24 Şub 2014

SOSYAL ANNELER İLE BODY SHOP ETKİNLİĞİNDEYDİM

Merhaba,

Beni bilirsiniz, öyle makyaj işlerinden, ürünlerden anlamam. Hatta daha önce bu konuda blogumda yazmak isteyen olursa kapım sonsuza kadar açık demiştim.  Sahi bu konularda misafir yazar olurmusunuz :)

Neyse, cuma gecesi Ege çok hasta oldu ve neredeyse hiç uyumadım. Yine de söz verdiğim için sabah erkenden yollara düşüp Bağdat caddesindeki Body Shop'un yolunu tuttum.  Mağazaya ilk gelen bendim. Öyle ki mağazayı daha yeni açıyorlardı :)

İçeri girdiğimde ilk dikkatimi çeken şey, mağaza personelinin güleryüzü ve ilgisi oldu. Özellikle mağaza müdürü Yılmaz bey, sanki uzun zamandır görmediğim bir arkadaşım gibiydi :) Normal şartlarda insan işe daha yeni başladığında birileri geldiğinde uyku mahmurluğunu atamaz. Yine de kime baksam, kesinlikle yapmacık değillerdi ve gözlerinin içi gülüyordu. Bu da ancak yapılan işten duyulan zevk ile ve firmanızın sizi nasıl hissettirdiği ile ilgili bir şey diye düşünüyorum.

Sonrasında yavaş yavaş diğer arkadaşlar da geldi. Her birimize önce cilt bakımı sonra da makyaj yapıldı. Bazı arkadaşlar hatta çok şanslıydı, onların makyajını Body Shop Ulusal makyörü Tolga Kaya yaptı. Öncesinde de bize firmadan bahsetti.



Makyaj ve bakım malzemelerinden çok bahsedemeyeceğim, inanın BB Krem dışında aklımda pek bir şey tutamadım. BB Kremin ise ilgimi çeken tarafı, 3 ton olsada , beyaz olması ve içindeki moleküllerin hava ile temas ederek, ten renginizi yakalaması.


Öncesinde tonik ve nemlendirici ile cildimi temizlemişlerdi. Bu tonik ve nemlendirici su bazlıymış. O nedenle cildinizde bir ağırlık hissetmiyorsunuz. 




Nar özlü seri ile cildiniz rahatlıyor.



Body shop, İngiliz bir bayanın kurduğu bir mağazalar zinciriymiş. Ulusal bazda distribitörlük ile çalışıyormuş. Yani her ülkede sadece bir sahibi varmış. Ülkemizde sanırım 31 mağazaları var. Mağazaları, çoğunluğu Ankara ve İstanbul olmak üzere, Antalya, İzmir ve Kayseri'de.

Ürünlerinde en önemli şey, hayvanlar üzerinde test edilmesine ve hayvanların ölümüne neden olacak hiç bir hayvansal ürün kullanmamaları. Hatta bunu bir sosyal sorumluluk projesi haline getirmişler. Eğer sizde hayvanlar üzerinde test yapılmasını hayır diyorsanız, Bir imza da sizden bekliyorlar. İmza için Tık Tık

Benim makyajım sırasında eyeliner bir tek bana alerji yaptı. O nedenle mağazada bol miktarda bulunan testerları deneyerek alışverişinizi tamamlayabilirsiniz.


Mağaza içinde bir duvarları var. Savundukları şeyleri çok güzel anlatmışlar 






İşte o günden bazı kareler bunlardı. Mutlaka uğramanızı tavsiye ederim.

Sevgiler
Şafak



NURAYCA TASARIMLAR ÇEKİLİŞ HEDİYELERİM GELDİ

Merhaba,

Sevgili Nuray'ın yaptığı çekilişte şanslı kişi ben olmuşum, gerçekten çok sevindim. İşin ilginç yanı, bu zamana kadar kazandığım çekilişlerin en başında Hobi bloglarının çekilişleri geliyor. Bunun bir işaret olduğuna inanmaya başlıyorum artık. Bir güç bana "Hadi Şafak bu harika şeylerden sende yapabilirsin adım at" der gibi :)

Sevgili Nuray, Nurayca Tasarımlar blogunun sahibi. Kendisi bebek, çocuk kapısı süslerinden, loğusa taçlarına, anı defterlerine kadar bir çok şeyi yapıyor, ve sipariş usulü satıyor. Mutlaka blogunu izlemelisiniz. Bloga gitmek için buraya Tık Tık

Kendisine çok teşekkür ediyorum. Özellikle özenerek hazırladığı hediye paketi ve notu çok hoşuma gitti ve kendimi özel hissettirdi.

