son dönemlerinde giyimli, fakat çıplak birtakım kadınlar olacaktır. Bunların başlarının üstü deve hörgücü gibi bulunacaktır. Ancak onlar cennete giremez, cennetin kokusunu bile alamazlar." (Ebu Davud Libas 125, Cennet 52)

Bütün bunlar neden bugün aklıma geldi. Gezi parkı olayları nedeniyle internette bir sürü yazı ve resim oluyor. Elimden geldiğince sadece yazıları değil yorumları da okuyorum. Bazı yorumlar öyle kötü ki; hangi taraftan olurlarsa olsunlar, yazanların cennete gideceklerine hiç inanmıyorum. Hoş umurumda da değil. Sonuçta herkes kendinden sorumludur.
 
Sevgiyle kalın

13 Haz 2013

GEZİ PARKI DİRENİŞÇİLERİNİN DÜNYAYA SESLENDİĞİ VİDEO


Gezi parkı direnişçileri verdikleri mesajla  ilgili bir video hazırlamışlar. Oldukça profesyonel hazırlanmış olan bu videonun en can alıcı yeri bence son sahneleri. Ellerine yüreklerine sağlık.

Ve bir de bir cümle var ki insanlığın tanımı gibi ; Şefkatli ve iyi kalpliyizdir. Cennetin kapılarını aralayacağız diye değil. Öncelikle doğru olduğu için.

Eğer izlemek isterseniz burayı tıklayın. Ve bence mutlaka izleyin.

Bu ülke bizim. Daha önce başka bir ülkede yaşayan biri olarak biliyorum ki, bir başka ülkede yaşayabiliriz  ama hep burayı özleriz. Çünkü köklerimiz burada, geçmişimiz burada, akrabalarımız okul arkadaşlarımız hepsi burada.

Ne mutlu Türk'üm diyene
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...