İşte hediyelerim.




Fincanları çok beğendim ve hasta olmama rağmen, yakın bir arkadaşımla kahve yapıp içtim. Yanına da kendi yaptığım ev çikolatalarından ekledim. Onu da nasıl yaptığımı biraz daha iyileşince size anlatacağım :)

Herkese sevgiler
Şafak


20 Şub 2014

ÇEKİLİŞ HABERLERİ GRUBUMUZ HAYIRLI OLSUN


Merhaba,

Bugün aklıma gelen bir fikri uygulamaya koydum. Biliyorsunuz facebookda binlerce sayfa var. Bloggerlarında yoğun bir şekilde üye olduğu bu gruplar içinde, çekiliş haberleri ile ilgili bir grup bulamadım. Bende yeni bir grup kurdum. Bu grupta hem çekilişlere yapmak isteyen firma ve bloggerlar duyuru yapabilecek, hem de çekilişlere katılmak isteyen gerçek kişiler çekilişleri takip edebilecek.

Biz bloggerlar için yeni izleyiciler kazanacağımız bu grupta, sizlerden ricam üye olmanız ve ilgilendiğini düşündüğünüz kişi ve kurumları eklemeniz.

Hadi bakalım, benimle gelenler buraya Tık Tık

Sevgilerimle
Şafak

19 Şub 2014

Gazlı Bebek, Anlatılmaz Yaşanır!

Bebeğiniz gazlıysa, kime ne kadar anlatsanız da sizi en iyi, bebeği gazlı olan bir anne anlar. Paylaşılan çareler, anneanne/babaanne önerileri, doktor kontrolleri… Annelerin geçirdikleri o günlerin tarifi yoktur.

Tıpkı anne olduğunuzda, bebeğinizi kucağınızı aldığınız zamanki duygularınızı tarif edemediğiniz gibi…

Uykusuz geceler, insanın kendine ‘acaba sorun ben de mi’ diye sorduğu zamanlar elbette geride kalacak ve o tatlı varlık bir gün en tatlı gülüşüyle size bakacaktır. Peki ama ne zaman?

Dilerseniz biraz neden bebekler gazlı olur bir bakalım, anlamaya çalışalım.

Bebeklerin 55%‘i yaşamlarının ilk aylarında sindirim problemi yaşayabilir çünkü dünyaya geldiklerinde sindirim sistemleri henüz tam olarak gelişmemiştir.

Bebekler için en uygun besin anne sütüdür ve hayata en iyi başlangıcın yapılmasını sağlar.

Bebeğin anne sütü ile beslenmesi için hazırlık yapılması aşamasında ve emzirme esnasında sağlıklı ve dengeli bir diyet uygulamanız önemlidir.

Sütünüzün az olduğunu hissettiğinizde bebeğinizin beslenmesi konusunda her zaman doktorunuza ya da sağlık profesyoneline/uzmanına danışmanız doğru olacaktır.

Doktorunuzun da görüşüyle, gazlı bir bebek için en doğru seçim,

bebeğinizin sindirimi kolay besinlerle beslenmesidir.

Bebelac Nutrikonfor devam sütü, fermentasyon teknolojisi ile üretilmiştir. Fermantasyon, yoğurt ve benzeri ürünlerin üretiminde kullanılır. Fermente ürünler sindirime yardımcıdır.

Bebelac Nutrikonfor 2, 6. aydan itibaren kullanılabilen devam sütüdür. 6. aydan itibaren her gün en az 500 ml anne sütü veya yetersiz ise doktorunuza danışarak devam sütü vermeniz önerilir.

Bebelac Nutrikonfor 2’yi bebeğiniz 1 yaşına gelene kadar kullanabilirsiniz.

Detaylı bilgi için tıklayınız.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

18 Şub 2014

#SAGLİKLİCOCUK SEMİNERİ NOTLARI

Merhaba,

Cumartesi Montessori ve Kaynaştırma Eğitimini Geliştirme Derneğinin düzenlemiş olduğu Aile Gelişim Seminerleri dizisinden, 7’den 70’e Taş Devri Diyeti” kitabının yazarı Prof. Dr. Ahmet Aydın ile #sagliklicocuk seminerindeydim. 

Orada almış olduğum notları sizinle de paylaşmak istiyorum. Öncelikle şunu söyleyeyim. Anlattığı bazı şeyler, bir çok kişinin yanlış bulduğu benimse annelik içgüdüsüyle insanlara kulaklarımı tıkayarak uyguladığım şeylerdi. Bir-iki konuda tam katılmasam da, hocamızın anlatmaya çalıştığı şeyi sanırım anladım. 

İçerisinde katkı maddesi bulunan, doğal olmayayan ya da doğal yollarla üretilmeyen her şey, zararlıdır. Ve bu zarar sadece, fiziksel olmakla kalmaz, ruhsal sorunları da yanında getirir.



Gelelim notlarımıza,

-Tüm hastalıklar beslenme ile ilgilidir. Özellikle bağırsak sorunları yaşayan kişilerin hastalanma olasılığı oldukça yüksektir.

- Yüz yapısı beslenme ile ilgilidir. Geniz eti, sinüzit sorunları baş gösterebilir.

- İçerisinde katkı maddesi bulunan, doğal olmayayan ya da doğal yollarla üretilmeyen her şey, zararlıdır. Ve bu zarar sadece, fiziksel olmakla kalmaz, ruhsal sorunları da yanında getirir.
Son yıllarda üretilen meyve ve sebzelerde vitamin azalmıştır. Bunun nedeni, topraklar suni gübre ve hormonlar ile verimsizleştirilmiştir. 

-Tüm hastalıklar beslenme ile ilgilidir. Ekmek, makarna, ayçiçek yağı vitamin yönünden eksiktir. Bu nedenle az tüketilmelidir.

-Maymun, insan ve bazı yarasa çeşitleri dışında kalan tüm canlılar C Vitamini kendi üretir. Dışarıdan C vitamini almalısınız.

- Doğal tuz eski denizlerin tuzudur ve bu tuzda 84 adet element mevcuttur. Ancak marketlerden aldığımız tuzlar rafine edildiklerinden, içerisinde sadece sodyum kalır. Rafine tuz yerine, turşu yapımında da kullanılan doğal tuz kullanmak daha sağlıklıdır. Eski medeniyetlerde tuz çok önemli olduğu için tuz yataklarının yakınına kurulmuş, tuz için savaşlar yapılmıştır.

-Her insan yöresinin yiyeceğini tüketmelidir. O insanla ile yöresinin yiyeceği arasında ilişki vardır. Tabi ki günümüzde globalleşme ile bu ne kadar geçerlidir tartışılır. Ayrıca her meyve ve sebze zamanında alınmalı ve tüketilmelidir.

-1940'dan günümüze 80.000 kimyasal madde yiyeceklerimiz ile hayatımıza girmiştir. Kimyasal maddeler beslenmeyle beraber kanser nedenlerinin başındadır.

- Organik ürün kullanımına özen gösterilmelidir. Ancak burada da dikkat edilecek bazı nıktalar vardır. Küçük üretici olmadan organik ürünler elde etmek oldukça zordur. Ancak bunun için gerekli olan sertifika da ücretlidir. Bu da küçük üreticinin üretim yapmasını zorlaştırmaktadır. Devlet teşvikleri ile küçük üretici desteklenmelidir.

-Son yıllarda D vitamini yetersizliği çok yaygındır. Başta kanserler, enfeksiyonlar, şizofreni, Otizm, depresyon, obezite, anemi, kalp yetersizliği, hipertansiyon, romatizmal hastalıklar D vitamini yetersizliği ile ilişkilidir.  Bebeklerde kilosuna göre 1 damla, 4 yaş üstü 6 ayda 1 ampül, 8-10 yaş arası 4 ayda 1 ampül, daha büyükler ve yetişkinlerde ise 2 ayda 1 ampül D vitamini takviyesi yapmak gereklidir. 
En güzel D vitamini edinimi, güneşten olur ancak, güneş kremleri, güneşe çıkıldıktan sonra banyo yapmak, güneşin en dik geldiği saatlerde güneşten kaçınmak D vitamini alımını engellerler. Güneşin son yıllarda ki zararları da göz önüne alındığında, dışarıdan takviye yapmak daha doğrudur.

-Çocuklarda balık yağı kullanılmalı, Çocuklar ve yetişkinlerde B12 vitamin eksikliği kontrol edilmeli takviye yapılmalıdır.

-Son yıllarda Omega6 kullanımı artmış, Omega3 alınımı azalmıştır. Vücut Omega3 üretmez, dışarıdan alır. Hayvani yağ tüketimi ile sağlanır, ancak günümüzde azalmıştır. Özellikle margarinlerden uzak kalınmalıdır.

-YAĞLARIN FONSİYONU :  Lipitler vücudun en önemli enerji kaynağıdır. Membran yapısını oluşturur.

- Büyük balıklarda toksinler fazla olduğundan küçük balıklar tercih edilmelidir.

- Bir diğer önemli konuda Süt ve süt ürünleridir. Günümüzde çiğ veya fermense süt ve süt ürünleri yerine pastörize süt ve süt ürünleri kullanılmaktadır. Oysa ki eskisi gibi çiğ ve fermense süt ve süt ürünleri kullanmak daha sağlıklıdır. Çocuklara süt yerine yoğurt vermek daha sağlıklıdır. Burada dikkat edilecek şey, yoğurtun ev yapımı olmasıdır. Ev yapımı yoğurtlar çabuk ekşidiği için kullanılmak istenmemektedir. Oysa ekşiliği arttıkça içindeki fayda da artar. 

-Probiyotikler yararlı bağırsak mikroplarıdır. Faydaları ise;
  Bağışıklık sistemini güçlendirir.
  Yiyeceklerin hazmını kolaylaştırır.
  Zararlı maddelerin (toksinler) kan dolaşımına geçmesini engeller
  Bağırsak duvarını zararlı maddelerden korur ve bağırsak geçirgenliğini azaltmaz.
  Vitamin sentezi, (K vit, biyotin, niasin vb.) yapar.
  İshali önler ve tedavi eder.

- Süt alerjisi olan çocuklarda probiyotik olarak turşu tükettirilebilir.

GÜNCEL TAŞ DEVRİ DİYETİ

TÜKETİN
Et ve hayvani yağlar
Balık, tavuk
Zeytinyağı
Yumurta
Az şekerli meyveler
Süt ve süt ürünleri, kefir
Kabuklu kuru yemiş
Sebzeler

TÜKETMEYİN
Un
Şeker
Soya

AZ TÜKETİN
Baklagiller

- Özgür dolaşan hayvanların etini ve yumurtasını yiyin
- Yeterli Omega3 alın
- Günde 2 diş sarımsak ve ya 1 baş kuru soğan tüketin
- Süt yerine süt ürünlerini tercih edin
- Günde 2 ya da 3 öğün yiyin
- İki öğün yiyecekseniz, sabah kahvaltını atlayın, akşam yemeğini erken yiyin
- Aşırı alkol kullanmayın
- Kızartma ve tütsülerden uzak durun
- İyi uyuyun, stresten uzak durun
- Yiyeceklerin büyük bir kısmını çiğ olarak tüketin, eğer pişirecekseniz yavaş pişirme yöntemlerini tercih edin (Buğulama güveç gibi)
- Mikrodalga fırın yerine turbo fırın kullanın
- Çocuklarınıza flor tableti vermeyin eğer yutuyorlarsa, florlu diş macunu kullanmayın.

Daha fazla bilgi almak isterseniz, hocamızın web sitesini inceleyebilir ya da kitabını okuyabilirsiniz. 

Web sitesi için buraya Tık Tık


Hepimize sağlıklı günler diliyorum.
Sevgiler
Şafak

17 Şub 2014

Anne Sütünün Antibiyotik Kullanımı Gerektiren Hastalıkları Azalttıgını Biliyor Muydunuz?

Sevgili anneler, anne sütü mucizedir, bebeğiniz ilk doğduğu andan itibaren büyüme ve gelişme için gerekli olan tüm sıvı, enerji ve besin ögelerini içerir. Eşsiz içeriği ile bağışıklık sistemi gelişimini destekler, antibiyotik kullanımı gerektiren hastalıkları azaltır.

Bebeğinizin bağışıklığını guclendirmek için onu 2 yaşına kadar anne sütü ile besleyin. Anne sütü alımı azaldığındaysa bebeğinizin bağışıklığını Aptamil ile desteklemeye devam edebilirsiniz.




Detaylı bilgi için tıklayınız.
Bir boomads advertorial içeriğidir.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...